AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Cuma Ekim 22, 2010 10:59 pm




[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/129443_tr.jpg[/img]
[size=24]
[color:2222=red]

İslam'a Üstün Hizmet Ödül töreni iptal edildi
[/color]

[/size]

[size=18]
Hindistan-Diyubendi Ulemâ Heyeti tarafından İmam Muhammed el-Kâsımi en-Nânûtevî Hazretleri'nin adına tertip edilen "İslam'a üstün hizmet ödül" töreni iptal edildi.



Hindistan-Diyubendi Ulemâ Heyeti tarafından İmam Muhammed el-Kâsımi en-Nânûtevî Hazretleri'nin adına tertip edilen "İslam'a üstün hizmet ödül" töreni iptal edildi.

Ajans5.com'un aldığı bilgiye göre Özellikle Yeni Şafak Gazetesi'nin bugün yayınladığı haberden dolayı oluşan siyasi e toplumsal baskı 2010 ylının en büyük İslami Organizasyonlarından biri olan bu programı iptal ettirdi.

Valilik kararı ile iptal edilen programın iptal gerekçesi resmi olarak henüz açıklanmadı...

Dünya genelinden 41 ülkeden toplamda 234 alimin düzenlenecek olan program için Türkiye'ye geldiği bilinirken, Cumhuriyet Gazetesi mantığı ile haber yapan, Yeni Şafak Gazetesi'nin haberinin programın iptal olmasında etkili olduğu söyleniyor...

İktidar Partisi AK Parti'ye yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi'nin Bugün manşetten vediği ve yılın en büyük İslami Organizasyonuna Provokasyon diyerek nitelendirdiği haberden dolayı oluşan kamuoyu, dünya üzerinde yaşayan ve Türkiye'ye gelerek bu programa katılacak olan 234 alimin ve yardımcılarını üzdü.

İstanbul Valiliği'nden ise resmi bir açıklama bekleniyor...[/size]

[img]http://www.ajans5.com/resim/detayresim/safak3.jpg[/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Cuma Ekim 22, 2010 11:07 pm




[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/daJUUU.jpg[/img]


[size=24][color:143c=red]
Yeni Şafak'ın Manşetine Cevap Verildi[/color]!

[/size]

[size=18]

Yenişafak gazetesinde bugün manşetten yayınlanan Cüppeli Ahmetten Provokasyon Hazırlığı başlıklı haberle ilgili, Marifet Derneği tarafından bir basın açıklaması ile cevap verildi.





Yenişafak gazetesinde bugün manşetten yayınlanan “Cüppeli Ahmet’ten Provokasyon Hazırlığı” başlıklı haberle ilgili, Marifet Derneği tarafından yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada Yenişafak gazetesinin haberi yalanlandı. Haberde yer alan iddiaların talihsiz olduğu belirtildi.

Vatandaşlara sarık cübbe uyarısı yapıldığı iddalarını yalanlayan Marifet Derneği'nin Basın açıklamasında şu sözlere yer verildi:

Yenişafak gazetesinin provokatif haberinde Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenecek “ödül törenine katılacak vatandaşlara sarıksız, cüppesiz, çarşafsız gelmeyin mesajı” gönderildiği iddia ediliyor. Vatandaşlara mesaj gönderme durumu yoktur. Bu iddia tamamen yalandır. Ödül törenine katılacak insanların kıyafet tercihlerine müdahale etmek söz konusu değildir.


Yenişafak gazetesinin provokatif haberinde Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenecek “ödül törenine katılacak vatandaşlara sarıksız, cüppesiz, çarşafsız gelmeyin mesajı” gönderildiği iddia ediliyor. Vatandaşlara mesaj gönderme durumu yoktur. Bu iddia tamamen yalandır. Ödül törenine katılacak insanların kıyafet tercihlerine müdahale etmek söz konusu değildir.

Haberde “Cüppeli Hoca ve taraftarlarının İnönü veya Olimpiyat stadındaki buluşmanın tarihi olarak 29 Ekim’i seçmeleri ise dikkat çekti” deniliyor. Organizasyon yapılırken hiçbir şekilde 29 Ekim tarihi üzerinde konuşulmadı ve bu tarihle alakalı da hiçbir müracaat yapılmadı.

Yine haberde “Cüppeli Ahmet Hoca ve taraftarlarının camiler yerine spor salonlarını kullanmaya başlaması da dikkat çekti” deniliyor. Bu bir cami programı değildir, bir ödül törenidir. Onun için spor salonu tercih edilmiştir. Böyle bir organizasyonun camilerde yapılma imkânı da yoktur.

Yenişafak gazetesi “başörtüsü yasağının kalkmasıyla ilgili sürecin tartışıldığı hassas bir dönemde Cüppeli Ahmet Hoca’nın Sinan Erdem’de düzenlenecek ödül töreniyle provokasyona yol açacak eylemler içerisinde olduğunu” iddia ediyor. Oysaki olası bir yanlış anlamanın önüne geçmek için WOW otelde düzenlenecek ve iki gün sürecek sempozyum ile Pazar günü Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenecek ödül törenlerinin basına kapalı olduğu bütün basın yayın kuruluşlarına ilan edilmiştir.

Olası bir yanlış anlamanın önüne geçilmesi için toplantıların içeriğiyle ilgili bütün detayların yer aldığı ilan Bugün, Star, Taraf ve Yeni Akit gazetesinde yayınlanmıştır. Yenişafak gazetesi ise bu ilanı yayınlamaktan kaçınmıştır. Bu da Yenişafak gazetesinin en baştan bu olaya önyargıyla yaklaştığını göstermekte ve birileri tarafından yönlendirildiğini izlenimini vermektedir.

Ödül töreni için hava şartları düşünülerek Sinan Erdem kapalı spor salonu tercih edilmiştir. Programları organize eden Marifet Derneğidir. Cüppeli Ahmet Hoca sadece konuşmacı olarak katılacaktır. Mahmut Ustaosmanoğlu hocaefendiye ödülü verecek olan da AL MAHAD-UL-AALi AL-iSLAMi Üniversitesi’dir.

Bu toplantı bir kapalı alan toplantısı mahiyetinde olduğundan herhangibir izin veya bildirime gerek olmadığı halde Derneğimiz hem İstanbul Valiliğinden hem de İstanbul emniyetinden izinler alınarak, toplantının güvenliğinin sağlanması noktasında da emniyete müracaat edilmiştir.

Haberde “Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'ye plaket verme bahanesiyle davet ettikleri öğrenildi” iddiası yer alıyor. Bu sempozyum tüm İslam ülkelerinden katılan İslam alimlerinin katıldığı uluslararası ilmi bir çalışmadır. Ödül organizasyonu, Duyubendi Ulemasının önderliğinde 300 alimin katılımıyla Mahmut Ustaosmanoğlu hocaefendiye şimdiye kadar yapmış olduğu büyük irşat çalışmalarından dolayı İslam’a üstün hizmet ödül vermek istediklerinin tarafımıza iletilmesi şeklindedir.

Haberde geçen “Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin güvenliğini ise özel olarak tutulan 500 görevli sağlayacak” konusu da asılsız olup Sinan Erdem Spor Salonunda yapılacak organizasyonun tedbir amaçlı 400 personel için güvenlik şirketiyle anlaşılmıştır.

“Ustaosmanoğlu çevresinin, bu programdan rahatsız olduğu öğrenildi” şeklindeki iddia tamamen gerçek dışıdır. Mahmut Ustaosmanoğlu hocaefendinin kabulü ve rızasıyla katılacağı bu ödül töreninden çevresinin rahatsız olduğunu iddia etmek ise yalan ve iftiradır.

Muhafazakâr bilinen Y.Ş Gazetesi, dünyaca ünlü İslam âlimlerinin kişiliklerine hakaret eder mahiyette “saygın âlimlerin adı kullanılıyor” demiştir. Milyonlarca müslümanın saygısını kazanmış bu kadar büyük âlimin “kandırılarak” isimlerinin kullanılmasına müsaade ettiğinin haberleştirilmesi en hafif tabiriyle “ayıp”tır. Bu iftira ve yalanı manşet yapmaktan çekinmeyen Yeni Şafak’ın bu haberle neyi amaçladığı ve kimden beslendiği Müslümanların kafasında soru işareti oluşturmaya devam edecektir.

Manşetinden son cümlesine kadar yalan, iftira ve tahkirle dolu bir haberi Yeni Şafak Gazetesinin böyle bir dönemde yapmış olmasını da ayrıca manidar buluyoruz.[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Arap



Mesaj Sayısı : 13
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 28/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   C.tesi Ekim 23, 2010 9:56 am

Cüppeli TV ekranlarından cevap verdi: ŞEREFSİZLER!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   C.tesi Ekim 23, 2010 11:29 pm

[size=18][color:bd0b=orange]ABD nin Irak ta Cekilme sonrasi baslattigi Operasyona verdigi Ad; Yeni Safak[/color].

Ben bu ismi baska yerlerde de hatirliyorum bu yavsakliklari yaparken.

Zamane Piclerinden farksiz haber nesriyatlariyla,Zihinleri igdis etmede kalemlerini,yada klavyelerini kullaniyorlar.
Emperyalizmden maasli bu zihniyetin, Müslümanlara zarar ve ziyandan baska yaptiklari hicbirseyleri yok.

[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 12:02 am

Cübbeli burada önemli bir figür.

Üzerine gitmeleri, gidenlrein kimliğine göre mana ve ehemmiyet kazanmakta.

Kim onlar?

AKP'nin, dolayısıyla emperyalizmin, esas hasmın kuyruk sokumuna girmiş olanlar.

Dava bu kadar basit, işin prestiji cübbeliye kalacak. Hasetlik.

Diğer yandan, bir "provokasyon" edebiyatı tutturmular ki, fettoşa taş çıkarırlar.

Nimet Çubukçu, hani şu eski MEB'in, "bakanlığı otomatiğe bağlayıp devrettik" dediği kadıncağız, ilköğretime inen türban meseelsini de şüpheyle karşılıyormuş. Alah'ın emrine uyanlara şüpheyle bakanlar.

Bir diğr AKP de Habertük'e konuşmuş, Burhan Kuzu, başörtüsüyle okula giden kızlar için "ahmakça ve provokason" diyor.

Şimdi mesele anlaşılıyor, AKP'nin Ilımlı İslam'ı ellerinde patlamak üzere, telaşla saldırıyorlar.

Eh, Cübbeli de almış arkasına Mahmud Efendi'yi, tedirgin olmaları ve saldırmaları normal yani.

Savaş kızışıyor, anlaşılması gereken bu.

Mesele Cübbeli değil, işgalcinin işgalini kökleştirmek istemesi ve engelleri temizlemek istemesi. Ergenekon adı altındaki saldırdan başlayarak, bu bir süreç. BU süreçte Cübbeli'ye vurulmak istenen damga neydi? Ergenekon. Şimdi taşlar yerine oturuyor mu, oturuyor. Ergenekon saldırıları başladığından beri tekrarlıyoruz, bu saldırnın asıl hedefi İBDA'dır, Kumandan'dır. Sahte kutuplaşma üzerinden Kumandan'a yapılanların gündeme gelmesine mani olmak, AKP'yi meşrulaştırmaktır. Bunu sağlamak için de vitrine bildik tipleri sürüyorlar ki, sahte kutuplaşma tezgahı tutsun da millet AKP arkasında safa dursun.

Ergenekon saldırısıyla emperyalizm kendisini yenilemeye çalışıyor.

İhtilal mücadelesi iktidara karşı verilir.

İktidar kim?

Esas hasım kim?

Mücadelede hedef kim?

"Ama onlar Allahsız!"

Evet, AKP çok Allahlı.

Hangisi daha tehlikeli, münafık mı kâfir m
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 12:08 am

Unutmadan, bu günlerde Aslan Güner'in Abdullah'ın karısınn elini sıkmaktan kaçtığı sual olunuyor.

Asıl suall Abdullah'ın ve diğer dini bütün eşhasın karılarını ve kızlarını elleşmekten kaçırmamması olmalı değil mi?

Yoksa malum, öpüveriyorlar.

Böylesi bir legalleştirme bile yeter unsur üstü manada mürted yazmasına.

Semra'nın tepeden inmeci Papatyalığına, Emine'nin alttan ittirmeci yaklaşımını eklerseniz, ortaya yüksekkaldırım emekçilerinden beter bir manzara çıkıverir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 12:09 am

Ulan, sahi, bunlar bu elleşme işini ulemaya sormuşlar mı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 12:20 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 1:14 am

Öyle ya, yapılan provokasyon, Allh Resulü de en büyük provokatördü zaten, Mekke'nin müşrikleri de öyle demekteydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 5:56 am

ABD'ye taahhüt verenler programı iptal ettirdi

Yeni Şafak Gazetesi tarafından yapılan ve büyük bir tepkiçeken provokasyon habere Cübbeli Ahmet adı ile bilinen Ahmet Mahmut Ünlü Hoca Efendi'den Ajans5.com aracılığı ile cevap geldi. Selim Akduman'a açıklamalarda bulunan Cübbeli Ahmet Hoca, ABD'ye taahhüt verenler programı iptal ettirdi.'dedi.
23 Ekim 2010, 21:32
Anadolu Haber



Dün Yeni Şafakta çıkan habere göre, kendisi gereken her şeyi söyledi ama. Ajans5 okurlarıyla süreci değerlendireceğiz.

Dün bir haber vardı, provokasyon dolu bir haberdi. Önce bu haberin yapılış mantığını değerlendirelim. Bir dönem kartel medya yapardı. Ama bugün muhafazakâr medyanın size karşı linç girişimi var. Nedir bunların derdi?

Şimdi bu kadar iyi haberler çıkıyor hakkımda, hatta laik kesimde, liberal basında çok güzel konuşmalarımız oldu. Herkes bunlara itibar etti. Türkiye’de bir kamuoyu oluştu bu hususta. Bundan bir kelam bile etmediler. Bir fazilet olsa gömerler. 1-2 yıldır hiç iyi haber çıkmadı. İşte Yeni Şafağı var. Zamanı var, Sabahı var. Başlıca bildiklerim bunlar. Bunlarda iyilik namına hakkımızda hiç iyi bir şey çıkmaz. Hâlbuki biz en sevmediğimiz adamın iyiliği olsa da söyleriz onu. Çünkü İslam’da böyle söyler. Biz Müslümanız, bunu yapamayız. Düşmanımızın bile doğru lafı olsa, hikmettir, onu bile alırız. Bunlar müslümanız diyorlar, bir Müslüman hakkında bir fazilet anlatılsa şöyle oldu böyle oldu diye. Ama bunu hiç yapmadılar. Bu düşmanlığın bir göstergesiydi. Biz sesimizi çıkartmadık ama halkın tepkisini gösterdi. Ama şimdi böyle şeyler olunca ..


Hadi Taraf Gazetesi Belli bir taraf artık. Tamamen Amerika ile taraflı. Gazetenin menşeini sorunca kendileri de cevap veremiyorlar. Bir askeriye hakkında haber, görüntü çıkıyor, Türkiye’nin hiçbir yerinde çıkamayacak haberler çıkartıyor. Hadi dedik ki o muhafazakâr değil. Şimdi bu Yeni Şafak, Deniz Baykal meselesini de o çıkarttı. Bende hatırlıyorum onlar çıkarttı. Şimdi şöyle anlıyorum: bir yere gelenler maddi bakımdan, tavizler vermek zorunda kalıyorlar. Kalmamaları lazım. Ben taviz veremem, kaderdir, haktan ne gelirse gelsin. Ben haktan ayrılamam. Yahudilere, Masonlara hizmet edemem. Batıla hizmet edemem. Tabi Erbakan Hoca gibi müstesnalar var. Allah sayılarını artırsın. Ama bak geldi 6 ay durabildi. Hâlbuki ekonomiyi düzeltti, maaşlara zam yaptı. Ama 6 ay durabildi. Neden? Çünkü taviz vermiyor o noktada.

Erbakan hoca, Ramazandı, bir gece sahura geldi. Ben bulunamadım. Başım yine dertteydi o zaman. Feshane’ye geldi. Ne dedi; bunlar boş şeyler, Yahudi’nin oyunları dedi. Ama hoca devamlı istikrarlı. E ben onu bilirsem, o beni bilirse, Müslüman Müslüman’a destek olursa, yani bu istikamet göstergesi. Doğru bir tespittir. Şimdi bunlar bir haber bulsak da yayınlasak diyor. E birde jetsiki resmini koyuyor bu habere. Bu demek istiyor ki ben en İslam düşmanı gazetenin yaptığından beterim.

Burada size karşı bir şey mi var acaba, yoksa direk cemaate karşılık bir şey mi?

Yok, cemaate karşılık bir şey yok. Dünkü toplantıda da söyledim. Türkiye’de misyonerlik faaliyeti var. Vatikan’ın projesi var. Büyük İsrail projesi var. Buna hizmet edilmesi için. Tabi Yahudi’ye ‘ben Yahudi olacağım’ desen kabul etmez. Irk dinidir. Ama Hıristiyan olsan mutlu olur. Çünkü onun alt kuruluşu gibidir. Haktan ayrıldıktan sonra da onla oynamak kolay olur. Bundan dolayı Hıristiyanlığın artmasını ister. Şimdi bu faaliyetler içerisinde 2 sene oldu biz reddiyeler başlattık. Ben bunu Adapazarı’ndan başlattım. 28 Şubattan sonra gitmedim 10 sene. Sonra 2 sene evvel gittim, kalabalık bir sohbet oldu salonlarda. Yeni Şafak diyor ki neden camilerde olmuyor, büyük camiler var. Hangi cami müsaade ediyor. Yeni şafak izin alsın bize Süleymaniye’yi orda yapalım biz. Süleymaniye’den izin alsın gelsin konuşsun. Hiçbir törenin camide yapıldığını gördün mü? Aslında yapılması gerekir İslam’i bir törenin. Ama vermiyor bunu.

Oradaki konuşmalarda ‘iki vasiyetim’ diye konuşmalar var. Sonra sohbet kitap olarak çıkacak, 3 vasiyete çevirdim onu. Dedim bak ben ölürüm, kalırım. Bu memlekette iki büyük tehlike var. Biri ‘teşeyyudur’. Yani Şialaşma. Bu Mustafa İslamoğlu’nun ekolüdür. Çok büyük tehlike görüyorum, mezhep açısından, Zaten Şia ve Mutezile kardeş mezheptir. Yani onlar büyük bir dalalet içerisindedir. Babasıyla konuştum, evlatlıktan reddettim dedi. ‘Mutezile, Şia her mezhepten çorba etti bıraktı.’ Babası Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi, ehlisünnet bir âlim. Dedi ki bana ‘Allah razı olsun. Bu reddiyeleri yap, şeker hastası olmasam ben de geleceğim senle yapacağım. Buna anası abdestsiz süt vermedi. Bu nasıl böyle şeyler der. Mahvetti bizi.’

Şimdi bu tehlikeye dikkat çektim. Bir de ‘diyaloga’ dikkat çektim. Bu diyalog bazı hocalar tarafından savunuluyor. İşte Hayrettin Karaman, Bekir Hoca, Ahmet Şahin… Bunların hepsinin adlarını da zikrettim. Dedi; Amentüde ittifakımız var Yahudilerle. Bir tekzip yaptıramadım. Zaman gazetesinin adamları geldi. Dedi hoca sıkıntı oluyor. Antalya’da da o zaman konuştum. Tabi baya bölgelerde konuştuk ortalık sallandı. Dedim e mübarek sizin yazarınız yanlış yazmış. Çıkar yanlışı. E dedi Ahmet Şahin hoca bizi dinler mi? O bizim gruptan değil ki. Bunlar grup grupmuş. Senin bir gazeten var, yüz binlerce eve giriyor. Kapılara dağıtılıyor. Tamam, İslam’i gazete girsin milletin evine. E bu yazıyı yazdın sen. Buna bir tekzip. Üç ay geçti bir şey yok. Dedi işte orda ismini unuttum; Şu hoca var onla görüştürelim seni. E tamam. Yok. Hiçbir şey yok. Sonra Mustafa İslamoğlu meselesinde Mustafa Karahasanoğlu geldi, hocam aramızda sıkıntı olmasın Müslümanlar birbirine girmesin. Nasıl düzelteceğiz dedim. E işte toplanalım. 3 ay geçti gelmedi. Gelmez. E mübarek burada kadere inanmak tartışmalı fazlalık lafı var, ters ilişki lafı var. Çıkarttık hepsini internetteki kendi resmi sitesinden, sonra baktı aaa, dedi ki ben bu kadar olduğunu bilmiyordum. Yine de bu konuda konuşma. Kendi aramızda halledelim.. Yav nasıl konuşmayacaksın. Adam kitaba yazmış, TV de söylüyor. Alenen söylenene gizli cevap verilmez ki, alenen söylenir. Aramızda çözülmez ki. O da öyle gitti. Hiçbiri bu hususta bir ıslah olarak…

O da dedi böyle ihtilaflı konulara girme. İyide ehlisünnette ittifaklı bu, ihtilaflı değil ki. Ama onu susturursak bu iş düzelir.

Bizzat kendisinin bugün beyanları var. Yani burada Cübbeli Ahmet Hoca diye bir şey yok. Buradaki bütün âlimler beni tanımaz. Ama Mahmut Efendi Hazretleri var. Adı sanı var. 60-70 senelik hizmetleri var. İrşat faaliyetleri talebeleri var. Rusya’nın buzullarında hatmi şerifler yapılıyor. Ama bu rahatsız etti. Kimi rahatsız etti. Vatikan projesine hizmet edip de Türkiye adına dışarılara taahhüt veren Türkiye biziz, istediğimiz gibi oynarız, din adına da hocalar bizde, fetvayı değiştiririz. Dini değiştiririz. İman şartını ikiye düşürürüz. Ilımlı İslam’ı çıkarırız.

Bunlar söz verilmiş Vatikan’a Amerika’ya. Ama bunlar tutmuyor. Niye tutmuyor. Mahmut Efendi gibi zatlar varken tutmaz. Bu sefer dünyada tek biziz, hoca biziz, âlim biziz. Kendileri toplantı yapıyorlar 5 bin kişi gelmiyor. Şimdi Mahmut Efendi toplantı yapıyor. Emniyet açıklama yapıyor 20-30 bin kişilik personel yetmeyecek diyor. Milyon da gelir. Kazlı çeşmeyi verseler 1-2 milyon insan gelir. Bir kere görmek için Mahmut Efendiyi 20-30 bin kişi geliyor tek seferde. Bunlar ne zannediyorlar Mahmut Efendiyi. İtibarı var. Böyle istedikleri gibi iptal ederiz kimse bize bir şey demez. Bu halk aptal değil.

Hal böyle olunca bu sıkıntı 2 yerden geldi. Birinci sıkıntı diyalog projesine hizmet edenlerin verdikleri bazı sözlerin zamanı gecikiyor. Amerika bunlara diyor ki: “Ne oluyor? %10 sizden taahhüt aldık. Şu kadar kişi Hıristiyan olacak dediniz. %10 olması lazım ki ekalliyet tespit edilsin. Ekalliyet olduğu zaman azınlıklar bunlara haklarıyla beraber her türlü imkânlar sağlanacak bu sefer adam arsa, tarla isteyecek. Yani şimdi azınlığa da giremiyor hepten 5-10 bin tane Yahudi kalmış. Ya da Hıristiyan’ın sayısı belli yani… Ama şimdi bunu % 10 yapmaları lazım. Bu çok büyük bir rakam. Bana bunları söyleyen de Yiğit Bulut. Reklam arasında dedi ki Habertürk’te: Türkiye’de 20 yıl içinde %10 Hıristiyan olması için söz verilmiş.

Resmi bir söz mü?

Hayır, resmi bir söz değil. Bunu devlet bazında demiyoruz. Bunu söyleyenler bazı gruplar ve lobiler. Bunu yaparken din ayağı kullanılıyor. Yani adam din adına Profösörüm diyerek çıkıp iman şartında 2’dir. Onlar cennete gidecek derse bizim millette Hıristiyan’da cennete girecek diye yumuşar. Bizim gibilerin de nesli tükenmeye başladı. İlk Süleyman Ateş bu görüşü ortaya attığı zaman tek kaldı. Herkes çullandı. Hayrettin Karaman’ın ona reddiyesi var. 20 senede ne değişti? Bunlar artık alenen konuşulur hale geldi. Şimdi reddiye yapan bir iki kişi kaldı.

Birkaç sanatçı da evlenip dinlerini değiştirdi?

Tabii ki İbrahim-i dinler adına organizasyonlar yaptılar bunlara Mehmet Aydın katıldı. O haberleri ben seyrettim. Mardin’de cennete girme merasimi yaptılar.

Akdamar’da bir ayin düzenlediler…

Tabii Akdamar ayini yeni. O dinler arası diyaloga girmez. Orda kiliseyi açmışlar Hıristiyanlar gelsin demişler. O ayrı bir konu. Burada ise Müftü-Papaz-Haham üçlü görünümü var. Bu diyalog işi. Tabi bunu hükümet ya da devlet yapmıyor. Hükümetin böyle bir projesini duymadık. Ama bunu bazı lobiler, fırkalar yürütüyor. Fetvalarıyla da yürütüyor.

Ben Mahmut Efendi Hazretlerine sordum. Ne yapsak ne etsek böyle batıl görüşler var. O da bana: Şeytan’ın dostlarıyla mücadele edin, Şeytan’ın hilesi zayıftır ayetini okudu. Startı bizzat efendi hazretleri verdi. Ondan sonra ben bu reddiyeleri başladım. Yani bir himmet geldiği için bu tuttu. Benim o kadar bir gücüm yok.

Bir haber geliyor başımıza Kanal7’ye rica ettik dedik ki

Bir jetski olayı oldu bir beyanat verelim. Bize cevap olumsuz geldi. Show TV çağırdı o bizi çağırmadı. Bunlar böyle adam. Bir Müslüman’a bir iftira atılmış ama bana ne diyorlar. Hadi onu da bırakın iftirayı kendi atmaya başladı. O zamanlar bananecilik vardı şimdi iftirayı kendi atmaya başladı.

Programın organizesinde siz yoksunuz bildiğim kadarıyla…

Resmiyette hiçbir müracaatta yokum. Hiçbir yerde imzam yok. Yalnız Muhammed Avvam hocanın oğlu Muhittin Avvam dün basın toplantısında da açıkladı. Efendi hazretlerine geldi bu talebi iletti bende ona şahit oldum. Efendi hazretleri Arapça’yı herkesten iyi anlıyor. Türkçe’den iyi anlıyor. Efendi hazretleri onu dinledi ve kabul etti bunu. Şimdi de canlı beyanatı var: Âlimleri ben çağırdım, benim emrimle toplandılar, Cübbeli’nin ya da Muhammet Keskin Hoca’nın bir ilgisi yok dedi.

Mahmut Efendi hazretleri bu olaydan çok üzüldü. Bu kadar âlimin Türkiye’ye gelmesinden memnun oldum diyor. Bu Türkiye’ye bir bereket, bir rahmettir. Mahmut Efendi hazretlerinin çevresinde ehl-i sünnetin toplanması birilerini rahatsız etti.

Bir de bizim İsmailağa Cemaati’nde bir takım kişilerin efendiden sonra kalırsak köşe kapmacadan üç kişi mi çıkar beş kişi mi çıkar ve bunlardan biri de ben olur muyum hesabını yapan ucuzcu, basit adamlar var. Maalesef bunların kimisi hoca kılığında, kimisi yaşlı. Eskiden belki hizmet etmiş etmemiş ama şuanda akılları beyinleri mi sulanmış, ne olmuş bilmiyorum. Yani efendiden sonrasını yapan bir takım kişiler var.

Özel olarak size medya konusunda izin verilmiş sanırım…

Özel derken belki başkasına da verir. Bu sadece sana mahsus buyurmadı ama becerebilen çıksın diye kayıt koydu. Çünkü çıkıpta orda mahcup olma durumu var. Benim çıktığım insanlar dindar insanlar değil. Eskiden çok korkulan insanlar. Şimdi onlar İslam’ın tebliğinde aracı oluyorlar, bizimkiler takoz oluyorlar.

Çok büyük bir zarar verdiler İslamiyet’e büyük iftiralar attılar. Yani burada bir menfaat birleşmesi var. İsmail Ağa’nın içinden bir haber sızlamalar var. Mahmut Efendi’nin çevresi çevresi. Yakınları. Kimmiş bu? İsmini ver. Veremiyor. Bunun soyadı tutanları mı kastediyorsun? Efendim yerine kalmayı bekleyen birkaç tane yaşlıyı mı kastediyorsun? Genci mi kastediyorsun? Kimi kastediyorsun. Yani bu çevre kim? Şimdi bugün de haber yapmış, çevresi memnun oldu. Ya sen kardeşim anladıkta senin Mahmut Efendi’nin yanına geldiğin yok, gittiğin yok, sorduğun yok. Bu çevre kim? Biz hiç tanımıyoruz bu çevreyi. Hep yanında Hoca efendiler var.

Mahmut Efendi’nin kendisi memnun değil çevresi nasıl memnun oluyor? Diye sormak gerekiyor sanırım değil mi?

Sorulur ama Mahmut Efendi’de memnun diyor. Birde Mahmut Efendi’ye iftira var. E bugün de Mübarek onu tekzip etti.

Hal böyle olunca bu uzun bir süreç, uzun soluklu bir şey. Kardeşlerimiz hani bunlara alışıldı artık. Dikkatli olsunlar, uyanık olsunlar. Ehli Sünnet’in kaderidir bu. Ehli Sünnet’e saldırı olur. Ehli Sünneti bölmek içinde dış güçler bazı gruplara yardımcı da olur. Tabi bu da açıkça görülüyor.

Hocam bundan sonra Cemaate bir tavsiyeniz var mı? Tabii ki çok büyük bir beklenti vardı. Yani 400 İslam âlimini bir salonda görmeyi bekliyordu cemaat. Hayal kırıklığı yaşadılar…

İnsanlar çok ah ediyorlarmış, çok beddua ediyorlarmış. Bursa’dan 20 otobüs tutulmuş. Yani bu kadar ahı belayı musibeti almak çok büyük bir olaydır. Ne günah işlemişler ki acaba? Erbakan Hoca’nın bir lafı vardır: ‘Bunlar ne günah işlemişler ki Hayrın yoluna takoz etti Allah bunları’ diye güzel bir lafı vardı. Yani bir günahları var ki bu kadar aha vebale sebep oldular. Biz iyi yaptık diyorlarmış. Neyi iyi yaptın sen? Burada ne olacaktı? Yani yüz bin kişi gelse dahi sessiz sakin bir şekilde dağılır. Bizim cemaatlerimizde külliyelerde binlerce kişi toplandık dağıldık. Bugüne kadar hiçbir vukuat olmamıştır. Yine de olmayacaktı. Ben buna emindim. Ama tabi şuanda Emniyetin, valiliğin kararına saygılıyız. Onlar bize bir gerekçe gösteremiyorlar. Diyorlar ki böyle bir bilgi ulaştı iptal kararı aldık. E tamam iptal kararı aldıysanız biz saygılıyız. O zaman Yeni Şafak nereden bu provokasyonu yaptı? İptalden sonra yazsaydı, iptal oldu deseydi bugün. İyi niyetli olsaydı, halk sokağa dökülmesin diye iptalini yazsaydı. İyi niyet düşünecektik. Benim şahsıma iftirayı bıraktık. O kadar fazla iftira içinde, bir gün evvelden tetikçilik yaptı. Aynı gün tebligat tebdil edildi Marifet Derneği’ne. Bu kadar da denk gelmez ki. Kimseyi bulamadı bu tetikçiliğe, bir yerler, birileri demek ki bunlar da buna hazırmış. İçerden de işte diyorum sıkıntılı insanlar var bu camiadan. Bunlarda bu yakın çevreyi kullanarak, yakın dediğim işte, ailevi olabilir, oradaki yetkili etkili görünen merkezden olabilir. Yani bu kuvvetle muhtemel. Çünkü bu bu kadar olamaz.

Hocam medyanın özellikle Muhafazakâr medyanın iftiraları zorunuza gidiyordur.

Çok zoruma gidiyor. Çok ağırımıza gidiyor. Bunu Hürriyet, Milliyet şu bu yapsa bugün bunu konuşmayız ki. Kaç kere yaptı hiç beyanat verdik mi?

Hocam bu kadar yoğun bir baskı var üzerinizde. Sağlık açısından da rahatsızlıklarınız var. Bu kadar yoğun bir tempo ve bu iftiralar nasıl bir etki yapıyor sizde?

Yani tabi ruhen ve bedenen yoruyor bizi. Ama biz bu işe girdik bir defa. Yani geri dönüşümüz yok. Bu Ehli Sünnet müdafaasıdır. Yani Efendi Hazretlerimizin hayatta olduğum müddetçe hizmetkârı olacağız. Onu tanıtmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Yani bu hizmetten Allah’ın izniyle, Rabbim bir mani vermediği müddetçe bizi bu tehdit, iftiralar korkutmaz. Biz çekilemeyiz. Biz bu işin içerisindeyiz. Efendi Hazretleri bana bu sabah ‘BİZ SENİN ARKANDAYIZ’ dedi. Hem de Arapça bir ibare kullandı. Nahnu min veraik. Bu Arapça ibareyle söyledi. Biz senin arkandayız. Devam et Korkma. Bu sabah namazda daha bunları söyledi. Bundan evvel de beyanları çok var. Onun içindir ki biz bundan korkarsak bir Allah dostunun, bir mürşidimizin sözünü dinlememiş oluruz. Ben kaç kere izin istedim. Biraz kenara çekilsem. Hastalığım da arttı. Kitap çalışırız, yazarız ederiz. Bir şeylere hizmet ederiz de yine bu gibi ortada kaldık. Yok, durmak yok, emri bil mağrufa devam. Tebliğ durmaz. Korkmak yok. Tebliğ durmaz. Asla geri çekinilmeyecek. Böyle buyurduğu için söz kıramam ben. Ben memurum şimdi. Ben memur olduğum için Allah bizi bu memuriyetten ayırmasın. Ama kendisi derse ki Ahmet çekil, sus. Tamam, susar çekiliriz.

Hocam son olarak cemaate göndermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Cemaate göndermek istediğim mesaj bu yayın organına karşı artık çok ihtiyatlı davransınlar. Haber ve iftiralarına aldanmasınlar. Ve bu yayın organının bir yerlere çalıştığı tescillendi artık kendi yaptığı ile. Onun içindir ki Müslüman halkımız gazete alırken, bilgi alırken, mutlaka doğru seçim yapmak zorunda. Çünkü diğerlerine hep acaba ile bakıyor. Ama bunlara ne diyorsa doğru zannıyla yaklaşıyor. Orada da zokayı yutuyor. Bunlar çünkü yarın bir gün diğer İslami faaliyetler hakkında da aynı takozlukları yapacaklar. Onun işaretini gösteriyor. Diğer Ehli Sünnet hizmetleri, memlekette ne hizmetler olur. Demek ki artık takozu bunlara koydurtacaklar. Artık öbürlerinden beklemeyelim. Yeni adres belli oldu. Buna göre halkımız bunlara inanıp itibar etmesin.

Efendim çok teşekkür ederiz. Allah razı olsun.

Allah sizlerden de razı olsun. Biz teşekkür ederiz.

AJANS5


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 5:56 am

Ehli Sünnet Alimleri toplantısı başladı

42 ülkeden yaklaşık 300 İslam âliminin katılımıyla düzenlenen Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu WOW otelde başladı.
23 Ekim 2010, 18:49
Anadolu Haber

42 ülkeden yaklaşık 300 Ehli Sünnet İslam âliminin katılımıyla düzenlenen Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu WOW otelde başladı.



Marifet Derneği ve Hindistan AL MAHAD-UL-AALi AL-iSLAMi Üniversitesi tarafından düzenlenen sempozyuma İslam dünyasından birçok âlim katıldı.


Sempozyuma sağlık sorunları sebebiyle katılamayan ünlü İslam Âlimi Yusuf Karadavi’nin daha önce kameraya çekilen konuşması sinevizyon sunumuyla verildi. Karadavi konuşmasında İslam dünyasına birlik çağrısında bulundu. Hıristiyan ve Yahudilerin Müslümanlara karşı dört koldan mücadele ettiklerini, Müslümanların bu saldırılara karşı koyması için mutlaka birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.





İslam dünyasının bugün mağlup durumuna düştüğünü belirten Karadavi, “Bir avuç Yahudi bizi istediği hale getiriyor. Yahudiler, kanlarımızı akıtıyor, topraklarımızı işgal ediyor. Filistin toprakları kan ağlıyor, Mescid-i Aksa işgal altında. Filistin meselesi bütün Müslüman toplumların meselesidir. Kanayan yaralar hepimizindir.


Müslüman toplumların askeri, siyasi, iktisadi, kültürel ve dini olmak üzere her alanda mücadele etmesi gerekiyor. Çünkü bütün bu alanlarda düşmanlarımız bize saldırıyor. Türlü türlü planlar kuruyorlar ve bunları hayata geçiriyorlar. Bu noktada uyanık olmamız lazım.





Dünyada 1 milyar 600 milyon Müslüman var. Her dört insandan biri Müslüman. Bu çok önemli bir rakam. Bu gücümüzü harekete geçirmemiz lazım. Bunun için ihtiyacımız olan en önemli husus birleşmektir. Burada âlimlere düşen çok şey var. Size tavsiyem mensup olduğunuz toplumları sürekli uyarın” dedi.


Dr. Faruk Hamade, Şeyh Halid Seyfullah Rahmani, ve Dr. Yahya Abdurrahim da konuşmalarında İslam toplumlarına birleşme ve birlikte hareket etme çağrısında bulundular. Sempozyumun ilk gün tebliğleri sona erdi.





Ödül töreni yarın WOW Otelde, Sinan Erdem Spor Salonu iptal

Sempozyum yarın sabah saat 09.00’de yeniden başlayacak. Akşam saat 19.00’da ise WOW otelde Hindistan Hyderabad Al Mahad Ul Aaali Al-İslami Üniversitesi tarafından Mahmut Usta Osmanoğlu’na İslam’a Üstün Hizmet Ödülü takdim edilecektir.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 6:00 am

İşte Yeni Şafakçıları ve diğerlerini rahatsız eden de bu, Mahmut Efendi'nni taviz vermezliği ve İslam âleminden takdir alması.

Hasetlerinden geberecekler.

mahmud Efendi'ye verilecek ödülün törenini iptal ettirenle, Kumandan'a Telegram'la işkence yapan el aynı Amerikanıın kullandığı işbirlikçilerinin eli.

AKP'ye kesin bir kararlılıkla net tavır alınmadan, anti-emperyalist mücadeleden de bahsedilemez, ihtilalcilikten de.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 6:05 am

Meral Akşener, çok güzel yakalamaış, dava AKP'nin hangi başörtüsünü yasaklayacağında.

Din Pezevengi mürtedler üzerlerine düşeni yaparken, buna karşı durması muhtemel olanları sindirmek üzere harekete geçtiler.

Provokasyonmuş.

Kürtlere istediklerini veririler, Alevilere veririler, o halde bizim kızlarımızı da biz istediğimiz kıyafetle okullara göndeririz. Hadi ordan, işbirlikçi finolar sizi.





'AKP hangi başörtüsünü yasaklayacak?'

Akşener'in Başörtüsündeki iddiası AK Partiyi şok etti

23 Ekim 2010, 15:48
Bahadır Serhad

Meral Akşener 28 Şubat'ın kahramanının Çevik Bir olmadığını 'Yağlı kazığa oturturum' diyen paşanın kimliğini ailesi için sakaladığını söyledi. Akşener Hanifi Avcı için 'dik durdu' dedi. Başörtüsündeki iddiası ise AKP'yi şok etti

Akşener 28 Şubat'ın ünlü olayının kahramanının Çevik Bir olmadığını söyledi: 'Kazıkçı paşanın adını çocukları mahçup olmasın diye söylemiyorum'

Deniz GÜÇER'in röportajı

28 Şubat döneminin İçişleri Bakanı Akşener, darbe haberini Çiller'in isteğiyle Şevket Kazan'a ilettiğini söyledi. Kendisi için “Yağlı kazığa oturturum” diyen generalin iddia edildiği gibi Çevik Bir olmadığını açıkladı. Ama o ismi vermekten çekindi...

TBMM Başkanvekili, MHP Milletvekili Meral Akşener Meclis kürsüsünün en otoriter ismi olarak biliniyor. Muhalefeti bırakın iktidar milletvekilleri de hem sevdikleri hem de saygı duydukları Akşener'i kızdırmamak için oldukça dikkatli davranıyor. 28 Şubat döneminin kapı kıran İçişleri Bakanı Akşener VATAN'a konuştu ve yıllar sonra “yağlı kazık” meselesiyle Şevket Kazan'ı “Darbe olacak” diye uyardığı iddialarına açıklık getirdi.


1982 anayasasına itiraz ettiniz ve soruşturma geçirdiniz. Bu pakete itirazlarınız da epeyce konuşuldu.


1982 anayasası referandum sürecinde yoğun bir tek taraflı propaganda uygulandı. Bugünün hızlı demokratı bazı gazeteciler, muhafazakar kesimin kanaat önderleri, dini grupların ileri gelenleri anayasayı destekleyen açıklamalarda bulundular. Hatta anayasayı hazırlayan hocalarca, “Bu anayasa Allah korkusuyla hazırlandı, bismillah ile yazıldı. Bu anayasaya zorunlu din dersleri konarak gelecek nesiller dinsizlikten korunuyor” denilerek milliyetçi-muhafazakar kesimler ikna edilmeye çalışıldı. Bu propagandalardan benim gibi milliyetçi-muhafazakar ailelerin de yer aldığı kesimler etkilendi. Bizler liderimiz ve arkadaşlarımızın hapiste olmaları ve ağır işkence gördüklerinin bilicinde olarak “hayır” oyu verirken, yakınlarımızın birçoğu bu dini gerekçeler ile “evet” oyu verdiler.

Cuntadan farkı yok

Başbakan Erdoğan'ı Kenan Evren'e benzettiniz. ‘Hayır'ları dikkate alacağını belirten balkon konuşması sizi ikna etmedi mi?

Sayın Başbakan'ın anayasa referandumunda kullandığı söylem ve kullandığı yöntemlerin benzerliğine dikkat çekerek ‘Tayyip bey bana Kenan Evren'i hatırlatıyor' dedim. Çünkü Bugün hayır diyenler nasıl darbe yanlısı ve demokrasi düşmanı ilan edilmişlerse, 1982 yılında da anarşist ve vatan haini ilan edilmişlerdi. 1982 anayasası doğru şartlarda hazırlanmadığı için 16 kez değişmesine rağmen kimseyi memnun edememiştir. Bugün de demokratik yollar tüketilmeden, tartışma ve uzlaşma aranmadan tek yanlı bir anayasa değişikliği yapılmıştır. Kullanılan yöntemin cunta tarafından uygulanan yöntemden bir farkı yoktur.

Pek ikna olmadınız galiba...

Sayın Erdoğan'ın her seçimden sonra balkon konuşması yapmayı gelenek haline getirdiği anlaşılıyor. 2007 balkon konuşmasının ne kadar arkasında olduysa bunun da o kadar arkasında olacaktır. Başbakan Türk milletini hala seçmen olarak görmektedir. Bir başbakanın halkı vatandaş olarak görmesi gerekir. Bunu gerçekleştirmedikçe AKP'nin genel başkanı kalmaya devam edecektir. Başbakan'ın konuşmalarının gerilim artırıcı, uzlaşmaz, kavgacı ve toplumu kutuplaştırıcı olduğu gerçeği bunun böyle devam edeceğinin de işaretidir. Türkiye'nin en gelişmiş yerleri olan batı kıyılarında yaşayan insanlarımızın çoğunluğunun referandumda hayırcı olmasını, kendi tabiri ile demokrasi düşmanı olmasını, Başbakan'ın batılı dostlarına nasıl izah edeceğini doğrusu çok merak etmekteyim.

Darbe haberini ilettim

Sadece 12 Eylülcüler değil, 28 Şubatçıların da yargılanmasını istemiştiniz. Buna 27 Nisan bildirisini yayınlayan isimler de dahil edilebilir mi?
Başbakan dikkat ederseniz 1960 ihtilalini ve 12 Eylül darbesini hatta Alevi Dedesi Seyit Rıza'nın idamını dahi tartışıyor, esiyor, gürlüyor, ağzına geleni söylüyor. Ama kendileriyle doğrudan ilgili olmasına rağmen iki hadiseden hiç ama hiç söz etmiyor: 28 Şubat süreci ve 27 Nisan muhtırası. Sizce manidar değil mi? Halk sanıyor ki 28 Şubat sürecinde tank yürüten paşa, her gün medyada beyanatları çıkan genelkurmay 2. Başkanı ve diğerleri Silivri Cezaevi'nde tutuklu. 27 Nisan'da muhtıra veren eski Genelkurmay Başkanı hakkında Başbakan'ın ağzından bırakın suçlamayı, bir sitem dahi duydunuz mu? Muhtıra verdikten 4 ay sonra emekli olan Genelkurmay Başkanı'nı devlet şeref madalyası ile ödüllendiren, altına 1 milyon 200 bin TL'lik lüks makam arabası tahsis eden acaba muhtıra verilen Başbakan Erdoğan değil miydi? Yoksa bütün bunlar bir kurgu olmasın! Ne demişti: ‘Sırlarımız benimle mezara gider.' Derler ya, pazara değil mezara kadar. Dostluk dediğin böyle olur.

28 Şubat'ta sizin darbe olacağını öğrenip Şevket Kazan'ı aradığınız hep konuşulur. Doğru mu? Bu söylentileri mutlaka Sayın Çiller'e de ilettiniz. Tepkisi ne oldu?

Sayın Çiller, Sayın Erbakan'ı, Şevket Kazan vasıtası ile bilgilendirmemi istedi. Ben de ilettim.


Siz 28 Şubat'ın en mücadeleci isimlerinden biriydiniz. “Yağlı kazığa oturturum” diyen komutana yönelik cevabınız hala konuşulur. O olay neydi ve o komutan iddia edildiği gibi Çevik Bir miydi?

Çevik Bir değildi. 28 Şubat sürecinde demokrasi dışı taleplere direndiğim için çirkin bir tehdit, üst düzey bir komutan tarafından, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı vasıtasıyla gönderildi. Bu şahsın adını hiç söylemedim. Nedeniyse eşinin ve çocuklarının kamuoyu karşısında mahcup olmalarını istemeyişim.

Hanefi Avcı dik durdu

Hanefi Avcı Devrimci Karargah soruşturması nedeniyle tutuklandı. 28 Şubat'a en çok karşı çıkan isimlerden biriydi. Nasıl yorumluyorsunuz?

Sayın Avcı ile bakanlığım döneminde beraber çalıştık. Kendisini dürüst ve çalışkan bir bürokrat olarak tanıyorum. 28 Şubat sürecindeki antidemokratik talepler karşısında dik durabilmiştir. Yazdığı kitap üzerinden yapılan tartışmalara baktığımda, ülkemizdeki kutuplaşmanın 28 Şubat sürecinden daha derin bir hale geldiğini üzülerek görüyorum.

Ergenekon davalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? 28 Şubat'a kadar uzanır mı sizce?

Kamuoyunda Ergenekon davası diye bilinen davada 28 Şubat sürecini aktif olarak yöneten üst düzey hiçbir general sanık olarak bulunmamaktadır. Savcının mahkemeye sunduğu iddianamede de bu hususta benim takip edebildiğim kadarı ile herhangi bir iddia yoktur. Bugün o dönemin sonuçlarına baktığımda ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ne ait bir hazırlık olduğunu görüyorum.

28 Şubat siyaseti rayından çıkardı mı?

Bugün vardığımız nokta 28 Şubat sürecini kurgulayan iradenin amacına ulaştığını göstermektedir. Siyasete makas değiştirtilmiştir. Bu kurgunun gerçekleşmesi için gerekli siyasi tasfiye yapılmıştır.

E-muhtıradan sonra darbe planları adeta ortalığa saçıldı. Balyoz gibi. Bu iddiaları darbenin kıyısından geçmiş biri olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Size bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim. Bu ülkede tapu davası 20 yıl, cinayet davası 10 yıl, vergi davası 5 yıl sürmemelidir ama maalesef sürebiliyor. Ama Türk ordusu gibi Mete Han ile başlayan 2200 yıllık tarihi bir geçmişe sahip bir ordu mensupları hakkında kendi halkını ve camisini bombalama davası 5 saat bile bekleyemez. Türkiye'nin en öncelikli meselesidir. Biran evvel aydınlatılmalıdır.

Türban konusunda bir kadın milletvekili olarak çözüm öneriniz nedir?

Bugüne kadar MHP ve CHP'nin katkısı ile çözümü mümkün olan bu hususta artık bizlere ihtiyaç kalmamıştır. Referandumdan sonra Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın değişen yapısı ile benimde anti demokratik bulduğum bu yasağın önündeki tüm engeller kalkmıştır. Şimdi AKP TBMM, resmi daire, yargı, hastane gibi kamusal veya kamusal olmayan alanlar için türban, başörtüsü, çarşaf ve bunun gibi kıyafetlerin hangilerini yasaklayacak, hangilerini serbest bırakacak hep birlikte göreceğiz. Şimdi mesele hangi alanlarda hangi kıyafetin AKP tarafından yasaklanacağıdır.

Hükümet İmralı'yla görüşür ama sonucuna da katlanır

Eski bir İçişleri Bakanı olarak İmralı - devlet görüşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi burada da tam bir kafa karışıklığı var. Devlet görüşünce sakıncası yok, hükümet görüşürse sakıncalı mı oluyor? Başbakan'a sorarsanız görüşmek vatan hainliği ile eş. Görüşenler ise Başbakanlığa bağlı MİT ve Adalet Bakanlığı'nın üst düzey görevlileri. Yani siyasi bedeli bana gelmesin ama görüşülsün. Peki, nasıl olacak? Öcalan'ın taleplerinin siyasi olduğu, örgütü içeriden yönettiği biliniyor. Bu taleplerinin karşılanacağı yer ise hükümet. Peki, bu nasıl iş? Hükümet bunun doğru olduğuna inanıyor ise görüşür ama siyasi sonuçlarına da katlanır. Böyle kaçak göçek işler ile bir yere varılamaz.

AK PARTİ'DEN NEDEN AYRILDI?

AKP'ye kuruluş aşamasında gittiniz ve ipler koptu. Ne yaşandı ki bu yollar bu kadar hızlı ayrıldı?

Sayın Erdoğan hükümetlerinin icraatlarına baktığınızda sorunuzun cevapları bulunacaktır.

KÜRSÜDE NEYE KIZIYOR?

Hem partiniz hem de TBMM erkek egemen. Buna rağmen Meclis'i en iyi yöneten isim sizsiniz. Tüm beyler sizden çekiniyor, kürsüde hissediyor musunuz?

Bu soruya ben cevap vermeyeyim (gülüyor).

Kürsüdeyken milletvekilleri en çok ne yapınca kızıyorsunuz?

Kural dışı davranışlar.

Kadın siyasetçi olmanın avantajı ve dezavantajı var mı?

Avantajını bilemem ama dezavantajı çok. Şaka bir yana Türkiye'de kadın olmak zor zanaat. Siyasette kadın olmak ise çok yorucu.

Referandumda CHP'nin tavrı ülkücüleri rahatsız etti

MHP tabanı o süreçte ve sonrasında hala konuşuluyor. İktidarın ülkücü tabana yönelik 12 Eylül'den hesap sorulacağı propagandası başarıya ulaştı mı?

12 Eylül darbesinin ülkücüler üzerinde çok ağır etki yarattığı bir gerçektir. O dönem solcu tutuklular ‘Hadi biz bu devleti yıkmak ile suçlandığımız için buradayız. Siz ise bu cumhuriyeti korumuyor muydunuz? diyerek ülkücülere göndermede bulunurlar ve ülkücüler bundan çok etkilenirdi. Hatta rahmetli Başbuğumuz Alpaslan Türkeş'in bir duruşmada söylediği gibi ‘Biz hapisteyiz, ama görüşlerimiz iktidarda' sözü bu sitemi yansıtmaktadır. Ülkücüler gerek sayı gerek fikri olarak büyük bir ailedir. Her ailede olduğu gibi bizde de bazı konularda farklı görüşte kişiler olabilir. 12 Eylül 1980 darbe döneminde yaşananlar, bu referandum ile o dönemin hesabı sorulacağı propagandası yapıldığı için, az sayıda da olsa bazı arkadaşlarımızı etkilemiştir. Artık, referandum geride kaldı. Bundan böyle arkadaşlarımıza ve bize düşen görev bu anayasa değişikliği ile 12 Eylül cuntasından hesap sorulacağına dair söz verenlerin takipçisi olmak.

Referandum iddia edildiği gibi ülkücü kesim açısından bir dönüm noktası mı? Partinize yönelik ‘oy kaybetti' eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben yüzde 42 oyu sanki CHP'nin oyu gibi göstermenin, CHP'nin yeni genel başkanının yıpranmasını önlemek için kurgulandığı görüşündeyim. Bugün CHP içindeki arayış ve tartışmalar ayakların yere bastığını göstermektedir. Genel başkanımızın dediği gibi MHP'liler ile CHP'liler ayrı sandığa oy mu attı ki MHP'nin oy kaybettiğini tespit ettiniz? CHP'nin aşırı laikçi söyleminin MHP'lileri rahatsız ettiği, Orta ve Doğu Anadolu da kısmen etkili olduğu da bir gerçektir.

CHP'nin referandumdaki söylemleri oy kaybettirdi yani...

CHP'li Avcılar Belediye Başkanı tarafından astırılan afişler, Sayın Kılıçdaroğlu'nun genel af önerisinin milliyetçi-muhafazakar seçmenler üzerinde menfi tesiri olmuştur. Referandum yenilgisinin nedenini MHP tabanında arayanlar öncelikle çağın gerisinde kalan 19'ncu yüzyıl Fransız laiklik anlayışlarını gözden geçirmelidirler.MHP cumhuriyet değerlerini en doğru kavrayan, çözümü milletinin ortak değerlerinde arayan, halkın mutluluğu ve kardeşliğinin esas alındığı bir siyasi harekettir. Demokrasileri sürekli kılan en önemli özellik, zamanla toplum kesimleri içinden doğan makul talepleri sistemin karşılamasıdır. Bugüne kadar CHP'nin tavrı istismarcılara alan yaratmaktan başka bir işe yaramamış, ters etki yaratmıştır.

Yüzde 42'yi ve yüzde 58'i nasıl okuyorsunuz?
Referandumda oy kullanabilecek seçmen sayısı yaklaşık 51 milyon kişiydi. Evet oyu verenlerin sayısı yaklaşık 21 milyon kişi olduğuna göre 30 milyon kişi referandumda “evet” dememiştir. Bence önemle üzerinde durulması gereken husus 30 milyon kişinin bu anayasa değişikliğinin faydalı olacağına inanmamasıdır.

İLHAN KILIÇ'IN KURABİYELERİ

28 Şubat MGK toplantısında sıkıntı ve sinirden tabağınızdaki kurabiyelerinizi bitirip yanınızdaki kişinin kurabiyelerini de yediğiniz söyleniyor

Doğru. MGK Genel Sekreteri orgeneral Sayın İlhan Kılıç'ın kurabiyeleriydi.

YAĞLI KAZIK OLAYI

28 Şubat sürecinde dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'e bir general tarafından ‘Gelirsek o kadını yağlı kazığa oturturuz' mesajı gönderildiği konuşulmuştu. Uzun zaman bu generalin Çevik Bir olduğu konuşulmuş, mesajın da Akşener'e müsteşarı Teoman Ünüsan aracılığıyla iletildiği belirtilmişti. Akşener'in de buna yanıtı, ‘Söyleyin ona, ben Balkanlıyım. Kazık deyince aklıma Balkanlı olan Kazıklı Voyvoda geldi. Kazıklı Voyvoda'yı da iyi tanırız. Ama unutulmasın ki, Kazıklı Voyvoda da bir homoseksüeldi' olmuştu. Çevik Bir yılarca bu sözü kendisinin söylemediğini ifade etmişti. Ankara kulislerinde sözü dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı'nın söylediği Ankara kulislerinde konuşulmuş ve Akşener de bu iddiayı yalanlamamıştı.

Vatan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 6:07 am

Yeni Şafak Hürriyet'e taş çıkardı

Yeni Şafak Gazetesi dün *yaptığı haber ile resmen 28 şubat basını gibi hareket etmiş ve bir yerlere birilerini ispiyon edercesine İstanbul'da düzenlenen ehli sünnet toplantısını resmen ve açıkca iptal ettirilmesine sebeb olmuştu.Bugün ise 'Hava Yatıştı' manşeti ile çıkan Yeni Şafak gazetesi bu manşeti ilede tarihe HAVA'yı YATIŞTIRAN gazete olarak geçecek anlaşılan!
23 Ekim 2010, 11:10
Anadolu Haber

Dünkü manşeti ile Hürriyet gazetesinin 28 Şubat sürecinde attığı manşetleri hatırlatan Yeni Şafak, Sinan Erdem Spor Salonu'ndaki sohbet organizasyonunun iptal olmasına sebep oldu.

Marifet Derneği'nin aylar öncesinden çalışmasına başladığı ve günler öncesinden de duyurularını yaptığı Sohbet organizasyonu iptal oldu.
Dünyaca ünlü İslam alimlerinin iştirakiyle gerçekleşmesi planlanan ve Türkiye'nin en saygın ilim adamlarından Mahmut Ustaustaosmanoğlu Efendi Hazretlerin de katılacağı bildirilen sohbet programı Yeni Şafak gazetesinin dün attğı "Cüppeli Ahmet'ten provokasyon hazırlığı" manşetinin kurbanı oldu.

Ataköy Sinan Erdem Spor Salonu'nda yapılması yönünde tüm hazırlıkların tamamlandığı sohbet organizasyonu Yeni Şafak'ın provoke etmesi sonucu iptal edilerek, daha dar kapsamlı olarak Yeşilköy WOW Otel'de yapılma kararı alındı.

"Cüppeli Ahmet'ten provokasyon hazırlığı" manşeti ile kamuoyunu geren Yeni Şafak, bugün attığı "Hava yatıştı" manşeti ile de "bu ne perhiz" dedirtti. Yeni Şafak, Mahmut Efendi, Yusuf El Kardavi gibi ünlü alimlerin katılacağı sohbet organizasyonunun iptalini "havanın yatışması" olarak değerlendirdi. Yeni Şafak'ın havayı geren olarak "hava yatıştı" manşetini atması "gülünç" olarak değerlendirildi.

PROGRAM WOW OTEL'DE
Öte Yandan, Sinan Erdem Spor Salonu'nda yapılması düşünülürken Yeni Şafak'ın provoke etmesi sonucu iptal edilen sohbet organizasyonunun Yeşilköy WOW Otel'de yapılması kararlaştırıldı. Bugün başlayan programın iki gün süreceği ve programın yarınki kısmında Mahmut Efendi'ye "İslam'a üstün hizmet ödülü" verileceği öğrenildi.

Yeni Şafak anlaşılan bundan sonra'da geren ve ardından Hava'yı yatıştıran olarak dün'ün kartel basını denilen ve ya dün'ün 28 şubat medyası dediğimiz gazetelerine taş çıkaracak.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 4:11 pm

Yeni Şafak'ın Yazdığı Şeyler İftiradır

Mahmut Efendi Hazretleri İstanbul'da Ehli Sünnet Alimlerinin toplantısına dair Yeni Şafak isimli gazetede çıkan habere dair ilk kez sesli olarak cevap verdi.
24 Ekim 2010, 17:22
Anadolu Haber

Yeni Şafak gazetesinin, Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Ünlü'nün öncülüğünde Ataköy'deki Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenecek töreni, 'provokasyon' olarak nitelendirmesine Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'den cevap geldi.

Ustaosmanoğlu, yaptığı açıklamada “Benim bu işlerden haberim var. Alimlerin toplanmasını ben istedim. Yeni Şafak'ın yaptığı iftiradır” dedi.

Oysa Yeni Şafak “Cüppeli Ahmet'ten Provokasyon Hazırlığı” başlıklı manşet haberinde, ‘Ustaosmanoğlu çevresinin, bu programdan rahatsız olduğunu' savunuyordu.

Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin açıklaması şöyle:

“Benim bu işlerden haberim var. Kimse yapmıyor bu işi. Alimlerin toplanmasını ben istedim. Benim emrimle geldi biiznillah. Her şeyden haberim var. Beni kimse kandıramaz. Yeni Şafak gazetesinin yaptığı iftiradır. Fitnelere sakın ha!..”

Mahmut Efendi'nin Alimlerin toplantısından haberim var ve bizat Yeni Şafak'ın ismini zikrederek yapılan şeyin iftira olduğunu söylemesi yayınlanan ses kaydında dikkati çekmektedir.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 4:16 pm

Görüldüğü gibi, Mahmut Efendi Cübbeli'ye sahip çıkıyor ve kendi emriyle organizasyonu yaptıklarını bizzat kend sesinden dünyaya
ilân ediyor.

http://www.anadoluhaberim.com/video.asp?videoID=152



Şimdi anlaşılan o ki, AKP, tırsmakta, başımıza bir iş gelir korkusuyla ne yapacağını şaşırmış durumda.

Neymiş, ilkokula türbanla gidilmesi ahmakçaymış provokasyonmuş.

Şu hakaretlere, üsluba bakar mısnız?

Koltuğuna tapanların dili bu, mürtedlerin, din pezevenklerinin.


Bir de ailerleri tehdit etmeye başladılar, çocukları ailelerin elinden alabilirlermiş.

PKK'lı veletlere gücü yetmeyen bu ibibiklerin, müslümanlığına sahip çıkanları hedef aalması da yazıldı deftere.


En son AZYA tarafından Paz Ekim 24, 2010 4:25 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 4:18 pm

'28 Şubat provokasyonlarına göz yummayız'

Başbakan Tayyip Erdoğan, ne zaman başörtüsü sorunu gündeme gelse ardından birtakım provokatif gelişmeler yaşandığını söyledi.
24 Ekim 2010, 14:03
Anadolu Haber

İlkokullardan çekilen fotoğrafların provokasyon aracı olarak kullanıldığını belirten Erdoğan, "Medya provokasyonun aracı haline geliyor. CHP bir kez daha bunun arkasında duruyor. Ne bu provokasyonlara göz yumarız, ne de bu provokasyonla psikolojik operasyon yapanlara 'eyvallah' deriz. Bu yöntemlerin son kullanma tarihi çoktan geçti." dedi. Balıkesir'in Gönen ilçesinde halka seslenen Başbakan, birtakım karanlık güçlerin, kirli senaryo ve provokasyonlarla siyasete yol çizme gayreti içinde olduklarına dikkat çekti: "28 Şubat'ta bunu yaşadık. Birtakım sahte hocaları kullandılar. Danıştay saldırısı, Dörtyol, İnegöl provokasyonlarıyla millet korkutulmaya çalışılıyor."

Başbakan Erdoğan dün Bandırma Devlet Hastanesi açılışına katıldı. Ardından Gönen'de halka seslendi. Başörtüsü konusunda uzlaşı arayan partilere kapatma tehdidinde bulunan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya da sert tepki gösteren Erdoğan, "Ortada milletin takdirine yönelik çok büyük hazımsızlık var. Siyasi partiler gereken cevabı vermiştir." dedi. Ancak CHP'nin Yalçınkaya'ya tepki göstermemesini eleştirdi. CHP'nin, kendisini de hedef alan bu tavır karşısında her zaman yaptığı gibi statükodan yana tavır aldığını kaydetti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun referandum sürecinde meydanlarda "Başörtüsü sorununu biz çözeğiz." sözlerini hatırlatarak, şunları kaydetti: "CHP verdiği sözden çark etmek için çareler arıyor. Şimdi ön şartlar koşmaya başladı. Özgürlüklere şart koyuyarlar."

Erdoğan, CHP'deki resepsiyon krizine de tepkiliydi. CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce'nin "Katılmayacağız." açıklamasının ardından Kılıçdaroğlu'nun "Daha zaman var." sözünü hatırlatarak, "Horozu çok olan köyün sabahı geç olur. CHP'de davul kimin elinde, tokmak elinde açıkça görmek istiyoruz." diye konuştu.

İlkokullardan çekilen fotoğrafların provokasyon aracı olarak kullanıldığını belirten Erdoğan, "Medya provokasyonun aracı haline geliyor. CHP bir kez daha bunun arkasında duruyor. Ne bu provokasyonlara göz yumarız, ne de bu provokasyonla psikolojik operasyon yapanlara 'eyvallah' deriz." diye konuştu.

BAŞI AÇIK OLANLARda, BAŞI ÖRTÜLÜLERİN HAKLARINI SAVUNMALI

Erdoğan, sabah ise 'Kadının Güçlendirilmesi ve Beşeri Güvenliğin İnşası' konulu Küresel Eylem İçin Parlamenterler 32. Yıllık Forumu'na katıldı. Konuşmasında kadınlar arasındaki eşitsizliğe dikkat çekti. "Eğer kadınlar kendi aralarında eşitlik veya eşitsizliği halledemiyorlarsa, kadın-erkek arasındaki eşitlik veya eşitsizliğin ne anlamı var?" diyen Başbakan, kadınları kendi aralarında dayanışmaya çağırdı. Erdoğan, şöyle devam etti: "Bakıyorsun bir başörtülü bayan, kalkıp başı açık bayan için 'Ben senin haklarını savunacağım' diyor. Ama başını örtmeyen hanım kardeşim, başı örtülü olan için 'Ben de senin için bu mücadeleyi vereceğim' diyemiyor. İşte işin sırrı bu."


[color:9e98=red]NOT: Biz haberi Anadolu Haber'den aldık ama, haberin kaynağı'nın "ZAman" olduğunu belirtmekte ayrıca fayda var.[/color]


En son AZYA tarafından Paz Ekim 24, 2010 10:23 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 4:20 pm

TÜRBAN aAKP'Yİ ÇÖZÜYOR BAŞLIĞI ALTINDAKİ HABER:
http://akincilar.web-rpg.org/akp-f58/turban-akp-y-cozuyor-t1702.htm



ÇÖZMEZSEN AK PARTİ'DEN GİDERİM

Erdoğan'a AK Parti kurucusundan başörtüsü çıkışı...
19 Ekim 2010, 01:25
Anadolu Haber

Hükümetin türban konusunda adım atmaması AK Parti kurucularından Fatma Ünsal'ın tepkisini çekti.

Üniversitelerdeki türban yasağıyla ilgili hükümetin yıllardır adım atmaması parti kurucusu Fatma Ünsal'ı isyan ettirdi. Ünsal eğer adım atılmazsa siyasi tercihini değiştirme resti çekti.

Kızılcahamam Kampı’nda AK Parti Kurucular Kurulu üyesi Fatma Ünsal’ın, “Kadınlar, başörtüsüyle Meclis’e giremiyor. 8 yıl geçti. Bu konuda adım atmayacaksanız siyasi tercihimi değiştirip, bağımsız hareket edeceğim” dediği öğrenildi.

ERDOĞAN İNSAF DEDİ?

Erdoğan’ın da türban takan Ünsal’ın bu çıkışına, “İnsaf, samimiyetimizi sorgulamayın. Her şeyin bir zamanı var. Çocuk bile 9 ay 10 günde oluyor. Üniversitelerdeki sorunu bile çözemedik. Nelerle karşılaştığımızı biliyorsunuz. Siyasi tercihinizi değiştirirseniz sizin adınıza üzülürüm. Sizin bileceğiniz iş” yanıtını verdiği öğrenildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Paz Ekim 24, 2010 10:18 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Ptsi Ekim 25, 2010 12:06 am

CÜBBELİ OLAYINA FARKLI BAKIŞ

Düşünme öğrenilir.
Medya öğrenmeyi bırakmıştır; kendini yandaş sürüsüne kaptırmıştır.
Kafasında tabular ve dolayısıyla korkular vardır.
Düşünememektedir. Görmemektedir.
Bakınız...
Medya Ahmet (Cübbeli) Hoca ile Yeni Şafak gazetesi arasındaki polemiğin neden doğduğuna ilişkin gerçekçi bir analiz yapamamaktadır.
Gelişmeleri takip etmişsinizdir:
Cübbeli'ye yakın isimlerin kurduğu Marifet Derneği, İstanbul’da bir otelde iki gün sürecek olan “Uluslararası Ehl-i Sünnet Sempozyumu”nu düzenleyecekti.
Bu faaliyete ek olarak, Nakşibendi tarikatının İsmail Ağa Cemaati’nin şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu’na "İslam'a katkı ödülü" verilecekti.
Yeni Şafak’a göre, Cübbeli'nin yakınındaki isimler, tarikatın müritlerine mesaj göndererek toplantıya “cüppesiz, sarıksız ve çarşafsız gelmeyin” çağrısı yaptı.
Gazeteye göre türban konusunda uzlaşma sağlanmış iken bu toplantının amacı provokasyondu.
Bu iddia doğru olabilir mi?
Böylesine geniş bir toplantı iki-üç gün de mi planlanıp düzenlenir; Yeni Şafak kuşkusuz abartıyordu.
Demek mesele başka?
Ne olabilir?
İsmail Ağa Cemaati'ndeki "iktidar" kavgası olabilir mi?
Kimi köşe yazarları buna işaret ediyor.
Peki, bu olaydan bambaşka bir diğer gelişmeyi anımsatalım:
Saadet Partisi'nde "iktidar" niye el değiştirdi?
Bu iki olay birbirinden farklı mıdır?
Önce bir tespit: İsmail Ağa Cemaati ve Saadet Partisi "polit bürosu" Nakşibendi'dir.
Numan Kurtulmuş ve Yeni Şafak'ın sahipleri Albayrak ailesi de Nakşibendi'dir.
Bu tespitten sonra bir hatırlatma yapalım:
Bir-iki yıl öncesine kadar Cübbeli Hoca için aynı yandaş gazeteler "Ergenekoncu" iması yapmıştı.
İsmail Ağa Camii'ne Türk bayrağı astırması bunun en önemli "delili" idi!
Detaylara girmeyelim.
Bir "güç" Nakşibendi yanlılarını "dizayn" etmek istiyor.
Saadet Partisi'nde bunu Numan Kurtulmuş ile yapmaya kalkıştılar. Tecrübeli Nakşibendi refleksi bunu anlayıp, Kurtulmuş'u kapının önüne koydu.
İsmail Ağa Camii'ne karşı son dönemlerde ardı ardına yapılan bilinçli gözden düşürme çalışmalarının ardında da bu güçlü tarikatın pasifize edilmesi yatıyor.
Evet, bir merkez, Türk sağında daimi güçlü olmuş, iktidarları yönlendirmiş Nakşibendiler'i bu kulvarın dışına atmak istiyor.
Ve kimi İsmail Ağa müritleri tıpkı Numan Kurtuluş gibi "dizayncı güçle" yakın ilişkiye girdi.
Kim mi bu güç?
Nakşibendiler'i tasfiye etmeyi amaçlayan bu merkez "Cemaat"tir.
Polisi, adliyeyi, bürokrasiyi, hükümeti ele geçiren Cemaat'in hedefinde şimdi tarikatlar ve en başında da en güçlü olan Nakşibendi tarikatı vardır. Kavganın sebebi budur.
Ötesi, laf-ü güzaftır.





Odatv.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Ptsi Ekim 25, 2010 1:20 am

Tayyip, "provokasyonlara müsaade etmem diyor.

RTE'nin sözünden çıkmyacağını adımız gibi bildiğimiz Yeni Şafak, RTE'nin hedef göstermesi ile, Mahmut Efendi'yi direk hedef alamadığından, Cübbeli'ye saldırıyor.

Ama Mahmut Efendi, tezgahı bozan hamleyi yapıyor ve Cübbeli'ye sahip çıkıyor. RTE ve Yeni Şafak'a açıktan cephe alıyor.

Kılıçlar çekildi, AKP gidici.

Ama bu gidiş kavgasız-gürültüsüz olmayacak.

İlerleyen günlerde ortamın daha da kızışacağı ve safların daha da netleşeceği kesin.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Ptsi Ekim 25, 2010 10:58 am

Cübbeli'ye Hürriyet Yazarı Sahip Çıktı!
25.10.2010 Pazartesi 10:19Medya 0 Yorum1158 Okunma 12P 14P 16P 18P

Yeni Şafak gazetesinin manşetten provokatör ilan ettiği Cübbeli Ahmet Hoca'ya Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz sahip çıktı.


Haberin Özeti
İşte Mehmet Yılmaz'ın Hürriyet'teki o yazısı;





Haberin Galerisi Haberin "Cübbeli Ahmet Hoca Tatilde!" Adlı Fotoğraf Galerisine Gitmek İçin Tıklayınız.





Haberin Videosu Haberin "Cem Yılmaz Ve Cübbeli Ahmet Hoca" Adlı Videosunu İzlemek İçin Tıklayınız.




YENİ ŞAFAK CÜBBELİ İÇİN NE DEMİŞTİ?

Cüppeli'nin demokratik hakları

Cüppeli Ahmet Hoca'nın konuşmacı olarak katılacağı bir toplantının yapılması yasaklandı.
Toplantıya katılacakların tümünün "cüppeli ve sarıklı olmaları" isteniyordu.

Yeni Şafak gazetesi bu toplantıyı bir "provokasyon" olarak niteleyince, toplantının yapılması valilik tarafından yasaklandı. Bu toplantının provokasyon olarak nitelenmesine yol açan durum kuşkusuz ki türban meselesinin yeniden sıcak gündemimizde olması.

Toplantıda ortaya çıkacak görüntünün laik kamuoyundaki hassasiyetleri kaşıyacağı düşünülmüş olmalı ki, toplantının "yasaklanması" gündeme gelmiş.

Bu olay ortaya çıktığından beri bakıyorum, yandaş medyada kimse "demokrasiden, toplantı ve gösteri yapma hakkından" söz etmiyor.

Oysa ortada tam anlamıyla bir demokratik hakların kullanılmasının engellenmesi durumu var.
Cüppeli Ahmet gibileri ile hiçbir düşünsel ortaklığım yok ve olamaz da zaten ama onların demokratik haklarını görmezden gelmem de söz konusu olamaz.
AKP medyası, yeri geldiğinde ağzından "demokrasi, demokratik haklar" gibi kavramları düşürmüyor.

Ama işlerine gelmeyen durumlarda da bu kavramları hiç hatırlamıyorlar.
Bir kez daha ortaya çıkıyor ki "demokrasiyi" sadece kendileri için istiyorlar. Başkalarının haklarının, şartlar öyle gerektirdiğinde kısıtlanabileceğini düşünüyorlar, düşünmekle de kalmayıp bunun bayraktarlığını bile yapabiliyorlar.

Gelecekte kimlerin demokratik haklarını kullanmalarına karşı çıkacaklarını ise her halde sadece Allah biliyor!

Kaynak: HÜRRİYET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Ptsi Ekim 25, 2010 11:12 am

EKREM DUMANLI
e.dumanli@zaman.com.tr
Tahrik ve Tahkir Arasında


Bu ülkede ne zaman başörtüsü konusunda bir gayret sarf edilse, mutlaka beklenmedik hadiseler yaşanıyor. "Belki bu sefer çözülür..." umudu belirir belirmez sanki bir yerlerden düğmeye basılıyor. Belli ki bir güç, bu sorunun çözülmesini istemiyor. Belli ki birileri 'çözüm'den yana durarak; hatta umut dağıtıp kışkırtarak mağdurları bir kere daha tuzağa düşürüyor.

Bütün kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki, halkın ezici bir çoğunluğu üniversitelerde yaşanan başörtüsü sorununun bir an önce çözülmesini istiyor. Zaten sokaktaki manzara bu arzuyu yeterince resmediyor. Halk arasında 'sorun' olmayan bir mevzu, nasıl oluyor da onlarca yıl sürdürülen bir gerilimin odağında durabiliyor? Aşikâr bir gerçek var ki çok küçük ama çok gürültülü bir zümre başörtüsünden, aslında dini çağrıştıran her şeyden, nefret ediyor. Bu dar görüşlü marjinal kitlenin ne demokrasiye inancı var, ne inanç özgürlüğüne. O yüzden bu küçük grubun hezeyanlarına göre toplumu, 'hizaya getirmek' doğru bir yaklaşım değildir.

Bir de demokrasi ve insan haklarına inandığı halde başörtüsü gibi konulara şüpheyle hatta endişeyle yaklaşanlar var. Buradaki iyi niyet, oturup konuşmaya cesaret veriyor. Ancak konuşma atmosferinin oluşturulması için en asgari kriter, hiçbir ayrımcılık yapılmaksızın herkesin özgürlüğünü savunmak olmalı. İnsanların inanç ve ifade özgürlüğü en temel hak sayılmalı ki, herkes birbirinin hayat tarzına saygı duyabilsin. Eminim paylaşım kültürü arttıkça, çoğulcu ve katılımcı demokrasi güçlenecek ve başörtüsü sorununu da kapsayacak formüller eşliğinde toplum rahat bir nefes alacak. Bu rüyanın gerçekleşmesi için saygıya, sevgiye, empatiye, tahammüle ihtiyaç var. Bu bir ufuk çizgisidir; kanunla, yönetmelikle, tüzükle vs. çözülemez. Herkes bilecek ki başkasının özgürlüğü kendi özgürlüğünün sigortasıdır. 'Öteki'ne duyduğumuz saygı, kendimize duyduğumuz saygının yansımasıdır.

Başörtüsü (ya da inançla ilgili diğer hassas konular) gündeme geldiğinde karşımıza çıkan bir başka kitle daha var: Kaygıyı körükleyen, ayrışmayı derinleştiren, toplumsal barışı zedeleyen bu kitlenin zamanlamasına ve algı yönetimine dikkat etmek gerekiyor. Kılıktan kılığa giren ve kimi zaman 'laikçi söylemler'e başvuran bu hırçın azınlığın, kimi zaman da dinî kostümler içine girmesi şaşırtıcı bulunabilir. Yakın tarihimizi iyi bilenler için sürpriz değil ortaya çıkan manzara. Bu ülke ne zaman derlenip toparlanacak olsa içeriden yapılan hamleler yüzünden toplum birbirine düşürülür. 'Aleviler'le 'Sünniler'in hangi dönemde nasıl çatıştırıldığı, 'laikçiler'le 'İslamcılar'ın nasıl birbirine düşürüldüğü, 'sağcılar'la 'solcular'ın birbirini nasıl acımasızca öldürdüğü artık herkes tarafından biliniyor.

Türkiye'nin bugün geçtiği süreçte iki hassas konunun provokasyona çok uygun olduğu gözleniyor: Dinî semboller üzerinden çıkartılacak kavgalar ve 'Kürt sorunu' etrafında oluşturulacak toplumsal çatışmalar. Bu iki konuya kışkırtıcı yaklaşan kitlelere dikkat! Hangi cenahtan gelirse gelsin, hangi imajla sergilenirse sergilensin, 'karşı taraf'ı öfkeye sevk etmek isteyenlerin iyi niyetinden şüphe etmemek mümkün değil.

Bu ülkenin tabii seyri içinde çözemeyeceği hiçbir sorun yok. Tabii seyirden kastım, bu milletin, gücünü toplum vicdanından alan, hoşgörüye, sevgiye ve empatiye dayalı refleksidir. Oradaki dinamizmi bir kenara bırakarak sorun çözmek; hele o sorunları çözerken acele edip başka sorunlara yol açmak ya da geç kalarak mevzuu mundar hale getirmek, çoğu kez provokasyoncuların işine yarıyor. Yarayı kaşıyarak tedavi yapılabilir mi?

Bu ülkenin bir gün özgürlük tarihi de yazılacak. Bugün bir kısım değerlerin arkasına sığınarak 'yasakçı politikalar' üretenler; ya da o politikayı güçlendirmeye yönelik operasyonel icraatlarda bulunanlar, müstakbel o tarihte kendilerine ayrılacak yerden mutlu olmayacak. Çünkü özgürlük tarihi yazanlar eserlerini inşa ederken, baskıcı, dayatmacı, çatışmacı çehreleri unutmayacak. Bugünkü korkular, yarınki nesiller nezdinden absürt mazeretler haline gelecek. Onca karmaşanın içinde sağ gösterip sol vuranlar, soldan yaklaşıp sağ çakanlar vs. ayrı bir bölümde değerlendirilecek; çünkü bugün çeşitli taktiklerle yürütülen maskeli kavga yarın daha net anlaşılacak. Zira maskeli balo sonsuza kadar sürmeyecek; dünya tarihindeki onlarca örnekte olduğu gibi...


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Ptsi Ekim 25, 2010 11:27 am

Olmadı Bay Üskül!
Ahmet TAŞGETİREN
atasgetiren@bugun.com.tr
24 Ekim 2010

-Bu iş AK Parti'nin başına iş açıyor, onun için AK Parti, üniversite dışındaki başörtüsü sorunlarını şimdi gündeme getirmemeli gibi bir yaklaşımı -kabul etmesem de- anlarım.

-Hele şu üniversite önündeki yasak kalksın, ondan sonrası için Allah kerim gibi bir yaklaşımı anlarım.

-Böyle zamanlarda provokasyon olur, elde edilebilecekler de edilemez hale gelir aman dikkat hassasiyetini de anlarım.

Ama;

-Üniversitede okuyan genç kızların dışındakiler için başörtüsü sorunu yok yaklaşımını kabul etmem.

-AK Parti'nin politikaları ile uyuşmayan ya da CHP'nin kabul etmeyeceği hiçbir hak talebinde bulunulmamalı yaklaşımını kabul etmem.

-Hakim azınlığın standartlarının zorlandığı her defasında "provokasyon" kaygısına düşülmesini kabul etmem.

-Şu tarz ve şu kişilerin taktığı başörtüsü, bu konuda direnç gösterenlere daha sevimli gelir, sevimli görünmeyenlerden kaçınmamız lazım gibi "aşağılık duygusu" içeren yaklaşımları kabul etmem.

-Birtakım temel insan haklarının, birilerinin izni ve ianesiyle gerçekleştiği inancını pekiştiren yaklaşımları sağlıklı bulmam.

Çünkü bu tarz bir yaklaşım, öncelikle üniversite öğrencileri dışındaki tüm kadınların bir daha özgürlük talebinde bulunmaması istikametinde bir kamuoyu baskısı oluşturulmasına yol açıyor.

Aynı şekilde, bu tarz bir yaklaşım, şu an bir şekilde kamuda çalışan kadınları suçlu duruma düşürüyor.

Aynı şekilde, bu tarz bir yaklaşım yasağın üniversite dışında yazılı hale gelmesine yol açabilme riski taşıyor.

Ve bu yaklaşım, İslam'ın bu alandaki ölçüsünün sınırlanmasını kabul niteliğine dönüşüyor.

Ben, "provokasyon" söylemine sıkı sıkı sarılanlara sormak isterim:

-Şayet başörtüsü İslam'ın öngördüğü bir vecibe ise bunun üniversite çağı ile sınırlı olmasını öngören bir İslami ölçü de var mı?

-Evet, yasak var, ona karşı mücadele de var, peki bu özgürlük mücadelesini, bu hakkı kullanması gereken tüm kadınlar için sürdürmek mi sağlıklıdır yoksa birilerine kabul ettirmek imkansız gerekçesiyle, sınırlı bir özgürlüğe razı olmak mı?

Şu sorular üzerinde de düşünülmesini isterim:

-Eşi başörtülü birisini cumhurbaşkanı adayı olarak göstermek provokasyon muydu değil miydi?

-Ve eşi başörtülü birisini başbakan yapmak?

-Geçmişte, başörtülü birisini milletvekili seçtirmek provokasyon muydu?

-Cumhurbaşkanının, "tam da bu zamanda" tek resepsiyon düzenlemesi ya da devlet başkanlarını karşılama protokolüne başörtülü eşini alması provokasyon muydu değil miydi?

CHP, tek resepsiyona niye katılmıyor?

"Bu davranış, kamuda başörtüsünün yolunu açar" diye değil mi?

Yani ortada "başörtülü ilköğretim öğrencisi" olmayınca, gerilim önlenmiş olmuyor.

-Türkiye, Başbakan'a "Eşinin başını aç, başörtüsü sorunu çözülsün" çağrılarının yapıldığı bir ülke. Böyle bir ülkede, kimi hangi "provokasyon" iddiası ile doyurabilirsiniz ki?

......

-AK Partililer'in sıra sıra dizilip, "Tam da bu zamanda-manidar" söylemiyle provokasyon iddialarına soyunmalarını çok yanlış buluyorum.

-Hele Zafer Üskül'ün hem de TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı sıfatıyla, ilköğretime başörtülü giden çocuklarla ilgili olarak, "O çocukları devlet alır" efelenmesini skandal olarak niteliyorum. Ayıptır bu. Kim kimin çocuğunu alıyor? Siz devlet misiniz Bay Üskül? Yoksa milletin meclisinde, devlet adına yapılacak insan hakları ihlallerini önlemeye yönelik kurumun başkanı mısınız?

Ne diyor Bay Üskül?

"-Aileler mevzuata karşı koymakta direnirse suç işliyorlar demektir. Valilerin görevlerini yapmaları gerekir. Bu iş daha ileriye giderse, aile çocuğu baskı altına alırsa o zaman çocuk aileden alınır. Tüm bu yetkiler devletin elindedir.

Sonra ilave ediyor:

"-İdare önce veliyi ikna etmeye çalışır. İkna olmazlarsa cevaz var. Öğrenim özgürlüğü engelleniyorsa çocuk alınarak öğrenim görmesi sağlanır."

Üskül'e göre, ortada öğrenimin engellenmesi var ve bunu baskı ile ebeveyn yapıyor.

Oysa durum bu değil ki. Ebeveyn, çocuğunu okutmak istiyor ama başörtülü olarak okutmak istiyor. Siz, insan hakları kurumu olarak hem çocuğun okuyabilmesini hem de inanç değerlerine saygı göstererek okuyabilmesini temin etmek zorundasınız.

Ama siz tam da burada jakoben devlet ağzıyla (CHP ağzıyla mı demeliydim) konuşmaya başlıyorsunuz. "Okuyacaksan başını aç" mantığıdır asıl, öğrenim özgürlüğü önündeki barikat. Ve siz orada, özgürlükleri engelleyen devlet yaklaşımına el koymalısınız.

"Mevzuata karşı koymak..." Ya mevzuat insan haklarına aykırı ise... "Ailenin çocuğu baskı altına alması" teması hoyratça kullanılıyor. Ya çocuk, "Bu benim talebim, devlet bana baskı yapmasın" diyorsa...

Ama bizde, "Çocuk önce devletin, sonra ana-babasınındır" diye devletçi eğitim felsefesinin iliklerine işlemiş bir anlayış var. Ve şimdi Türkiye, o devletçi anlayışı sorguladığı için sorun çıkıyor. Bay Üskül, Hürriyet'e çok yanlış manşet oldu, çoook!

İşte ilköğretimde türbana AK Parti tavrı
23 Ekim 2010

AK Parti'li Zafer Üskül'ün "Devlet çocukları alır" açıklaması yankı buldu. Devlet Bakan Kavaf da ilköğretime türbanla giden öğrencilerin devlet korumasına alınabileceğini söyledi.
İlköğretime çocuklarını türbanla göndermekte ısrar eden velilere karşı hükümet adım atma arefesinde. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül'ün, "Devlet çocukları alır" açıklamasına bir destek de Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'tan geldi:

"Biz mahkemenin tedbir kararından sonra çocukları korumamız altında alabiliriz. O konuda hiçbir engel yok, sebebi ve gerekçesi ne olursa olsun."

Kavaf, Küresel Eylem İçin Parlamenterler (PGA) Kuruluşunun Conrad Otel'de düzenlenen ''Kadının Güçlendirilmesi ve Beşeri Güvenliğin İnşası'' konulu 32. Yıllık Toplantısında verilen arada türbanlı ilköğretim öğrencileriyle ilgili önemli bir açıklamada bulundu.

"KORUMA ALTINA ALABİLİRİZ"

Bir gazetecinin Üskül'ün açıklamalarını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Kavaf, şunları kaydetti:

''Biz mahkemenin tedbir kararından sonra çocukları korumamız altına alabiliriz. O konuda hiçbir engel yok, sebebi ve gerekçesi ne olursa olsun. Aileler çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getiremiyorlarsa yasalar da buna izin veriyor. Çocukların, devletin koruma ve kollama altına alınması için yasalar izin veriyor. Zaten çocukların orada hırpalanması söz konusuysa ve hırpalanmaya devam edecekse, tabii biz koruma altına alabiliriz.''

ÜSKÜL NE DEMİŞTİ?

Hürriyet gazetesine konuşan Zafer Üskül'ün açıklamaları gündeme ourmuştu. Üskül Üskül, “Bu iş daha ileriye giderse, aile çocuğu baskı altına alıp öğrenim özgürlüğünü engelliyorsa devlet o çocuğu alır ve öğrenim görmesini sağlar” demişti.
istanbulhaber
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...   Ptsi Ekim 25, 2010 10:28 pm

Cübbeli Yeni Şafak'a ekranda saydırdı!
Dün 22:42 Pazartesi
Cübbeli Ahmet Hoca'nın Yeni Şafak gazetesine öfkesi sürüyor. Cübbeli , Habertürk ekranında canlı yayında açtı ağznı yumdu gözünü...
GAZETECİLER.COM
Yeni Şafak gazetesinin 'provakör' olarak manşetten hedef aldığı Cübbeli Ahmet Hoca iddiaları yalanlarken gazeteye ateş püskürdü. Habertürk'te boy gösteren Cübbeli Hoca, İsmailağa Cemaati içindek liderliğe oynadığı yönündeki tezlere de sert bir dille red etti.

Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Habertürk ekranlarında canlı yayında hakkındaki iddialara yanıt verdi. Muhabir Kahraman Poyrazoğlu'na konuşan Cübbeli Hoca, Yeni Şafak gazetesini topa tutarken İsmailağa Cemaati içindeki liderlik yarışına dair iddialara da cevap verdi.

"Ben Yeni Şafak gazetesinin sahiplerini de tanıyorum. Daha önce görüşmelerimiz de olmuştur. Ahmet Bey'le de Nuri Bey'le de tanışmışlığımız vardır. O toplantı için bizi arasalar ve durumu anlatsalardı biz gerekeni yapardık zaten. Yoksa illah ne olursa olsun biz bu toplantıyı yapacağız şeklinde bir tavrımız olmazdı asla. O manşeti atmadan önce bana hiç bir şey sorulmamış bile."

Haberin yayımlanmasının ardından emniyetin "200 bin kişinin katılacağı söyleniyor. O kadar kişiyi idare edemeyebiliriz" diyerek toplantının iptal edildiğini kaydeden Cübbeli "Bu gerekçeler bizimle paylaşılsaydı, birlikte bir düzenlemeye gidebilirdik" şeklinde konuştu.

Cübbeli Ahmet Hoca, Kahraman Poyrazoğlu'nun 'Yeni Şafak gazetesiyle bir görüşmeniz oldu mu?' sorusuna da hayli sert bir cevap verdi.

"Ne diye görüşeceğim ki? Adam ipleri kopartmış, beni provakatör ilan etmiş. Görüşmeye imkan mı kaldı? Haberi yapmış zaten. Sonra da 'Hava yatıştı' diye ikinci manşetle yumuşatmaya çalışıyor, sonra da üçüncü günkü manşetiyle de kendini yalanlıyor. Bu kadar basın var kimse demiyor ki 'sen ne biçim yalancısın'. 'Mahmut efendi ödül bahanesiyle getiriliyor' demişler bir de. Benim için ise dalga geçer gibi 'Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü' diye yazmışlar, ya sen bana sövüyor musun?

Cemaatin lideri olan Mahmut Ustaosmanoğlu'nun kimseye kendisinden sonrası için bir söz vermediğini söyleyen Cübbeli, 'ben kendim şahidiyim ki, kimseye söz vermediğini bizzat kendisi söyledi. Bunlar benim adımı yıpratmak için bu iddiaları ortaya atıyorlar.' dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Pic Zihniyetin YENI ADI,YENI SAFAK...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki
 Similar topics
-
» Yeni IP Adresi Buyrun
» Jensen Ackles'in yeni yapımı.....
» Yeni Akademya org
» peLiNiN yeNi saC modeLi nasıL?
» İşte Tokio Hotel hayranlarına bir röportaj...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: İçtimaiyat-
Buraya geçin: