AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ORTADOĞU KAYNIYOR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: ORTADOĞU KAYNIYOR   Paz Mart 13, 2011 11:45 am

Konunun ilk mesajı :

Ortadoğu'da eylemler devam ediyor
13.03.2011 - 07:30 Yazdır Arkadaşına gönder Yemen'deki gösterilerde polisin sıktığı zehirli gazdan etkilenmiş bir hükümet karşıtı gösterici Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde eylemler devam etti. Yemen'de bir okul çocuğu polis kurşunu ile öldü. Suudi Arabistan'da Cuma günü için planlanan "11 Mart Suudi Devrimi" gerçekleştirilemedi. En ilginç iddia ise, Kral Abdullah'ın Facebook'u almak istemesi oldu.

Suudi Arabistan
Suudi Arabistan'da Perşembe günü, el Katif'te en az üç protestocu polis tarafından vurularak yaralandı. Göstericiler özgürlük ve siyasi tutukluların serbest bırakılması talepleriyle sokaklara dökülmüştü. Hükümet karşıtı gösteri, son üç haftada yapılan benzer hükümet karşıtı gösterilerin en sonuncusuydu. Bu gösterilerde birçok kişi tutuklandı. Suudi Arabistan hükümeti güvenlik önlemlerini arttırırken muhaliflere karşı cezaları da arttırdı.

Cuma günü ise öğle namazı çıkışı gösteriler olması beklenirken güvenlik güçlerinin birçok şehirde kilit noktalarda konumlanmaları ile bu engellendi. Göstericiler bir “Suudi 11 Mart Devrimi” planlamışlar ve bunu Facebook ve Twitter'dan duyurmuşlardı. Başkent Riyad'da gösterilerin yapılacağı merkeze yakın camiyi yüzlerce güvenlik görevlisi çember altına alırken, imamlar da vaaz vererek, halkı ayaklandırmanın İslam'ın öğretisine karşı olduğunu ve bunun sadece kaos yaratacağını söyledi. Cidde'de de polis sokakları doldurdu.

News.am'nin verdiği habere göre Suudi Kral Abdullah, Facebook'da organize edilen hükümet karşıtı gösterilerin "kökünden" engellemek amacıyla piyasa değeri 50 milyar dolar olan Facebook'u 150 milyar dolara satın almak sitedi ancak teklif Facebook tarafından reddedildi.

Bahreyn
Bahreyn'de çoğu Şii binlerce muhalif, Bahreyn bayrağı ve çiçekler taşıyarak kralın sarayına doğru yürüyüşe geçti. Ancak bin kadar sopalı kişi göstericilerin ilerlemesini engelledi. 200 kadar polis de yolu dikenli tel ile kapattı ve göstericileri eve dönmeleri için uyardı. Taş atan Sünniler ile Şiiler arasındaki çatışmaya polis de gaz ile müdahale etti. Bir kişi ciddi şekilde yaralandı.

Ahmet Cafer adlı bir gösterici, “Kraliyet ailesinin bir sürü sarayı ve evi var burada. Biz barışçılız. Evlerine gidip haklarımızı istemek istiyoruz. Güç ve iktidar bir ailenin elinde olmamalı, halkın yanında olmalı” dedi.

ABD donanmasının Beşinci Filosu'na ev sahipliği yapan Bahreyn 1990'dan beri en büyük isyana sahne oluyor. Çoğunluğu Şii olan halk ile iktidardaki Sünni ailenin karşı karşıya gelmesi, şiddetin artmasına neden oluyor.

Yemen
Cuma günü Yemen'de on binlerce protestocu yürürken özellikle başkent Sanaa'da rekor sayıda katılım oldu. Göstericiler Ali Abdullah Salih'in yeni bir anayasayı da içeren reform önerilerine rağmen, onun hemen gitmesini istiyor. Salih 32 yıldır iktidarda.

Yemen'de Ocak ayından başlayan gösterilerden en büyüğü bu oldu. Binlerce Salih yanlısı da başkentin Tahrir meydanına geldi. Bu güçler arasındaki çatışmalarda en az dört kişi yaralandı, iki kişi keskin nişancılar tarafından öldürüldü. Aden'deki protestolarda protestocuları dağıtmak isteyen polis tarafından üç kişi silahla, altı kişi zehirli gazı ile yaralandı. Bu gazın Yemen polisine ABD tarafından sağlandığı belirtiliyor. Zira bulunan boş metal kutularda “Made in U.S.A.” etiketi vardı. Bazı kaynaklar bunu ABD'den Yemen polisine “hediye” olarak verildiğini belirtiyor.

Mukalla'daki rejim karşıtı gösterilerde ise bir okul çocuğu polis tarafından vurularak öldürüldü.

Ocak ayından beri süren gösterilerde 30 kişi öldü.

Irak
Irak'ta yüzlerce kişi iş ve daha iyi hizmet isteğiyle protesto gösterileri yaptı. Bağdat'ta, Felluce'de, Süleymaniye'de ve Basra'da gösteriler oldu. Irak hükümeti Şubat başından beri gösteriler nedeniyle sallanıyor.

Özerk Kürt bölgesinde ise binlerce gösterici Bölgesel Kürt Yönetimi'nin başkanı Barzani'nin istifa isteğiyle sokağa döküldü. Bir gösterici kendini yakmak istedi ancak yanındakiler tarafından engellendi.

(soL - Dış Haberler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Çarş. Mart 23, 2011 11:38 am

[color:c5b3=#000000][font:c5b3='Times New Roman'][color:c5b3=#333333][font:c5b3=Arial][b][url=http://millibirlikruhu.blogspot.com/2011/03/yemenli-muhalif-lider-turklerden-cok.html]Yemenli Muhalif Lider: Türkler’den çok şey öğrendik[/url][/b]

[center][url=http://www.haber10.com/images/news/300x225/236176.jpg][img]http://www.haber10.com/images/news/300x225/236176.jpg[/img][/url][/center]

[font:c5b3=Verdana]22 Mart 2011[/font]

[font:c5b3=Verdana]Yemen’de kanlı bir ayaklanma yaşanıyor. Ntvmsnbc’ye konuşan muhalif liderlerden Abdullah Zindani birkaç gün içinde devlet başkanının devrileceğini iddia etti ve ekledi: Libya gibi olmayız çünkü Türklerden çok şey öğrendik.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Tunus'ta başlayıp Mısır’a sıçrayan isyan dalgasının son durağı olarak Libya gösteriliyor. Kaddafi yönetimine karşı başlatılan operasyon nedeniyle tüm gözler bu ülkenin üzerinde Oysa, Libya’ya düzenlenen harekatın gölgesinde kalan bir başka isyan ateşi de Arap Yarımadası’nın en güneyinde haftalardır yanıyor, hem de son günlerde kanlı çatışmaların gölgesinde.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Henüz Mısır’da Mübarek iktidarını korumaya çalıştığı günlerde Yemen’de üniversite öğrencilerinin başlattığı gösteriler 30 yıldan fazladır ülkenin başında bulunan Ali Abdullah Salih’in koltuğunu sallıyor. Geçtiğimiz Cuma günü başlayan çatışmalarsa artık Yemen’de kritik viraja girildiği yorumlarına neden oluyor. ntvmsnbc, Libya’nın gölgesinde kalmış Yemen’deki isyanını, muhalif liderlerden Abdullah Zidani’yle konuştu.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Abdullah Salih’in günlerinin sayılı olduğunu iddia eden Zidani, Yemen’in yeni bir Libya olmayacağında ısrarlı. “Çünkü” diyor Zidani, “biz Türkler’den çokşey öğrendik.[/font]

[b][font:c5b3=Verdana]ŞİİLER’İN DEĞİL TÜM HALKIN ‘DEVRİMİ’[/font] [/b]

[font:c5b3=Verdana]ntvmsnbc: Haber jansları Yemen’le ilgili geçtikleri haberlerinde Şii muhalefetten bahsediyor. Ülkede yaşanan ayaklanmanın sebebi sadece yolsuzluk ve yoksulluk muydu? Yoksa Yemen içindeki mezhepsel ve etnik farklılıklar da yaşananlarda rol oynadı mı?[/font]

[font:c5b3=Verdana]Abdullah Zindani: Öncelikle şunun altına çizmeliyim. Islah Partisi, parlamentoda 60 milleetvekiliyle ülkedeki en güçlü muhalif partisidir. Bunun dışında da çeşitli muhakllif partiler var. Parlamentoda ise sadece bir Şii milletvekili var. Yani ülkedeki muhalefeti Şiiler’e indirgemek doğru olmaz. Şu an yaşanan devrim bir parti, mezhep ya da siyasi görüş devrimi değildir. Tüm halkın katıldığı bir devrimdir.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Ayrıca mezhep ayrılığını Yemen’de kışkırtan Devlet Başkanı Salih’in kendisidir. Salih,iktidardakalabilmekiçin bir taraftan bazı Şii grupları destekledi, bir taraftan da Selefiler’i ve ayrılıkçıları destekledi. Örneğin ülkenin kuzy batısındaki Şii Husiler’i Suudiler’i korkutmak ve desteklerini almak için kullandı, onlarla çatışma yaşandı ama el altından destekledi.[/font]

[b][font:c5b3=Verdana]İSYAN ÜNİVERİSTEDE BAŞLADI[/font] [/b]

[font:c5b3=Verdana]ntvmsnbc: Yemen’deki ayaklanmanın başlangıcına gelirsek, bugüne kadar Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan isyan hareketlerinde genellilkle başkentteki ana meydan gösterilerin merkezini teşkil etti. Yemen’de ise Sana Üniversitesi merkezdi, ve en azından başlangıçta öğrenciler gösterilerin ön saflarındaydı. Ayaklanma nasıl başladı ve Yemen’in farkı neydi?[/font]

[font:c5b3=Verdana]Abdullah Zindani:Tunus’ta yaşananlardan ve olayların Mısır’a sıçramasından sonra Salih kent merkezinde bazı tedbirler aldı. Sivil giysiler giymiş ordu mensuplarını Özgürlük Meydanı’na yolladı ve buraya çadırlar kurarak göstericilerin meydana gelmelerini engelledi. Göstericiler de bu durumda Sana Üniversitesi’nin bulunduğu alana yöneldiler.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Önceleri gösteriler sadece üniversite meydanında yapılıyordu. Ancak zamanla göstericilerin sayısı arttı ve meydanın çevresindeki cadde ve sokaklara taştılar. Bu durum Salih’i daha fazlasıyla kızdırdı ve Cuma günü çevre binalardan göstericilere ateş açmaya başladılar.[/font]

[b][font:c5b3=Verdana]‘ORDU YANIMIZDA’[/font] [/b]

[font:c5b3=Verdana]ntvmsnbc: Son duruma gelirsek. Ayaklanmanın başladığı günlerden itibaren zaman zaman çatışmalar hatta ölümler yaşanmıştı. Ancak Cuma günü adeta işin boyutu değişti ve 50’den fazla insan çatışmalarda hayatını yitirdi. Hafta sonu boyunca da ölümlere sebep olan çatışmalar devam etti. Son olarak da tankların kent merkezine girdiği haberleri geldi.Yemen’de son durum ne?[/font]

[font:c5b3=Verdana]Abdullah Zindani: Cuma günü öldürülen 56 kişi ya kafalarından, ya boyunlarından ya da göğüslerinden vuruldular. Bunları vuranlar da çatılara yerleştirlen keskin nişancılardı. İşte bu görüntüler çok şeyi değiştirdi. Ordu mensuplarının vicdanlarını titretti ve tavırlarının değişmesine neden oldu. Aynı şekilde tüm kabile reisleri, aydınlar ve yurt dışındaki Yemen büyükelçilerinin tavrı kesin olarak değişti.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Burada bir şeyi açıklamak istiyorum. Yemen’de ordunun durumu farklıdır, ordu savunma bakanlığına bağlı değildir ve komutanlar eskiden beri toplumda ağırlığı olan insanlardan seçilir.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Bu komutanların başında da Ali Muhsin ve El Ahmar geliyor. Devlet Başkanı Abdullah Salih ordudaki bu durumu değiştirmelk için çok çalıştı. Başında kendi oğlunun ve yeğenlerinin bulunduğu ayrı birlikler kurmaya çalıştı. Ama orduyu ve başındaki komutanları pasifize etmeyi başaramadı. Bu iki komutan ülkenin hemen tamamını kontrol ediyor ve ikisi de muhalif saflara geçti.[/font]

[b][font:c5b3=Verdana]‘SALİH’İN GÜNLERİ SAYILI’[/font] [/b]

[font:c5b3=Verdana]ntvmsnbc: Devlet başkanı nereyi kontrol ediyor öyleyse?[/font]

[font:c5b3=Verdana]Abdullah Zindani: Salih’in kontrol ettiği bir bölge yok. Sadece cumhuriyet muhafızları onun denetiminde. Bugün gelen haberlere göre onlar arasında da görüş ayrılıkları başladı. Zaten öteden beri Abdullah Salih’in yönetimde sadece şehir merkezleri vardı.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Taşrada kabilelerin kuralları geçer. Ve şu an şehirler de onun kontrolünden çıktı. Bugün sadece başkanlık sarayı denetiminde. Yemen halkı çıkmasına izin vermiyor. Bir kaç gün içinde Yemen’de kesin bir değişim olacak. Ordu kuvvetlerinin isyancılara katıldıklarını açıklaması Yemen’de değişimin yüzde yüz olduğunu delilidir.[/font]

[font:c5b3=Verdana]YA SUUDİ ARABİSTAN MÜDAHALE EDERSE?[/font]

[font:c5b3=Verdana]ntvmsnbc: Salih’in köşeye sıkıştığını söylüyorsunuz. Gösterilerin yaşandığı bir başka ülke olan Bahreyn’de geçtiğimiz hafta yönetim Suudi Arabistan’da destek istedi ve Suudi askerler de Bahreyn’e girdi. Son çare olarak Salih’in de benzer şekilde Suudi askerlerini ülkeye çağırması mümkün mü? Ve böyle bir durumda neler yaşanır?[/font]

[font:c5b3=Verdana]Abdullah Zindani: Kesinlike Suudi Arabistan, böyle bir talebi kabul etmez çünlü Salih’in yalancının biri olduğunu çok iyi biliyorlar. Ben hiç bir ülkenin Salih’e yardım edeceğini düşünmüyorum. Çünkü Yemen’in coğrafiözelliği bir dış müdahaleye izin vermez.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Coğrafya son derece sarp ve Yemen’in insanları da Türkler’den çok şey öğrendiler. Osmanlı zamanında onları Türk kuvvetleri eğitmişti. Dağ savaşlarının nasıl yapıldığını çok iyi biliyorlar. İngilizler Yemen’i ele geçirmeye çelıştılar ancak sadece kıyıdaki Aden’i ele geçirebildiler, iç bölgelerde tutunamadılar. Ayrıca Yemen halkı silahlı bir halktır.[/font]

[font:c5b3=Verdana]Suudi Arabistan ordusu geçmişte küçük bir grup olan Husiler’i bastırmaya çalıştı ama ordu hezimete uğradı. Suudiler Abdullah Salih için bir kez daha bu duruma düşmek istemez.[/font]

[font:c5b3=Verdana]NTVSNBC[/font]
[/font][/color][/font][/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Çarş. Mart 23, 2011 11:47 am

[color:abb9=#000000][font:abb9=Verdana][font:abb9=Verdana][color:abb9=#C20000]İsrail, Gazze'yi ikinci kez vurdu: 9 ölü[/color]
[img(250px,200px)]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/892020110322101515543.jpg[/img]

[color:abb9=#303030]İsrail, akşam saatlerinde Gazze kentinde İslami Cihad'ın askeri kanadı Saraya El Kuds üyelerini hedef aldı. Saldırıda El Kuds'ün 4 üyesi hayatını kaybetti. Bugün içinde ise ölen Filistinli sayısı 9 oldu..[/color]
[font:abb9=Verdana]
22 Mart 2011, 22:36
[img]http://anadoluhaberim.com/img/icon/kullanici.png[/img] Anadolu Haber
[/font]
[table:abb9 id="table1" width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="20"][tr][td:abb9 style="font-size: 8pt; font-family: Verdana; vertical-align: top;"] [/td][/tr][/table]İsrail ordusu, akşam saatlerinde Gazze kentinde İslami Cihad'ın askeri kanadı Saraya El Kuds üyelerini hedef alan bir saldırı düzenledi. Saldırıda Saraya El Kuds'ün 4 üyesi hayatını kaybetti.

Böylece, İsrail'in bugün Gazze'de düzenlediği operasyonlarda ölen Filistinliler'in sayısı 9'a yükseldi. Öğleden sonra Gazze'nin doğusundaki Secaiye'de bir eve açılan top ateşinde 4'ü aynı aileden 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Gazze'deki yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde Gazze kentinin Zeytun mahallesinde, El Rantisi Camii etrafında bulunan bir grup Saraya militanı, halk arasında 'zennene' adı verilen pilotsuz hava araçlarından atılan iki füzeyle vuruldu.

Saraya El Kuds sözcüsü Ebu Ahmed, saldırıyı doğrulayarak, ölenlerin örgüt içindeki üst düzey askeri liderlerden olduğunu belirtti. Ebu Ahmed, saldırıya karşılıklarının "pek yakında ve farklı" olacağını ifade etti.

İsrail ordusu da saldırıyı doğruladı ve İsrail'e roket saldırısında bulunmayı hedefleyen "teröristler"in hedef alındığını duyurdu. İsrail ordusu, içinde militanların bulunduğu aracın seyir halindeyken hedef alındığını bildirirken, "Aynı terör hücresi, iki hafta kadar önce Ser Şeva kentine atılan Grad füzesi saldırısını da gerçekleştirenlerdi" dedi.

İsrail'in Zeytun'daki saldırısının ardından İsrail'in güneyindeki, Gazze yakınlarındaki Aşkelon kentine de bir Kassam saldırısı düzenlendiği bildirildi. Ancak, saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı.
[/font][/font][/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Çarş. Mart 23, 2011 11:48 am

[color:33d0=#000000][font:33d0=Verdana][font:33d0=Verdana][color:33d0=#C20000]BM:İsrail temizlik Yapıyor![/color]
[img(250px,200px)]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/bmden_sok_aciklama_israil_temizlik_yapiyor_2.jpg[/img]

[color:33d0=#303030]BM soruşturmacısı, Amerikalı akademisyen Richard Falk, İsrailin Kudüste Yahudi yerleşimlerini genişletmesinin ve Filistinlileri evlerinden çıkarmasının 'bir etnik temizlik türü olduğunu' söyledi.[/color]
[font:33d0=Verdana]
22 Mart 2011, 02:03
[img]http://anadoluhaberim.com/img/icon/kullanici.png[/img] Anadolu Haber
[/font]
[table:33d0 id="table1" width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="20"][tr][td:33d0 style="font-size: 8pt; font-family: Verdana; vertical-align: top;"] [/td][/tr][/table]BM soruşturmacısı, Amerikalı akademisyen Richard Falk, İsrail’in Kudüs’te Yahudi yerleşimlerini genişletmesinin ve Filistinlileri evlerinden çıkarmasının 'bir etnik temizlik türü olduğunu' söyledi.

İsrail'in 1967'den sonra işgal ettiği topraklardaki tutumunu kınama kararına hazırlanan BM İnsan Hakları Konseyi'nde bir açıklama yapan Falk, Doğu Kudüs'teki yerleşim genişlemesiyle birlikte, uzun süredir aynı yerde yaşayan Filistinlilerin zorla yerlerinden çıkarılmaları olgusunun devam etmesi, hoşgörülebilir bir durum değildir" dedi.

Falk, "bu durum, toplam sonuçları dikkate alındığında, ancak etnik temizliğinin bir şekli olarak tanımlanabilir" diye konuştu. Falk, BM İnsan Hakları Konseyi'nden, bu durumu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne götürmesini de istedi.
[/font][/font][/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Çarş. Mart 23, 2011 11:48 am

[color:5ff9=#000000][font:5ff9=Verdana][font:5ff9=Verdana][color:5ff9=#C20000]Barzani ve Talabani karşıtı büyük gösteri[/color]
[img(250px,200px)]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/barzani-ve-talabani-karsiti-buyuk-gosteri_m.jpg[/img]

[color:5ff9=#303030]Kürt gençleri de haftalardır yolsuzluğa bulaştıkları ve anti-demokratik tavırlarından dolayı Barzani ve Talabani'yi protesto etti. Süleymaniye'de toplanan onbinlerce genç, Kürt liderleri istifa çağırdı.[/color]
[font:5ff9=Verdana]
21 Mart 2011, 13:08
[img]http://anadoluhaberim.com/img/icon/kullanici.png[/img] Anadolu Haber
[/font]
[table:5ff9 id="table1" width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="20"][tr][td:5ff9 style="font-size: 8pt; font-family: Verdana; vertical-align: top;"] [/td][/tr][/table]
Arap gençlerinden sonra Kürt gençleri de ayaklandı. Süleymaniye Meydanı’nda toplanan onbinlerce kişi yozlaştığı ve anti-demokratik olduğu gerekçesiyle Kuzey Irak bölgesel yönetimini istifaya çağırdı.
Ortadoğu’daki ayaklanmalardan ilham alan binlerce kişi 20 Mart 2011 Pazar günü, Irak’ın yarı-özerk Kürt bölgesindeki en büyük protesto için sokaklara döküldü.
Protestocular, Irak’ın petrol zenginliğinden payla finanse edilen bölgesel hükümetin yozlaştığını ve anti-demokratik olduğunu söyledi.
Göstericiler, geçtiğimiz aydan bu yana Kürt bölgesinden en büyük ikinci şehir olan Süleymaniye meydanında kamp kurup bölgesel hükümeti istifaya çağırdı.
Irak’ın Kürt bölgesi neredeyse tamamen özerk bir konuma sahip ve peşmergeleri bölgenin şu anki güvenlik kuvvetleri olan iki siyasi parti tarafından yönetiliyor.
Meydana toplanan binlerce kişi, geleneksel Kürt bayramı olan Nevruz’u kutlamak için bir araya geldi.
Ellerinde Kürt bayrakları ve reform ile yozlaşmanın son bulma çağrısı yapan kalabalıklar ile kutlama bir protestoya dönüştü.
Çocuklarını omuzlarına ailelerin bulunduğu meydanda dev bir ateş yakıldı. Süleymaniye’deki göstericilerin sözcüsü Nazik Kadir, “Bugün buraya binlerce kişi olarak Nevruz Bayramı’nı kutlamak için toplandık ve reform taleplerimizin cevaplanmasını istediğimizi vurguluyoruz” diye konuştu. Kadir, “Taleplerimizin karşılanmadığını ifade etmek için buradayız” dedi.
Iraklılar, bölgedeki ayaklanmalardan ilham alarak, yozlaşmaya ve temel hizmet eksikliklerine karşı haftalardır protesto yapıyor. Kürt bölgesi dışındaki gösteriler, geçtiğimiz haftaki şiddetli protestolarda en az 10 kişinin ölmesi ile durmuştu.
Neredeyse her gün gösteri olan Süleymaniye’de, kitlesel öfke Bölgesel Başkan Mesut Barzani’nin KDP’sine, Irak ulusal Başkanı Celal Talabani’nin PUK’una ve Kürt Bölgesel Başbakanı Berham Salih’e yönelmiş durumda.
Süleymaniye Meydanı’nda göstericiler arasında yer alan ve geleneksel Nevruz kıyafeti içerisindeki 28 yaşındaki ev hanımı Şiraz Mahmut öfkesini şöyle anlattı: “Her zaman geldim. Benim sesim tüm genç insanların sesi. Babam PUK şehidi. Fakat ben PUK tamamen yozlaşmış olduğuna inanıyorum. Hiçbir şey yapmadı. Sadece görüntüyü kurtarıyolar. Başbakanı istemiyorum, başkanı istemiyorum”
Şu ana kadarki en büyüğü olmasına rağmen Süleymaniye Meydanı’ndaki dünkü gösteriler, minimum güvenlik önlemleriyle barışçıl bir havada gerçekleşti. Geçtiğimiz ay KDP binasını işgal etmek isteyen göstericiler güvenlik güçleriyle çatışmıştı.

[/font][/font][/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Çarş. Mart 23, 2011 1:21 pm

SON DAKİKA:

KUDÜS'ün Yahudi bölgesinde patlama. Leşler var.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Perş. Mart 24, 2011 12:59 pm

Kudüs'teki patlamada İngiliz turist öldü 24 Mart 2011 14:17Ortadoğu 0 yorum177 okunmaA A A A A A Bu haberi yazdır Favorilerine Ekle Kudüs'te, dün meydana gelen patlamada hayatını kaybeden kadının, 56 yaşında bir İngiliz turist olduğu belirlendi.
Dün öğleden sonra, Kongre Merkezi'nin yakınlarındaki otobüs duraklarının önünde bir telefon kulübesine çanta içinde bırakılan bombanın patlamasıyla 30'dan fazla kişi yaralanmıştı.

Ölen turist kadının durakta otobüs beklediği sırada meydana gelen patlamada ağır yaralandığı ve hastaneye götürülürken hayatını kaybettiği bildirilmişti.

Durakta bekleyenlerden bir diğer kadın ile otobüs duraklarının yakınındaki bir büfenin sahibi de ağır yaralı durumda. Halen hastanelerde toplam 12 kişi tedavi altında bulunuyor.

Öte yandan, büfe sahibinin, otobüs durağının yanında şüpheli bir çanta bulunduğunu polise haber verdiği sırada bombanın patladığı ortaya çıktı.

Patlamadan sonra yüzlerce aşırı sağcı eylemci, olay yerine gelerek, hem Araplara hem de İsrailli solcular aleyhine sloganlar atmış; eylemciler bir tarafta olayları izleyen Arap belediye temizlik işçilerine de saldırmıştı.

Kudüs Belediye Başkanı Nir Barkat ise olayın yarın yapılacak Kudüs Uluslararası maratonunu etkilemeyeceğini ve herkesin hemen normal yaşamına dönmesi gerektiğini dile getirdi.

İSLAMİ CİHAD: "FİLİSTİN GÜVENLİK GÜÇLERİ İKİ ÜYEMİZİ TUTUKLADI

Patlamanın sorumluluğunu şimdiye kadar üstlenen herhangi bir grup olmamasına rağmen, İslami Cihad, Batı Şeria'daki iki üyelerinin, olayla ilgileri bulunabileceği şüphesiyle, Filistin güvenlik güçleri tarafından tutuklandığını açıkladı.

İslami Cihad liderlerinden Şeyh Mahmud El-Saadi, Ceninli iki üyelerinin, dün gece evlerine yapılan baskında götürüldüklerini duyurdu. Bunlardan birinin Batı Şeria'da İslami Cihad'ın kurucularından Şeyh Halid Caradat, diğerinin de önde gelen isimlerden Şeyh Tarık Ka'adan olduğu bildirildi.

Gazze'deki Filistinli gazeteciler ise Kudüs'te son bir kaç yıldır ilk kez meydana gelen patlamanın ardından, Hamas'ın hem askeri hem de kamu binalarını boşalttığını, Hamas ve İslami Cihad liderlerinin cep telefonlarını da kapatarak "saklandıklarını" belirttiler.

Jerusalem Post gazetesine göre, Hamas hükümeti İçişleri Bakanlığı Sözcüsü İhab Hüsseyin, hükümetin acil durum planlarına göre hareket ettiğini bildirerek, Gazze Şeridi bütününde bir çok güvenlik kurumunun boşaltıldığını doğruladı.

İsrail uçakları, bu sabaha karşı bölgenin güneyinde, sınırdaki tünellerin yanı sıra, kuzeydeki Hamas'a ait bazı hedefleri bombaladı. Bombalamalarda herhangi bir yaralanma olmadığı bildirildi.

İsrail ayrıca, BM'deki Büyükelçisi Meron Rueben aracılığıyla, Güvenlik Konseyi'ne hem Kudüs'teki patlama hem de Gazze'den devam eden Grad füzeleri ve havan saldırıları nedeniyle resmen şikayet duyurusunda bulundu. Sabah saatlerinde Gazze'den atılan bir Kassam roketiyse Aşkelon'da açık alanlara isabet etti.

AA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Perş. Mart 24, 2011 3:42 pm

Suriye'de 100'lerce Ölü var!
Suriye'nin Dera kentinde dün polisin göstericilere açtığı ateş sonucunda 100 kişinin öldüğü bildirildi.

24 Mart 2011, 16:37
Anadolu Haber

AFP'ye açıklama yapan bölgedeki insan hakları savunucuları ve görgü tanıkları, polisin açtığı ateşte dün 100 kişinin öldüğünü belirtti.

Suriye'nin güneyindeki Dera'daki bir hastane yetkilisi, bu sabah Reuters ajansına yaptığı açıklamada, hastaneye, güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda ölen 25 protestocunun cesedinin getirildiği bildirmişti.

Bu arada AFP, 20 bin kişinin dün ölenlerin cenazesi için bir araya geldiğini ve hükümet karşıtı sloganlar atarak yürüyüşe geçtiğini duyurdu.

Uluslararası insan hakları grupları, geçen Cuma'dan beri hükümet karşıtı gösterilere sahne olan Dera'da bugün çok sayıda kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

Çok sayıda polis ve asker konuşlandırıldığı kentin giriş ve çıkışlarına kontrol noktaları kurulduğu belirtildi.

El Cezire, gazetecilerin girişinin engellenmesi nedeniyle olaylar hakkında sağlıklı bilgi alınamadığını ifade etti.

HÜKÜMET "PROVOKASYON" DİYOR

Hükümet ise, camide İsrail'den kaçak olarak getirilen çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildiğini ve bu nedenle bölgede operasyon düzenlendiğini bildirdi, ancak ölümler hakkında bilgi vermedi.

Resmi yetkililer, olaylardan polis üniforması giyen provokatörlerin sorumlu olduğunu savundu.

Gösteri haberlerinin abartılı olduğunu söyleyen Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ise, göstericilerin istifasını istediği bölge valisini geçen hafta görevden aldı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun, ölümlerin soruşturulmasını isterken, ABD Dışişleri Bakanlığı olayları yakından takip ettiğini duyurdu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Perş. Mart 24, 2011 8:35 pm

Ortadoğu Geri Dönülmez Bir Yolda mı?

Erol Manisalı
21 Mart 2011
Ortadoğu “eski Ortadoğu’dan” farklı bir zemine sokulmuş bulunuyor.

- Tunus, Libya, Mısır hattındaki yeni gelişmeler ve askeri müdahaleler,

- Arap yarımadası ve İran Körfezi’ndeki işgal ve bölünmeler,

- Irak’ın silahla Suriye’nin yumuşak geçişle yapılarının ve sınırlarının değişime sokulmaları Arap ülkeleri, İran, Türkiye ve İsrail’in bölgedeki konumlarını değiştirecek olan gelişmelerdir.

Bu gelişmeler ABD ve AB’nin büyükleri tarafından yönlendirilmekle birlikte Rusya ve Çin başta olmak üzere diğer bölge dışı büyükler de bu dönüşüme, en azından şimdilik karşı çıkmıyorlar.

Bazı sonuçlara ve ilginç gelişmelere bakalım:

1) Irak fiilen bölünme yolunda çok ileri bir noktaya geldi. 2003’ten bugüne Irak’ın işgali ile ortaya çıkan sonuç sadece Saddam rejimini devirmedi; Irak Sünni, Şii ve Kürt olarak ayrıştırıldı ve bölündü.

2) Mısır’da tek adam olan Hüsnü Mübarek’in yerine Mısır ordusu getirildi, diktatörlüğün biçimi değiştirildi. Müslüman Kardeşler’i de içine alacak bir koalisyonun oluşturulmasına çalışılıyor.

3) Tunus’ta laik (ve solcu) çevreler son gelişmelerde etkiliymiş gibi gösterilerek, İslamcı yeniden yapılanmayı hazırlayabilecek bir zemin oluşuyor.

4) 2004 sonrasında ABD, Fransa ve İtalya’nın Libya’da anlaştığı Kaddafi, ABD ve AB tarafından baş düşman ilan edilmiş durumda. Sanki Irak modelinin biraz farklısı, Libya’da yine zor kullanılarak uygulanacak gibi. Askeri operasyon başlatıldı. Irak’ta olduğu gibi Libya petrolü de ABD ve bazı Avrupalılar arasında paylaştırılacak.

5) Suudi Arabistan Bahreyn’i göz göre göre işgal etti (ettirildi). Sünni yapılanmanın bölgedeki temel dayanaklarından biri haline getiriliyor.

6) Suriye’nin, “İran’la olan yakınlığı” zararlı görüldüğü için ülke, Türkiye’ye yakınlaştırılarak durum dengelenmeye çalışılıyor.

Ana göstergeler neler?

- Bir taraftan, “İran’ın bölgede artan Şii etkisine karşı, Sünni bir yeniden yapılanma söz konusu”. Sünni siyasi liderlerin bazı Arap ülkelerinde memleketlerine dönerek fiilen politikaya dahil olmaya başlamaları bunun göstergesi.

- Irak ve Sudan bölündüler. Şimdi sıra Libya başta olmak üzere diğer bazı Ortadoğu ülkelerinde. Ülkeler coğrafya ve nüfus olarak bölünüp küçültüldüklerinde, yönetilmeleri daha kolaydır; Yugoslavya örneğinde olduğu gibi.

- İran projeye, “açıktan direnen tek bölge ülkesi”. Hem ölçeği büyük, hem petrol ve doğalgaz rezervi yüksek hem de nükleer güce ulaşma yolunda önemli adımlar atmaya başlamış.

- İşin özünde bölgenin en büyükleri Türkiye, İran, Mısır ve İsrail. Her birinin büyüklük kriteri farklı; ama sonuçta bölgedeki ana güçler konumundalar.

Nüfus, ekonomik güç, nükleer güç, Batı desteği, rejim, yetişmiş insan gücü ve bölgedeki “tarihsel boyut” gibi ölçütler göz önüne alındığında her biri kendine göre, bölgenin en güçlü ülkeleri.

Türkiye-İran karşı karşıya getirilir mi?

Etnik ve mezhebe dayalı ayrıştırmaların ılımlı İslami yapı ile harmanlanarak ortaya çıkarılması yeni Ortadoğu yapılanmasının dayanaklarını meydana getiriyor. Bu zemindeki gelişmeler yarın Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirir mi?

Mevcut gelişmelerin iyi tahlil edilmeleri gerekiyor. Etnik ve mezhebe dayalı ayrışma ve derinleşmeler bölgede, Afrika’dan Asya Ortadoğusu’na kadar yeni bir zeminin oluşturulmasına hizmet ediyor. Irak ve Sudan bu tür “ayrıştırmalarla” bölündüler.

Bir taraftan İran’ın bölgedeki Şii etkisine set çekilirken öte yandan iç dinamikler çatışma sürecine sokulmaktadır. Önce Yemen, sonrasında Bahreyn’deki yeni gelişmeler bu tezi doğrular nitelikte.

Olayların Ürdün ve Suriye’ye de yayılmak istendiği görülüyor. Başlangıçta, demokratik gelişmeler olarak ortaya çıkan; öğrenci ve elitin de önderlik ettiği halk hareketleri, zemininde etnik ve dini referansları güçlendiren bir yöne doğru yürümektedir.

Türkiye bu olayların dışında gibi görülmekle birlikte, en baştan itibaren içine sokulmaya başlandı. Etnik ayrışmanın 12 Mart 1980’den bugüne kadar ne noktaya geldiği ortada.

Geldiğimiz noktada askeri ve sivil operasyonlar ülkelerin durumuna göre birlikte yürütülmektedir. Libya’ya askeri müdahale çoktan başladı bile.

Türkiye’nin durumu çok ilginç; 1990’lı yıllarda Yugoslavya’nın bölünmesinde Ankara aktif bir duruma getirildi. Bugün Libya’da Ankara’nın dışardan askeri müdahaleye başta karşı çıkmasına rağmen, yine Yugoslavya ve hatta Irak benzeri bir konuma yavaş yavaş çekildiğini görüyoruz.

Ortadoğu’da bu süreç aksamadan devam ederse, ileride Ankara ile Tahran’ın karşı karşıya gelmesi söz konusu olabilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Cuma Mart 25, 2011 8:36 am

İsrail, 2 ülkenin daha vurulmasını istiyor 25 Mart 2011 05:45Ortadoğu 41 yorum31,433 okunmaA A A A A A Bu haberi yazdır Favorilerine Ekle İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Libya'yı vuran koalisyon güçlerinden iki ülkenin daha bombalanması gerektiğini ve bu ülkelerin Libya'dan daha tehlikeli olduklarını söyledi..
Avigdor Lieberman, İran ve Suriye'nin, Libya'dan daha tehlikeli olduğunu ileri sürerek, Batının, bu ülkelere Muammer Kaddafi'ye yaptıkları gibi davranmaları gerektiğini iddia etti.

Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe ile görüşmesinden önce Reuters'in sorularını yanıtlayan İsrailli bakan, Batı ülkelerinin, İran ve Suriye'ye askeri operasyon düzenlenmesi konusunda açık bir ifade kullanmaktan kaçındıklarını belirterek, ''Batı dünyası, Libya'ya uyguladığı aynı ilkeleri, İran ve Suriye rejimlerine de uygulamalı. Bu iki ülkedeki rejimler, Libya'dan daha fazla kendi insanlarını öldürdü. Onların yarattığı tehdit, Libya'dan daha fazla 'dedi.

Lieberman, Gazze Şeridi'nde meydana gelen son olayların Filistinlilerin ''tahriki'' sonucu çıktığını söyledi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Cuma Mart 25, 2011 10:54 am

SURİYE: Olaylar Şam'a sıçradı. Daradaki ölümler protesto ediliyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Cuma Mart 25, 2011 11:33 am

Şimdiden söyleyelim: Suriye de Libya gibii medyanın gazına gelinecek yerlerden değil. İyi takip etmeli. İsrail'in direk hedefinde olan biir ülke. Hani söylyelim de, sonra, "Vay Beşer Esad kafiiri, Hama katilleri!" filan diyecekler olursa, söylemedi demesinler.

Ne demiştik, siyasi tavırla imani konumu ayırdetmek lazım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Cuma Mart 25, 2011 8:38 pm

SURİYE'DEN FARKLI OLARAK, İŞBİRLİKÇİLERE KARŞI DEMOKRASİ TALEBİYLE İSYAN ETMEK İYİ BİR ŞEY ELBETTE:



Kuzey Irak'ta 50 bin kişilik protesto


23-03-2011 / Toplumsalhafiza


http://www.toplumsalhafiza.com/image/haber/2011/03/23/Resim_130088476...
ak'ın Süleymaniye kenti tarihinin en büyük mitinglerinden birine tanık oldu.
Hedef: KDP-KYB diktatörlüğü


Ortadoğu'yu saran demokrasi rüzgârının domino etkisi Ürdün ve Suriye'de
beklenirken, Irak'ın Kürdistan bölgesinde Kürt Yönetimi'ni sarsıyor.


KDP ve KYB'nin Arap diktatörlerinden daha baskıcı bir yöntemle bölge halkını
kontrolde tutmaya çalışan Barzani ve Talabani ikilisine yönelik isyanlar üç
haftadır birçok Kürt şehrinde devam ediyor.


İLK GÖSTERİLER HALEPÇE'DE


İlk isyanlar, uğradığı kimyasal katliamla adını dünyaya duyuran Halepçe'de
başladı.


Daha sonra Süleymaniye başta olmak üzere Bölgesel yönetimin başkanı olan
Mesut Barzani'nin memleketi olan Barzan bölgesine de sıçrayan gösteriler tüm
Kuzey Irak'ta yönetimi sarstı.


50 BİN KİŞİLİK GÖSTERİ


Muhaliflerin güç birliğine gitmesinden sonra Gösterilerin merkezi
Süleymaniye'ye taşındı. On gündür Süleymaniye'de aralıksız olarak
Talabani-Barzani ikilisine karşı gösteriler sürüyor.


Ancak gösterilerin en büyüğü bugün süleymaniye'de yapıldı. 50 binin üzerinde
kişinin katıldı gösteride ilk kez direkt Mesut Barzani'nin istifası istendi.


Mesut Barzani'nin istifa etmesine kadar gösterilerine devam edeceğini
belirten isyancılara peşmergeler herhangi bir müdahalede bulunmaması dikkat
çekti.


SÜLEYMANİYE ÜNİVERSİTESİ DE KATILDI


Gösterilere Süleymaniye Üniversitesi de katılırken, öğrenciler Barzani'nin
istifa etmesi için imza kampanyası başlattı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Cuma Mart 25, 2011 8:40 pm

Mısır`dan Bir ilk: israili
Uyardı<http://www.dogruhaber.com.tr/Haber/Misirdan-Bir-ilk-israili-Uyardi-67...>
*
*Mısır Gazze`ye Yönelik Askeri Operasyon Yapmaması İçin İşgal Yönetimini
Uyardı*
*24 Mart 2011 Perşembe 10:27:00* **
*<http://www.dogruhaber.com.tr/video/izle/Batman-Milyar-Salavat-Kampany...>
*
*
El-Arabi, işgal yönetiminin Gazze’de askeri bir operasyona kalkışmaması
gerektiğini söyledi.


Mısır Dışişleri Bakanı Nebil El-Arabî dün (23 Mart Çarşamba) yaptığı
açıklamada işgal yönetiminin Gazze’de askeri bir operasyona kalkışmaması
gerektiğini söyledi.


Mısır Dışişleri Bakanı El-Arabî yaptığı açıklamada işgal rejimini kendini
zapt etmeye davet ederek, Gazze’de askeri bir operasyona kalkışmama
konusunda uyardı


Siyonist işgal ordusunun Gazze’ye yaptığı son saldırılarda dört gün içinde
10 kişiyi katledip 35 kişiyi yaralamasına misillemede bulunan direniş
güçlerinin attığı füzeler sonucu onlarca Siyonist’in yaralanması, dün işgal
altındaki Kudüs’te meydana gelen ve feda eylemi olduğundan şüphelenilen
patlamada bir Siyonist’in ölmesi, 39 kişinin de yaralanması, işgal
yönetiminde deprem etkisi yarattı. Saldırılar üzerine işgal kabinesi
toplanırken, askeri ve siyasi liderler Gazze’ye yönelik geniş çaplı saldırı
çağrısında bulundu.


Mısır’ın yeni yönetiminin işgal rejimini uyarması bölgedeki güç dengelerinin
artık eskisi gibi olmadığını gösteriyor. İşgal rejiminin attığı her adıma
imza atan Mübarek rejimi artık yok.


Diğer taraftan saldırılar konusunda bir açıklama yapan Filistin hükümeti,
Mısır yönetiminin tavrını takdir ettiklerini belirterek, Arap Birliğinden
işgal rejiminin saldırılarına engel olmasını istedi.*

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   C.tesi Mart 26, 2011 12:09 pm

[color:d063=#000000][font:d063=Verdana][font:d063=Verdana][color:d063=#C20000]Suriye'de isyan: Esad'ın heykeli yıkıldı[/color]
[img(250px,200px)]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/suriyede_isyan_esadin_heykeli_yikildi_1.jpg[/img]

[color:d063=#303030]Suriye'nin Dera kentinde göstericiler Hafiz Esad'ın heykelini yakıyor. Kentte yoğun silah sesleri duyulduğu ve çatışmalarn sürdüğü haberleri geliyor.[/color]
[font:d063=Verdana]
26 Mart 2011, 10:34
[img]http://anadoluhaberim.com/img/icon/kullanici.png[/img] Anadolu Haber
[/font]
[table:d063 id="table1" width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="20"][tr][td:d063 style="font-size: 8pt; font-family: Verdana; vertical-align: top;"] [/td][/tr][/table]Orta Doğu'da isyan dalgası Suriye'ye sıçradı. Kentte son günlerdeki gösterilerde yüzlerce kişi öldü. İktidar reform vaadinde bulundu.

Esad, 48 yıllık sıkı yönetimi kaldırma vaadinde de bulunmasına rağmen ülkenin Dera kentinde muhalifler gösteri düzenliyor. Kentte silah sesleri gelirken, Esad'ın heykelinin yakıldığı ve askerlerin göstericiler üzerine ateş açtığı haberleri geliyor...
El cezire televizyonun haberine göre Dera yakınlarındaki Sanameyn'de askerin göstericiler üzerine ateş açması sonrası en az 20 ölü var. El Arabia televizyonu ise en az 30 ölünün olduğunu duyuruyor..
İsyan dalgasının her geçen gün arttığı Suriye'ye Türkiye'den çağrı var: Reformları hayata geçir.
[/font][/font][/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   C.tesi Mart 26, 2011 12:10 pm

Geldi geldi, Türkiye'ye de geldi.

Haniymiş benim Recebim?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Paz Mart 27, 2011 2:46 pm

[b]Clinton: Libya ile Suriye durum farklı[/b]



[url=http://www.haber7.com/][img(245,180)]http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/718120100518085102395.jpg[/img] [/url]





ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD'nin şu anda
Libya'da olduğu gibi Suriye'de yer almayacağını söyledi.

[url=http://www.haber7.com/uye-islem.php?cmd=sendNews&nID=727087][/url]
27 Mart 2011






Amerikan ABC televizyonunun "This Week" ve CBS televizyonunun "Face the
Nation" programlarına katılan Clinton, ABD'nin Suriye'deki şiddet olaylarından
dolayı üzüntü duyduğunu ifade etti. Clinton, bununla birlikte Muammer
Kaddafi'nin sivillere karşı ağır silahlar ve hava kuvvetlerini kullandığını
belirterek, Libya'daki şartların Suriye'den farklı olduğunu söyledi.
Clinton, "Orada (Suriye) son haftalarda yaşananlar oldukça endişe verici,
ancak kendi şehirlerini rastgele bombalamak ile hiçbirimizin görmek istemeyeceği
şekilde açıkça güç kullanımını aşan polis eylemleri arasında fark var" diye
konuştu.
Koalisyon güçlerinin Libya'ya müdahalesi karşısında Kaddafi'nin çevresinde
"kopmaların" başladığını ifade eden Clinton, ülkede durumun nasıl sonlanacağını
gören çok sayıda diplomat ve komutanın saf değiştirdiğini kaydetti.
Aynı programlara katılan ABD Savunma Bakanı Robert Gates de Libya lideri
Muammer Kaddafi'nin birlikleri ile muhalifler arasındaki çatışmaların, Tunus ve
Mısır'daki devrimleri tehlikeye sokabileceğini söyledi.
Gates, rejim değişikliğinin "çok karmaşık" olması nedeniyle Libya'ya
müdahalenin hedefinin Kaddafi'yi devirmek olmadığını vurgulayarak, "Geçmişte
gördüğümüz gibi rejim değişikliği çok karmaşık bir şey. Bazen çok zaman alıyor,
bazen de hemen oluyor. Ancak bu, Libya'ya müdahalenin bir parçası değil"
dedi.
Savunma Bakanı Gates, ABD'nin Libya'daki lojistik yerlere, silahlara ve
tedarik zincirine düzenlediği hava saldırıları nedeniyle Kaddafi'ye bağlı
birliklerin batıya doğru çekildiklerinin işaretlerini gördüğünü de söyledi.
Gates, yakındoğu ve Ortadoğu'yu sarsan ayaklanmaların "bağımsızlıklardan,
hatta Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden bu yanaki en büyük değişim dalgaları"
olduğunu belirtti.
"Yaklaşık 2 aylık süreçte bölgede muhtemelen en büyük ve olağanüstü değişimi
gördük... Şüphesiz 1950'li yıllardaki ve belki bir asır kadar önce Osmanlı
İmparatorluğu'nun yıkılışından bu yana en büyük değişimi" diyen Gates, 1989'da
Doğu Avrupa'daki değişimlerin bile şubat-aralık sürecine yayıldığına dikkati
çekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Paz Mart 27, 2011 2:56 pm

Ali Abdullah Salih iktidarı bırakmaya hazır


26.03.2011 - 20:51 Yazdır Arkadaşına gönder Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'in iktidarı hemen bırakmaya hazır olduğu, ancak iktidar değişimi konusunda şu anda bir anlaşma sağlanmasının beklenmediği bildirildi.

El Arabiye televizyonu, Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'in, iktidarı birkaç saat içerisinde bile "onuruyla" bırakmaya hazır olduğunu söylediğini, buna karşın iktidar değişimi konusunda bugün bir anlaşma sağlanmasının beklendiği haberini reddettiğini duyurdu.

Yemen Dışişleri Bakanı Ebu Bekir Kırbi, iktidar değişimi müzakere takvimi üzerinde bugün anlaşmaya varılmasının beklendiğini belirtmişti.

Yemen'de protestocular, 32 yıldır görevde olan Salih'in iktidarına son vermek için bir süredir gösteriler düzenlenliyorlar.

Dün gelişmeler sürerken, Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, başkent Sana'da binlerce yandaşına hitaben bir konuşma yapmış, akan kanı durdurmak için iktidarı bırakmaya hazır olduğunu, ancak iktidarı sadece "güvenli ellere" teslim edeceğini söylemişti.

Salih, "Biz iktidar istemiyoruz, ancak iktidarı hasta, kinci ve yolsuzluk yapan ellere değil güvenli ellere devretmeliyiz" dedi.

Devlet Başkanı Salih, devlet televizyonundan yayımlanan konuşmasında, tek bir kurşun bile sıkmaya karşı olduklarını ve taviz veriyorlarsa bunu kan akmamasını sağlamak için yaptıklarını belirtti.

Geçen hafta göstericilere keskin nişancılarla ateş edilmesi ve 52 kişinin bu şekilde öldürülmesi bir istifa dalgası başlatmış bazı bakanlar ve üst rütbeli komutanlar istifa etmişlerdi. Yemen’de iç savaş olasılığı konuşulmaya başlanmıştı.

Yemen Dışişleri Bakanı Ebubekir Kirbi, bir geçiş hükümeti kurulmasının mümkün olduğunu ve bunun pazarlıklarının ana muhalefet partisi ile iktidar partisi arasında Cumartesi günü yapılmaya başlanacağını söylemişti.

(soL-Dış Haberler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Paz Mart 27, 2011 4:58 pm

İsrail'dan hava saldırısı: 2 ölü Filistinli yetkililer, İsrail'in Cebaliye'nin doğusundaki hedeflere yönelik bu sabahki hava saldırısında iki Filistinlinin öldüğünü, birinin de yaralandığını açıkladı. İsrail ise hava saldırısını doğruladı.
Haberi Kaydet Arkadaşına Gönder 27 Mart 2011 10:15 - 0 Yorum - 1,136 Okunma İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırısında iki Filistinli öldü.

Gazze Şeridi'ndeki acil durum kuruluşunun sözcüsü Adam Ebu Senmiya, "İsrail'in Cebaliye'nin doğusundaki hedeflere yönelik bu sabahki hava saldırısında iki Filistinli öldü, biri yaralandı" dedi.

İsrail ordusunun sözcüsü de hava saldırısını doğrulayarak, İsrail uçağının Gazze Şeridi'nin kuzeyinden roket fırlatmaya hazırlananları hedef aldığını öne sürdü.

ÖLENLER İSLAMİ CİHAD ÜYESİ

İsrail uçaklarının bu sabah Gazze Şeridi'nin kuzeyinde hareket halinde bir araca düzenlediği hava saldırısında ölenlerin, İslami Cihad'ın askeri kanadı Saraya El Kuds üyeleri olduğu belirtildi.

Bölgenin kuzeyindeki Cebaliye mülteci kampının doğusunda meydana gelen saldırıda bir kişi de ağır yaralanmıştı.

Gazze'deki kaynaklara göre, aracı vuran füze insansız hava aracından fırlatıldı.

İsrail ordu sözcülüğü saldırıyı doğrulayarak, uçakların roket saldırısında bulunmaya hazırlanan bir grubu hedef aldığını ve hedefin vurulduğunu belirtti.

İsrail Güney Kuvvetleri Komutanı Tal Russo, dün yaptığı açıklamada, Hamas'ın bölgede diğer gruplar üzerindeki kontrolünü yitirdiğini, gruplar arasında bir kaos yaşandığını ifade etmişti. Tümgeneral Russo, Hamas'ın kontrolü yeniden ele almasının güç göründüğünü öne sürmüştü.

Ordu radyosuna göre Russo, Gazze Şeridi'ne, 2009 başındaki "Dökme Kurşun Operasyonu" gibi bir saldırı ihtimaliyle ilgili soruya da "Bu, diğer tarafa bağlı. Biz, güneydeki toplumlarda yaşayan insanlarımızın da normal hayatlarını sürdürmelerini sağlamaya çalışıyoruz" demişti.

İsrail'in hava saldırısı, Gazze'deki militan grupların dün gece bir araya gelerek, İsrail'in saldırılarını durdurması halinde ateşkese uyacaklarını kararlaştırmalarının ardından meydana geldi.

NETANYAHU: "İSRAİL GERİLİMİ TIRMANDIRMAK İSTEMİYOR"

Bu arada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugünkü haftalık kabine toplantısının başında, "son iki haftadır güney sınırında, sükuneti ve huzuru bozmaya çalışan çeşitli unsurların saldırılarıyla karşı karşıya kaldıklarını" söyledi.

Netanyahu, İsrail'in gerilimi tırmandırmak niyetinde olmadığını kaydederek, "Ancak sivillere yönelik saldırılara müsamaha gösteremeyiz ve bu saldırılara karşı güç kullanmaktan da kaçınmayız" dedi.

İsrail askeri kaynakları da benzer görüşleri dile getirmişler, "Filistinli grupların roket saldırılarını durdurma yolundaki sözlerinden memnuniyet duyduklarını, ancak söze değil uygulamaya bakacaklarını" belirtmişlerdi.

Öte yandan, İslami Cihad'ın Gazze'deki siyasi liderlerinden Halid El Batş, bu sabahki saldırıya rağmen, grubunun öngörülen ateşkese uyma kararında olduğunu bildirdi. El Batş, bu ateşkesin ise ancak ve ancak İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını durdurmasına bağlı olduğunu yineledi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Paz Mart 27, 2011 6:22 pm

Suriye'deki Çatışmalarda 12 Kişi Öldü
27.03.2011 Pazar 21:15Gündem Bu Habere 0 Yorum YapıldıBu Haber 4 Defa Okunmuştur 12P 14P 16P 18P

Suriye'de isyan ateşi büyüyor. Bugün Lazkiye'de olaylar yaşanırken mezhep çatışmalarından endişe duyuluyor. İki günde ülkede 12 kişi öldürüldü. Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın halka hitap etmesi bekleniyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad'ın danışmanı Busseyna Şaban, ülkenin kuzeybatısındaki liman kenti Lazkiye'de 2 günde meydana gelen çatışmalarda 10 asker ve sivil ile 2 silahlı kişinin öldüğünü belirtti. Çatışmalarda çoğu güvenlik gücü mensubu 200 kişinin de yaralandığı kaydedildi.

Buseyna Şaban, Cumhurbaşkanı Esad'ın kısa bir süre içinde halka sesleneceğini de söyledi.

Bu arada Suriyeli yetkililerin, Dera kentinde okul duvarlarına slogan yazan 15 çocuk ile siyasi tutukluların bırakılması için eylem yaptıkları gerekçesiyle tutuklanan 17 kişiyi serbest bıraktığı bildirildi. Bırakılanlar arasında, Dera kentinde tutuklanan eylemci Diana Cavabra'nın da yer aldığı belirtildi.

DEVLET BAŞKANI BEŞŞAR ESAD'IN HALKA HİTAP ETMESİ BEKLENİYOR

Suriye'de, Der'a kentinde başlayarak bazı başka kentlere de sıçrayan olayların devam etmesi nedeniyle Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın halka hitap etmesi bekleniyor.

Syrianews adlı internet sitesinin de aralarında bulunduğu çeşitli haber siteleri, "Esad'ın yakın zamanda halka hitap edeceğini" duyurdu. Haberlerde, "ülkede olayların başlamasından bu yana halkın Esad'dan bir konuşma yapmasını beklediği" kaydedildi.

El Vatan gazetesinin haberine göre ise Esad'ın politika ve medya danışmanı Buseyna Şaban, 48 yıldır uygulanmakta olan olağanüstü halin kaldırılması dahil çeşitli reformları içeren kararların bazılarının hemen uygulamaya sokulduğunu, bazı kararlar için ise çalışmaların başlatıldığını söyledi.

"Barışçıl amaçlı gösterilerin değil, güvenliği tehdit eden davranışların yasak olduğunu" kaydeden Şaban, "dış kaynaklı provokasyonlara" karşı uyarıda bulunarak, "Lazkiye kentinde iki gündür devam eden olaylar sırasında silahlı grupların işyerlerine zarar vererek yağmaladığını" kaydetti.

Şaban'ın açıklamasında, "bazı Filistinlilerin Lazkiye kentinde olaylara karıştıklarına ilişkin iddialar olduğunu" belirtirken, gazeteye açıklama yapan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nden Ahmed Cibril, "Şam'da yaşayan Filistinlilerin Lazkiye'deki olaylara karışmadığını ve iddiaların resmi kaynaklarca netleştirilmesi gerektiğini" söyledi.

LAZKİYE'DE MEZHEP ÇATIŞMASI ENDİŞESİ

Liman kenti Lazkiye'de iki gündür devam eden olaylarda ikisi gösterici olmak üzere 12 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından orduya bağlı bir birlik geniş önlemler aldı. Kentin giriş ve çıkışlarını kontrol altına alan ordu birliğinin kent merkezi ve bazı ilçe merkezlerinde de geniş güvenlik önemleri aldığı bildirildi.

Ülke basınında yer alan haberlerde, Lazkiye kentindeki çatışmalarda yaklaşık 150 kişinin yaralandığı, yaralananların 130'unun güvenlik görevlileri olduğu belirtildi. Haberlerde, yaralanma olaylarında ateşli silahların yanı sıra kesici aletlerin de kullanıldığı kaydedildi.

AA'ya konuşan Lazkiye'deki bir görgü tanığı, kent merkezinde ve birkaç gündür gösterilerin yapıldığı Ceble ilçesinde yoğun güvenlik önlemlerinin dikkat çektiğini söyledi.

İşyerlerinin çoğunun bugün kapalı olduğunu belirten kaynak, "kentte Alevilerle Sünniler arasında bir mezhep çatışmasından endişe edildiğini" ifade etti. Bu nedenle dün akşamdan itibaren kentin ileri gelen Alevi ve Sünni din adamlarının vatandaşlarla bire bir görüşerek "mezhepsel çatışmaya yönelik provokasyonlara karşı dikkatli olmaları çağrısı yaptıklarını" anlatan kaynak, "Özellikle Ceble'de birkaç gündür hükümet yanlısı ve karşıtı gruplar protesto gösterileri yapıyordu. Dün de ilçenin giriş-çıkışlarını asker kontrol ediyordu. Ama dün akşam iki grup birlikte gösteri yaptı" dedi.

Suriye'deki özel televizyon kanalı Dünya TV ise ülkenin çeşitli yerlerinde meydana gelen olaylara ilişkin yaptığı canlı yayınlarda, Lazkiye ve Humus kentleri ile Ceble ilçesinde "silahlı gezen bazı yabancı uyruklu kişilerin halk tarafından güvenlik güçlerine ihbar edildiğini" ve güvenlik güçlerinin "provokatör" olarak adlandırılan bu kişileri gözaltına aldığını duyurdu.

Sürekli canlı yayında olan kanal, "Lazkiye kent merkezi ve bazı ilçelerinde halkın silahlı provokatörlere karşı mahallelerinde barikatlar oluşturduğunu" kaydetti.

Suriye Devlet televizyonu da, "Lazkiye kentinde bazı kişilerin hayır vakfı adı altında evleri dolaşarak yiyecek yardımında bulunduğunu, ancak bu yiyeceklerden dolayı zehirlenme vakalarının yaşandığını" duyurdu. Haberde vatandaşlara, "yardım adı altında kesinlikle hiç kimseden bir şey kabul edilmemesi" uyarısı yapıldı.

Bu arada, İçişleri Bakanlığı, başkent Şam başta olmak üzere bazı kentlerde yapılan yönetime destek gösterilerinin artık yapılmamasını tavsiye etti.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Ptsi Mart 28, 2011 5:56 pm

[b]Suriye: Fransız egemenliğinden kararsız işbirliğine[/b]

28.03.2011 - 07:30


[img(220,147)]http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/ae258278-6643-47e3-b213-f1af8b7b1706_500.jpg[/img]

[b]Arap coğrafyasında devam eden hükümet karşıtı gösteriler Suriye’ye de
sıçradı. Peki modern Suriye tarihi neleri kapsıyor? soL okurları için kısa bir
derleme...[/b]
16. yüzyıldan Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun
egemenliği altında olan Suriye, savaşta müttefik olan Fransa ve Britanya
arasında 1916 yılında imzalanan gizli Sykes-Picot Antlaşması uyarınca Fransa’nın
etki alanına bırakılmıştı.
1920 yılında, Kral Faysal’ın liderliğinde bağımsız bir Suriye Arap Krallığı
kuruldu; fakat bu devletin ömrü kısa oldu. Faysal’ın ordusu ile Fransız ordusu
arasında yapılan Maysalun Savaşı’nı Fransa kazanırken, Fransız birlikleri
Suriye’yi işgal etti. Aynı yıl yapılan San Remo Konferansı neticesinde,
Milletler Cemiyeti Suriye’yi Fransız mandası haline getirdi.
Fransız mandasına karşı ilk büyük isyan 1925 yılında Sultan Pala el Atraş
önderliğindeki Dürziler tarafından başlatıldı. Ayaklanmanın başında Fransız
kuvvetlerine büyük kayıplar verdiren Dürzi kuvvetleri, Fransa’nın Cezayir ve
Senegal’den kuvvetler kaydırması üzerine savaşı kaybetmeye başladı. İsyan,
çeşitli aralıklarla 1927 yılına kadar sürdü. Fransa tarafından ölüm cezasına
çarptırılan el Atraş, bir grup isyancı ile birlikte Ürdün’e kaçtı, daha sonra
Fransa tarafından affedildi. İsyancı lider, Suriye ile Fransa arasında 1937
yılında imzalanan anlaşmadan sonra ülkesine döndü.
[b]1936: Tanınmayan bağımsızlık[/b]
1936 yılında Fransa ve
Şam’da ulusal kurtuluş hareketinin temsilcilerinin oluşturduğu meclis arasında
Mart ayından Eylül’e kadar süren görüşmeler yapıldı. Fransa ile Suriye
arasındaki ilk resmi görüşme olarak kayda geçen anlaşma, yıl bitmeden önce
Suriye tarafından onaylandı. Fransa ise anlaşmayı imzalamasına rağmen meclisinde
onaylamadı. İlk başbakanlığını Haşim el Ataşi’nin yaptığı Suriye, İkinci Dünya
Savaşı sürerken 1940 yılında Fransa’nın düşmesiyle birlikte Vichy Hükümeti’nin
kontrolüne geçti. Temmuz 1941’de Britanya ve özgür Fransız kuvvetleri tarafından
kurtarılan Suriye, aynı yıl yeniden bağımsızlığını ilan etti, fakat 1 Ocak
1944’e kadar bağımsız bir devlet olarak tanınmadı.
Ulusal mücadelenin ve Britanya’nın baskısı neticesinde Fransız birlikleri
1946 yılında Suriye’yi terk ederek yönetimi daha önce kurulmuş olan cumhuriyete
bıraktı.
Bağımsızlıktan sonraki Suriye tarihi ise, özellikle 60’lı yılların sonuna
kadar siyasi istikrarsızlıklarla geçti. 1948 yılında Arap-İsrail Savaşı’na
katılan Suriye, aldığı onur kırıcı yenilgilerden sonra 1949 yılında Albay Hüsnü
el Zaim’in liderliğindeki bir grup subayın yönetime el koymasıyla bir siyasi
krize daha sürüklendi. El Zaim’in darbesinden sonra aynı yıl içerisinde iki
darbe daha gerçekleşti: Albay Sami el Hinnavi Zaim’i devirdi; Albay Edip Çiçekli
ise Zaim’i yönetimden uzaklaştırdı.
1954 yılına gelindiğinde, Dürzilerin, Baas Partisi’nin ve Suriye Komünist
Partisi’nin öncülük ettiği bir darbe Çiçekli’yi devirdi. Daha önce Çiçekli
tarafından lağvedilen parlamento yeniden kuruldu. 1956 yılında Suriye ile SSCB
arasında askeri bir anlaşma imzalandı. 1958’de Mısır ile birlikte Birleşik Arap
Cumhuriyeti’ni kuran Suriye, Nasır ile yakın ilişkiler kurdu. 1961 yılında
Abdülkerim el Nahlavi liderliğinde yapılan darbe sonrasında Suriye birlikten
ayrıldığını duyurdu. 8 Mart 1963 tarihinde yapılan darbeyle ise, Suriye’nin
bundan sonraki tarihine damga vuracak Baas Partisi iktidarı ele geçirdi.
[b]Hafız Esad iktidara yerleşiyor[/b]
[img]http://www.yasamoykusu.com/images/person/orjinal/Hafiz_Esad7_yasamoykusu.jpg[/img]
Baas Partisi’nin yönetiminde ve Esad’ın kontrolündeki Ulusal İlerici
Cephe’nin aracılığıya ülkede seçimler yapıldı ve Esad büyük bir zafer kazandı.
1973 yılında kabul edilen Suriye Anayasası’nda Suriye “İslamiyet’in çoğunluk
dini olduğu seküler bir sosyalist devlet” olarak tanımlanıyordu.
Suriye tarihindeki önemli dönüm noktalarından birisi ise, 1991 yılında ABD
liderliğinde Irak’a karşı başlatılan işgal operasyonuna Hafız Esad’ın dahil
olması oldu. 1991 yılının Ekim ayında Madrid’de düzenlenen Güney Batı Asya Barış
Konferansı’na da katılan Suriye, 90’lı yıllar boyunca İsrail’le anlaşma
yollarını aradı.
Hafız Esad’ın 2000 yılındaki ölümü üzerine başkanlık seçimlerine giden
Suriye, başkanlık için gereken 40 yaş sınırını 34’e çekerek Beşar Esad’ın
seçilmesini sağladı. İktidara geldiğinde “reform” sözü veren oğul Esad’ın
yaptığı ilk iş piyasa reformlarına girişmek oldu. 2000 yılında bir grup
tarafından başlatılan “Şam Baharı”, Beşar Esad tarafından bastırılırken, ABD’nin
tutumu kararsızdı. Oğul Esad geldiğinde reform beklentileri içerisinde olan ABD
yönetimi, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra Suriye’yi de “şer ekseni”ne
dahil etti. Suriye’yi terörist gruplara destek vermek ve Irak’ı
istikrarsızlaştırmak ile suçlayan ABD yönetimi, Bush döneminde birkaç kez
Suriye’yi tehdit etti. Ancak Suriye’yi diplomatik yollarla “yola getirmek”
politikasından da hiç vazgeçmedi.
Özellikle Lübnan’daki Refik Hariri suikastıyla bağlantılandırılarak İsrail’in
hedefi haline gelen Suriye, AKP Hükümeti eliyle, kimi reformlara ikna edilmiş ve
yüzünü Batı’ya doğru dönmeye başlamıştı. Bununla birlikte Esad yönetiminin
geçmişten getirdiği “sıkılık” ABD açısından sorun teşkil etmeye devam ediyor.
ABD ve İsrail açısından bir başka sorun ise, Suriye’de muhalefette Müslüman
Kardeşler'in tuttuğu yer.
(soL - Dış Haberler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Salı Mart 29, 2011 6:57 pm

Yemen ve Bahreyn’in muhalefeti 'muhalefet' değil
29.03.2011 - 07:30 Yazdır Arkadaşına gönder Yemen’de iktidar ile muhalefet arasındaki görüşmeler tıkanırken; Bahreyn’de Kuveyt’in arabuluculuk yapması konuşuluyor. Libya'yı 'muhalifleri desteklemek' iddiasıyla bombalayan Batılı güçler, Yemen ve Bahreyn'de ise iktidarların arkasında duruyorlar.

Ortadoğu’daki ayaklanmaların önemli halkalarından olan Yemen ve Bahreyn’de gerginlik devam ediyor. Yemen’de Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih ile muhalifler arasındaki görüşmeler tıkanma noktasına geldi. Bahreyn’deki isyanı sona erdirmek için ise Kuveyt devreye girdi. İki ülkenin iktidarı da ABD desteğine güveniyor.

Yemen’de ipler koptu
Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih ile uzun süredir istifasını isteyen muhalifler bir süredir anlaşma zemini arıyorlardı. Muhalifler Salih’in bir an önce istifasını isterken; Salih, gösterilerin sona erdirilmesini ve kısa süre içinde seçime gidilmesini istiyordu. Fakat taraflar arasındaki anlaşmazlık görüşmelerin sonunu getirdi.

İç savaş riskini göze alamayacağını söyleyen Başkan Salih, muhalefete daha fazla taviz vermeyeceğini açıkladı. Ülkenin ‘kaosa sürüklenmesine’ izin vermeyeceğini söyleyen Salih’e rağmen, protestolar tüm hızıyla sürüyor.

ABD’den gönülsüz destek
ABD Libya’yı ‘halk ayaklanmasına destek’ amaçlı vururken, Yemen’de ise protestoların başından beri iktidarı destekliyor. Uzun yıllardır ABD ile müttefik olan Salih, ABD’nin de desteğiyle yerini korumayı hedefliyor.

ABD, eylemler başladığından beri çeşitli açıklamalarla Salih’e desteğini göstermişti. Muhafetin güçlü eylemlerinden sonra destek daha sessiz dile getirilmeye başlansa da; Savunma Bakanı Robert Gates geçtiğimiz gün “Eğer Salih yerine daha zayıf bir lider gelirse işte asıl sorun o zaman başlar. Salih teröre karşı mücadelemizde her zaman bize destek olmuştur” diyerek Başkan’a olan güvenini tazelemiş oldu.

Patlamadaki ölü sayısı artıyor
Yemen’de geçtiğimiz hafta bir silah fabrikasında patlama gerçekleşmişti. Halk tarafından yağmalanmakta olan fabrikada gerçekleşen patlamanın El Kaide tarafından yapıldığı iddia edilirken, ölü sayısı da artıyor. İlk gün 70 olarak açıklanan sayı en son 110’a ulaştı.

Bahreyn’de Kuveyt devrede
ABD başta olmak üzere Batılı devletlerin başından bu yana muhalefete destek vermediği Bahreyn'de ise yönetim, göstericileri Suudiler başta olmak üzere yabancı askerlerin yardımıyla ezmeye çalışıyor.

Buna rağmen ülkede Şiilerin ön planda olduğu ayaklanma sürüyor. Şii partisi Vefak ülkede toplam 44 kişinin kayıp olduğunu ve 250 kişinin gözaltına alındığını açıklandı. Gözaltındakilerin sayısı geçtiğimiz hafta 95’di.

Öte yandan muhalafet ile Kral arasında arabulucuk yapmayı teklif eden Kuveyt’in önerisi Vefak tarafından olumlu karşılandı. Görüşmeler ilk gündeme geldiğinde gözaltındaki herkes serbest bırakılmadan masaya oturmayacağını söyleyen Vefak, bu talebini askıya aldı. Muhalefet grupları yabancı askerlerin ülkedeki varlığından rahatsız olduklarını ve bu durumun bir an önce ortadan kaldırılması talebini en başta sunacaklarını da bildirdiler.

(soL – Dış Haberler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Salı Mart 29, 2011 6:58 pm

[b]ABD ve Fransa'dan Suriye'ye uyarı[/b]

[url=http://www.haber7.com/][img(245,180)]http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/718120100518085102395.jpg[/img] [/url]

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye
hükümetinin, demokrasi yanlısı protestoculara yönelik sert baskısını kınadı.
Fransa ise Suriye'ye reform yapma çağrısında bulundu.
[url=http://www.haber7.com/uye-islem.php?cmd=sendNews&nID=727896][/url]
29 Mart 2011
[u]

[/u]


İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen ve Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu'nun da katıldığı Uluslararası Libya Konferansı'ndan sonra açıklamada
bulunan Clinton, yaptığı bir dizi görüşmelerde Suriye dahil birçok konuda görüş
alışverişinde bulunduğunu belirterek, ''Suriye hükümetinin, göstericilere sert
baskısını şiddetle kınadığımızı ifade ettim'' dedi.
Clinton ayrıca konferansta Libyalı muhalifleri silahlandırma konusunun
görüşülmediğini, ancak bunun BM kararı uyarınca yapılabileceğini ifade etti.
Öte yandan, konferansa katılan Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe de
Suriye'ye siyasi reform uygulama ve halkı ile diyalog içine girme çağrısında
bulundu. Suriye için yaptırım veya BM müdahalesi zamanı olmadığını söyleyen
Juppe, halk gösterilerine uygulanan tüm baskı ve şiddeti kınadığını
belirtti.
Juppe, BM talimatı olmamasına rağmen Libyalı muhaliflerin silahlandırılması
konusunu ittifak ortaklarıyla görüşmeye hazır olduklarını ifade etti ve Libya
lideri Kaddafi'nin sürgüne gidip gitmemesiyle ilgili bir soru üzerine de
Kaddafi'nin ülkesinde geleceği olmadığını, ancak akıbetine Libya halkının karar
vereceğini kaydetti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Salı Mart 29, 2011 7:48 pm

[table:15f5 width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"][tr][td:15f5 style="background-image: url("themes/BrightCopper/images/darkSilverHeader_01.png");" width="30"]
[/td][td:15f5 style="background-image: url("themes/BrightCopper/images/darkSilverHeader_03.png");"]<table width="100%" border="0" cellpadding="4" cellspacing="0">

<tr>
<td>KÜRDİSTAN
OYUNU</td></tr></table>[/td][td:15f5 style="background-image: url("themes/BrightCopper/images/darkSilverHeader_05.png");" width="30"] [/td][/tr][/table]
[table:15f5 width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"][tr][td:15f5 style="background-image: url("themes/BrightCopper/images/darkSilverFooter_05.png");" width="16"][img(16,8)]images/darkSilverFooter_05.png[/img][/td][td:15f5 bgcolor="#eeeeee"]<table width="100%" border="0" cellpadding="4" cellspacing="0">

<tr>
<td class="main-body">[url=http://akincilar.web-rpg.org/news_cats.php?cat_id=17]
[/url]
[img(540,400)]http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler/1301343951.jpg[/img]

[font:15f5=arial]Erdoğan,
Erbil ziyaretiyle hem ABD’nin gönlünü hoş ediyor hem de bölücülerin oyunu
devşiriyor.[/font]


[font:15f5=arial][b]Başbakan
sıfatıyla bir ilk![/b][/font]

[font:15f5=arial]TÜRKİYE’nin dış politikadaki kırmızı çizgilerini yerle bir eden AKP,
bürokratlarla başlatıp bakanlarla sürdürdüğü “Kürdistan” turlarında Başbakan
Tayyip Erdoğan’la final yapıyor! Dün Bağdat’ta boy gösteren Erdoğan, bugün
ziyaretin gerçek ağırlığını oluşturan ‘başkent’ Erbil’e geçecek ve “Kürdistan’ı
ziyaret eden ilk Başbakan” olacak.[/font]


[font:15f5=arial][b]Bir
taşla 2 kuş vurulacak[/b][/font]

[font:15f5=arial]ERBİL
ziyareti, Türkiye için değilse de AKP için büyük önem taşıyor. Erdoğan ilginç
zamanlamalı “Kürdistan” gezisiyle bir yandan başdanışmanı Cüneyd Zapsu’nun “Bu
adamı deliğe süpürmeyin, kullanın” önerisine kulak veren ABD’yi memnun edecek
diğer yandan da yaklaşan seçimler öncesi Kürt kökenli seçmene selam
yollayacak.[/font]


[font:15f5=arial][b]200
iş adamıyla gitti...[/b][/font]

[font:15f5=arial]BÖLÜCÜLERİ
en büyük desteği veren Barzani’ye yapılan ziyarette Başbakan Erdoğan’a Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ve Enerji Bakanı Taner
Yıldız’ın yanı sıra 200 iş adamı da eşlik ediyor. Geziyi değerlendiren dış
politika uzmanları, “Artık olay, Kürdistan’ı tanımanın çok ötesine geçti” yorumu
yapıyor.[/font]


[font:15f5=arial][b]Yavaş
yavaş hazmettirdiler![/b][/font]

[font:15f5=arial]AKP
iktidarının Kürdistan konusunda uyguladığı ‘salam dilimi’ politikasına (hedefe
küçük adımlarla, yavaş yavaş ilerleme) YENİÇAĞ, başından beri ve hazım sürecinin
her aşamasında manşetleriyle dikkat çekmişti. ...Ve artık salam bitti!
[/font]


[font:15f5=arial][b][color:15f5=#FFFFFF]Erdoğan da
Erbil’de[/color][/b][/font]

[font:15f5=arial]Bakanlarla
başlayan kukla Kürt devleti ziyaret turlarına Başbakan da katılıyor. Dün
Bağdat’a giden Erdoğan bugün Erbil’de Barzani’yle görüşerek hem Washington’u
memnun edecek hem de Kürt oylarına göz kırpacak[/font]


[font:15f5=arial]Başbakan
Tayyip Erdoğan, Irak’ın kuzeyindeki kukla Kürt devletini, Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı sıfatıyla ilk kez ziyaret eden devlet adamı olacak. Erdoğan dün 2
günlük resmi ziyaret için Irak’a gitti. Başkent Bağdat’ta Iraklı mevkidaşı Nuri
el Maliki, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Irak Meclis Başkanı Usame
Nuceyfi’yle görüşen Erdoğan bugün de kuzeyde peşmergelerin kurduğu kukla
devlette temaslarda bulunacak. Irak ziyaretinde Erdoğan’a, Devlet Bakanı Zafer
Çağlayan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız’ın yanı sıra 200 kadar iş adamı da eşlik ediyor. [/font]


[font:15f5=arial][b]Bir
taşla iki kuş!..[/b][/font]

[font:15f5=arial]Havaalanındaki
resmi karşılamanın ardından Yeşil Bölge’deki Başbakanlık binasına geçen Erdoğan,
Maliki’yle yaptığı başbaşa görüşmenin ardından heyetlerarası görüşmede Türk
heyetine başkanlık etti. Bugün önce Necef’e geçecek olan Erdoğan, ardından
ziyaretin asıl kritik bölümü için kukla devletin başkenti Erbil’e gidecek.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla ilk kez kukla devlete yapılan ziyarette
Erdoğan, Erbil’deki başkonsolosluk ve Erbil Uluslararası Havaalanı’nın açılışını
yapacak, peşmerge reisiyle de bir araya gelecek. Siyaset uzmanları Erdoğan’ın
ziyaretinin “Kürdistan’ı tanıma” anlamı taşıdığını dile getiriyor. Uzmanlara
göre, ABD’nin kurdurduğu kukla devleti tanıyarak Washington’a şirin görünmeye
çalışan Erdoğan’ın, seçim öncesi gerçekleşen ziyaretle, Güneydoğu’daki Kürt
oylarına da göz kırpıyor. [/font]


[font:15f5=arial][b]Adım
adım tanıma[/b][/font]

[font:15f5=arial]Bölücülerin hamisi Barzani ile ilişkilerin normalleşmesinde ilk
fitili Cumhurbaşkanı Gül ateşlemişti. Gül, 23 Mart 2009’da Irak’a giderken
uçakta, ilk kez “Kürdistan Bölgesel Yönetimi” söyleminde bulundu. Kürdistan’ı
tanıma sürecinde rolü büyük olan Davutoğlu, 30 Ekim 2009’da Erbil’i ziyaret eden
ilk Dışişleri Bakanı oldu. ’Kürdistan’ ifadesini kullananlar kervanında AKP eski
Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat da yer aldı. Daha sonra dönemin
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Barzani ile Erbil’de bir araya geldi. Peşmerge
reisi Türkiye’ye gelişinde de devlet başkanı gibi ağırlanmıştı. Davutoğlu,
Ankara’da ’devlet başkanı’sıfatıyla ağırladığı Barzani’ye gönderdiği resmi
yazıda da, “Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı” sıfatını kullandı. Ve Atatürk’ün
edebiyite intikalinin 72. ölüm yıldönümü nedeniyle Irak’ın kuzeyindeki Erbil’de
yeni açılan Türk Konsolosluğu tören düzenledi. 10 Kasım 2010’da Türk bayrağı;
işgalci ABD ve Irak’ınkilerinin yanı sıra kukla yönetimin bayrağıyla yan yana
yer aldı.[/font]


[font:15f5=arial][b][color:15f5=#FFFFFF]AKP’nin Kürdistan’ı
tanıma süreci[/color][/b][/font]

[font:15f5=arial]YENİÇAĞ, AKP’nin kukla Kürdistan devletini tanıma sürecinin her
aşamasını manşetlerinden duyurdu. Babasının ’Henüz erken’ dediği şartlara
AKP’nin tavizleri sayesinde kavuşarak Kürdistan’ı kuran Barzani’ye en büyük
katkıyı, “Kürdistan’a niçin Kuzey Irak diyorsunuz. Bu Irak halkının tercihi”
diyen Dengir Mir Mehmet Fırat ile Erbil’i ilk Dışişleri Bakanı olarak resmen
ziyaret ederek anlaşma imzalayan Ahmet Davutoğlu verdi. AKP iktidarı, Aydın
Selcen’i atadığı Erbil’deki konsolosluğu şimdi Erdoğan’ın katıldığı törenle de
başkonsolosluğa çeviriyor.[/font]</td></tr></table>[/td][/tr][/table]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Salı Mart 29, 2011 7:51 pm

[table:149f width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"][tr][td:149f style="background-image: url("themes/BrightCopper/images/darkSilverHeader_03.png");"]<table width="100%" border="0" cellpadding="4" cellspacing="0">

<tr>
<td>Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN -
Kürdistan, İsrail İçin Kuruluyor</td></tr></table>[/td][td:149f style="background-image: url("themes/BrightCopper/images/darkSilverHeader_05.png");" width="30"] [/td][/tr][/table]
[table:149f width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"][tr][td:149f style="background-image: url("themes/BrightCopper/images/darkSilverFooter_05.png");" width="16"][img(16,8)]images/darkSilverFooter_05.png[/img][/td][td:149f bgcolor="#000000"]<table width="100%" border="0" cellpadding="4" cellspacing="0">

<tr>
<td class="main-body"><table style="border: 3px solid rgb(0, 0, 0); background-color: rgb(235, 19, 45); width: 540px; height: 110px;" align="center" border="3" cellpadding="3" cellspacing="3">

<tr>
<td style="border: 1px solid; background-color: rgb(223, 207, 157); width: 100px; height: 100px;" rowspan="2">[img]http://www.law.ankara.edu.tr/resim_goster.php?kisi_id=12[/img]</td>
<td style="border: 1px solid rgb(223, 207, 157); text-align: center; background-color: rgb(100, 55, 31); width: 440px; height: 75px;">[color:149f=#DFCF9D][font:149f=arial black][b]KÜRDİSTAN,
İSRAİL İÇİN KURULUYOR[/b][/font][/color]</td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid; text-align: right; background-color: rgb(223, 207, 157); width: 440px; height: 25px;">[font:149f=arial black]Prof. Dr. Anıl
ÇEÇEN [/font]
</td></tr></table>

[color:149f=white][font:149f=arial]Türkiye
Cumhuriyeti her gün adım adım bir Kürdistan macerasına doğru sürüklenmektedir.
Son dönemde birbiri ardı sıra gündeme gelen siyasal gelişmeler bir bütünsellik
içerisinde ele alındığında Türkiye’nin hızlı bir biçimde Kürdistan’ın kuruluşuna
doğru iteklendiği görülmektedir. Siyasal gelişmeler ile beraber ekonomik
girişimler, askeri ve güvenlik gibi alanlarda yeni ortaya çıkan durumların
tamamı Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına Kuzey Irak üzerinden Kürdistan
devletinin oluşumunu dayatmaktadır. Süper güç olarak geçen yüzyıldan gelen
Amerika Birleşik Devleti ordularının, on bin kilometre öteden gelerek Orta
Doğu’nun merkezi ülkelerinden birisi olan Irak’ı işgal etmesi ve bu doğrultuda
diğer komşu ülkeleri hedef alması ile başlayan yeni süreçte, bütün Orta Doğu
bölgesinin haritasının yeniden çizilmek istenmektedir. Bu istek; geçmişten gelen
harita doğrultusunda var olan devletlerin sınırlarının kabul edilmek istenmediği
anlamını taşımaktadır. Irak macerası sonrasında başta İran olmak üzere bütün
bölge devletlerinin hedef tahtasına oturtulması, ekonomik gelişmelerin bu
doğrultuda yönlendirilmesi, terörün komşu devletler üzerinden bölgeye yayılmak
istenmesi, yeni bir Orta Doğu yaratma doğrultusunda ciddi bir planın olduğunu
açıkça ortaya koymaktadır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Büyük İsrail adı verilen Siyonist plan doğrultusunda olaylar
yönlendirilirken, bir bölge ülkesi olarak Türkiye Cumhuriyetinde iç politika bu
emperyal plana kilitlenmiştir. Yirminci yüzyılın başlarında büyük bir
hesaplaşmaya girişen büyük dünya devletleri merkezi alandaki Osmanlı devletinin
topraklarını paylaşma yarışına girdikleri aşamada, Rusya’da gerçekleştirilen
sosyalist devrim, olayların akışını değiştirmiş, yıkılan Osmanlı toprakları
üzerinden Kafkasya ve Hazar bölgesine girme kavgası veren Avrupa ülkelerinin
önüne koskoca bir Sovyetler Birliği çıkartılarak, Avrupa’nın büyük emperyal
devletlerinin önü kesilmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İsrail devleti
kurulamayınca, devreye İkinci Dünya Savaşının girdiğini ve bu iki büyük felaket
sonrasında ikibin yıllık bir maceradan sonra Yahudi devletinin kurulabildiği
görülmüştür. İsviçre’nin Basel kentinde toplanan ilk Siyonist kongrede alınan
kararlar doğrultusunda elli yıl sonra Yahudi devleti kurulabilmiş, ne var ki
soğuk savaşın sonrasına rastlayan yüzüncü yılda Büyük İsrail devleti
kurulamamıştır. İki bin yılına girerken Büyük İsrail İmparatorluğunun merkezi
coğrafya topraklarında kurulabilmesi için dünya olayları yönlendirilmeğe
çalışılmış ama evdeki hesaplar çarşıya uymayınca Siyonist planlar
yatmıştır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]İkibin
yılına gelindiğinde ,ABD’deki Siyonist lobiler tarafından ayarlanan küresel
emperyalizm saldırısı, 11 Eylül olayları ile canlandırılmış ve bu olayların
intikamını almak ya da suçlularını cezalandırmak görünümü altında Orta Doğu ve
Orta Asya bölgelerine askeri saldırılar ve işgaller yönlendirilmiştir. İsrail
için en büyük Arap tehlikesi olan Irak devletinin ülkesine atom bombası
yalanları ile girilmesinden sonra, Büyük İsrail projesinin üçüncü adımı olarak
Irak’ın kuzey bölgesinde bir kukla Kürt devleti ABD ve İsrail ordularının ve de
şirketlerinin destekleriyle gündeme getirilmiştir. Siyonist kongre sonrasında
ilk adım olarak dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Yahudiler Birinci Dünya
Savaşı öncesinde İngiliz dominyonu olan Kıbrıs üzerinden Filistin’e taşınmışlar
ama Büyük Britanya İmparatorluğunun karşı çıkması nedeniyle İsrail devleti
kurulamamıştır. Balfor deklarasyonu ile Yahudilerin devlet kurma hakkını
görünüşte tanıyan Britanya yönetimi, İmparatorluk çıkarları nedeniyle bu devlete
izin vermeyince, Siyonist lobiler Amerika’ya taşınmışlar ve New York’u merkez
tutarak buradan kapitalist sistem üzerinden bir ekonomik dünya hegemonyasını
başlatmışlardır. Planın ikinci aşamasında resmen devletin ilanı olduğu için, bu
doğrultuda ABD’yi arkalarına almışlar ve ikinci dünya savaşı galibiyetinin
kazandırdığı güç ile hem Amerikan ordusunu Orta Doğu’ya taşımışlar hem de
ABD’nin merkezi coğrafyaya gelişinden yararlanarak ikinci dünya savaşının sona
ermesinin hemen sonrasında İsrail devletini ilan etmişlerdir. Yeterli Yahudi
nüfus Filistin’e taşınamadığı için ABD öncülüğünde Birleşmiş Milletler örgütü
kurdurulmuş ve bu uluslararası kuruluşun ilk resmi kararı ile bir Yahudi devleti
olarak İsrail dünyaya ilan edilmiştir.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Büyük İsrail
projesinin ilk adımı Birinci Dünya Savaşı öncesinde, ikinci adımı da İkinci
Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirilince, sıra üçüncü adıma gelmiştir. Bu da
daha önceden kurulmuş olan küçük Yahudi devletinin merkezi coğrafyayı bütünüyle
kontrolü altına alan bir Büyük İsrail İmparatorluğuna dönüştürülmesi
meselesidir. Orta Doğu tarihi incelendiği zaman yirminci yüzyılda kurulmuş olan
Yahudi devletinin üçüncü İsrail olduğu anlaşılmaktadır. Daha önceki Yahudi
devletlerinin tarihleri incelendiğinde bunların savaşlar ve işgaller sonucunda
yıkıldığı görülmektedir. Milattan yaklaşık bin yıl önce kurulmuş olan ilk İsrail
devleti bir Mezopotamya krallığı olan Babil devleti tarafından yıkılmış ve
Yahudiler Babil’e sürgün olarak gönderilmişlerdir. Daha sonraları o dönemdeki
İran devletinin Babil krallığını yıkması üzerine geri dönen Yahudiler Filistin’e
dönerek ikinci İsrail devletini oluşturmuşlardır, ama bir süre sonra Akdeniz
üzerinden merkezi coğrafyaya gelen Roma İmparatorluğunun İsrail devletini
yıkması üzerine Yahudiler kaçarak dünyanın çeşitli bölgelerine yerleşmişlerdir.
Milat yılları sırasında gerçekleşen bu büyük göç ikibin yıl sonra yeniden
Tevrat’ta Yahudilere vaat edilmiş olan kutsal topraklara Yahudilerin geri dönüşü
ile sona ermiştir. Yirminci yüzyılın soğuk savaş ortamında ortaya çıkmış olan
İsrail devleti kurulduğu günden bu yana tam altmış yıldır sürekli olarak
komşuları ve bölge devletleri ile savaş içerisinde olmuş ve Orta Doğu bölgesi
üzerinden dünya barışını sürekli olarak tehdit etmiştir. Küçük İsrail devletinin
dış desteler ile gelinerek kurdukları küçük devlet çatısı altında
barınabilmeleri son derece güç olmuş, komşularının saldırılarına karşı kendisini
korumağa çalışırken karşı ataklarla harekete geçen Yahudi devletinin bütün bölge
ülkelerine sırasıyla saldırılara geçtiği görülmüştür. İsrail’in sürekli
saldırıları Yahudi devletinin güvenliği için batılı ülkeler tarafından sürekli
olarak hoşgörü ile karşılanmış ama bölge ülkeleri açısından da tahammül
edilemeyecek bir bölgesel kaos ortamı yaratmıştır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Büyük İsrail
projesinin üçüncü adımı Mezopotamya bölgesine egemen olmak olduğu için, bu
doğrultuda adımlar atılmış ve Irak’taki Kürt Yahudileri üzerinden Mezopotamya’ya
egemen olma planları gizlice yürürlüğe sokulmuştur. Ne var ki, Saddam Hüseyin
rejiminin giderek Arap milliyetçiliğine yönelen katı ve sert yönetimi İsrail’i
tehdit ettiği için, İsrail bu bölgeyi kontrol edebilmek üzere çeşitli senaryolar
ve manevralar düzenleyerek Amerikan ordusunun Irak’a saldırısını ve işgalini
yönlendirmiştir. Baas rejimlerinin batılı merkezlerden yönlendirilmesi
Mezopotamya’nın hegemonya altına alınabilmesi açısından yeterli olamayınca,
bunun üzerine Irak’ın işgali ve Saddam rejiminin yıkılması kaçınılmazlaşmıştır.
ABD sayesinde bu birinci derecedeki Arap tehdidinden kurtulan İsrail hemen
Irak’ın kuzeyinde bir işbirlikçi kukla devleti Yahudi asıllı Kürtler aracılığı
ile kurmuştur. Devletin bütün kuruluş masrafları gene Siyonist lobiler
tarafından karşılandığı gibi, daha önceleri İsrail’e göç etmiş olan Irak
Yahudileri de bu ülkeye geri gönderilerek Mezopotamya ülkesinde güçlü bir Yahudi
lobisinin oluşturulmasına çalışılmıştır. Özellikle Kum kentinden gelen Barzani
aşiretinin İran Yahudilerinin önde gelen bir gücü olarak, bu kukla devletin
yönetimine getirilmeleri de, daha önceki Mehabad Cumhuriyeti deyiminin yeni
oluşturulmakta olan Erbil Cumhuriyetine emsal olabilmesi için gene Siyonist
lobiler tarafından ayarlandığı görülmüştür. İsrail hem ABD’yi hem de kenti
kontrolü altındaki uluslar arası Siyonist lobileri birlikte kullanarak Arapların
tam ortasına bir işbirlikçi Kürt devletini dayatabilmiştir çünkü tarihte ortaya
çıkan ilk İsrail devletinin Mezopotamya gücü olarak Babil krallığı tarafından
yıkılmasından fazlasıyla derslerini almışlardır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Akdeniz’in
kıyısında yeni bir Roma İmparatorluğunu Kudüs merkezli kurmağa yönelen Siyonist
İsrail devleti bir daha arkadan gelen bir Mezopotamya gücü tarafından yıkılmamak
üzere bu kritik bölgede kendi denetimi altında bir kukla devleti bölgedeki
Yahudiler üzerinden kurmağa yönelmiştir. Amerikan ordusunun bölgeye gelmesinden
de yararlanılarak Irak devleti üçe bölünmeğe çalışılmış,Arap nüfus çoğunluğu Şii
ve Sünni olarak ikiye bölünürken, Kürtler ayrı tutulmuş, bu ülkede Kürt nüfusu
kadar var olan Türkmen toplulukları da görmezden gelinerek Şii nüfus içerisinde
sayılmışlardır. Büyük İsrail projesinin üçüncü adımı böylece atılarak
Mezopotamya bölgesinin İsrail’in denetimi altına girmesini sağlayacak bir Kürt
devleti oluşumu Yahudi asıllı Kürt aşireti Barzaniler aracılığı ile
oluşturulmuştur. Ne var ki, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngilizler ile
Fransızlar Osmanlı sonrası dönem için bölgenin haritasını çizerlerken Kürtleri
dörde ayırdıkları için, Kuzey Irak’taki Kürt oluşumu üçüncü adımın bir
başlangıcı olarak kabul edilerek, İran, Suriye ve Türkiye’deki Kürt bölgeleri
ile bu kukla devletin bütünleştirilmesiyle, bir Büyük Kürdistan projesi yaşama
geçirilmeğe çalışılmıştır. Kuzey Irak merkezli başlatılan ayrılıkçı etnik Kürt
terörü Irak gibi Türkiye, İran ve Suriye’yi tehdit etmiş, bu ülkelerdeki Kürt
bölgelerinin de katılımıyla Büyük Kürdistan’ın kurulması amaçlanmıştır. Beş
milyonluk küçük İsrail’in beşyüz milyonluk bir büyük Arap ve Müslüman dünya ile
savaşamayacağı bilindiği için, Araplara, İran’a, Türkiye’ye ve tüm İslam
dünyasına karşı İsrail için savaşacak bir milyon kişilik bir Kürt ordusunun
oluşturulmasını sağlayacak, Büyük Kürdistan projesi İsrail merkezli olarak
gündeme getirilerek gene Siyonist lobilerin destekleriyle gerçekleştirilmeğe
çalışılmıştır. Küçük İsrail’in güvenliği ve Büyük İsrail’in kurulabilmesi için
bölgede dört ülkeye bölünmüş bütün Kürt asıllı insanların bir araya getirileceği
bir yirmi milyonluk nüfusa sahip olacak Büyük Kürdistan Siyonist projenin üçüncü
adımı olarak öne çıkarılmıştır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Büyük İsrail
projesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni de ortadan kaldırılmasını hedeflediği için, İran
ve Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türkleri arasına Büyük İsrail, Büyük
Kürdistan ve Büyük Ermenistan’ı koyarak Türkleri parçalamak, emperyal
müdahalelere karşı işbirliği yapmalarını önlemek gibi bir yol izlenmiştir. Bu
doğrultuda Kürtler ile yakın işbirliğine giren Yahudiler, aynı zamanda eskiden
uzun asırlar boyunca kavga ettikleri Ermeniler ile de yeni bir dayanışmaya
girerek, bölgedeki Türk egemenliğini ortadan kaldırmağa çalışmışlardır. Batı
ülkelerindeki Yahudi lobileri soğuk savaş yıllarında Ermeni tasarılarına karşı
çıkarken, yeni dönemde Ermenilerin tasarılarını Siyonist lobilerin batılı
parlamentolara getirdikleri ve Türkiye aleyhinde bu tasarıları yasalaştırdıkları
son yıllarda fazlasıyla görülmüştür. Ayrıca küresel sermaye aracılığı ile
denetim altına aldıkları medya ve basın organları aracılığı ile Türkiye, İran ve
Suriye gibi bölge ülkelerinin aleyhinde yayınları tırmandırarak, kendi
planlarına paralel bir çizgide hem Ermenileri hem de Kürtleri dünya kamuoyunda
öne çıkarmışlardır. Terörist Kürtler ile bölücü aşiretler sanki bir ulusun
parçasıymışlar gibi dünya kamuoyuna lanse edilmişler, Kürt devletinin kurulması
doğrultusunda batı ülkelerinin geniş desteği medya organları aracılığı ile
kamuoyu üzerinden kuzey Irak’taki kukla devlete sağlanmağa çalışılmıştır. Büyük
İsrail’in bir parçası olacak Büyük Kürdistan’ın kurulabilmesi için, batı dünyası
üzerinden kutsal topraklar üzerinde kurulu bulunan Türkiye, Suriye ve İran gibi
büyük devletler açıkça hedef alınmıştır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial][img]../Resim/Bop.png[/img][/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Tarihte ikinci kez kurulan İsrail devletinin, Avrupa üzerinden
Akdeniz kanalı ile merkezi coğrafyaya gelen Roma İmparatorluğu tarafından yok
edilmesi gerçeği dikkate alındığında İsrail’in bu doğrultuda batıdan gelebilecek
benzeri saldırıları karşılayabilmek için karşı kıyısında bulunan Kıbrıs adası
üzerinde de ciddi bir hegemonya kurma çalışmaları içerisinde olduğu
görülmektedir. Kıbrıs’ta Yunan ya da Türk egemenliğine karşı çıkan, bu adayı
gelecekte kendi hegemonyası altına alabilmek doğrultusunda İngiliz ve Amerikan
güçlerinden yararlanmağa çalışan İsrail devletinin benzeri doğrultuda Türkiye’yi
de gene kendi çıkarlarına alet etmeğe çalıştığı gözlemlenmektedir. Kıbrıs’taki
Türk varlığını kendi planları doğrultusunda yönlendirmeğe çalışan İsrail devleti
Avrupa Birliği üzerinden adaya ve Doğu Akdeniz’e egemen olmağa çalışan yeni Roma
İmparatorluğu girişimini ABD ve NATO üzerinden dolaylı olarak desteklediği Türk
ordusu sayesinde geri püskürttüğü görülmektedir. Avrupa Birliği bir Hıristiyan
yapılanması olarak Akdeniz’de yeni bir Yahudi hegemonyası istemediği için
Kıbrıs’a önem vermekte ve bu adanın Yunanistan, Rusya ve Türkiye’nin
hegemonyasına girmesini önlemek üzere çeşitli senaryoları batılı ülkeler
üzerinden devreye sokmaktadır. Rusya’nın ada üzerinde baskılarının artmağa
başladığı bir aşamada İsrail bölgede yeni ortaya çıkan petrol ve doğal gaz
kaynaklarına el koyma doğrultusunda Güney Kıbrıs Rum kesimi ile beraber
Türkiye’ye karşı bir antlaşma imzalayacak derecede ileri gidebilmiştir. Böylece
Kürdistan ile arkasını güvence altına alan İsrail devleti Kıbrıs üzerinde
kurmağa başladığı yeni hegemonya düzeni ile de batılı ülkelere ve Avrupa
emperyalizmine karşı Doğu Akdeniz bölgesindeki güvenliğini sağlama
almaktadır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Çeyrek
yüzyıl önce Amerika’da yayınlanan bir Siyonist dergi olan Kivinum isimli yayında
Oded Yinon Büyük İsrail projesinin detaylarını açıkça ortaya koymuştur. Buna
göre, bölgenin en küçük devleti olan İsrail’in tüm merkezi alana egemen
olabilmesi için bütün komşu ülkelerin parçalanması gerekmektedir. Siyonist plan
Yahudilere Siyon tepesinin kenarında bir dünya imparatorluğunu kazandırırken,
terör ve savaş yollarıyla tüm eski Osmanlı ülkelerinin parçalanmaları gündeme
getirilmektedir. Irak ABD ordusu sayesinde üçe bölünürken, Suriye, İran ve
Türkiye’de sahip oldukları Kürt bölgeleri üzerinden hem bölünmek, hem de
dağıtılarak eyaletler halinde Kudüs gibi kutsal bir kentin başkent olacağı büyük
bölge devletine bağlanmak istenmektedir. Elli eyaletten oluşan Amerika Birleşik
Devletleri gibi bir büyük federasyon, İsrail’in merkez olacağı ve Kudüs’ün
başkent olarak öne çıkacağı yeni bir bölgesel yapılanma üzerinden otuz ya da
kırk eyaletten oluşacak bir Orta Doğu Birleşik Devletleri adı altında
oluşturulmak istenmektedir. Avrupa Birliğinin bir Hıristiyan yapılanması olarak
Avrupa Birleşik Devletlerine doğru yöneldiği bir aşamada bu oluşumun merkeze
gelmesini önlemek üzere, Büyük İsrail anlamında bir Orta Doğu Birleşik
Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasından meydana gelen otorite
boşluğu alanı Siyonist lobiler ve İsrail tarafından doldurulmak istenmektedir.
İsrail’e bu olanağı sağlayacak tek yol da, Büyük Kürdistan’ın öncelikli olarak
kurulmasıdır. Kuzey Irak’taki kukla devleti güçlendirecek doğrultuda Türkiye’nin
Güneydoğusunun da Kürdistan olarak ilan edilmesi sayesinde Türkiye ile beraber
Suriye ve İran’ın da parçalanmalarının önü açılacak ve bu sürecin sonucunda
ortaya çıkacak dört parçalı Kürdistan, Büyük İsrail doğrultusunda oluşarak Orta
Doğu Birleşik Devletlerinin önünü açacaktır. “Vur gerilla vur, Kürdistan’ı kur “
aslında Büyük İsrail’in kurulmasının en geçerli yolu olarak öne sürülmektedir.
Bu doğrultuda, ayrılıkçı Kürt etnik terörünün arkasında ciddi bir Amerikan,
İngiliz ve İsrail desteğinin olduğu görülmekte, diğer batılı devletler de
bölgeyi dağıtacak bu girişime karşı çıkmayarak dolaylı yollardan destek
vermektedirler.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Irak’ta askeri işgal ve savaş yolu ile kurulan Kürdistan’ın
Türkiye’de demokrasi yolundan kurulmağa çalışıldığı görülmektedir. Irak’ta batı
tipi demokrasi olmadığı için insan hakları ve demokratik yöntemler geçerli
olamamış ve kukla devletin kuruluşunda terör ile başlayan bir süreç içerisinde
hem askeri işgal hem de haksız savaş siyasal yöntem olarak kullanılmıştır.
Geleceğin Sümer Devleti kuzey Mezopotamya’da kurulurken, dünyanın en büyük hava
alanı ile gene dünyanın en sağlam binaları kalıcı olmak üzere, bu bölgede
Amerikalılar tarafından yapılmıştır. ABD Irak’a çıkmak üzere gelmiş ve burada
yerleşmiştir. İsrail’in koruması artık Kuzey Irak üzerinden yapılırken, bölgenin
Kürt nüfusu da gene İsrail ve ABD güçlerinin korunmasında yan güç olarak
kullanılmaktadır. PKK terör örgütü ve onun yavrusu olan Pejak örgütü bölge
devletlerinin parçalanmaları doğrultusunda terörist ataklarını sürdürürken,
onların istikrarsızlığa kavuşturduğu Kürt bölgelerinin yeni bir süreç içerisinde
bağlı oldukları devletlerin merkezlerinden koparak Erbil Cumhuriyetini merkez
alan bir büyük Kürdistan’a doğru yönlendirildikleri anlaşılmaktadır. Yahudilerin
dünya tarih sahnesine çıktıkları Mezopotamya’ya geri döndükleri ve kendi
kontrolleri altındaki Amerikan askeri güçleri sayesinde de Kuzey Irak üzerinden
bölge ülkelerini dağıtacak girişimlerini gene işbirlikçi Kürt kesimleri
üzerinden tezgâhladıkları görülmektedir. Yeni dönemde İran’a yönelik bir saldırı
hazırlığı içerisine giren İsrail’in hem Amerikan askeri varlığından, hem de
Kürtlerin nüfus varlığından yararlanarak İran gibi bir büyük devleti Orta
Doğu’dan geri püskürtmeğe çalıştığı anlaşılmaktadır. İran’ın bölgedeki Şii
hegemonyasını durduran Sünni güç olan Saddam rejiminin çökertilmesiyle, bölgede
bir otorite boşluğu meydana gelmiş, İsrail’in küçüklüğü nedeniyle bu boşluk
doldurulamayınca Kuzey Irak üzerinden kurulmuş olan Kürdistan’ın büyütülmesi
projesi gündeme getirilmiştir. Şii İran’ın hegemonyasının önlenebilmesi için
güçlü bir Sünni Kürdistan İsrail tarafından oluşturulmağa
çalışılmaktadır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Şimdi
sıranın Türkiye’nin güneydoğu bölgesinde yaşamakta olan Kürt asıllı nüfusun
yaşadığı bölgenin bir anlamda Türkiye Kürdistan’ına dönüştürülmesine gelmiştir.
Çeyrek asırdır devam eden ayrılıkçı Kürt etnik terörü, bölge insanını Türklükten
uzaklaştırarak zorla Kürtleştirmeğe çalışmış, bu bölgenin Türkleri terör ile
korkutularak Kürtleştirilirken aynı zamanda dış müdahaleler ile de insan hakları
ve demokratik süreç adına Kürdistan federasyonunun Türkiye eyaletinin
oluşturulmasına doğru gelişmeler dıştan güdümlü bir biçimde yönlendirilmeğe
çalışılmıştır. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan Barış konferansında uluslar
arası bir antlaşma ile kabul edilen Misakı Milli sınırlarına göz dikilmiş ve
üniter devletin bir bölgesi, ulus devletin sınırları ötesine çıkartılmağa
çalışılmıştır. Türk halkının yirminci yüzyılın başlarında büyük bir özveri ile
vermiş olduğu ulusal kurtuluş savaşı kazanımları elinden alınmağa çalışılmıştır.
Bu süreç Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla gündeme gelmiş ve Avrupa Birliği
üzerinden Türkiye’ye demokrasi görünümü altında benimsetilmeğe çalışılmıştır.
Türk halkını açıkça aptal yerine koyan böylesine bir emperyal manevraya Türkiye
Cumhuriyetinin kolay kolay “evet” demeyeceği iyi bilindiği için Avrupa Birliği
süreci Türkiye’nin güneydoğusunun kopartılmasında kullanılmıştır. Wikiliks
belgeleri bu durumun açık bir kanıtı olarak b sında yer almıştır. İsrail ve ABD,
Avrupalıları kullanarak Türkiye’den ikinci bir Kürdistan çıkarmağa çalışmışlar
ve gerçeklerin Türklere söylenmesini önlemeğe çalışmışlardır. Türk devletinin en
büyük müttefiklerinin Türkiye’yi yok edecek manevralar doğrultusunda açıkca
yalan beyanda bulunmaları ve gizli planlarına Türkiye’yi alet etmeleri
kesinlikle, Türk ulusu tarafından kabul edilemeyecek bir olumsuz durum
yaratmıştır. Bu aşamadan sonra Türkiye resmen İsrail’e “Bir dakika
“diyebilmiştir. İsrail’in de bu duruma tepkisi Mavi Marmara gemisindeki on Türk
vatandaşını katletmesi olmuştur. Bu aşamadan sonra artık Türkiye Cumhuriyetinin
Orta Doğu bölgesinde İsrail ile açıkça karşı karşıya geldiği
görülmektedir.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]Bütün gizli
planları açığa çıkan İsrail Siyonizm’inin Kuzey Irak‘ta ve Türkiye’nin
güneydoğusunda Kürt ayrılıkçılarına destekçi olarak çıkmasıyla, yeni bir dönem
başlamış ve Türk-İsrail ittifakı sona ermiştir. İsrail’de bunun üzerine hem
Türkiye üzerinde yeni oyunlar tezgahlamaya başlamış hem de batı ülkeleri
üzerinden Türkiye’yi İran savaşı öncesinde ciddi bir ekonomik krize sürükleyerek
kaos ortamına sürükleme girişiminde bulunmuştur. Orta doğu’da oynanan emperyal
oyunların açığa çıkması üzerine bütün İslam ülkeleriyle beraber Asya devletleri
de Türkiye’nin arkasında yer almışlar ve batıdan Türkiye’ye empoze edilen
ekonomik krize karşı sıcak para akışını artırarak Türkiye’nin direnme gücünü
artırarak desteklemişlerdir. İsrail planlarının açıkça Türkiye’ye düşman bir
çizgide ortaya çıkmış olması, Misakı Milli sınırlarını tehdit edecek derecede
bir bölücü Kürt oluşumunu desteklemesi, Türkiye’yi İran ile karşı karşıya
getirerek bir üçüncü dünya savaşı senaryosuna alet etmeğe çalışması
üzerine,Türkiye’deki Kürt hareketleri daha da hızlanarak güneydoğu bölgesinde
bölücü ve yeni bir ulus devlet kurucu doğrultuda bölge toplantılarını ve siyasal
girişimleri gündeme getirmiştir. Şimdi artık, Türkiye’nin güneydoğusunda yaşayan
Kürt toplulukları,yerel yönetimler görünümünde eyaletler ve bölge yönetimleri
istemekteler, Başkent Ankara’dan koparak kendi devletlerini oluşturma
doğrultusunda özerklik talep etmektedirler. Ayrıca bu yeni devlet oluşumu
doğrultusunda alt dillerini öne çıkararak iki dilli bir yapılanma üzerinden
kendi alt dillerini resmi dil olarak kabul ettirmek için çaba harcamaktadırlar.
Demokratik Toplum Kongresi adı altında resmen ayrı bir millet olarak hareket
eden Kürt asıllı topluluklar, bu doğrultuda kendi öz savunma güçlerini
oluşturarak, Türk devletinin koruyucu şemsiyesi altından da uzaklaşmak
istemektedirler. Bir anlamda İsrail’in kendi güvenliği için oluşturulması
düşünülen bir milyon kişilik Kürt ordusunun başlangıcı olacak bu öz savunma
gücünün Türkiye ile beraber bütün bölge ülkeleri için yeni bir terör tehdidi
oluşturacağı açıktır. Terör örgütünün gücünün yetmediği aşamada öz savunma gücü
adı altında resmen bir yeni ordu kurulmaktadır. Bütün bu yeni adımlar ve
talepler birleştirildiği zaman Siyonist İsrail’in bölgedeki komşularına karşı en
büyük müttefiki olacak bir Kürdistan devletinin İsrail’in çıkarları
doğrultusunda kurulmağa çalışıldığı anlaşılmaktadır.[/font][/color]

[color:149f=white][font:149f=arial]2002 yılında yayınlanmış olan “İsrail’in Kürt kartı“ isimli kitap
incelendiğinde dünya Siyonizm’inin merkezi olan İsrail’in merkezi bölgeye egemen
olabilmek için elindeki en büyük kozun Kürdistan devletinin kurulması olduğu
ortaya çıkmaktadır. Tarihsel, teolojik ve jeopolitik nedenler açısından konu ele
alındığında her açıdan ciddi bir Kürt ve Yahudi ittifakının Kürdistan devletinin
oluşumunun perde arkasında yer aldığı görülmektedir. ABD ve İsrail’in gücünün
yetmediği durumlarda Avrupa ya da başka ülkelerdeki Siyonist lobiler hemen
devreye girerek Büyük İsrail Projesinin gerçekleşmesi için çalışmaktalar ve
Büyük Kürdistan devletinin oluşumunu bu doğrultuda hızlandırmaktadırlar. Son
zamanlarda siyasal trafiğin hızlanması ve özerklik talepleriyle beraber,öz
savunma gücü,iki dilli düzen,bölge yönetimi,kent meclisleri gibi konuların öne
çıkması da Kürdistan devletinin bir an önce kurulması için çaba sarf edildiğini
ve bu doğrultuda İsrail’in acele ettiğini ortaya çıkarmaktadır. Şimdiye kadar
gelişen olayların gösterdiği gibi İsrail’in yaşaması için büyümesi
gerekmektedir. Büyük İsrail için de Kürdistan devleti vazgeçilmez üçüncü
adımdır. Kürdistan devleti kurulamazsa, Filistin sorunu nedeniyle bir araya
gelecek Arap devletlerinin İsrail’i haritadan silmeleri gibi bir durum ortaya
çıkabilecektir. Kürdistan kurulmazsa İsrail üçüncü kez yıkılabilmektir. Bu
nedenle, Siyonizm bölge devletlerine karşı İsrail’in güvenliği doğrultusunda
Kürdistan oluşumunu dayatmaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında İngiltere ve
Fransa tarafından Orta Doğu haritası çizilirken, bir Kürdistan devletinin
kurulmamasının nedeni olarak, Kürt kartının gelecekte Büyük İsrail’in kurulması
doğrultusunda kullanılmak istendiğini açıkça göstermektedir, Ayrıca Türkiye’nin
güneydoğusunda yaşayan ailelerin on civarında çocuk yapması da, İsrail ve
Siyonist lobilerin maddi yardımlarıyla, ayrıca Dünya bankası ve Avrupa Birliği
fonlarıyla banka hesapları üzerinden desteklenmekte ve bölgedeki Türk ve Arap
nüfus çoğunluğuna karşı Yahudiler, Kürt nüfusunu artırarak kendi çıkarları
doğrultusunda yeni dengeler kurmağa çalışırken, gelecekte savaşlar da bölge
ülkelerine karşı kullanabilecekleri bir milyonluk Kürt ordusunun temellerini
atmaktadırlar. Türk ordusunu emperyal hedefleri doğrultusunda kullanamayacağını
anlayan ABD ve İsrail’in Kürdistan devleti aracılığı ile bir milyonluk Kürt
ordusunu gerçekleştirmeğe çalıştığı artık iyice anlaşılmıştır. Türk devleti
önümüzdeki günlerde bütün bu gerçekleri bilerek ve değerlendirerek adımlarını
atmalı ve savaş ve terör tehditlerine karşı bölge güvenliğini sağlayabilmek
üzere komşularıyla kalıcı bir bölgesel güvenlik paktını acilen ve öncelikli
olarak oluşturmalıdır. Artık iyice belli olmuştur ki, Kürdistan kurulmazsa
İsrail yıkılır. Bunu önlemek isteyen İsrail’in de önümüzdeki dönemde Büyük
Kürdistan devletini kurdurarak bütün bölge devletlerini tehdit edeceği ve
çeşitli senaryolar aracılığı ile baskı altına almağa çalışacağı açıktır. O zaman
bölge devletleri de kendilerini korumak üzere kesinlikle daha sıkı bir
işbirliğine girmelerinde bölge ve dünya barışı açısından büyük yararlar
vardır.[/font][/color]</td></tr></table>[/td][/tr][/table]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   Salı Mart 29, 2011 8:10 pm

[color:8d58=#000000][font:8d58=Verdana][color:8d58=#C20000]Rehine krizi büyüyor 45 kişi ÖLDÜ[/color]
[img(250px,200px)]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/198279.jpg[/img]

[color:8d58=#303030]Irak'ın Tikrit kentinde İl Genel Meclisi binası silahlı
kişilerce basıldı. TÜRK


[/color]
[font:8d58=Verdana]
29 Mart
2011, 22:15
[img]http://anadoluhaberim.com/img/icon/kullanici.png[/img] Anadolu
Haber
[/font]

[table:8d58 id="ecxtable1" width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="20"][tr][td:8d58 style="font-family: Verdana; font-size: 8pt; vertical-align: top;"] [/td][/tr][/table]Irak'ta rehine eylemi:

Tikrit'teki
rehine eyleminde 45 kişi hayatını kaybetti.

Irak'ın Tikrit kentinde,
silahlı kişilerin il meclisi merkezine düzenlediği saldırıda 45 kişi
öldü.

İl yönetiminden adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, silahlı
kişilerin binaya baskın düzenlerken bombalı araç, bombalı kemerler ve el
bombaları kullandığını belirtti.

İdam edilen eski Cumhurbaşkanı Saddam
Hüseyinîn doğum yeri olan Tikrit'teki yerel konsey merkezinin önünde ilk önce
bir intihar saldırganının üzerindeki patlayıcıları infilak ettirdiği, daha sonra
silahlı kişilerin binaya ateş açtığı bildirildi.

Reuters, ordu üniforması
giyen silahlı kişilerin binadaki çalışanları rehin aldığını duyurdu. Silahlı
kişiler binadan ateş açmayı sürdürürken, ABD ve Irak askerleri binayı kuşatma
altına aldı.

Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan da resmi bir ziyaret için
Irak'ta bulunuyor.

[b]TÜRK İŞADAMLARININ KALDIĞI OTELE ROKETLİ
SALDIRI[/b]

Irak'ın başkenti Bağdat'ta Türk işadamlarının kaldığı bir
otele yapılan roket saldırısında iki Iraklı yaralandı.

Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın Irak ziyaretini sürdürdüğü saatlerde Bağdat'ta Türk
işadamlarının kaldığı bir otele yönelik roketli saldırı düzenlendi. AFP haber
ajansı, Ebu Neves Caddesi üzerindeki Elçi Hoteli'ne "Katyuşa" roketiyle yapılan
saldırıda Türk işadamlarının yaralanmadığını bildirdi.

Dicle Nehri
kıyısındaki otelin bulunduğu bölgede çok sayıda hükümet ve yabancı elçilik
binası bulunduğu belirtildi. Başbakan Erdoğan'a iki günlük Irak ziyareti
sırasında çok sayıda Türk işadamı da eşlik
ediyordu.
[/font][/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ORTADOĞU KAYNIYOR   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ORTADOĞU KAYNIYOR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: DÜNYA :: SAVAŞ :: Ortadoğu-
Buraya geçin: