AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 MISIR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: MISIR   C.tesi Şub. 12, 2011 11:25 am

AMERİKAN ŞAHİNLERİ MISIR ORDUSUNA ‘DARBE’ EMRİ VERDİ!

12 Şubat 2011
‘Mübarek’in yetkilerini Ömer Süleyman’a devretmesi krizi sonlandırabilirdi. Ama öyle görünmüyor. O halde MISIR ORDUSU BİR KARAR VERMEK ZORUNDA!’ 10 şubat 2011 .saat: 2247. Stratfor.
Tahrir meydanında kalabalık Mübarek’in ‘yarı’ yetki devrini ekranlardan izliyor.

Mübarek eski patronlarına meydan okuyor. CIA’in saatler önce açıkladığı kararlara karşın, sadece tek ayağını iktidardan çekeceğini bildiriyor.

Baştaki açıklama CIA/ Pentagon bağlantılı Stratfor Düşünce Kuruluşu’nun, Mübarek’in açıklaması sonrası sitesine koyduğu yazı…

Kısaca Mısır ordusuna ‘İNDİRİN MÜBAREK’İ! DARBE YAPIN!’ diyor. Bunu mealen söylemiyor. Kelimelendiriyor!

Sokaklar zonkluyor ve kalabalık ‘her yöne’ gidebilir… Küresel efendilerin çıkarları aleyhine gelişmeler olabilir. O nedenle Stratfor ve ünlü parçalanmış bölge haritaları mimarı George Friedman, olasılıkları altalta diziyor:

‘Ordunun önünde 3 seçenek var:

1) Kalabalığa müdahale etmeden sakin beklemek;

2) Tahrir meydanına denetim altına almak;

3) Bir DARBE YAPIP MÜBAREK’İ AŞAĞI ALMAK! (to stage a coup and overthrow Mubarak). (http://www.stratfor.com/theme/egypt-unrest?utm_source=redalert&utm_medium=email&utm_campaign=110210&utm_content=specialtopics2&elq=4ae6da52387645fd85ff3deacd72459d)

Eğer CIA/Pentagon ABD neoconları bir an önce ‘duruma hakim olmazlarsa’ başka bir küresel güç odağı Mısır’ı Amerika’nın arka bahçesi olmaktan çıkarabilir… Ayrıca halk dinamizmi her ne kadar lidersizse de, ülkeyi ‘istenmeyen’ bir yöne sürükleyebilir..

‘O nedenle’ diyor ABD derin devleti, ‘Alevlenmiş kalabalıkları denetimde tutmak için, yıllardır beslediğimiz Mısır ordusu harekete geçmeli! Mübarek kalabalıkların uğultusunu dindirecek şekilde tarihin çöp sepetine gitmeli!’

11 Şubat sabahı ‘Ordu CIA’den gelen emre itaat etmeyeceğini açıkladı! Şimdi öğlen… Cuma namazı sonrası İngiliz İskandinav merkezli güç odakları daha çok bastıracak.

Soros/google pazarlamacısı Vail Gonim ‘GÖREV TAMAMLANDI!’ (Mission is accomplished!’ dedi ama belki yeniden işe koşulacak.

CIA/ Pentagon/ Mossad Ortadoğu’daki en önemli aktör Mısır’ı Mübarek’li Mübareksiz elde tutabilmek için her şeyi yapmaya hazır. Öncelikle DARBE seçeneğini yıllardır beslediği Mısır Genel Kurmayının önüne koyarken şöyle diyor:

‘Mısır ordusu Mübarek’i başından atmalı! Cuma namazına kadar olan süre iyi kullanılmalı! Halk daha da kalabalıklaşarak yürümeye başladığı zaman ordu ya geri çekilip seyretmek, ya da kalabalığa ATEŞ AÇMAK zorunda! Bu durumda tanklar ve zırhlı birlikler şimdiden pozisyonlarını almalı! Ya da Mübarek’in derhal icabına bakılmalı… ’

İşte bu açıklıkta yazılıyor emirler. Bu kadar pervasız…

Bizim de başımıza geldi birçok başka ulusun da! Amerikan kuklası ordu mensupları, siyasetçi, işadamı ve çeşitli istihbarat unsurları marifetiyle, önce kalabalıkları yönlendirdiler, ülkeyi kamplara böldüler, darbeler yaptırdılar. Sonra kalabalıkları kendi ordularına karşı kışkırttılar. Milli orduları tasfiye edip kendi denetimlerindeki ordular ve paralı askerlerle faşist yönetimler oluşturdular aynı zamanda ‘yumuşak güç’le ülkelerin kurumlarının tam ortasına oturdular.

Mısır’daki gelişmeler çok dikkatle izlenmeli! ‘Arap Ayaklanmaları’ ‘demokrasi’ nidalarıyla başladı, darbeler ve bölge savaşlarıyla sürecek gibi görünüyor

Mısır şimdi küresel güçlerin satranç tahtası ve kanlı bir oyunun arifesinde…. İsrail’deki askeri hareketlilik, Kıbrıs ve Yunanistan’da İsrail ile bağlantılı askeri hazırlıklar, bölgenin çok yakın bir zamanda, mart ayındaki FÜZE KALKANI görüşmeleriyle eş zamanda tüyler ürpertici olaylar dizisine sahne olacağına işaret ediyor!. Hilary Clinton ‘Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri için ‘kusursuz bir fırtına’ öngördüklerini ifşa etmişti…

Acaba Türkiye kendisini derinden etkileyecek, tüm bu ‘yapılandırılmış kaosu’ mevcut siyasileriyle nasıl yorumlayacak ve nasıl adımlar atacak. Gelin hep beraber bunu tartışalım.

Banu AVAR

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: MISIR   Paz Şub. 20, 2011 1:28 pm

Zevahiri Mısır halkını tebrik etti
Zevahiri Mısır halkını tebrik etti

El Kaide'nin Mısır kökenli lideri Eymen el Zevahiri, Mısır halkını Mübarek'i deviresinden doayı kutladı.

20 ubat 2011, 01:55
Editör Anadolu Haber

El Kaide liderlerinden Eymen El Zevahiri Mısır hakkında yaptığı 34 dakikalık açıklamasında Mısır halkını destekledi ve Hüsnü Mübvarek'in halkına karşı suçlar işlediğini söyledi.

Hüsnü Mübarek'in yıllarca yalan yanlış seçimler, demokrasi tiyatroları ve baskı ile halkı ezdiğini ve aslında İslami gibi görünen Mısır anayasasının da sadece Batının istediği derecede İslami olduğunu açıkladı.

Mısır cezaevlerinde binlerce İslamcının işkenceden geçirildiği bir katliam merkezine dönüştürüldüğünü belirten Zevahiri Mısır'ın Müslümanların adil muameleye tabii tutulacakları İslam Hilafetinin bir parçası olmasını umud ettiklerini her bir müslümanın öncelikli hedefinin bu olması gerektiğini söylüyor.

Örgüt Halk ayaklanmalarını destekliyor

Daha önce Tunus ve Cezayirde yaşanan olaylar üzerine El Kaide'nin Mağrip Kolu açıklama yapmış ve iki ülke halkını da desteklediklerini açıklamışlardı.

Tunusta devrim gerçekleştikten sonra açıklama yapan El Kaidenin Mağrip Kolu lideri Ebu Musab Abdulvedud: "Ey tunus halkı diktatör gitti ama diktatörlük hala ayakta diktatörlüğüde yıkın ve İslami bir devletten başkasına razı olmayın" açıklaması yapmıştı.

El Kaide'nin Irak kolu ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Mısır Halkının onurlu mücadelesini tebrik etmiş ve halka B"atının ve İsrailin uşağı Mübarek'i indirin" çağrısında bulunmuştu.

Irak İslam Devleti Mısır halkına Esirleri serbest bırakmalarını hapislerle tutulan binlerce Müslüman esirin üzerlerinde hakları olduğunu belirtmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: MISIR   Paz Şub. 20, 2011 1:29 pm

Mısırda Zevahiri'nin posterleri ile gösteri yapılmaya başlanmasını beklemek lazım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: MISIR   Çarş. Mart 09, 2011 7:10 pm

Aman kimse duymasın!
08.03.2011 - 07:30 Yazdır Arkadaşına gönder ABD, Mısır’a “demokrasi yolunda” yardım etmek için kolları sıvadı. Ancak anlaşmalar tepki çekmemek adına sessiz sedasız yapılıyor.

ABD, Mısır’da yeni bir demokrasi inşa etmek yolunda bu ülkeye finansal ve teknik destek sağlamak için kolları sıvadı. Ancak görüşmeler “yanlış anlaşılabileceği” kaygısıyla sessiz sedasız yapıldı.

ABD’li üst düzey yetkililerin Mübarek’in devrilmesinin hemen ardından Kahire’de bir toplantı düzenleyip Mısır’a yapılması öngörülen yardımı değerlendirdiği bildirildi.

150 milyon dolarlık yardımın hangi alanlarda kullanılacağına dair önceliklerin belirlenmesi için toplanan yetkililer, ülkede “demokrasiyi inşa etmek” için teknik destek sağlanacağını da dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, yardım teklifinde bulunmak için, Mısır’dan herhangi bir talep gelmemesine rağmen, Kahire’ye bu heyeti gönderdiği açıklandı.

Mısır vatandaşlarının ABD yardımlarına sıcak bakmadığı belirtilirken, görüşmelerin bu sebeple kamuoyuna duyurulmadığı düşünülüyor.

ABD “yardımı” yeni değil
Aralarında Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsü (IRI), Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDI) gibilerinin de bulunduğu bazı kuruluşlar Mısır’da yıllardır çalışıyor. Bu iki kuruluş özellikle siyasi partilerin seçim söylemlerinin belirlenmesi, seçimlerin izlenmesi gibi süreçlerde etkin şekilde görev alıyordu. Ancak her ikisi de Mısır’da çalışmak üzere dış işleri bakanlıkları düzeyinde resmi izin almamıştı.

IRI’nın, Mısır’da toplamda bini aşkın kişinin katılımıyla gerçekleşen seminerler düzenlediği, bazı katılımcıları düzenlediği turlarla ABD’ye gönderdiği biliniyor.

NDI’nın ise seçimlerden önce siyasi partilere “seçim kampanyası nasıl yürütülür” başlıklı kitapçıklar dağıttığı söyleniyor.

USAID isimli ABD’li yardım kuruluşunun Mısırlı çocuklara kitap desteği sağladığı, ancak Mısır hükümetinin ABD’den yollanan 60 bin kitabı geri gönderdiği bildiriliyor.

ABD’li kaynaklar, ABD’nin Mısır ile İsrail arasındaki barışın sürdürülmesi için yılda ortalama 2 milyar dolar harcadığını belirtiyor. Bunun yarısından fazlasının askeri harcamalar için ayrıldığı vurgulanıyor.

1979’dan itibaren ABD’nin Mısır’a yılda 815 milyon dolar yardımda bulunduğu ve bu paranın altyapı oluşumunda kullanıldığı söyleniyor. 2007’de sağlanan 450 milyon dolarlık yardımın ise ekonomi, eğitim sağlık ve demokratikleşme gibi alanlarda kullanıldığı ifade ediliyor.

ABD’nin sessiz sedasız önerdiği 150 milyon dolarlık yardımın ise büyük ölçüde ekonomiyi düzeltme ve istihdam yaratma gibi alanlarda kullanılacağı savunuluyor.

(soL - Dış Haberler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: MISIR   Perş. Mart 10, 2011 3:58 pm

Müslüman Kardeşler tüzüğünü neden sansürledi?
09.03.2011 - 14:27 Yazdır Arkadaşına gönder Müslüman Kardeşler, İngilizce web sitesinde kısa süre öncesine kadar yayında olan örgüt tüzüğünü yayından kaldırdı.

Müslüman Kardeşler, İngilizce web sitesinde kısa süre öncesine kadar yayında olan örgüt tüzüğünü yayından kaldırdı. Yapılan bu “otosansürün” örgütün Mısır’da oynamaya hazırlandığı rol, yani “ılımlı ve uyumlu İslam’ın yaratılması” doğrultusunda atılan bir adım olduğu anlaşılıyor.

Müslüman Kardeşler’in İngilizce resmi web sitesi, örgüt tüzüğünü kısa bir süre önce yayından kaldırdı. İsrail’e yakın kaynakların bu adımı “örgütün esas gündemini gizlemek amacıyla” attığı yolundaki iddialar ortaya atması ise tartışmaya değer bir konu. Zira 1928’de kurulan örgüt bunca zamandır hedefinin bir İslam rejimi kurmak olduğunu ifade ediyor. Ancak İsrailli kaynakların “gizli gündem” diyerek dile getirmek istediği daha çok Müslüman Kardeşler’in tımar edilip edilemeyeceğiyle ilişkili bir sorun olarak görünüyor.

Dolayısıyla soru, “Yeni Mısır”ın “ılımlı İslamcı” iktidarı olmaya hazırlanan örgütün ne kadar “uyumlulaştırabileceği” ile ilgili. İslamcı hareketlerin ABD ve İsrail çıkarlarına daha uyumlu hale getirilmesinde siyasi programlarındaki ve ideolojilerindeki “bazı aşırılıklarla” oynanması, önemli bir manipülasyon aracı olarak işlevlendiriliyor.

Yayından kaldırılan maddeler
Örgütün yayından kaldırdığı tüzüğünün bazı maddeleri ise şöyle:

“E- İslam hükümlerini ve öğretilerini etkin biri biçimde hayata geçirmeyi amaçlayan bir İslam Devleti’ni kurmak üzere çalışma gerekliliği.

Ulusu iç düşmanlara karşı savunmak, İslam’ın gerçek öğretilerini sunmaya çalışmak ve İslami fikirleri dünyaya yaymak.

G-İslam öğretilerinin bütününde öngörülen beşeri medeniyet için yeni bir temel oluşturma sürecine etkin ve yapıcı bir katılımı sağlamak üzere kişisel hakları ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan İslam Şeriatı’nın hükümlerine uygun bir küresel işbirliğini samimiyetle desteklemek.”

Örgütün bir İslam devleti kurulmasını ve şeriat hükümlerinin savunulması amacıyla uluslararası bir işbirliği yaratmayı hedeflediğini açıkça dile getiren bu hükümler, artık Müslüman Kardeşler’in resmi sitesinde yer almıyor.

Örgütün uyguladığı bu “otosansür” ABD’nin bölgede “uyumlu İslamcı rejimler” yaratma projesinde bir hayli yol almış olduğunun bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Zira Müslüman Kardeşler’in siyasi programı ve yönelimlerinin ne olduğu gayet iyi biliniyor. Önemli olansa bu program ve yönelimlerle ABD ve İsrail’in bölgedeki arayışları arasında bir uyum sağlanması; başka bir deyişle İslamcı hareketin ABD ve İsrail çıkarlarına adapte edilmesi…

Bir başka husus ise Müslüman Kardeşler’in son gelişmeler çerçevesinde kendi örgütsel varlığını öne çıkartmaktansa bir siyasi parti kurma yolunu seçmiş olması. Örgütün resmi web sitesinde de yayımlanan Brookings Institution uzmanı Şadi Hamid imzalı, “Yeni Mısır ve Müslüman Kardeşler” başlığını taşıyan makalede, Özgürlük ve Adalet Partisi’nin idari olarak Müslüman Kardeşler’den bağımsız olacağı ve hareket dışından da üyelere kapılarını açacağı belirtiliyor.

“Libya’ya Arap devletleri müdahale etsin”
Müslüman Kardeşler’in bu adaptasyon sürecinde hayli hızlı yol aldığının ve kendini Mısır ve bölgede oynayacağı yeni role iyi hazırladığının bir diğer örneği, Libya’da yaşanan gelişmelere örgütün verdiği tepkide göze çarpıyor. Müslüman Kardeşler

Yönetim Kurulu Sözcüsü Essam el Erian tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Pek çok kez Libyalıların Kaddafi rejimine karşı verdikleri mücadeleyi desteklediğimizi ilan ettik. Siyasi duruşumuz budur. Ancak Arap Birliği ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’ya bütün olanaklarıyla Libya halkına yardım etmesi ve herhangi bir uluslararası müdahale ya da yabancı müdahalesini önlemek üzere Arap sorunlarına
Arapların müdahale etmesi çağrısında bulunuyoruz.

“[Irak’ta] uluslararası müdahaleden sonra neler olduğunu anımsıyoruz; bütün ülke yerle bir edildi. Biz o zaman da Arap hükümetlerine Saddam Hüseyin diktatörlüğü altında yaşayan Iraklıları kurtarmaları çağrısında bulunduk. Şimdi aynı çağrımızı yineliyor ve Arap Birliği’ni, Arap ülkelerinin ordularını, yardım etmeye ve Kaddafi tarafından gerçekleştirilen bu korkunç katliamı durdurmaya çağırıyoruz.”

Özet olarak “Libya’ya yabancılar değil, Arap devletleri müdahale etsin” çağrısı yapan Müslüman Kardeşler, ılımlılaşan ve uyumlulaşan İslamcı hareketin bölgede nasıl bir işlev üstleneceğinin örneklerini sergilemeye çoktan başladı. Uyumlu İslam, uzun zamandır dağınık halde bulunan ve Birinci Körfez Savaşı’ndan itibaren sürekli prestij yitiren Arap Birliği’ne de bu yeni misyon çerçevesinde suni teneffüs yapmanın bir aracı olabilecek gibi görünüyor.

(soL-Dış Haberler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: MISIR   Paz Mart 13, 2011 4:58 pm

MISIR'DA VE DÜNYADA 'DÖNÜŞÜMÜN BAŞLANGICI'!

13.03.2011
Lampedusa, ‘Hiçbirşeyin değişmemesi için bir şeylerin değişmesi lazım!’ demiş.
Obama, ekranlarda ‘Mısır’da demokrasiye dönüşün başlangıcı’ndan sözediyor. ‘Mısır ordusu demokrasiye güvenli geçişi sağlayacak!’ diyor. Mısır halkı Tahrir meydanında tarihe geçecek bir adım attı. ABD’nin has adamı Mübarek gitti. Peki ya şimdi?
ABD’li neoconlar, yıllardır besledikleri ordunun en tepedekilerine bir ‘darbe’ yaptırdı, kaçan fırsatı yakalamaya çalışıyor. CIA’nin favorisi Ömer Süleyman çoktan gölgede kaldı bile. ABD istihbaratının en tepe ismi Clapper ‘durumu kontrolde tutamamakla’ suçlanıyor.
Bu arada İsviçre, Mübarek ve ailesinin milyarlarca dolarını dondurduğunu açıklıyor…
Uluslararası finans uzmanı Mete Akıncı durumun mealini şöyle açıklıyor:
‘Mısır’da belirleyici olacak güçlerden birisi Rothschild'in adamı El Baradey. Baradey başkan olmazsa, Mübarek'in götürüp İsviçre bankalarına koyduğu milyarlarca dolara el konacak! Mısır’da istikrarın anahtarı için El Baradey dayatılacak.’

CFR’nin adamı, 12 yıl sonra adım attığı ülkesinde Baradey, Avrupa medyasına ‘hayatımın en güzel günü!’ diyor.’Güzel bir iktidar değişimi beklediğini’ açıklıyor!


Küresel paylaşım savaşı!


Tüm bunlar küresel sermayenin güç çatışması görülmezse anlaşılmaz oluyor. Neocon-Rockefeller takımıyla, demokrat parti -Rothshield ekibinin içiçe geçmiş gırtlaklaşması, mali çöküntü içindeki ABD ile paraya hakim Londra-Oslo’nun Rothshield tefecileri…

Bugün dünya büyük bir güç savaşının tünelinden geçiyor.

Mısır’ı ya da Türkiye’yi ya da Ortadoğu’daki gelişmeleri anlamak için bu güç kavgasını anlamak gerek.
Küresel sermaye içindeki güç kavgası doğal olarak, ABD’nin gerek maddi gerekse siyasi olarak çöktüğü bir döneme denk geldi. Ve nasıl geçen yüzyıl ortalarında güç odağı İngiltere’den ABD’ye evrildiyse, 21. yüzyılın başı da tam tersi yönde bir eksen değişimine şahit oluyor.

Londra –Oslo merkezli Rothshield sermayesi, çökerttiği ABD sermayesinden karlı sonuçlar elde edecek gibi görünüyor… Bugünlerde İrlanda -İzlanda hattından, Mısır-Sudan hattına vahşi bir kavga sürüyor.


CFR uzmanı ve ‘tarz’ değişikliği

Bu çerçevede Mısır ve Kuzey Afrika, Ortadoğu’daki güç savaşlarına ilginç bir yorum,
CFR Dış ilişkiler Konseyi’nin yayın organı Foreign Affairs’de yeraldı. Steven Cook, CFR Ortadoğu ve Türkiye uzmanı.. İki küresel gruptan Soros tayfasına yakın olanı. 2 şubatta yazdıgı analizde Mübarek’in koltuğundan ineceğini müjdeliyor ve Mısır’da rejimin değil ‘tarz’ın değişmesi gerekliliğine değiniyor.

Yazısı, Mısır’a ‘demokrasi’ getirenler ve kontrolü kaybedenler hakkında önemli ipuçları veriyor.

‘Washington ile Kahire arasındaki stratejik ilişki Mübarek’in gidişiyle bitti mi? Obama yönetimi şimdi Kahire’deki değişimi etkilemek için farklı hareket etmeli!’

Mübarek’in ABD ve İsrail’in has adamı olarak, çevresindeki Ordu-Polis-Oligarşi çemberiyle halkı 30 yıl boyunca perişan ettiğini, ipleri Washinton’da olan kukla bir diktatörün, kubura süpürülmeden önce yıllarca efendilerine sadakatle hizmet ettiğini yazıyor.. Ama artık ‘değişim zamanı geldi’ diyor…

‘Mübarek, Süveyş kanalını batının hizmetine açtı. İslami muhalefeti ezdi geçti.İsrail’le çok iyi geçindi. Bunların karşılığında ABD yönetimleri tarafından milyarlarca dolarla ödüllendirildi. ABD’nin Mısır’a ‘desteği’ altyapıyı, teknolojiyi, belli alanlarda gelişmeyi sağlarken Mısır’ın milli değerlerini alaşağı ediyordu. Mısır’ın tüm kurumlarına, eğitimine, bakanlıklara yuvalanmış olan USAID memurları varken Mübarek Mısır halkının onur ve gururunu nasıl ayakta tutabilirdi ki!’


30 yıldır, Mısır, İsrail ve ABD’nin Ortadoğu’daki bekçisiydi. Mısır’ın pasif duruşunun garantilenmesi sonucu, İsrail, Batı Şeria ve Gazze’yi kan gölüne çevirebiliyor, 2 kez Lübnan’ı işgal etmeye kalkıyor, Kudüs’ü başkent ilan ediyor, Irak ve Suriye’yi bombalıyordu.
Mübarek bunun karşıluğını, ‘dünya imparatorunun’ bölgedeki ortağı ve milyarlarca dolar yardımla alıyordu.


‘Hem Washinton’un hem halkın adamı olamazsın!’


CFR uzmanı Steven Cook bu sürecin sonunda, Mısır halkıyla Mübarek çetesi arasındaki devasa uçuruma değiniyor ve şöyle devam ediyor:

‘Mübarek, uzlaşmaz iki durumla karşı karşıya kaldı: Ya Washington’un adamı olacaktı ya da halkın! Bu iki seçeneğin aynı anda birarada olması imkansızdı! O Washington’un adamı olmayı seçti ve halkı baskı ve yalanla yıllarca oyaladı.’


Yazısının sonunda ‘Şimdi’ diyor, ‘ABD yönetimi , Mısır ve diğer Arap ülkelerinde ortaya çıkabilecek ani patlamalarla nasıl başa çıkacaklarını tartışıyor.’

Amerikalı şahinlerin uygulamalarının başarı getirmediğini, İngiliz tarzı bir demokrasi ithalatının gereğini, Avrupa geleneğindeki küresel gücün ‘yumuşak fetih’ operasyonlarının çok daha etkili olacağını savunuyor. Halkların ‘patlamadan süründürülmesi’ için nasıl bir ‘demokrasi’ uygulanmalı, sorusunu gündeme getiriyor.

Esas olan içten kuşatma!

Steven Cook, ‘Yumuşak güç/ Akıllı güç’ kavramı, yeni muhafazakar (neocon) şahinlerin saldırgan politikalarının yerini almalı görüşünü yeniden tartışıyor…

Bu 2 küresel güc odağının dünyayı işgal planlarındaki FARK’ı da vurguluyor.
Mısır’da bugün ortaya çıkan tabloda, Ortadoğulu halkları küçümseyen muhafazakar Amerikan bakışının suçu olduğunu söylüyor. Bu bakışın yeni dünya düzenine uymadığını anlatıyor.

Amerika’nın Ortadoğu’da arka bahçesini kaybetmenin eşiğine getiren süreç, halkları ve bölge tarihini yeterince dikkatle analiz edemediğine değiniyor.. Mısır’da 1919daki Milli devrim’i, 1952’deki Hür subaylar darbesini, 1968 ve 72’deki öğrenci hareketlerini, 1980’lerdeki Enver Sedat’a karşı muhalefeti hatırlatıyor.

İşte bu noktada İngiliz geleneğini sürdüren küresel odaklar çok daha başarılı adımlar atmaktalar. Soros bunlara bir örnek!

Obama’nın Mısır’da ‘demokrasiye anlamlı geçiş’ konusunun önemle üstünde durulması gereğine değiniyor.
http://www.foreignaffairs.com/articles/67347/steven-a-cook/the-us-egyptian-breakup?page=show

Anlamlı geçiş için işaret edilen isim Rothshields/Soros favorisi CFR’ci El Baradey…
Yanında Mısır halkının sokağa dökülmesinde facebook kolaylığını kullanmış Google pazarlama müdürü Vail Gonim.. Otporcu 6 nisancılar ve batılı STK’lar...
Ve Frank Wisner’in hukuk bürolarının idare ettiği bir finans dünyası…Rothshield/Soros merkezli sermaye çoktan Mısır’ın göbeğinde… Siz bakmayın Tantavi ve Yüksek Ordu Konseyi’ne verilen iktidara…Onlar anlamlı geçiş öncesi ‘açılımlar’…
Kurtlar Sofrasında Mısır! SİSTEM aynı..kalacak Aktörler ve ‘TARZ’ farklılaşacak….

Mısır halkı bağrından çıkardığı bir lider çevresinde örgütlenmeden ve gerçek düşmanı/düşmanları tespit etmeden ne yazıkki kurtuluşa varamayacak…


Banu AVAR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: MISIR   Paz Mart 13, 2011 8:50 pm

Diktatörler, Küresel Güçler ve Petrol Kıskacındaki Araplar

Erol Manisalı
7 Şubat 2011
- Dünya televizyonları 24 saat Kahire’nin Özgürlük Meydanı’nı gösteriyorlar. Sanki atom bombası patlamış, neden o kadar önemli?

- Mısır 240 milyonluk Arap dünyasının amiral gemisi gibi. Tahrir Meydanı sanki dev bir buzdağının su üstündeki ufacık bir parçası. Alttaki dev kitle ürkütüyor dünyayı; “ya tutarsa” sorusunun yanıtını vermek zor.

- Bu sembolik meydan, yarın patlama “olasılığı” bulunan büyük volkanın çıkardığı ilk dumanlar gibi. Ya patlarsa korkusu dünyayı sarmış.

- Patlarsa bütün Arap ülkelerine yayılabilir. Büyük Ortadoğu’da “dengeler ve küresel hesaplar” değişebilir.

- Petrol, küresel sistem ve diktatörler arasında sıkışmış Arap dünyası öngörülen hesapları altüst eder. Çünkü her şey statükonun devamına göre düzenlenmiş.

Statüko sarsılırsa, diktatörlüklerin yerine “gerçek demokrasi” yeşermeye başlarsa, “vay bizim halimize” diye düşünenler var.

- Ellili yıllarda Mısır’ın Nâsır’ı statükoyu bozarak üçüncü bir blok yarattığı için, bütün küresel dengeleri Hindistan ve Yugoslavya ile birlikte sarsmıştı.

Sonra ne oldu? Sistem Nâsır’ı yok etti; Hindistan küresel düzene monte edildi; Yugoslavya yedi dilime ayrılarak sisteme afiyetle yedirildi.

İşte şimdi; Özgürlük Meydanı’ndaki hareketten statüko ve sistem bunun için korkuyor; ya gerçek demokrasi gelirse? Zayıf bir olasılık da olsa; “ya tutarsa” korkusu var. Bu nedenle, sistemin Türkiye’de olağan kabul ettiği mitingler ve sokak gösterileri dünya medyasında yer almıyorlar.

Örneğin TEKEL işçilerinin Ankara direnişine dünya medyası ilgi göstermedi. Mısır’daki gibi, altında bir buzdağı yoktu çünkü. Oysa Mısır’da, yayılması kolay bir virüsü izler gibi 24 saat gözlüyorlar.

Mübarek karşıtlığının anlamı

Mısır’daki sokak koalisyonu Mübarek’e karşı bir cephe oluşturmuş. Müslüman Kardeşler’den solcusuna; sağcısından liberaline kadar çok geniş bir kesim oluşmuş; hepsi de Mübarek’e karşı.

- Diktatör olduğu için mi?

- ABD ve İsrail ile “çok” yakın ilişki kurup işbirliğine gittiği için mi?

- Bir polis devleti oluşturup “kendi özel devletini” kurduğu için mi?

- Açlık, işsizlik ve sefaletin yaygınlaşmasını engelleyemediği için mi?

- 30 yıldır halkta bıkkınlık yarattığı için mi?

Kahire ve İskenderiye’deki mitinglerde bazı şeyler dikkat çekici idi; birincisi Mısır bayrağı Mübarek karşıtlarının baştacı idi. Ne yeşil bayraklar vardı ne de etnik ve dini ayrışım gösteren bir simge. Hıristiyan ve Müslüman Mısır vatandaşları bayrak etrafında toplanmışlardı.

İkinci ilginç nokta mitinglerde gençlerin yüksek oranda bulunmalarıydı. Üçüncü nokta ise Mısır aydınının aktif katılımıydı.

Mübarek’in bu kadar uzun süre kalmasının arkasında, “sistemin adamı” olması gerçeği vardır. İspanya’nın General Franco’su da sistem adına hareket ettiği için o kadar uzun süre iktidarda kalabildi.

Halkın Mübarek’e başkaldırması, bir anlamda sistemle çatışmasıdır.

- Dikta rejimi..

- İşsizlik ve yoksulluk..

sistemin Mısır’a dayattığı bir sonuçtur.

Sonuç ne olur?

- Halkçı, örgütlü, katılımcı bir demokrasi yolunda adımlar atılabilecek mi?

- Yoksa Mısır açılım paketleri ile sisteme entegre edilip küresel güçlerin denetimi altına gönüllü olarak mı sokulacak?

Mısır ve diğer Arap ülkelerindeki gelişmeler Türkiye ve İran’ı da etkileyecektir. Bu arada Ankara ilginç bir açıklama yaptı; Ahmet Davutoğlu 4 Şubat’ta şunu şöyledi: “Mısır’da Müslüman Kardeşler devlete ve kamu düzenine sahip çıkmalı.” Ankara hükümetinin bu tercihi, Mübarek sonrası nasıl bir Mısır arzuladığını da ortaya koymaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: MISIR   Çarş. Mart 30, 2011 9:33 pm




[img]http://www.pressmedya.com/resimler/haber/misir-zindanlarindaki-en-yasli-mahkum.jpg[/img]
[size=24]

Mısır'da dünyanın en uzun süre hapis yatan tutsağı serbest kaldı

[/size]

Mısır içişleri bakanı, yarı mahkumiyet süresini doldurmuş siyasi tutukluları serbest bırakıyor. Mahkumlar arasında dünyanın en uzun hapis yatan siyasi tutuklusu ile beraber İslamcı liderlerden Mecdi Salim de yer alıyor.




Mısır’da İslami cemaatlerin avukatının çabalarının ardından içişleri bakanı, cezaevleri hizmet müdürlüğüne siyasi tutukluların serbest bırakılması yönünde talimat gönderdi. Bu talimat gereği mahkumiyet süresinin yarısını doldurmuş siyasi tutuklular serbest bırakılacak. Sürgündeki Mısırlıların ülkeye dönmelerine izin verip yolculuk yasağı ve takip listelerini de iptal eden bakan İslami cemaatlerle yeni bir sayfa açmanın şart olduğunu açıkladı.

Mısır içişleri bakanı Tümgeneral Mansur El-İssawi, hapishanelerde siyasi tutukluk süresinin yarısını geçirmiş tüm İslami cemaat üyelerinin salınmasına karar verdi. İçişleri bakanı Cezaevi hizmet müdürüne gönderdiği talimatla, başta cihadi lider Mecdi Salim olmak üzere tutukluluk süresinin yarısını tamamlamış İslamcıların tümünün acilen salınmasını emretti. Daha önceden Yüksek İdare Mahkemesi tarafından salınması yönünde karar verilen Mecdi Salim fiilen hapis süresinin dörtte üçünü doldurmuş bulunuyor.

Dünyanın en uzun süre hapis yatan siyasi tutuklusu da çıkıyor

Bu af, Mısır’ın ve dünyanın en eski siyasi tutuklusu olan Nebil El-Magribi’yi de kapsıyor. 75 yaşında olan Nebil El-Magribi, Enver Sedat döneminden beri hapis hayatı yaşıyordu. Affın kapsadığı bir diğer isimse, beynindeki kan pıhtılaşmasından ötürü tekerlekli sandalyeye mahkum olan cihat liderlerinden Muhammed El-İsvani.

İslami cemaatlerin avukatlığını yapan Muntasır El-Ziyat, içişleri bakanı ile görüşmesinin ardından şöyle konuştu: ‘El-İssawi bana, af kanunu kapsamına giren, mahkumiyet süresinin yarısını doldurmuş İslami mahkumları salacağını vaat etti.’ Birkaç saat geçtikten sonra içişleri bakanı avukat El-Ziyat’ın önünde Hapishaneler Hizmet Müdürü’ne faksla talimat vererek mahkumların salınmasını emretti.

Yolculuk yasaklılar listesi iptal edildi

İçişleri bakanı ayrıca yolculuk yasağı ve takip listelerini de iptal ederek hiçbir vatandaşın yolculuk yapmaktan menedilmeyeceği vaadinde bulundu. Avukat El-Ziyat’ın ifadesine göre içişleri bakanı pasaport hizmetleri idaresine de haklarında mahkeme kararı bulunmadığı müddetçe vatandaşların özgürce yolculuk yapabilmelerini öngören bir talimat gönderdi.

İçişleri bakanı, ülke dışında sürgünde bulunan tüm Mısırlıların da ülkelerine dönebileceklerini açıklayarak, döndükleri taktirde hiçbir baskıya maruz kalmayacakları ve tutuklanmayacakları vaadinde bulundu. Haklarında mahkeme kararı bulunan sürgündeki vatandaşların ise döndükleri taktirde haklarındaki davalara yeniden bakılacağını ifade etti.

Bakan son olarak yeni devletle İslami cemaatler arasında yeni bir sayfa açmanın zorunlu olduğunu belirterek, çalışmaları kanun kapsamında olduğu müddetçe bu cemaatlerle devlet arasında bir sorun olmayacağını vurguladı.
Magribi Kimdir?

Mısır ordusunda istihbarat yedek subaylığı yapmış olan el Mağribi, otuz yıldan fazla bir zamandır demir parmaklıklar ardında. 2030 yılına kadar da özgürlüğüne kavuşamayacak. El Mağribi, zulüm olarak nitelediği, aleyhine uyduruk bir şekilde verilen üç ayrı suçtan 53 yıllık hapis cezasına çarptırılmıştı
.

[img]http://timeturk.com/resim/detayresim/genc.jpg[/img]

El Mağribi, İsrail’e karşı 1973 Ekim savaşına katılmış ve 1979 yılında Enver Sedat’ın rejimi koruma kararları çerçevesinde haksız yere tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Üstelik kendisi hapisteyken 1981 yılında Enver Sedat’a yapılan suikastın tertipçileri arasında anılarak hüküm giymişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: MISIR   Salı Nis. 05, 2011 6:08 pm

[table:8433 width="605" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"][tr][td:8433 class="haberbaslik"]Ordu Selefilere Karşı Göreve Çağrıldı

[/td][/tr][tr][td]<table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">

<tr>
<td id="haberesim" valign="top" width="290">[img(281,211)]http://rsm.haber365.com/H/1302008752_20_MISIR.jpg[/img]</td>
<td valign="top">05.04.2011


</td></tr></table>[/td][/tr][tr][td:8433 class="haberozet"]
Mısır'da bazı siyasi partiler ülke siyasetinde ön plana
çıkmaya başlayan Selefilere karşı Mısır ordusunu göreve çağırdı.
[/td][/tr][tr][td:8433 class="habericerik"]
Mısır’da bazı siyasi partiler ülke siyasetinde ön plana
çıkmaya başlayan Selefilere karşı Mısır ordusunu göreve çağırdı.

El Mısr
el Yevm’den edinilen habere göre, Mübarek’in devrilmesi sonrası ülke siyasetinde
ön plana çıkmaya başlayan Selefilere karşı bazı siyasi partiler
rahatsız.

Mısır’daki bazı siyasi partiler Selefiler ve diğer İslami grupları ‘aşırıcı’ ve ‘saldırgan’ olarak niteleyerek
sosyal barışı bozduğunu iddia ettiler.

Ülkede köklü geçmişe sahip el Wefd
Partisi temsilcilerinden Mustafa el Tawil, Mısır Askeri Konseyi’ne çağrıda
bulunarak Selefilere karşı yeni kanunların çıkarılmasını istedi.

Nasırcı Parti Başkan Yardımcısı Muhammed Ebul
Ela ise Selefileri işaret
ederek, "Onlar kendilerini gösterek toplum tabanında ve siyasette etkin olmaya
çalışıyorlar," açıklamasını yaptı.

El Wasat Partisi Başkan Yardımcısı
Essam Sultan ise Selefiler ve diğer ‘aşırıcı’ grupları
diyaloga çağırdı.

[/td][/tr][/table]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: MISIR   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
MISIR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» eski mısır Piramitlerinin Gizemi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: DÜNYA :: SAVAŞ :: Afrika-
Buraya geçin: