AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 HER HAFAT BİR SUİKAST

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: HER HAFAT BİR SUİKAST   Salı Ara. 07, 2010 10:34 pm

Başbakan Erdoğan hakkında şok iddia!


07-12-2010 / toplumsalhafıza


http://www.toplumsalhafiza.com/image/haber/2010/12/07/Resim_129170899...
lisin protestocu öğrencilere yönelik tavrının tartışıldığı programa, Prof.
Nevzat Tarhan'ın sözleri damgasını vurdu.


Habertürk'te, polisin protestocu öğrencilere yönelik tavrının tartışıldığı
programa Prof. Nevzat Tarhan'ın sözleri damgasını vurdu. "Bu görüntüler
gerçekten Türkiye'ye yakışmıyor. Orantısız bir uygulama olduğu da görülüyor"
diyen Tarhan'ın çarpıcı ifadeleri şöyle:


"İşin görünmeyen yönü de var. Poliste kaygı çok yüksek, özellikle
Başbakan'ın bulunduğu alanlarda. Kaygı faydalı bir şey ama kaygı yüksek olup
korku haline dönüşürse tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Burada kaygı
korku haline dönüşmüş. Bunu da ben şöyle açıklıyorum: Başbakan haftada bir
suikast atlatan birisi şu anda. Çok ciddi, suikast konusunda aşırı bir önlem
alınmakta. Bu nedenle poliste aşırı yüksek kaygı var. Düşünün ormanda
yürürken elinde silah olan birisi eğer korku fazlaysa bir yerde kıpırtı olsa
silahı boşaltır. Polis de şu anda öyle bir ruh hali içinde."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: HER HAFAT BİR SUİKAST   Salı Ara. 07, 2010 10:37 pm

Bu tedbirler RTE'yi ölümden kurtarır mı kurtarmaz mı ayrı dava, yapılanları haklı kılmaz elbet.

Diğer yandan, bu psikoloji ile nereye kadar gidebilecekler?

Bir üçüncüsü, acaba bu suikast iddiaları, Fetullahçı polis tarafından RTE'yi yönetmek, güdümlemek için özellikle mi speküle edilmekte?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: HER HAFAT BİR SUİKAST   Salı Ara. 07, 2010 10:39 pm

İŞKENCEYE DUBLE TOLERANS

Mehmed M. KAYA

07.12.2010

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle buluşmasını protesto etmek için İstanbul’a giden öğencilerden Ankara’ya dönenler polisin orantısız güç uygulamasını protesto ettiler.

Ankara’da Yüksel Caddesi’nde toplanıp Sakarya Caddesi’ne kadar yürüyen öğrenciler burada bir basın açıklaması yaptı. Çamlıca gişelerinde durdurulan ve otobüsten inmek isteyen arkadaşlarına biber gazı sıkan polisleri, “Amerika’nın Vietnam’da kullandığı portakal gazı arkadaşlarımıza sıkıldı” diye suçlayan öğrenciler, gözaltı öncesi ve sonrası fotoğraflarını gazetecilere dağıttılar. Polisin gözaltına aldığı bir arkadaşlarının daha sonra burnu kırılmış haldeki fotoğraflarını gösteren öğrenciler “Arkadaşlarımız gözaltına sağlıklı girdi, şiddete uğrayarak çıktı” dediler.
AKP iktidara gelirken "işkenceye sıfır tolerans" demekteydi ya, güç ellerine geçtiğinde nasıl zalimleştiklerinin resmidir.

AKP'nin gerçek yüzünün resmidir.

Ve asıl olarak, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere diğer AKP'liler ve yandaşların bu konudaki tutumu, polisin saldırganlığına destek olucu açıklamalar yapmaları, işte asıl bu beyanatlar AKP işkencesinin resmidir.

Başbakan ne diyor:

"Böyle hak arama olmaz, paraları bol herhalde, yumurta atıyorlar!"

Sana ne?

İnsanlar nasıl hak arayacaklarını sana mı soracaklar?

Şimdi sen, "ben de kendi fikirlerimi açıklarım!" diyeceksin.

Nedir o fikirler?

Önce işkenceye sıfır tolerans diye verdiğin sözü tutman gerekir, yani şartların eşit olması gerekir, yani kendi fikirlerini açıklayacak olan diğerlerinin bu teşebbüsü neticesi cezalandırılmamaları, saldırıya, işkenceye maruz kalmamaları gerekir.

Senin Başbakan olarak görevin, vatandaşlarının sağlıklarını korumak olmalı değil mi?

O halde yukarıdaki fotoğrafa ne diyeceksin?

Polis hangi cesaretle bunu yapabiliyor?

İşte, Nurettin Canikli denen yakın adamın, bak neler demiş:

"Elbette polisimizin görevlerinden bir tanesi de yasadışı eylemler adımlar var ise onları da bertaraf etmektir."

Breh, breh, breh..

Hele bak sen...

Devlet bölücü etnik bozguncu teröristlerle her türlü pazarlığı yaparken, polisin gücü Erdoğan'ı protesto etmek isteyen öğrencilere yetiyor ve bunu adı da yasadışı gösterilerle mücadele etmek oluyor öyle mi?

Devlet başkanına alkış kadar yuha da herkesin hakkıdır ve o makama gelen insan bunu içine sindirmek mecburiyetindedir.

Bunu söylemek ve bilmek için de şekli demokrasi palavrasının ne demek olduğunu idrak etmek yeter.

Devlet başkanına alkışın serbest olup, yuhanın yasak olduğu rejimler, kötü dikta ve sizinkisi gibi şekli demokrasi rejimleridir.

Şekli demokrasi perdesi altında Amerikancı diktayı reorganize etme işini üzerine alan AKP iktidarında, Genç Siviller denen zümrenin AKP'nin ülkeyi emperyalizme peşkeş çekmeye dair attığı adımları desteklerken yaptığı gösterilerde giydikleri tek tip "Konvers" ayakkabı demokrasiye işaretken, Dolmabahçe'de dövülen öğrencilerin tek tip giyinmesi, Cemil Çiçek'e göre terör örgütü bağlantısına işaret ediyor öyle mi?

Size son bir hatırlatma sayın Başbakan, o işinize geldikçe alıntı yaptığınız Hz. Ömer'den.

Adalet timsali Hz. Ömer, soruyor:

- "Yanılacak olursam ne yarsınız!"

Aldığı cevap müthiş:

- "Seni kılıçlarımızla düzeltiriz ya Ömer!"

Hz. Ömer şükrediyor ki, böylesi, iktidar karşısında boyun eğmeyecek ve doğruyu haykırmaya devam edecek vatandaşlara sahip olduğu için.

Çünkü Hz. Ömer, doğrunun yüzüne söylenmesinden, hakikatin haykırılmasından korkmuyor, çekinmiyor, iktidarını kimsye borçlu olmadığını kendisi de biliyor, vatandaşlar da; ki, kendisini oraya zaten onlar getirmiş.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: HER HAFAT BİR SUİKAST   Salı Ara. 07, 2010 10:39 pm

POLİS DAYAĞI BEBEĞİ ÖLDÜRDÜ

07.12.2010
--------------------------------------------------------------------------------

Cumartesi günü Başbakan Erdoğan'ın rektörlerle yaptığı toplantıyı protesto etmek amacıyla yapılan öğrenci eylemlerine vahşice saldıran polisin, 19 yaşındaki bir kadın öğrenciyi tekmeleyerek karnındaki bebeği kaybetmesine neden olduğu ortaya çıktı.

4 Aralık Cumartesi günü Başbakan Erdoğan'ın rektörlerle yaptığı toplantıyı protesto etmek amacıyla yapılan eylemler sırasında, çevik kuvvet ekiplerinin tekmelerle hamile bir kadın öğrencinin karnındaki bebeği öldürdüğü ortaya çıktı.

Bayan öğrenci dehşet verici olayı ''Polislere ‘vurmayın hamileyim’ dememe rağmen karnıma tekme ve coplarla vurdular'' sözleri ile anlattı.

Fırat Haber Ajansı'nın haberine göre, Kabataş'ta Genç-Sen, EHP, SDP ve TÖP üyeleri tarafından yapılan eyleme yapılan vahşi polis saldırısı sırasında, çevik kuvvet polisi, hamile bir kadın öğrencinin karnına, kadın öğrencinin hamile olduğunu söylemesine rağmen, tekmelerle saldırdı.

Ağır yaralanan öğrenci Taksim İlkyardım Hastanesi'ne kaldırıldı ancak karnındaki bebek kurtarılamadı.

Kadın öğrenci saldırıyı Fırat Haber Ajansı'na anlattı:
"O gün Dolmabahçe’ye yürümek üzere Kabataş’ta toplandık. Daha yürüyüşe geçmemiştik ki, çevik kuvvet kitleyi zorla kaldırıma iteklemeye başladı. Ancak, izinli bir yürüyüş olduğundan ve bizden önce başbakan ve rektörler arasında yapılan ilk toplantıyı protesto edenlere müdahale edilmediği için böyle bir saldırı olacağını hiç aklımızdan geçmedi.

Ben arkadaşlarımla kitlenin ortasında yer alıyordum. Dolmabahçe’ye doğru ilerlerken, birden yakın mesafeden gaz sıkmaya başladılar. Ne olduğunu anlamadan birden çevik kuvvetlerin üzerimize doğru geldiğini fark ettim. Geriye doğru kaçmaya çalışırken biri beni yakaladı. Ancak tam darp edecek iken elinden kurtulmayı başardım. Koşmaya başladım. Beni kovalayan aynı çevik kuvvet bir an ayağı takılıp yere düştü. Ancak daha sonra peşimden koşarak beni yakaladı. ‘Dur vurma hamileyim’ dememe rağmen copla karnıma vurdu.

Birden etrafım sarılmıştı, biri arkadan belime ve sırtımı coplarken, diğeri karnıma vuruyordu. Yere yığıldım, ancak bu defa postal darbeleriyle vurdular. Yerde acı içinde kıvranıyordum. Arkadaşlar yardımıma koştu. Beni yerden alarak Kabataş iskelesinin oraya götürdüler.

Yediğim gazdan ve darpların acısına etkisiyle kanama geçirdiğimi o anda anlamadım. Daha fazla dayanamadım ve baygınlık geçirdim. Beni hemen taksiye bindiren arkadaşım Taksim İlk Yardım Hastanesine yetiştirdi.

Ancak zulüm burada da sürdü. Gözaltlıları sağlık kontrolünden geçiren polis, durumum ağır olmasına rağmen hastanesinin acil bölümüne sokmadı. O halde beni iki büklüm taksinin içinde beklettiler. Daha sonra arkadaşım sedye getirdi ve taksicinin yardımıyla acile girebildim.

Hamile olduğumu ve darp edildiğimi söyledim. Acil bölümünde doktor muayenesine yönlendirdiler. Beni ultrason bölümüne yolladılar. Orada benim ve bebeğin sağlıklı olduğunu söylediler. O an çok sevindim. Ne olur olmaz diye sabaha kadar müşahede altında tutacaklarını söylediler. Doktorlar kanamanın büyük ihtimale darpların sonucunda meydana geldiğini belirtiler.

4 saat boyunca serum verdiler. Sonra tekrar ultrasona soktuklarında bebeğimin kalp atışlarının durduğunu söylediler. O anda dünyam yıkıldı. Panikledim, ağlamaya başladım. Yürüyemiyordum olayın şokuyla gaz içinde kalmış olan ellerimi yıkadım.

Sabaha kadar uyuyamadım. Sabah erkenden beni tekrar ultrasona soktular ve bebeğin tamamen hayatını kaybettiğini söylediler. Mahvolmuştum. Ağlamak dışında yapabileceğim bir şey yoktu.’’

Dehşet verici saldırıyı yaşayan öğrenci son olarak "Tekrar bir kadına daha bu acıyı yaşatmalarını istemiyorum. Onun için saldırının emrini verenden uygulayana kadar topluca cezalandırmaları ve görevden alınmalarını istiyorum. Bu işin peşini bırakmayacağım" dedi.


MuhalifGazete.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: HER HAFAT BİR SUİKAST   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
HER HAFAT BİR SUİKAST
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Siyaset :: AKP-
Buraya geçin: