AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 E-Postalarınıza, gözümüz gibi bakarız!'

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
INSAN

avatar

Mesaj Sayısı : 892
Reputation : 33
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: E-Postalarınıza, gözümüz gibi bakarız!'   Ptsi Ara. 07, 2009 12:54 am

[img]http://yenisafak.com.tr/resim/site/internet041b0f4104098e7bby.jpg[/img]
[color:da31=red]
[size=24]
'E-Postalarınızı bize teslim edin gözümüz gibi bakarız!'
[/size]

[/color]

Yerli arama motoru projesiyle Google ve Microsoft gibi şirketlere rakip olmak gibi garip bir yola giren devlet, şimdi de her vatandaşa 10 GB elektronik posta adresi vererek, Gmail'in yerini almayı hedefliyor. Özetle, devlet baba, "E-Postalarınızı bize teslim edin, biz gözümüz gibi bakarız" demek istiyor!


Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun, 'Anaposta Projesi' kapsamında, her çocuğun doğar doğmaz nüfus cüzdanında yazılı olan bir posta adresine sahip olacağını söylüyor.


Projeye göre, 70 milyon Türk vatandaşı, TC kimlik numarasını taşıyan e-posta adreslerine sahip olacak. Bu adreslerin uzantısının ne olacağı konusunda henüz bir bilgi verilmiş değil.


Ancak PTT Genel Müdürlüğü tarafından 'e-tebligat' adlı bir proje yürütülüyor. Acarer'in bahsettiği proje bu mu belli değil. Yıl sonuna kadar tamamlanması beklenen 'e-tebligat' uygulamasıyla, PTT'den vatandaşlık numarasıyla 'ptt.net.tr' uzantılı (örnek:1111111@ptt.net.tr) e-posta adresi alınacak ve bu e-posta adresleri sisteme kaydedilecek.



[img]http://www.resimler.in/Goz.Yanilgilari/img/Resimler/.modified/806_mod_Goz.Yanilgileri.077.jpg.jpg[/img]



Böylece, tebligatlar vatandaşların e-posta adreslerine kısa zamanda ve masrafsız iletilecek. Kullanıcılar, e-posta adreslerine PTT'nin internet sitesi üzerinden ulaşabilecek.


PTT üzerinden e-posta adresi alan vatandaşlardan ikinci bir e-posta adresi ve cep telefonu bilgileri istenecek. Sistemdeki e-postaya tebligat yapıldığında, vatandaşlar SMS yoluyla bilgilendirilecek.


Tebligatların sistemdeki e-posta adresine ulaşmaması ya da tebligatın elektronik olarak yapılamaması durumunda, tebligatlar fiziki olarak yani posta yoluyla yapılacak.


Mevcut durumda, posta yoluyla vatandaşların fiziki adreslerine gönderilen tebligatlar, 7. günün sonunda 'yapılmış' sayılıyor. Elektronik posta yoluyla gönderilen e-tebligatlar ise kişinin elektronik posta kutusuna ulaştığı tarihten itibaren üç gün sonra 'yapılmış' sayılacak. Ayrıca, sermaye şirketlerine yapılacak olan tebligatların elektronik posta yoluyla yapılması zorunlu olacak.


PTT'nin projesiyle ilgili detayları verdikten sonra gelelim, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer'in açıklamalarına. Acarer, hem yerli arama motoru hem de herkese e-posta hesabı projesinde, gerekçeyi bu hizmetin alındığı şirketlerin yabancı olmasına bağlıyor ve devlet kurumu adına, yabancı sermayeye karşı savaş açmış gibi bir görünüm arz ediyor.


Acarer, e-posta projesini, "Yahoo, Hotmail, Gmail gibi yabancı ve güvenli olmayan posta adresleri ve ağları kullanılmamış olacak. İslam ülkeleri ile Türk cumhuriyetleri, Türkiye'nin posta altyapısını tercih edeceklerinden, uluslararası büyük bir ağ ve internet haberleşme ortamı sağlanmış olacak.' cümleleriyle savunuyor.


Yerli arama motoruyla ilgili yazımda da belirttiğim gerekçeleri burada da hatırlatmak istiyorum.Türkiye'de, sermayenin vatanı, milliyeti, dini (Hatta imanı) olmaz diyerek, liberal ekonomi pazarlanırken, bu söylem biraz garip kaçmıyor mu?


Peki biz yabancı e-posta servislerine güvenmiyorsak, diğer ülkeler bizim gözetimimiz altındaki e-posta servisine neden güvensin?


Yine de karamsar bir tablo oluşturmak istemiyorum. Devlet, bu sektörü önemsiyorsa, Türkiye'deki girişimlere destek verebilir. Türkiye'den güçlü internet girişimleri çıkmasına evet. Ancak devletin özel sektörle rekabete girmesine hayır!


Hele hele bunu yabancı düşmanlığı söylemleriyle yapmak, 'damardan' girerek pazarlamaya çalışmak, günümüzün gerçekleriyle bağdaşmıyor. Yine aynı soru; devlet gerçekten bizi bu kadar çok mu seviyor? /
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MECER

avatar

Mesaj Sayısı : 93
Reputation : 10
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: E-Postalarınıza, gözümüz gibi bakarız!'   Ptsi Ocak 18, 2010 2:59 pm

[img]http://www.anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/71208mailemail.jpg[/img]

[color:c8ac=red]
[size=24]
Devlet Baba tüm e-mailleri izliyor ![/size]
[/color]



Taraf Gazetesinin polis kökenli yazarı Emre Uslu, e-mail trafiğinin devlet tarafından takip edildiğini yazdı. İşte haftaya damgasını vuracak o yazı..Taraf Gazetesinin polis kökenli yazarı Emre Uslu, e-mail trafiğinin nasıl izlendiğine ilişkin bugüne kadar hiç bilinmeyen detayları gündeme getirdi.

Türkiyede kimler elektronik postaları takip ediyor?
Tüm e-mailler izleniyor mu?
Sistem nasıl işliyor?
Kimler izliyor?

Tüm bu soruların yanıtı Emre Uslunun taraftaki yazısında yer alıyor.İşte Yazı:


Tarafın sürmanşetine çekilen bir haberde Özel Kuvvetler Komutanlığının Tarafta çıkan bir haber üzerine mahkeme kararı olmadan iki gazetecinin e-postalarını izlettirdiği ortaya çıkıyor.

Tarafın yayımladığı belgede 11 Mayıs 2009 tarihli Taraf Gazetesinde yer alan haberlere temel teşkil eden 2004 yılında hazırlanmış Ö.Kuv.K.lığına ait dört adet belgenin elektronik ortamda internet aracılığı ile bir gazeteciden diğer bir gazeteciye gönderildiği tespit edilmiştir. Genkur. Başk.lığınca söz konusu belgeler incelenmek üzere 12 mayıs 2009 tarihinde Öz.Kuv.K.lığına gönderilmiştir. Komutanlığımızca başlatılan inceleme sonucunda tespit edilen bilgilere dayanarak mahkeme dosyası hazırlanmış ve konu adli mercilere iletilmiştir deniyor.


Peki, güvenlik birimleri elektronik takibi nasıl yapıyor? Bu soruyu açıklamak için öncelikle dünyadaki elektronik ağların çalışma mantığını bilmek gerekiyor. E-maillerimiz ya da her gün ziyaret ettiğimiz web sitelerinin trafiği dünyada deniz altı kabloları denilen siber kablolar üzerinden sağlanıyor. Yani her ülkeyi dünyanın diğer ülkelerine bağlayan denizlerin altında döşeli kablolar mevcut.

Aslında günlük iletişimimiz dünyanın değişik yerlerinde bulunan serverler aracılığıyla sağlanıyor. Hatırlanacağı gibi 2008 yılında Dubai açıklarında yanlışlıkla koparılan internet kabloları Ortadoğunun çoğu ülkesinde ve Afrikada internet trafiğinde aksamalara neden olmuştu. Özellikle Mısırda internet erişimi yüzde 80 oranında zarara uğramıştı.

Türkiyeyi de dünyaya bağlayan deniz altı internet kabloları mevcut. Bütün iletişimimiz birkaç ana kablo üzerinden yapıldığından güvenlik örgütleri bu ana kabloları stratejik noktalar olarak görür ve onların içinden geçen bilgileri kontrol etmek isterler. Bu çerçevede Türkiyedeki dört güvenlik/istihbarat birimi ayrı ayrı olarak bu kabloların ülkeye giriş noktalarına değeri yüz milyonlarca doları bulan kontrol serverları yerleştirmiştir. Yani birbirinden bağımsız olarak her istihbarat biriminin bu kablolarda konuşlandırılmış elektronik gümrük kapıları mevcuttur. Bunlara toplamda milyar dolara yakın para ödenmiştir. Ve tabii ki bu paralar örtülü ödenekten verilmiştir. Bu cihazlar sayesinde Türkiyeye giren ve çıkan her türlü bilgi ülkeye girerken veya çıkarken bu cihazlara uğrar orada bir kopyası çıkarılır ve daha sonra da ulaşacağı adrese ulaşır. Bir diğer anlatımla, elinize gelen bilgilerin siz ve muhatabınız dışında başka kimse tarafından görülmediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. En azından Türkiyeye giren bilgiler dört kontrol noktasından geçtikten sonra geliyor. İki kere rafine yağ kullanan yurdum insanı dört kere rafine bilgiye ulaşıyor demek bu.

Bir tür elektronik gümrük işlemi gören bu cihazlardan geçen her bilgi kontrol edilmez. Ancak istendiği takdirde, her bilgi kontrol edilebilir. Yani eğer dört istihbarat biriminden biri sizin e-mail adresinizi kontrol etmek istiyorsa o bilgi zaten arşivlenmiştir. O arşivlerin arasından elle konmuş kolaylığı içinde o bilgi bulunup çıkarılabilir. Muhtemelen Tarafın yayımladığı belgenin nasıl dolaştığı bilgisi de bu teknik imkânlar sayesinde mümkün kılınmıştır.


Bu uygulama özellikle 2001 yılı sonrasında gelişen terörle mücadele konsepti gereği hemen hemen bütün ülkeler tarafından yapılmaktadır. Bu noktada kritik olan soru şu: o arşivlenen bilgiye kimin ne zaman ve nasıl ulaşacağı sorusudur. Görüldüğü kadarıyla Taraf ile ilgili Genelkurmay içinde yapılan bir soruşturma kapsamında o bilgilere herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın erişilmiş. Muhtemelen diğer iç istihbarat birimleri de ellerini kollarını sallaya sallaya o depolardan istedikleri kişilere ait istedikleri bilgileri alıp kullanıyorlar. Yani bir anlamda devletin kozmik bürosuna girmek isteyen hâkime direnen güvenlik elemanları ve onları destekleyenler vatandaşın kozmik odasında ellerini kollarını sallaya sallaya cirit atıyorlar ve bu odaların kapısında asılı hukuk kilidi de mevcut değil.

Hrant Dink suikastında olduğu gibi, her gün onlarca tehdit e-maillerine maruz kalan aydınlar ve gazeteciler sözkonusu olduğunda bin dereden su getiren, kulağının üstüne yatan ve eliyle yerleştirdiği dört farklı sistemde depolanan bilgileri araştırıp tehdidin kaynağına ulaşmak istemeyen güvenlik birimleri, sözkonusu kendileri olunca mahkeme kararı bile beklemeksizin arka odalarında takılı bulunan o elektronik depolara dalıp gazetecilerin bütün e-mail trafiğini hallaç pamuğu gibi attırabiliyor. Bu temel çelişkinin bir felsefik arka planı var: Devletin güvenliği halkın güvenliğinden daha önemli ve önde gelir. Bu nedenle de sözkonusu devlet olunca ne halkın hakkının ne de güvenliğinin önemi kalır.


Ya hesaplarımıza koyduğumuz şifreler; onlar işe yaramıyor mu diye soracaklara bir hatırlatma. O şifreleri açtırdığınız hesaplarınıza koyuyorsunuz e-mailinizin içine yazdığınız bilgilerinize değil. Yani send tuşuna bastıktan sonra yola çıkan bilgiler elektronik gümrüğe girerken hesabınız olarak girmiyor matematiksel kod olarak girdiğinden koyduğunuz şifrenin hiç bir anlamı yok. O şifreler sadece o kapıya dışarıdan gelip girmek isteyenler için anahtar. İçeride bulunanlar için öyle bir anahtarın hükmü zaten yok. Teşbihte hata olmasın ama durum biraz Sabri Uzunun anlattığı gibi: Hırsız içerdeyse anahtar fayda etmez...


Gündem elverir ve araya manialar girmezse önümüzdeki yazıda sokaktaki telefonların dinlenmesi konusunu yazacağım, ilgilisine duyrulur Hani şu Bülent Arınç suikastının haber verildiği telefonların ucundaki koca kulakları
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
E-Postalarınıza, gözümüz gibi bakarız!'
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Atiye-İstemem Değişmesin
» Zamanın değerini bilmek.
» Adı gibi yüreklere sevinç eken insan(Halis Aydın )
» 09 Kasım 2008 FB 4 - GS 1 Her zamanki gibi beklenen son :)
» photofiltrede photoshop gibi imza yapımı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: ILIM-TEKNOLOJI :: BILGISAYAR ve INTERNET-
Buraya geçin: