AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 PANELE DAVET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: PANELE DAVET   Perş. Nis. 14, 2011 12:07 pm

FİKRİ İDAM TEŞEBBÜSÜ
"Mirzabeyoğlu Davası"

NİÇİN'i- NASIL'ı- SONUÇ'u

... Av. Harun YÜKSEL
Av. Hasan ÖLÇER
Av. Güven YILMAZ
Moderatör: Av. Ali Rıza YAMAN

Tarih: 17 Nisan 2011, saat:16.00
Yer: Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi
İstiklâl Cad, Tünel, Beyoğlu/ İSTANBUL...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: PANELE DAVET   Perş. Nis. 21, 2011 2:40 pm

[b][url=http://millibirlikruhu.blogspot.com/2011/04/mirzabeyoglu-davas.html]"Mirzabeyoğlu Davası"[/url] [/b]



[font:550b=Verdana][img(320,213)]http://www.hizliupload.com/img/99194600060521843441.jpg[/img][/font][font:550b=Verdana][img(320,236)]http://www.hizliupload.com/img/36764469173880706959.jpg[/img][/font][font:550b=Verdana][img(213,320)]http://www.hizliupload.com/img/53251963132373331967.jpg[/img][/font][font:550b=Verdana][img(320,213)]http://www.hizliupload.com/img/33140840409901769531.jpg[/img][/font][font:550b=Verdana][img(320,213)]http://www.hizliupload.com/img/49748720538798394463.jpg[/img][/font]
[font:550b=Verdana]Millî Birlik Ruhu-17.04.2011[/font]

[font:550b=Verdana]Yeni Devir Hukukçular Derneği FİKRİ İDAM TEŞEBBÜSÜ "Mirzabeyoğlu Davası" NİÇİN'i- NASIL'ı- SONUÇ'u başlıklı panel düzenledi.[/font]

[font:550b=Verdana]Panel 17 Nisan 2011 tarihinde, saat:16.00’da Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde başladı.[/font]

[font:550b=Verdana]Paneli Av. Ali Rıza Yaman yönetti, diğer katılımcılar ise Av. Hasan Ölçer ve Av. Güven Yılmaz iken Av. Harun Yüksel Panele gönderdiği bir yazı ile katıldı.[/font]

[font:550b=Verdana]Panel Sinevizyon gösterisi ile başladı. Mirzabeyoğlu'nun "Tiyatro Bitti!" Başlıklı sözü bu sinevizyon gösterisinde vurgulandı.[/font]

[font:550b=Verdana]Panel esnasında Bir çocuk annesine "anne bu film mi ?" diye bir soru sordu. Anne "Hayır yavrum gerçek." cevabını verdi.[/font]



[font:550b=Verdana]Av. Ali Rıza Yaman, bu diyolog ile konuşmasına başladı. Her şeyin bir tiyatro olduğundan bahsetti. Müvekkilinin haksızlığa uğradığını söyleyen Yaman, Av. Harun YÜksel'in panel için gönderdiği yazıyı okuyarak sözlerine son verdi. Bu Yazının tam metni aşağıdadır.[/font]


[font:550b=Verdana]Buı esnada Kumandan Carlos telefonla Av Güven Yılmaz’ı arayarak Mirzabeyoğlu ve bütün siyasi mahkûmların yanında olduğunu belirten bir konuşma yaptı.[/font]



[font:550b=Verdana]Sonraki konuşması Av. Hasan Ölçer, müvekilline yapılan hukuksuzluk süreçlerini ayrıntılarıyla anlattı ve katılımcıları bilgilendirdi.[/font]



[font:550b=Verdana]Son konuşmacı Av. Güven Yılmaz ise neden mirzabeyoğlunun hedef seçildiğini irdeledi. Müvekkilinin gördüğü işkence süreçlkerine değinen Yılmaz, bulundukları suç duyurularına yanıt bile vermeyen bütün yetkilileri suçladı. Bütün resmi makamların Mirzabeyoğlu’nun işkence gördüğünü bildiğini belirtti.[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu Davası Hakkında[/font][font:550b=Verdana](*)[/font]
[font:550b=Verdana]Av. Harun Yüksel[/font]

[font:550b=Verdana]Yeni Devir Hukukçular Derneği’nin nazik davetine sağlığımın elverişli olmaması sebebiyle katılamadım.[/font]

[font:550b=Verdana]Derneğin Başkanı Av. Sayın Ali Rıza Yaman kardeşimin verdiği ev ödevi çerçevesinde bu metni hazırladım. Bu önemli panelin hayırlara vesile olmasını dilerken değerli katılımcı ve izleyicileri saygıyla selâmlıyorum...[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’nun “terör örgütü lideri olduğu” gerekçesiyle gözaltına alınıp, tutuklanıp, idama mahkûm edilmesi sürecinin üzerinden 12 yıl geçti...[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’na yapılan bu isnadın ne kadar haksız hukuksuz, delilsiz mesnetsiz bir isnad olduğu mahkemeden başlayarak her zeminde sözlü ve yazılı olarak defalarca izah ve ifade edildi...[/font]

[font:550b=Verdana]Bugün de katılımcı arkadaşlar bu konu üzerinde hassasiyetle duracaklardır...[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’nun şahsını hedef alan bu zincirleme haksızlık ve hukuksuzluklar, üç açıdan irdelenebilir...[/font]

[font:550b=Verdana]Bunun birincisi ve en kolay anlaşılabilir olanı insanî açıdır:[/font]

[font:550b=Verdana]Herhangi bir insanın, herhangibir yer ve zamanda, herhangi bir şekilde haksızlık ve hukuksuzluğa maruz kalması, bu haksızlığın derecesi her ne olursa olsun vicdan sahibi her insanı incitir/incitmelidir...[/font]

[font:550b=Verdana]Bir haksızlıktan incinen insan vicdanı, o haksızlık ortadan kalkıncaya kadar sızlamaya devam eder...[/font]

[font:550b=Verdana]Bunun için de, insanlar bir başka insana haksızlık yapıldığında o haksızlığın giderilmesi için harekete geçerler...[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’na yapılan haksızlık 12 yıldır sürüyor ve 70 milyonluk bir ülkede bu haksızlığı kaldırmak için bir şeyler yapmaya çalışan insan sayısı ne kadar az...[/font]

[font:550b=Verdana]Burada kendimize sormamız gereken soru şu:[/font]

[font:550b=Verdana]Sorun nerede?[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’nun maruz kaldığı vahim haksızlığın bu ülke insanına yeterince ulaştırılamamasında mı?[/font]

[font:550b=Verdana]Yoksa bu ükede vicdanının sesini dinleyen insanların oranının, cüzdanının sesini dinleyen insanların oranı karşısında ortaya çıkan negatif tabloda mı?[/font]

[font:550b=Verdana]Birincisinde...[/font]

[font:550b=Verdana]Veya ikincisinde...[/font]

[font:550b=Verdana]Veya birincisiyle ikincisi bir arada...[/font]

[font:550b=Verdana]Ne farkeder?..[/font]

[font:550b=Verdana]Her durumda ortada insanî açıdan derhal giderilmesi gereken ciddi bir problem olduğu açık...[/font]

[font:550b=Verdana]İnsanî yani ahlâkî...[/font]

[font:550b=Verdana]Ahlâk olmadan insan ve vicdan olur mu?[/font]

[font:550b=Verdana]***[/font]

[font:550b=Verdana]Bu konuda İkinci açı hukukî açıdır:[/font]

[font:550b=Verdana]Haksızlıkla hukuk birbirinin zıddı kavramlardır...[/font]

[font:550b=Verdana]Birinin olduğu yerde diğeri yoktur...[/font]

[font:550b=Verdana]Hukuk haksızlıkları kaldırmak için vardır...[/font]

[font:550b=Verdana]Kime karşı yapılırsa yapılsın, yapılan büyük veya küçük bir haksızlık ortadan kaldırılamıyorsa orada hukukun varlığıdan bahsedilemez...[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’na yapılan çok vahim haksızlık 12 yıldır sürdüğüne göre, bu ülkede kimse hukukun varlığından söz edemez...[/font]

[font:550b=Verdana]Söz eden yalancıdır...[/font]

[font:550b=Verdana]Bir ülkede hukuk yoksa, o ülkede yaşayan hiç kimsenin ırz, can ve mal emniyeti yoktur...[/font]

[font:550b=Verdana]O kadar yoktur ki...[/font]

[font:550b=Verdana]Dün mirzabeyoğlu’na yapılan hukuksuzluğun bir parçası olan DGM başkanı bugün, Silivri toplama kampı kapılarında “Bu ülke de hukuk yok mu?” diye bizim ona Mirzabeyoğlu Davası’nda, Mirzabeyoğlu’na yapılan hukuksuzluğu anlatmak için 12 yıl önce kullandığımız cümleleri birebir kullanarak feryad ediyor...[/font]

[font:550b=Verdana]Bu ülkede hukuk olsaydı, sen Mirzabeyoğlu için kalemini bu kadar pervasızca kırabilir miydin?[/font]

[font:550b=Verdana]***[/font]

[font:550b=Verdana]Bir ülkede hukuk yoksa problem hukukî değil siyasîdir...[/font]

[font:550b=Verdana]O zaman geldik üçüncü ve üzerinde en az durulan ama asıl çözümün üretilebileceği bakış açısına...[/font]

[font:550b=Verdana]Yani siyasete...[/font]

[font:550b=Verdana]Hayır, “yargının siyasallaşması”ndan sözetmiyorum...[/font]

[font:550b=Verdana]Onun için bile eğri veya doğru bir hukuka ihtiyaç var...[/font]

[font:550b=Verdana]Burada hukukun hiç olmamasından sözediyorum...[/font]

[font:550b=Verdana]O’nun kalemler kırılarak idama mahkûm edildiği duruşmadan çıkarken söylediği şu sözü hatırlayın: “Tiyatro bitti!”[/font]

[font:550b=Verdana]“Yargılama bitti!” değil...[/font]

[font:550b=Verdana]Tiyatro bitti...[/font]

[font:550b=Verdana]Tiyatro nedir?[/font]

[font:550b=Verdana]Gerçek olmayan, varolmayan, tamamiyle hayalî, kurgusal bir takım olayları bize o anda yaşanıyormuş gibi gösteren bir gösteri sanatı...[/font]

[font:550b=Verdana]Bir tiyatro oyununda bir duruşma sahnesi düşünün...[/font]

[font:550b=Verdana]Hakimler heyetinden savcısına, sanığından avukatlarına, zabıt kâtibesinden, mübaşirine, tutuklu sanığı oraya getirip arkasında dikilen jandarmalara, gözü yaşlı ve kalbi endişeyle çarpan sanık yakınlarına, meraklı ve arsız gazetecilere, seyircileri mimlemek/fişlemek için oraya gelmiş sivil polislere kadar herkes, tam bir mahkeme dekoru içinde yerli yerinde...[/font]

[font:550b=Verdana]Herşey yerli yerinde ama bu tiyatro oyununun hukukla ne alâkası var?[/font]

[font:550b=Verdana]Bunun hukukla ne alâkası olabilirse, Mirzabeyoğlu Davası’nın da hukukla alâkasının ancak o kadar olduğunu bu oyunda kendisine beceriksiz bir avukat rolü düşen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim...[/font]

[font:550b=Verdana]“Tiyatro bitti!” cümlesi, bu davayı izah bakımından, hem hukukî alanda hem de edebî alanda kıyamete kadar unutulmayacak bir nitelemedir.[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’na yapılan haksızlığın mahiyeti doğru anlaşılmadan bu haksızlığın nasıl giderilebileceği de doğru anlaşılamaz...[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu, adlî bir hata, hukukî bir eksikliklik, delillerin değerlendirmesinde yapılan bir yanlışlık sebebiyle idama mahkûm edilmemiştir...[/font]

[font:550b=Verdana]Siyasî bir merkezin aldığı bir kararla siyasi bir saldırıya uğramıştır...[/font]

[font:550b=Verdana]Bu siyasî merkez, O’nu “suikast yaparak kahramanlaştırmamak için”, adliye eliyle infaz yolununu tercih edilmiştir.[/font]

[font:550b=Verdana]Bu “siyasî merkez” neresidir?[/font]

[font:550b=Verdana]Niçin böyle bir karar almıştır?[/font]

[font:550b=Verdana]Bu karar nasıl ortadan kaldırılabilir?[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu’nun maruz kaldığı haksızlığı gerçekten ortadan kaldırmak niyetinde olanların bu üç sorunun doğru cevaplarını bulması gerekir...[/font]

[font:550b=Verdana]Bu konuya girersek ne bende anlatacak takat kalır ne sizde dinleyecek sabır...[/font]

[font:550b=Verdana]O yüzden çok kısaca değinip gerisini irfanlarınıza ve ihlâslarınıza havale edeceğim...[/font]

[font:550b=Verdana]Bu Siyasî merkez içte değil dıştadır...[/font]

[font:550b=Verdana]Onun ismi “Batı emperyalizmi”dir...[/font]

[font:550b=Verdana]Batı emperyalizmi, hegemonyası altındaki ülkelerdeki saldırılarınıl genellikle o ülkeden seçtiği taşeronlarına yaptırır...[/font]

[font:550b=Verdana]Çok mecbur kalmadıkça ateşe elini doğrudan sokmaz maşa kullanır...[/font]

[font:550b=Verdana]İçinizde 12 yıl öncesini hatırlayanlar varsa o dönemin 28 Şubat NATO darbesi dönemi olduğunu da hatırlıyor olmalıdır...[/font]

[font:550b=Verdana]Bu saldırının maşaları da işte o 28 Şubat darbecileridir...[/font]

[font:550b=Verdana]28 Şubat NATO darbesi hernekadar TSK’daki NATOCU subaylar eliyle kotarılmış görünse de, bu darbe esas olarak NATOCU siyasetçi, hakim, savcı, polis, istihbaratçılardan oluşan sivil bürokratlar, işbirlikçi medya, işbirlikçi sivil toplum kuruluşları eliyle yürütülmüştür.[/font]

[font:550b=Verdana]Bugün şahit olduğumuz yanlışlardan biri Mirzabeyoğlu’na yönelik saldırının Batı emperyalizminin bugünkü taşeronlarına yanaşarak, yalvararak, yaltaklanarak çözülebileceğini sanmaktır...[/font]

[font:550b=Verdana]Düşman’a yanaşarak, yalvararak, yaltaklanarak kazanılmış siyasal bir başarı var mıdır ki; düşmanın taşeronlarına yanaşarak, yalvararak, yaltaklanarak kazanılmış bir siyasî başarıya ümit bağlanabilsin?[/font]

[font:550b=Verdana]Adam insan olsa ahlâkı olur, ahlâkı olsa vicdanı olur, vicdanı olsa insafı, merhameti ve haysiyeti olur...[/font]

[font:550b=Verdana]Haysiyeti olsa işbirlikçi olmaz...[/font]

[font:550b=Verdana]Batı emperyalizmi küresel bir saldırıya geçmiştir... Bunun önünde engel olabilecek herkesi ve her şeyi imha etmeye kararlıdır...[/font]

[font:550b=Verdana]Böyle bir saldırı ancak küresel bir karşı taarruzla yokedilebilir...[/font]

[font:550b=Verdana]Bunun adına siyasî literatürde vaziyete göre bazen ayaklanma, bazen, isyan, bazen devrim, bazen de savaş deniliyor...[/font]

[font:550b=Verdana]Siyasî bir fikirden, ideolojiden o ülkenin irfanına uygun devrimci bir dil geliştirilmeden de devrim/inkılâp olmaz, ihtilâl olur, isyan olur ayaklanma olur ama devrim/inkılâp olmaz...[/font]

[font:550b=Verdana]Burada sözü misâl olsun, emsâl teşkil etsin diye İbda Fikriyatı’nı bünyeleştirmiş ve hadiselere o fikrin verdiği geniş perspektiften bakabilen aksiyoncu bir entellektüele, Ali Osman Zor’a bırakmak lâzım...[/font]

[font:550b=Verdana]Ülkesinde yaşayıp da gözünün önünde olup bitenlere düşmanın propagandasının zihnine çizdiği sınırlar içinden bakarak, düşmanın istediği cevapları verenlere, düşmanın istediği yerde durararak, düşmanın istediği gibi davranmayı siyasî tavır zannedenlere inat binlerce kilometre öteden bakın nasıl doğru teşhis ve tespitler yapıyor:[/font]

[font:550b=Verdana]- Türkiye'de Özal'la başlayan yeni paradigma süreci -12 Eylül'le de başladığını söylemek mümkün- bugün “Eşbaşkan” Tayyip Erdoğan ve AKP ile devam etmekte. Mevcut yapının ismi ne şu ne bu, sadece “Batıcı düzen”... Batıcı düzenin yürümesi ve düzen lehine tıkanıklığın aşılması için kurgulanan yeni paradigma, geçerliliği test edildikten ve Batıcı düzen lehine kitleler devşirildikten sonra, İslâm coğrafyasına “model” olarak sunulmasına karar verildi.[/font]

[font:550b=Verdana]- Eski paradigma mensuplarıyla ortaklaşa yapılan “28 Şubat operasyonu”yla eskiye duyulan tepkinin şiddeti arttırılırken, diğer taraftan yeni paradigma ve mensuplarının yeri sağlamlaştırıldı.[/font]

[font:550b=Verdana]- Eğer paradigmaya duyulan tepkiyi örgütleyip ve bu tepkiyi düzenin kendisine yönelterek iktidarı ele geçirirseniz, bunun adı devrim olur. Bu da şu demektir, paradigmalar, değişim-devrim dönemlerinde düzenin gerçek sahipleri tarafından kendi lehlerine olarak kurgulanır.[/font]

[font:550b=Verdana]- 28 Şubat operasyonuna duyulan tepkiyi, devrimci hareket, nihayetinde örgütlemeyi başarmış ve hedefe bir adım mesafede 99 yılına girmişti. Fakat 3 aylık hapisle parlatılan yeni paradigmanın figüranı, düzenin gerçek sahiplerinin maddi ve manevi bütün desteğini arkasına alarak, tabiri caizse bu tepkiyi çaldı. Ve böylece, Hıristiyan-Yahudi Batıcı düzeni değiştirmeye ramak kala İslâm Devrimi'nin önünü kesmeyi başardılar.[/font]

[font:550b=Verdana]- Yeni paradigmanın bir düzen değişimi olmadığını, sadece zihinlerdeki algıyla oynanarak düzen değişimi gerçekleştirildiği hissini yaşattığını ve böylece bir taraftan mevcut düzen bütün kurum ve kuruluşlarıyla devam ederken, diğer taraftan da devrimci hareket ve fikirlerin benzeri ve sahtesi kullanılarak, bunun devrimin önünün kesilmesi demek olduğunu anlamak gerekir.[/font]

[font:550b=Verdana]- Tekrar etmek gerekirse, “paradigma”, kesinlikle “düzen” mânâsına gelmez. Paradigma değişimi, mevcut düzenin tıkandığı dönemlerde, onun yürütülmesi ve kuvvetlendirilmesi için yapılan zihni operasyonlardır.[/font]

[font:550b=Verdana]- Bu mânâda, dünyaya hâkim Batı hayat tarzı ve Hıristiyan-Yahudi Batı düzeni açısından değerlendirdiğimizde, Suudî Arabistan'daki sözde “şeriat” düzeniyle Türkiye'deki “laik” düzen arasında herhangi bir fark yoktur.[/font]

[font:550b=Verdana](..)[/font]

[font:550b=Verdana]- Bugüne geldiğimizde, Asya Kıtası'nda yaşanan son gelişmeler bize gösteriyor ki, şu an için Batı'nın kendi düzenini yürütebilmek için, elinde, “Ilımlı İslâm” paradigmasından farklı veya daha elverişli bir paradigma mevcut değil. Ya bu paradigmayla işleri yürütmeye devam edecek, yahut yavaş yavaş geldiği yere, yani evine geri dönecek.[/font]

[font:550b=Verdana]- Eğer, Özal'la birlikte başlayıp Eşbaşkan Tayyip Erdoğan ile neticelenen Ilımlı İslâm paradigmasının mânâsını bu güne kadar anlamamış ve onu çözememişsek, bize geçmiş olsun. “Algımız”ın -gerçeğin değil- ve “algılar”ın esiri olarak yaptığımız, hiçbir aksiyon doğurmayan çer-çöp değerlendirmeler de bizim olsun.[/font]

[font:550b=Verdana]- Bütün ideolojiler ve davalar, bağlılık iddia edenler tarafından yükseltilir veya batırılır. “Vitrin”de, mevcut düzenin yürütülmesinin aleti olan paradigma ile yapılan her türlü işbirliği görüntüsü, heyecanı ve iktidar arzusunu öldüreceği, buna bağlı olarak da “donma”, “çözülme” ve “çürüme”yi beraberinde getireceğinden, paradigmanın tam çöküş anında altında kalınması mukadder olur. “Kaim” ve “Daim”den olmak, paradigmaların üstüne çıkmayı gerektirir. (**)[/font]

[font:550b=Verdana]Ali Osman Zor’a kalbî bir selâm yolladıktan sonra...[/font]

[font:550b=Verdana]Bu ülkenin saygıdeğer entellektüellerinden bir başkasına...[/font]

[font:550b=Verdana]Aynı zamanda meslekdaşım da olan sayın Suat Parlar’a geçelim ve sosyalist bir devrimci aydınımızın çok geniş ve kıymetli Türkiye analizinden kısa bir bölüme kulak verelim:[/font]

[font:550b=Verdana]- 12 Eylül yargılanamaz. Bu sisteme işkence, katliam, yargılı veya yargısız infaz suç olarak duyurulamaz. Kendini devrimci diye tanımlayan hiç kimse bu sistemden adalet dilenemez. Bu sistemden adalet dilenciliği, bu sistemi meşrulaştırmak anlamına gelir.[/font]
[font:550b=Verdana]- Bu sistemin yargılanmasının tek yolu, bu sistemdeki sınıfsal egemenliği ortadan kaldıracak bir girişimin parçası olabilmekle ve bunu sonuca ulaştırmakla mümkündür.[/font]
[font:550b=Verdana]- Bunun haricinde 12 Eylül yargılamalarından söz etmek ve 12 Eylül yargılamalarını, 12 Eylül'den sorumlu olan tekelci sermayenin ekonomik, politik, hukukî iktidarına emanet etmek ikiyüzlülük değil ise, nedir?[/font]
[font:550b=Verdana]- Bu söylem ile yürümek sistemle bütünleşmenin siyasetidir. Bunun başka bir anlamı yoktur. (***)[/font]

[font:550b=Verdana]Devrimlerin dili, devrimlerin niteliği bir birinden farklı da olsa birbirine çok benzer...[/font]
[font:550b=Verdana]İşte devrimin dili, devrimcinin eşya ve hadiselere bakışı böyle bir şeydir...[/font]

[font:550b=Verdana]Böyle bir siyasî dil olmadan/oluşmadan hiçbir fikir aksiyon kalıplarına dökülemez...[/font]

[font:550b=Verdana]Mirzabeyoğlu bu sebeple 12 yıldır betondan bir hücrede esir olarak tutulmaktadır.[/font]

[font:550b=Verdana]Bunun vebali bu ülkede yaşayan herkesin omuzlarındadır...[/font]

[font:550b=Verdana]Hepinizi saygıyla selâmlıyorum...[/font]

[i][font:550b=Verdana]* Av. Harun Yüksel'in, Yeni Devir Hukukçular Derneği'nin FİKRİ İDAM TEŞEBBÜSÜ "Mirzabeyoğlu Davası" NİÇİN'i- NASIL'ı- SONUÇ'u başlıklı panel'e gönderdiği konuşmanın tam metnidir. (Tarih: 17.04.2011)[/font]

[font:550b=Verdana]** Ali Osman Zor'un, "ASİ ASYA AYAKTA[/font]
[font:550b=Verdana]TÜRKİYE’DEN TÜRKİSTAN’A KITA ÇAPINDA CEPHELER" başlık yazı dizisinden alınmıştır. Bu yazı için:[/font][font:550b=Verdana][url=http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopic.php?t=3500&mforum=entellektuel]http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopic.php?t=3500&mforum=entellektuel[/url][/font]

[font:550b=Verdana]*** Av. Suat Parlar ile yapılan "ANAYASAL KUŞATMA ve SERMAYE" başlıklı söyleşiden iktibas edilmiştir. Bu söyleşinin tamamı için:[/font][font:550b=Verdana][url=http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopic.php?t=3735&mforum=entellektuel]http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopic.php?t=3735&mforum=entellektuel[/url][/font][/i]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
PANELE DAVET
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: İlan-
Buraya geçin: