AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ÇİN VE YAHUDİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: ÇİN VE YAHUDİ   Çarş. Ekim 20, 2010 7:59 pm

[color:f026=white]Aşağıdaki yazı, Sayun Suyunaliyev'in kaçırılması bağlamında da dikkate almaya değer.[/color]







Siyonizm'in Çin'e Göçü ve Türkistan'ın Ehemmiyeti

Zira dünyanın yeni çekim merkezi Türkistan'dır! İki temsili güç burada savaşacaktır.Müslüman-Türkler ve Yahudiler-Çinliler!
20 Ekim 2010, 20:22
Anadolu Haber

" İki Yahudi bir araya gelse şirket, iki Türk bir araya gelse Devlet kurar ",

der bir Çin atasözü.

Bu tecrübeye dayalı söz tarihin bir kısmının aynası gibi.Fıtri temayülleri nisbetinde iki milletin tarihe işlediği ve işlemeye devam edeceği desenler.Farklı kumaşlara, farklı şekillerde...

Yahudiyi anlatan her eserde görülecek olan şudur ki; bu topluluk 'şeytanlık' mesleğinin her yerde mümessilidir.Her daim sendika başkanlığını yapmaktadır.Hıyanet, takıyye, para, sapık fikir-sanat ölçüleri ile dünyayı ören bir ağ.Uhud'da, Hendek'de hainlikleri; İbn-i Sebe ile İslam birliğine en büyük fitne; Yasef'le sinsilik ve kalpazanlık; Karl Marx ile beyinlere zehir; Haim Naum ile Lozan...Son olarakta ete, kemiğe bürünmüş bir işgal devleti...

Yahudi'yi, -daha doğrusu Çin'deki Yahudi'yi- daha iyi anlatmak için aşağıda vereceğimiz örnekler Üstad Kadir Mısıroğlu'nun, "başıma taş düşse Yahudi'den bilirim" sözlerini açıklar nisbette;

-Kutuplardaki yerel halkın ürettiği derilerin ticaretini Yahudiler yapmaktadır.

-1917 yılında kurulan 'Türkistan Muhtar Cumhuriyeti'nin Maliye Bakanı 'Salomon' isimli bir Yahudi idi.

-300 dolaylarında üyesi bulunan Sovyet meclisinin 50 üyesi Yahudi idi.Stalin'den Gorbaçov'a, tüm Sovyet liderlerinin eşleri istisnasız Yahudi idi. (Kaynak:Yahudi - Louis Marschalko - Sebil Yayınevi)

-Nisan 2010'da silahlı bir isyan sonucu devrilen Kırgız devlet başkanı Kurmanbek Baki ve oğulları ülkeyi Yahudilere peşkeş çekmekle meşgul idiler.Bu isyanın altında yatan sebeb 3 adet Yahudi'dir.Bu yahudileri oradan kurtaran İsrail'dir.

-Özbekistan'ın eli kanlı ve dünyaca en tehlikeli diktatörü olarak nitelenen Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, İzak(İshak) isimli bir Yahudi olduğu bilinmektedir.(“Türk Dünyası Yahudileri Toplantısı” Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yapılmıştır.Türkistan yahudilerinin en etkili olduğu ülke Özbekistan'dır.)

-Savanora yatındaki pis işlerde ismi geçen Kazakistanlı işadamı, Alexander Makeviç arkasında, Kazak devlet bakanı Nursultan Nazarbey olan bir Yahudi'dir.

Yakın tarihten ve günümüzden olmak üzere üçer aded verdiğimiz bu örnekler, sanırım sizlere Yahudilerin nerelere kadar ulaştığını, hangi konumları işgal ettiğini göstermektedir.

Peki kutuplarda olan, ileride yıkacakları bir muhtar cumhuriyette dahi maliye bakanlığını kimseye kaptırmayan Yahudi, Çin'de nerededir, hangi mevkidedir?


'Güneşi Batmayan Ülke' İngiltere'nin çökmesi ve Amerika'nın doğması Yahudi'nin madden göçü ile açıklanır.Şu an bedahet şekilde görülüyor ki Amerika çatırdamaktadır.Yeni 'Güneşi Batmayan Ülke' olmaya aday ABD'ye borç para vermeye başlayan ÇİN'dir.Her daim Amerika ile yarışan, dev olmak hayali kuran Çin bunu maddi açıdan başardı.Destekçisi, Yahudi'nin sermayesi ile.Lakin Çin ne ABD, ne de İngiltere gibi savaş ile istediği bölgelere sahib olamayacak.Elindeki tek güç -en azından şimdilik-; ham madde-para!(Çin, nadir bulunan stratejik öneme haiz bazı hammaddelerin yüzde 90’ndan fazlasını kontrolü altında bulunduruyor.)Tamamı ile 'ekonomik kuşatma' diyeceğimiz bir hareketle emperyalist emeller peşinden hızla giden Çin, örneğin, malları ile Afrika'yı ele geçirmiştir.Buradaki amacı Afrika ülkeleri ile bir blog oluşturmaktır.




Yahudi ve sermayesinin Amerika'dan Çin'e göçmesine sebeblerinden birkaçını zikredelim;

-ABD'de Yahudi düşmanlığı pek belirtilmese de had safhadadır.Müslümanlar sene içinde 500 civarında saldırıya uğrarken, bu oran Yahudilerde 2000 civarındadır.

-Kendini uzun süre saklayan Yahudi artık kendini saklayamaz oldu.Umum-i efkar içinde kendisine karşı oluşan ciddi bir infial vardır.

-İsrail'in başarısızlığı ve giderek kaybedilen uluslararası destek, Yahudi'yi telaşlandırmıştır.

-Batı'daki mali kriz Yahudi'yi de vurmuştur.

-Amerika'da bir fabrikanın toplam maliyeti "50 milyon dolar" iken Çin'de bu rakam "13 milyon dolar".Amerikalı bir işçi ayda 2000-3000 dolar maaş alırken, Çinli işçi(bu işçiler arasında zorla çalıştırılan Müslüman Türkler de vardır.Urumçi, Kaşgar, Aksu ve diğer bölgelerde 2009 yılında çıkan isyanlar, Çinlilerin Guangdong'daki zorunlu işçi Türkleri katletmesinden ötürü zuhur etmiştir.) 150 dolar civarında maaş almaktadır.Çalışan Çinli nüfus, ülkedeki 300 milyon kayıtsızdan oluştuğu için sigorta da gerekmemektedir.(Çin'de resmi olarak 250 milyondan fazla işsiz vardır.)

Ahval böyle iken Yahudiler, yeni güç odağı olarak, kendilerine, daha önce İngiltere ve Amerika ile ziyaret ettikleri Çin'i seçmişlerdi.2000'li yıllardan itibaren Yahudi göçü Çin'e kaymıştır.Yahudi'nin Çin'deki varlığı yeni değildir.İlk olarak 18. yüzyılda Bağdat'tan Şangay'a yapılan göçün ardından, Çarlık Rusya'dan ve Nazi Almanyası'ndan da göçler olmuştu.1945 yılında Şangay'da 45 binden fazla Yahudi toplanmıştı.Bunlar kendi dillerinde gazeteler çıkarmışlar, mektebler açmışlar, hastaneler, sinagoglar kurmuşlardır.İsrail başbakanlarından Ehud Olmert'in babası Çin doğumlu, Şangay Yahudileri'ndendir.(Babası 1933’te 22 yaşında İsrail’e gelmişse de Çin'i hiç unutmamıştır. Hatta son sözlerini dahi Çince söylemiştir.Wikipedia-Ehud Olmert)


Bu kısa sürede, daha önce haberlerini aldıkları Kaifeng bölgesindeki Çinli Yahudiler ile irtibata geçmişler ve bu, İranlı bir tüccar tarafından Yahudiliği kabul eden şuursuz Çinlilere, İsrail-Yahudilik şuurunu aşılamışlar ve madden de desteklemişlerdir.Bugün Şangay, Pekin, Kaifeng üniversitelerinde, Yahudi Dini ve Felsefesi, Holokost(Soykırım), İbrani Dili, Yahudi Tarihi gibi dersler okutulmaktadır.Masonlar ve Kaifeng Yahudileri aracılığı ile Çin'de de gizlenmeye çalışan Yahudiler hakkındaki bir söylemde, Amerika'da, Çinli çocukları evlat edindikleridir.


1972 yılındaki ABD-Çin yakınlaşmasının mimarı olan Henry Kissinger, Alman Yahudisi ve İsrail vatandaşı idi.Kissinger, Çin'in kapitalist ekonomiye geçişinde öncü rol oynamıştır.1970'lerden itibaren kurulan İsrail-Çin işbirliğinin ilk icraatı, Çin ordusunun Sovyet silahlarından arındırılıp, İsrail silahları ile techizatlandırılması olmuştur.Çin gizli servisi Yahudiler ve CIA aracılığı ile kurulmuştur.Başta gizlice yürütülen bu İsrail-Çin işbirliği, 90'lardan itibaren açıktan yürütülmeye başlamıştır.Bu açıktan yürütülen siyasetler, dünyanın yeniden bir kutublaşmaya yol aldığının da kanıtıdır.Sovyetlerin çökmesinden sonra dünyanın her köşesinde zuhur eden, İslami dirilişlere karşı, baş amilin İsrail olduğu bir birlik oluşturulmaktadır.Hindistan'dan, Tayland'a, Filipinler'den, ABD'ye, Rusya'dan, Etiyopya'ya kadar tüm şer güçleri, Şeytan'ın emrine girmekte, onun tarafından eğitilmektedir.

Bu kutublaşmanın diğer ucu olan İslam aleminde reis kim olacaktır, sualinin cevabı malumdur; Türk milleti! Bunu Üstad Kadir Mısıroğlu şöyle açıklamaktadır;

"Çin, 'Yahudi emperyalizmi'nin kaptan gemisi; Türkiye, 'İslam enternasyonel gücü'nün kaptan gemisi olarak, milattan evvel ki gibi iki süper güç olarak karşı karşıya gelecek.Ne Amerika kalacak, ne Avrupa Birliği kalacak.İkisini de Yahudi yıkacak.Azami 15 sene sürer bu dediğim.Yirmibirinci asrın lider ülkesi Çin ve Türkiye'dir."


Çin'in, Batı'ya açıldığı kapı, Türkistan'dır.İşgal altındaki Doğu Türkistan, Çin'in hammadde kaynağıdır ve 21. yy'ın Kuveyt'i olarak adlandırılmaktadır.180'den fazla yeraltı kaynağı bulunan, Belazuri'nin deyimiyle 'Allah'ın yeryüzündeki cenneti' şu an işgal altındadır.Doğu Türkistan mücadelesinin başbuğlarından İsa Yusuf Alptekin'in endişesi gerçekleşmektedir.Çin tehlikesi tüm dünyayı tehdit etmektedir.Doğu'su ve Batı'sı ile Türkistan'ı çok büyük şeyler beklemektedir.Türkiye ve dahil tüm Müslümanlar gözlerini Türkistan'a dikmeli.Türkistan'daki Türklerin yeniden İslami şuura ulaşmalarında yardımcı olmalılardır.Zira dünyanın yeni çekim merkezi Türkistan'dır! İki temsili güç burada savaşacaktır.Müslüman-Türkler ve Yahudiler-Çinliler!



"Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes

Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es... "



Allah'ın selamı üzerinize olsun! Ve minallahit'tevfik!

Abdurrahman Hacımelek

a.hacimelek@hotmail.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ÇİN VE YAHUDİ   Çarş. Ekim 20, 2010 8:35 pm

Çin Türkiye'yi Neden Öptü ?
20 Ekim 2010, 00:41 Geçen yıl Urimçi'de binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan olayları "soykırım" olarak niteleyip "bu konuda ikili ilişkiler veyahutta menfaatler değil, insan öne çıkmalı" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Müslüman katili olan Çin Başbakanı Wen Jiabao ile Ankara'da el sıkıştı. Ve Türkiye Çin'le ilişkilerini stratejik işbirliği düzeyinde niteleyerek adeta bu söylediklerini unuttu.

Yani bir yıl sonra Uygur katliamı konusunda insan değil ikili ilişkiler ve menfaatler öne çıktı. Mesela Dün katliamı lanetleyen basın bugün anlaşmayı övüyor.Çin Başbakanı Wen Jiabao ise sadece "bu konuda ikili ilişkiler veyahutta menfaatler değil, insan öne çıkmalı" diyen Başbakanla değil Çin mallarına boykot çağrıları yapan iş dünyası ile de görüşüyor.Ve bu görüşmelerde Çin öylesine başarıya ulaşmıştır ki,bir işadamı çıkıp 'Türkiye'ye Çin mahallesi kuralım' diyebilecek kadar kendi menfaat ve çıkarını bu görüşmeler esnasında dillendirebiliyor.

"Çin ile Türkiye ticarette doları devre dışı bıraktı. İki ülke arasındaki ticaret Türk Lirası ve Yuan ile yapılacak. Başbakan Jiabao'nun ziyaretinde ticaretin yanı sıra kültür ve ulaştırma alanında 8 anlaşma imzalandı. İki ülke nükleer başta olmak üzere enerji alanında da işbirliği yapacak." açıklanan ve stratejik denilen adımlar bunlar. Doğu Türkistan Türkiye'nin en önemli stratejik kalelerinden birisidir.Bunu Çin çok iyi bilmekle beraber gerçekleştirdiği her adımda Türkiye'nin Doğu Türkistan hususunda susmasını ve Müslüman Uygur Türklerine uygulanan asimilasyonu dillendirmemesini amaçlıyor.

Geçen sene Tayyip Erdoğan, Doğu Türkistanda ki olaylar için önce "vahşet" sonra "adeta soykırım" ifadesini kullanmıştı. Türkiye Çin'i BM'ye şikayet edeceğini açıklamış, Başbakan G-8 Zirvesi için bulunduğu İtalya'da "Yüzlerce insanın öldürüldüğü, bini aşkın kişinin yaralı olduğu bir olayı, adeta bir soykırımı başka bir kelime ifade etmez" demiş ve eklemişti:

"Bir taraftan evrensel değerleri konuşacağız, insan haklarını konuşacağız, öbür taraftan bunlara seyirci kalacağız; bu olacak iş değil. Bu nereden gelirse gelsin, hangi değerleri paylaşırsa paylaşsın eğer insan öncelikli bir dünyayı paylaşıyorsak, bu konuda ikili ilişkiler veyahutta menfaatler değil, insan öne çıkmalı ve insana yönelik bu noktada dünyadaki tüm ülkeler el ele vermeli diye düşünüyorum."Şimdi bunlardan yola çıkarak hangi stratejik üstünlük ve adımdan bahsedebiliriz?B.M 'de bile dillendirilmeyen ve adeta sümenaltı edilmiş katliamın ardından Başbakanın bu söylediklerinin Türkiye açısından resmen bir hezimet olduğunu görmemiz kaçınılmazdır.Çin'in uyguladığı stratejiyi görmemiz açısından bu örnek gerçekten önemli.

Dış Politika ve Doğu Türkistan

Türkiye-Çin diplomatik ilişkileri 40. yılına yaklaşmaktadır, ancak tarihi bir süreç içerisinde Türk-Çin menfaatleri hem Asya hem de Türkiye'nin hakimiyeti altında olan topraklarda her hangi bir düzeye ulaşamamıştır.Ne siyasî, ne de ekonomi ve dillendirilen uluslararası bölgesel işbirliği gerçekleşmemiştir. Özellikle 5 Temmuz Urumçi katliamı, ikili ilişkileri olumsuz etkilemiştir.Urimçi Katliamı sırasında Türkiye'nin Uygurlar üzerindeki tutumu Çin'de şok etkisi yaratmıştı. Ancak 5 Temmuz Urumçi olayları sonrası her iki ülkenin yetkilileri bir araya gelerek bu durumu yumuşatma içerisine girmiş ve tabi ki bahsedilen stratejik üstünlük masa başında Çin'in eline Türkiye tarafından resmen verilmiştir.Zaten Çin'in istediği de bu olduğundan Türkiye'ye yönelik Başbakan çapında çıkarma yapmasının da tek sebebi de budur.

Stratejik bir şekilde atılacak adımlar Türkiye'yi elbette beklenilen ve özlenilen düzeyde hem Asya hem de bulunduğu coğrafya'da lider ülke olma konumuna getirecektir.Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Stratejik Derinlik isimli kitabında vurguladığı söylemler acaba Doğu Türkistan'a yönelik neden esmemiş ve Çin ile ikili ilişkilerde menfaatler neden ön plana çıkmıştır? Bu sorunun her yönü ile sorgulanması gerekiyor.Çin ile ilişkilerde atılan ve Türkiye açısından sadece ekonomiye dayanan ilişkiler kesinlikle ABD'ye karşı atılmış bir adım olarak algılanamaz.Basınımızda dillendirildiği gibi ABD'yi korkutan Türkiye Çin ilişkileri sözkonusu değildir.Hakeza ÇİN ve ABD ekonomik lişkilerinin ne derecede gelişmiş olduğunu göremeyecek kadar safdilli değiliz. Çin-Türkiye arasındaki bölgelerde işbirliğini kurabilecek en iyi aday Türkiye'dir, yani Çin, Orta Asya ve Ortadoğu'daki çıkarlarının sağlanması konusunda Türkiye'ye ihtiyaç duymaktadır.Bu ise resmen Türkiye'nin stratejik üstünlüğünü kullanmak olacağı gibi tıpkı ABD gibi ÇİN'de Türkiye'yi aynı şekilde kullanmak istemektedir.

Çin'in Türkiye ile ilişkilerinde en önemli gördüğü ve belkide en önemli tek hadise Doğu Türkistan ve oranın istikrarıdır, yani özellikle bu bölgenin istikrarı için Türkiye'nin desteğine ihtiyacı vardır. Çin'in en hassas ve yumuşak karnı olan ve yeraltı ile yerüstü zenginlikleri ile bilinen Doğu Türkistan bölgesinin istikrarı, Çin'in kalkınma ve güvenlik gibi ulusal çıkarlarını ilgilendirmektedir. Bu bağlamda Türkiye'nin Doğu Türkistan üzerinde etkisi olduğunu algılayan Çin Hükümeti, daha cesur kararlar alarak Doğu Türkistan'ın Türkiye ile olan ilişkilerini geliştirmek için ekonomi politikası uygulamaya başlamıştır.Bu resmen Türkiye'yi para ile kandırmak şeklinde tarif edebileceğimiz Çin siyasi adımlarının bir göstergesidir.Böylece Doğu Türkistan'ı Sincan olarak tarif eden bir Türkiye oluşacak ve katliam diye nitelendirilen Urumçi'ler görülmeyerek Çin devleti işgalini sağlamlaştıracaktır.

Aslında Çin de Türkiye'nin dış politikasının Batı'dan Doğu'ya dönüşünden endişelidir, ancak sebebi Batılılar gibi değildir. Çin, öteden beri Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesine ve Orta Asya'ya girmesini istememektedir. Bunun nedeni de, Türkiye'nin Orta Asya ve Asya-Pasifik'e dönmesiyle birlikte Çin'in bölgesel jeopolitik çıkarlarını ve güvenliğini etkileme olasılığıdır; özellikle Doğu Türkistan meselesinin arkasında Türkiye'nin bulunduğu görüşünün hâkim olduğu Çin'de, Türkiye'nin Asya'ya dönüşü endişe verici olarak algılanmaktadır. Türkiye'nin, kendine özel jeostratejik konumundan dolayı, çevre bölgelerindeki siyasal, ekonomi ve güvenlik dengelerinin değişmesi ile ulusal çıkarları etkileneceği gibi, söz konusu alanlardaki değişiklikler de çevre ülkelerin ulusal çıkarlarına tesir edecektir.Bunların başında da elbette ki Çin gelmektedir.İran'ın desteği ile gerçekleşen ve Çin'in katıldığı Anadolu Kartalı Tatbikanıda da bu yönden bakmakta fayda vardır.Ekbette ki Türkiye'nin bölgede güçlenmesinden etkilenecek önemli ülkelerin başında İran'da yer almaktadır.ABD'ye karşı bir blok oluşturma çabası gibi algılanan bu hadisenin Türkiye'yi hem Ortadoğu hem de Türkistan'da geriletme çabasına dönüşebileceği gibi İran'ın bu iki stratejik alanda ki etkisini arttırma çalışmalarınında gözden kaçmaması gerekiyor.

Doğu Türkistan kesinlikle Türk-Çin ilişkilerinde en önemli ve en büyük sorunların başında yer almaktadır.Stratejik adımlar atılacak ise bu hususun ilk etapta nihayete erdirilmesi ve Türkiye'nin hem tarihi hem de bölgede ki potansiyel gücü açısından Doğu Türkistan direnişini her yönü ile desteklemesi gerekiyor.Açıkçası tarafını belli ederek Müslüman Doğu Türkistan'ı devletleştirmesi gerekiyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ÇİN VE YAHUDİ   Ptsi Kas. 01, 2010 1:22 am

01 Kasım 2010
Çin'den İsrail'e çağrı

A.A.

Çin Halk Cumhuriyeti Siyasi Danışma Konferansı Ulusal Konseyi Başkanı Jia Qinglin, İsrail'in, uluslararası meşru kararlar doğrultusunda işgal ettiği Golan Tepeleri'nden çekilmesi gerektiğini söyledi.


Resmi temaslarda bulunmak üzere bir heyetle Suriye'ye gelen Qinglin, resmi haber ajansı SANA ve Baas gazetesine verdiği demeçte, "Çin'in, Suriye'nin Golan Tepeleri'ne ilişkin taleplerini desteklediğini" bildirdi.Qinglin, "Çin'in İsrail'e işgal ettiği topraklarda yerleşim birimleri inşa etmeyi durdurmasını, Gazze'ye uyguladığı ablukayı kaldırmasını ve işgal ettiği Lübnan topraklarından çekilmesini şiddetle tavsiye ettiğini" belirtti.Çin'in bağımsız Filistin Devleti'nin kurulmasını desteklediğini kaydeden Qinglin, "Çin, Güvenlik Konseyi üyesi ve bölge ülkelerinin dostu bir ülke olarak yapıcı bir rol üstleniyor ve bu çerçevede Orta Doğu'da adil ve kapsamlı bir barışın sağlanması için Suriye ve uluslararası toplum ile birlikte çalışmaya hazır" dedi.


"Uluslararası ilişkilerin (bağların) bir iki ülkenin kontrolünde olmasının kabul edilemez olduğunu" ifade eden Qinglin, "Çifte standardın uygulandığı politikaların modasının geçtiğini ve diyalog, işbirliği ve ortak çıkar anlayışını esas alan bakış açısının bütün dünyada kaçınılmaz olduğunu" söyledi.
Qinglin, "Çin'in çok kutupluluk ve uluslararası ilişkilerde demokratik bakışın desteklenmesi ile hegemonyanın ve güce dayalı politikaların her biçiminin reddedilmesinde aktif bir faktör olduğunu" kaydetti.Temasları çerçevesinde Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad ve Başbakanı Naci Itri ile de biraraya gelen Qinglin, Esad ile yapıcı bir görüşme

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ÇİN VE YAHUDİ   Ptsi Kas. 01, 2010 10:06 pm

Uygur Türkleri çin'in bir Parçasıymış !

İçişleri Bakanı Atalay'ın Çin gezisinde yaptığı açıklamalar hiç bir yerde gündeme bile gelmedi.Halbu ki Atalay'ın Uygur Türk'lerini Çin'e adaptasyon edici sözleri bizim atayurdumuzda ki Müslüman Uygur Türklerini resmen ve alenen aşağılamadır.
01 Kasm 2010, 19:37
Anadolu Haber

Stratejik üstünlük,Tarihi rol ve liderlik gibi bir çok kavramın bir çok kesimce bolca dillendirildiği bir dönemde Türkiye'nin liderliğe doğru sürüklendiği ve yeni bir lider ülke konumuna geldiği tez'lerine ters ve zıd bir gelişmeye Ak parti hükümetinin bir bakanı olan Beşir Atalay resmen imzasını attı.Beşir Atalay Çin gezisinde Doğu Türkistan'ın Müslüman Uygur Halkını resmen Çin'in bir parçası olarak niteleyince,Türkiye'yi bir abi gibi gören Müslüman Uygur Türkleri arasında kaygı ve üzüntü yaşanmasına sebeb oldu.



çinde resmi temaslarını sürdüren İçişleri Bakanı Beşir Atalay önceki gün başkent Pekin’de, davetlisi olduğu çin Kamu Güvenliği Bakanı Meng Ciencu’nun yanı sıra çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu üyesi Cou Yongkang ile de görüştü.

Atalay ve Meng, çin Ulusal Halk Meclisi yapılan görüşmeden sonra organize suçlar, kaçakçılık, yasadışı göç, sınır ötesi suçlar, internet suçları, bölücü terörle mücadelede işbirliği ve koordinasyonun sağlanması konusunda protokol imzaladı.

TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VURGUSU

çin’in Özel Silahlar ve Taktik Birimi (SWAT) ile Polis Akademisi’ni de gezen Atalay, çin’in toprak bütünlüğünün Türkiye için çok önemli olduğunu kaydederek, “Türkiye topraklarında çin aleyhine olabilecek faaliyetlere asla izin vermeyeceklerini” söyledi. çinli bakan da 30 Türk polisini çine davet ettiklerini ve Ankara ile İstanbul’da yeni irtibat polisleri görevlendireceklerini açıkladı.

‘Uygurlar hep gündeme gelir’ Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni (Doğu Türkistan) sert asayiş önlemleriyle kontrol etmeyi sürdüren ve birçok Uygur lideri bölücülükle suçlayan Pekin, Uygur dernekleri ve hatta Uygur bayrağı konusunda da Türkiye’ye uzun süredir taleplerde bulunuyor. Atalay, çin temaslarında Uygurların gündeme gelip gelmediğini dün Pekin’de yaptığı açıklamada şu sözlerle değerlendirdi:

“çin ile aramızda köprü olan soydaşlarımız, kardeşlerimiz Uygur Türkleriyle ilgili konular, bu ülkeyle görüşmelerimizde ortak konudur. Bu konular, daima görüşmelerimizde gündeme gelir, dün yine gündeme geldi. Uygur Türkleri’nin bir arada, çinin bir parçası olarak gelişmeleri, bütün haklardan faydalanmaları, özgürce yaşamaları, ekonomik durumlarının iyi olması ve hayatın içinde daha aktif bulunmaları bizim için önemlidir.”

T.C. İçişleri Bakanı Beşir Atalay


BUNUN MEALİ ŞUNLAR MIDIR?



1.UYGUR DERNEKLERİNİ KAPATIN

2.GÖK BAYRAĞI YASAKLAYIN

3.TERÖRİST OLARAK BİLDİRECEĞİMİZ LİSTEDEKİ KARDEŞLERİNİZİ TESLİM EDİN

4.KAÇAK UYGURLARI KABUL ETMEYİN BİZE HABER VERİN.

5.SANAL ORTAMDA ANTİ çin PROPAGANDASI YAPAN SİTELERİ, SAYFALARI KAPATIN

6.TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZE ZARAR VERECEK İŞ VE YAYINLARDAN KAÇININ UYGURLARI KADERLERİNE TERK EDİN ZULMÜMÜZÜ DESTEKLEYİN Kİ RAHATA ERESİNİZ.

7.BAŞKA BİR ARZUMUZ OLUR DİYE TELEFON BAŞINDA BEKLEYİN.



T.C. İÇİŞLERİ BAKANININ YANITI “TÜRKİYE TOPRAKLARINDA ÇİN ALEYHİNE OLABİLECEK FAALİYETLERE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

SONUÇ; UYGUR TÜRKLERİ BİZİM İÇİN O KADAR ÖNEMLİ Kİ ONLARI çinden AYIRMAK İSTEMEYİZ Mİ???????????
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ÇİN VE YAHUDİ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ÇİN VE YAHUDİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» YAHUDİ GÖZÜYLE NECİP FAZIL

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: DÜNYA :: EMPERYALİZM :: Ve Diğer (Emperyalizm)-
Buraya geçin: