AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   Cuma Ekim 15, 2010 10:33 pm

Konunun ilk mesajı :

15 Ekim 2010





İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin:



Füze Kalkanı projesi, Türkiye’nin, Amerikan çıkarları adına ateşe sürülmesidir!



AKP Hükümeti, geçtiğimiz yıllarda Çek Cumhuriyeti ve Polonya’nın reddettiği Amerikanın füze kalkanının, Türkiye’ye yerleştirilmesini kabul etmeye hazırlanıyor.

Sormak gerekiyor: Türkiye’nin hangi komşusu ile sorunu vardır ki, füze kalkanına ihtiyaç duysun?

Türkiye’nin Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Ermenistan hariç hiçbir komşusu ile en ufak bir sorunu yoktur.

Yunanistan NATO üyesi, Rum kesimi, üye olmaya çalıştığımız AB üyesidir.

Ermenistan ise “stratejik müttefikimizin” ve Avrupa’nın koruması altındadır. Dolayısı ile Füze sisteminin bu ülkelere karşı konuşlandırılması söz konusu değildir.

Diğer komşularımız, Rusya, İran, Irak, Suriye ve Bulgaristan ile ise en ufak bir sorunumuz yoktur.

O halde neden komşularımızın güvenliği için tehdit oluşturabilecek bu sistemler, Türkiye’ye yerleştirilmek istenmektedir?



TÜRKİYE’NİN DEĞİL, AMERİKA’NIN ÇIKARI

Çünkü Amerika Bölgemizde tam on yıldır bir saldırı savaşı yürütmektedir. Irak ve Afganistan’ı işgal etmiştir.

İran’a yönelik kuşatma ve saldırı hazırlıkları herkesin malumudur.

İsrail saldırganlığına verdiği destekten dolayı bütün Arap Dünyasını karşısına almıştır.

Batı Asya’nın enerji rezervleri konusunda Çin, Rusya ve Hindistan gibi Asya’nın büyük devletleri ile rekabet halindedir.

İşte bütün bunlardan dolayı Türkiye değil ama Amerika; bütün bir Asya kıtası ile husumet halindedir. Saldırgan politikasını güçlendirecek ve yürütülmesini kolaylaştıracak yeni araçlara ihtiyacı vardır.

Kısacası Amerika kendi çıkarı için Türkiye’yi ateşe sürmektedir. Hiçbir sorunumuzun bulunmadığı, tam tersine gelişen ilişkilere ve geniş işbirliğine sahip olduğumuz komşularımız ile Türkiye karşı karşıya getirilmektedir.



AKP HALKI ALDATIYOR

Türkiye, Amerika’nın jandarması değildir. Türk milleti Amerikan çıkarları için ateşe atılamaz.

Varlığını ve geleceğini Amerika’nın desteğine bağlamış olan AKP Hükümeti, şimdi bu projeyi Türk milletine kabul ettirmenin yolunu aramaktadır.

AKP yetkilileri, bu sistemin İran ve Suriye’ye karşı olmadığının açıklanması durumunda Türkiye’ye kurulabileceğini söylemektedirler.

Çocuk mu kandırmaktadırlar? Peki İran’a karşı değil de kime karşı kurulmaktadır? Hangi tehdide karşı kurulmaktadır?

Amerika’nın saldırganlığına karşı mazlum ülkelerin vatanlarını savunması Türkiye için tehdit olamaz!



TÜRKİYE NATO’DAN ÇIKMALIDIR!

Gene AKP yetkilileri, “projenin NATO savunma sistemi dahilinde olması halinde kabul edilebileceğini” söylemektedirler.

Güvenliğimiz ile ilgili her gelişme ile birlikte bir kez daha kanıtlanmıştır ki, NATO; Türkiye’nin savunması ve güvenliği açısından bir şemsiye değil, tam tersine bugün Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve iç barışına yönelik tehdidin üzerindeki şemsiyedir.

Ege ve Kıbrıs’tan Türkiye’ye yönelik tehditler NATO koruması altındadır.

Ülke bütünlüğüne yönelik ayrılıkçı terör Batı dünyasının himayesinde sürdürülmektedir. Abdullah Öcalan, NATO’dan, Kürt sorununa müdahil olmasını istemektedir.

Füze kalkanı ile ilgili gelişmeler de göstermiştir ki, NATO’dan çıkmak Türkiye için artık bir varlık sorunu haline gelmiştir.



BÜTÜN PARTİLERİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ!

Meclis’te temsil edilen bütün Partileri CHP, MHP, DSP ve BDP’yi göreve çağırıyoruz.

Emperyalist ABD’nin Batı Asya’nın enerji kaynaklarına sahip olmak için yürüttüğü saldırgan politika karşısında sessiz kalınamaz.

Amerikan çıkarları uğruna Türkiye’nin dost ve kardeş ülkelerle çatışmalar içine sürüklenmesi planlarına karşı direnmek bir vatanseverlik görevidir.

AKP milletvekillerine sesleniyoruz! Füze Kalkanı projesine “Evet” demek ağır bir tarihi sorumluluktur. Bunun hesabını hiç kimseye veremezsiniz! Sizin göreviniz Amerika’yı değil, Türkiye’yi düşünmektir!

Bütün milletimize sesleniyoruz. Türkiye’ye büyük bir tuzak kurulmaktadır. Çöküşe gitmekte olan ABD emperyalizmi, kendisiyle birlikte Türkiye’yi de uçurumdan aşağı atmak istemektedir.

İşçi Partisi olarak bütün milletimizi, bütün yurtseverleri Türkiye’nin dört bir yanında bu meşum plana karşı sesini yükseltmeye; Vatanımızı ve geleceğimizi savunmaya çağırıyoruz.



En son AZYA tarafından C.tesi Ekim 16, 2010 11:08 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   Cuma Kas. 19, 2010 6:52 pm

Soli Özel
sozel@htgazete.com.tr
Asıl mesele NATO'nun kimlik krizi
19 Kasım 2010 Cuma, 12:19:45

Asıl mesele NATO'nun kendisine bir varlık sebebi araması. Daha doğrusu Gülnur Ay bet ve Rebecca Moore'nin NATO In Search of a vision (Vizyon peşinde NATO) başlıklı çok yararlı kitaplarında vurgulandığı gibi varlığını temellendirecek yeni bir vizyon peşinde olması.
Sonuçta bu örgüt, Sovyetler Birliği'nin, Avrupa'nın Batısı üzerinde yarattığı tehdide karşı kurulmuştu. Sovyetler çöktükten sonra varlığını sürdürmesinin pek anlamı yoktu. Gene de Soğuk Savaş bittikten sonra eski Komünist blok ülkelerinin sistem değiştirmeleri sırasında istikrarsızlık yaşanmaması için genişlemesine destek verildi.
Ardından NATO kendisine işlev aradı. Yalnızca askeri/stratejik bir örgüt olmaktan çıkarak demokratikleşme projelerinin de peşinden koşacak daha siyasi bir örgüt haline gelmeye çalıştı. Dünyanın tümünde liberal bir düzenin inşası için sorumluluklar üstlenmeye başladı. Bugün ise Afganistan bataklığında debelenen ve hâlâ varoluşsal meselesini halledememiş bir örgüt olarak yeni bir arayış içine girdi.
NATO çağdaş tarihin en başarılı siyasi-askeri ittifakıdır. Geniş bir üye tabanı vardır ve kuruluşundaki amaçlarına, üstelik savaşma gereği de duymadan erişmiştir. Bugünün dünyası yirmi yıl öncesinden de, NATO'nun son stratejik konseptinin kabul edildiği on yıl öncesinden de, farklı bir görünümdedir.
Tek kutupluluk bitti. Batı'da, ekonomik kriz kaynakları daraltırken güç Doğu'ya kayıyor. Üstelik günümüz dünyasında sıra dışı tehditler ve şiddet kullanma becerisine sahip devlet dışı örgütlenmeler güvenlik meselesini daha karmaşık hale getiriyor. Klasik savaş artık güvenlik tartışmalarının en önemli unsuru değil. Avrupa içinse söz konusu bile edilemez.
Tüm bu nedenlerle Lizbon zirvesi yalnızca ABD'nin önerdiği füze kalkanı projesinin tartışılacağı bir zirve değil.
İttifakın geleceğiyle ilgili öncelikle verilmesi gereken karar, örgütün önümüzdeki döneme yönelik işlevini, tehdit algılamasını, görev tanımlamasını belirleyecek olan stratejik konseptle ilgili. Burada da NATO'nun ortak güvenliği tanımlayabilmesi ve bunun nasıl korunacağını gösterebilmesi gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde ittifak üyelerine yönelik tehditler (terörizm, kitle imha silahlarının yaygınlaşması, siber saldırı, enerji boru hatlarının sabotaja uğraması, deniz ulaşım yollarının kesilmesi) NATO bölgesi dışından kaynaklanacak. Terörizm söz konusu olduğunda üye ülkelerin içinde de tehdit unsurları bulunuyor. Son dönemde Almanya'da ilan edilen terör uyarısına özellikle dikkat etmek gerekecek.
TERCİHİMİZ YALNIZLIK MI?
Bunlarla mücadelede giderek ön plana çıkacak kavram ise işbirliğine dayalı güvenlik olacak. Daha basitçe söylemek gerekirse küresel, sınır tanımı kolayca yapılamayan, devletlerin kendi başlarına kontrol edemedikleri sorunlarla küresel işbirliği içinde başa çıkılması gerekecek.
NATO'nun bu duruma ayak uydurması gerekiyor. Yeni stratejik konsept biraz da bunun nasıl gerçekleşeceğiyle ilgili. Avrupa ülkelerinin bütçelerinde savunma ve güvenliğe harcanan paranın giderek azalması başta olmak üzere özellikle Avrupa'dan kaynaklanan pek çok sorun var.
Ancak Türkiye'de meseleye bakarken füze kalkanı etrafında gündeme gelen, pek çok öğesi iç politika dengeleriyle bağlantılı tartışmalardan önce sorulması gereken önemli bir soru var: Türkiye kendi güvenliğini tek başına mı yoksa Atlantik ittifakı içinde mi sağlamak niyetindedir? Bu soruya cevap vermeden Türkiye'nin stratejik kimliği üzerinde sarih düşünmek kolay değildir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   Cuma Kas. 19, 2010 7:35 pm

Özcan Tikit
otikit@htgazete.com.tr
Büyük Avrupa Ordusu mu kuruluyor?
18 Kasım 2010 Perşembe, 12:19:52

AVRUPA'nın iki büyük ülkesi geçtiğimiz günlerde birlikte sessiz sedasız dev bir adım attı. İmzalanan askeri işbirliği anlaşmasına göre; İngiltere ve Fransa nükleer silahların depolanması, savaş gemilerinin kullanımı, istihbarat gibi birçok hassas konuda bundan sonra anca beraber kanca beraber politikası izleyecekler.
İngiliz hava sahasını koruyacak uçaklar bile Fransız savaş gemisinden havalanacak, nükleer silah stokları birleştirilecek. Bu, "iki ülke arasında imzalanan basit bir askeri işbirliği anlaşması" şeklinde açıklanamayacak kadar önemli, dünyadaki tüm askeri, siyasi dengeleri sarsacak kadar da stratejik bir gelişmedir.
İngiltere Başbakanı David Cameron bunun iki ordunun birleşmesi anlamına gelmediğini, tek amacın ekonomik kriz nedeniyle askeri harcamaları azaltmak olduğunu söylüyor, şüpheleri dağıtmaya çalışıyor. Lakin Cameron böyle diyor diye biz de inanmak zorunda değiliz tabii.
Zira manzara ortada. O zaman manzaraya bakıp, imzalanan projeye, bu yeni ilişkiye bir isim koyalım, tarih de not etsin.
Evet, 1951 yılında imzalanan Paris Anlaşması nasıl bugünkü AB'nin temellerinin atıldığı anlaşma olarak tarihe geçtiyse, İngiltere ve Fransa arasındaki son anlaşmanın da Büyük Avrupa Ordusu'nun temelinin atıldığı akit olarak tarihe geçebileceğini söyleyebiliriz. Üstelik bu ilişkinin adım adım tüm Avrupa Birliği sathına yayılması da kaçınılmaz görünüyor.
Bu ilişki birkaç yıl pürüzsüz gitsin, balayı biraz uzun sürsün, AB'nin diğer iki büyük gücü Almanya ve İtalya'nın da Büyük Avrupa Ordusu'nun çatısı altında yerlerini aldıklarını göreceğiz. Geriye Macaristan, Hollanda, İsveç gibi küçük devletler kalıyor ki muhtemelen onları ikna etmek de zor olmayacak. Ekonomik kriz altında ezilen ufak AB ülkeleri harcamalar azalacağı için sıcak bakacaklardır.
Şimdi gelelim madalyonun bizi, yani Türkiye'yi ilgilendiren kısmına.
Tamamı NATO üyesi olan Avrupa ülkeleri ordularını birleştirirlerse, Türkiye'nin bu denklemdeki yeri ne olacak, sürecin dışında mı kalacak, yoksa bir şekilde içinde mi olacak? Bu sorunun cevabını bilmek için de müneccim olmaya gerek yok aslında. Türkiye AB'ye üye olursa, Büyük Avrupa Ordusu'nda da yerini alacaktır. Ya içindesiniz bu denklemin ya da dışında, işte bütün mesele bu.

İRAN HADDİNİ AŞMIŞTIR
YARIN yapılacak NATO Zirvesi'nde kurulup kurulmamasına karar verilecek yeni füze kalkanı projesi de Büyük Avrupa Ordusu projesiyle bağlantılı olarak değerlendirilmesi gereken bir konu. Bilindiği üzere Türkiye'nin İran'ın tehdit olarak gösterilmesi gibi bazı konularda çekinceleri mevcut. Bu hususlarda sorular sorarak NATO'daki müttefiklerinin korkularını sorgulamalarına vesile olması da müspet bir adım.
Ancak Türkiye, başlattığı bu NATO içi sorgulama sürecinin kendi üyeliğinin sorgulanmasıyla sonuçlanmamasına dikkat etmeli.
Türkiye'nin 58 yıldır üyesi olduğu ittifaktaki konumunu sorgulatacak hareketlerden uzak durmasında, ülkenin stratejik güvenliği açısından büyük fayda var. Sonuçta İran'ın dost bir komşu ülke olması, Türkiye'nin bunun için NATO'daki güçlü konumunu tehlikeye atabileceği şeklinde okunmamalı. İran'ın bu ilişkiyi bu şekilde kullanmasına da mahal verilmemeli.
Bu bağlamda İran'ın iki gün önce NATO'nun yeni projesiyle ilgili kaygılarını iletmek suretiyle Ankara'yı uyarması da Türkiye'nin içişlerine karışmaktan ve haddini aşmaktan başka bir şey değildi. Türkiye'nin üyesi olduğu askeri bir ittifakın güvenlik kaygılarının giderilmesi noktasında İran'ın tavsiyelerine ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
Ankara'nın bu açıklamaya tepki göstermemesi ise daha da büyük bir talihsizlik olmuştur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   Cuma Kas. 19, 2010 9:57 pm

AKŞAM | GUNCEL | 19 KASIM 2010, CUMA


Gül'den son füze mesajları

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lizbon'a gitmeden önce füze konusunda beklentileri açıkladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, NATO Füze Savunma sistemiyle ilgili olarak, ''Türkiye, bu ilkesel bazda kararlarını alırken önce ulusal menfaatlerimiz, sonra da ittifak dayanışması çerçevesinde bütün bu kararları almaktadır. Bu konuyla ilgili biz Türkiye içerisinde değerlendirmelerimizi geniş bir şekilde yaptık ve bu konunun nasıl ilerlemesi gerektiği konusunda kesin net kararlarımızı NATO'nun ve müttefik ülkelerin yetkilileriyle bu süreçte paylaştık'' dedi.

Gül, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak için Portekiz'e hareket etmeden önce Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin ''Türkiye taleplerine olumlu bir yanıt almazsa Zirvede yine bir ilke kararının altına imza atılması bekleniyor mu? Bu durumda Türkiye'nin tutumu ne olacak?'' şeklindeki sorusu üzerine, Cumhurbaşkanı Gül şöyle konuştu:

''Zirvede birçok önemli konular var, bunlardan birisi de füze savunma sistemi. Türkiye bu konularda başından beri hep ilkesel hareket etmiştir ve ilkeler çerçevesinde devam etmektedir ve savunmanın bir bütünlüğü söz konusudur. NATO'da bir savunma örgütüdür, herhangi bir tehdit, herhangi bir taciz etme örgütü değildir. Ve bütün savunulacak ülkelerin, bütün NATO'nun müttefikleri ve NATO'nun bütün üyeleri olması gerekmektedir, Türkiye, bu ilkesel bazda kararlarını alırken önce ulusal menfaatlerimiz, sonra da ittifak dayanışması çerçevesinde bütün bu kararları almaktadır. Bu konuyla ilgili biz Türkiye içerisinde değerlendirmelerimizi geniş bir şekilde yaptık ve bu konunun nasıl ilerlemesi gerektiği konusunda kesin net kararlarımızı NATO'nun ve müttefik ülkelerin yetkilileriyle bu süreçte paylaştık. Diplomatlarımız, askerlerimiz, bütün teknik uzmanlarımız...Bu süreci sayın Başbakanımız, sayın bakanlarımız, Savunma Bakanımız, Dışişleri Bakanımız daha önceki toplantılarında bütün bu konuları nasıl düşündüğümüzü müttefiklerimize yansıttık. Ben de biraz önce söylediğim gibi yazılı bir şekilde bu konuyla ilgili kanaatlerimizi gönderdik. Doğrusu beklentimiz bunların hepsinin kabul göreceği çerçevesi içerisindedir ve bu yönde de doğrusu gelişmeler söz konusudur.''

Cumhurbaşkanı Gül, ''Füze savunma sisteminin başlangıçtan beri İran'a karşı olduğu her zaman ifade edilmişti ancak Türkiye'nin bu konudaki tavrını siz de ifade ettiniz. Ancak bu konuda İslam dünyasında yapılan bazı değerlendirmeler Türkiye'nin var olan son süreçte özellikle İslam dünyasındaki imajını zedeleyebileceğine dair bir takım değerlendirmeler yapılıyor, siz bu kaygıları paylaşıyor musunuz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Bunlar belki yanlış bilgilerden olabilir. Bu yüzden bu füze savunma sistemi 2002 Irak zirvesinden başlayan ondan sonraki bütün zirvelerde konuşulan, İstanbul zirvesinde de konuşulan ve neticede bu noktaya gelen bir süreçtir. Dün başlamış değildir. Balistik füzeler biliyorsunuz birçok ülkede vardır bu ülkelerin sayısı giderek çoğalabilir de azalabilir de... Dolasıyla NATO müttefiklerinin herhangi bir balistik füzeye karşı korunmasıyla ilgili böyle bir çalışma eskiden gelen bir çalışmadır. Herhangi bir ülkenin zikredilmesine burada kesinlikle karşıyız tek başına. Zaten bu da kabul görmüştür. NATO'nun bir tehdit, bir taciz edici ülke olmadığı, örgüt olmadığını düşünürseniz bunları zaten kabul etmeniz gerekmektedir. Dolayısıyla herhangi bir ülkeye karşı böyle bir çalışma içerisinde NATO olamaz. Ama balistik füze kimde varsa veyahut da bundan sonra kimde olacaksa, uzak, yakın kimde olacaksa buna karşı da NATO ülkelerini koruma yönünde bir savunma sistemi geliştirmektedir. Dolayısıyla biz başından beri herhangi bir ülke, İran komşumuz veya başka bir ülke, bunların bu şekilde bir hedef gösterilmesini asla kabul etmeyiz, söz konusu da değildir. Ama tekrar söylüyorum balistik füzeler birçok ülkede vardır, bugün olmayan ama yarın balistik füzeye sahip olacak olan ülkeler de söz konusu olabilir. Dolayısıyla bunlara karşı bir savunma sistemidir.''

-''AB ZİRVESİNE DEĞİL, NATO ZİRVESİNE''-

''Önemli konulardan biri de NATO-AB ilişkileri olacak bu zirvede siz de söylediniz. Türkiye'nin çekinceleri biliniyor özellikle bu zirvede NATO-AB ilişkileri çerçevesinde Türkiye açısından nasıl bir tablonun ortaya çıkmasını bekliyorsunuz?'' sorusuna ise Gül, ''Aslında bu zirvenin belki de en çok bizim açımızdan tartışmalı geçecek yanlarından birisi budur. Hatta AB ilişkileridir. Konuşmamda da söylediğim gibi 2002 yılında varılan, kabul edilmiş bir mutabakat vardır. Bu mutabakatın devam etmesini istiyoruz. Dolayısıyla ben NATO toplantısına gidiyorum, AB zirvesine gitmiyorum. Bunun da altını çizmek isterim. Burada da orada da zaman zaman NATO zirvelerinde bunları hatırlatma gereği duyarız. Burası AB zirvesi değil, burası NATO zirvesidir deriz. Dolayısıyla NATO zirvesinde NATO'nun bütün üyelerinin, NATO çerçevesinde dayanışma göstermesi çok önemlidir. Bu konuda çok hassasız. Mektubumda da bu konuyla ilgili bütün düşüncelerimi, beklentilerimizi zaten üye ülkelerin başkanlarına ve genel sekretere bildirmiştim'' cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Türkiye, uluslararası barışın sağlanması muvacehesinde, NATO'nun gerek askeri gerek siyasi etkinliğinin muhafazası için her türlü çabayı sarf etmekte ve ittifak çalışmalarında her zaman yönlendirici rol oynamaktadır'' dedi.

Gül, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Portekiz'in başkenti Lizbon'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi.

Zirve sırasında NATO Devlet ve Hükümet başkanlarının iştirak edeceği 2 çalışma oturumu ve bir çalışma yemeği düzenleneceğini kaydeden Gül, ISAF'a katkıda bulunan ülke liderleri'nin Afganistan konulu oturumda bir araya geleceklerini ve NATO-Rusya Konseyi toplantısının gerçekleştirileceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Gül, NATO Dışişleri ve Savunma bakanlarının da bu akşam düzenlenecek ayrı çalışma yemeklerinde de bir araya geleceklerini duyurdu.

-''TÜRKİYE KARARLARIN ŞEKİLLENMESİNE AKTİF KATKIDA BULUNMAKTADIR''-

Lizbon Zirvesi'nde, ittifakın önümüzdeki 10-15 yıllık yol haritasını belirleyecek olan yeni stratejik konseptin kabul edilmesinin öngörüldüğünü ifade eden Gül, ''Türkiye, uluslararası barışın sağlanması muvacehesinde, NATO'nun gerek askeri gerek siyasi etkinliğinin muhafazası için her türlü çabayı sarf etmekte ve ittifak çalışmalarında her zaman yönlendirici rol oynamaktadır. Bu çerçevede, ülkemiz stratejik konseptin hazırlık çalışmalarına başından beri milli menfaatlerimiz ve ittifak dayanışması temelinde önemli katkı sağlamıştır'' dedi.

Zirve'de NATO'nun reformu ve dönüşümü, Afganistan, NATO-Rusya, NATO-AB ilişkileri başta olmak üzere NATO'nun ortakları, füze savunması gibi kritik yetenekler ile NATO'nun genişletilmesi gibi konuların görüşülmesi ve bazı önemli kararların alınmasının beklendiğini belirten Gül, ''Tabiatıyla yapılacak görüş alışverişine ve alınacak kararların şekillenmesine Türkiye, her zamanki gibi, aktif katkıda bulunmaktadır'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, Afganistan bağlamında, yarın gerçekleşecek ISAF Hükümet ve devlet Başkanları toplantısında, Afganistan'daki güvenlik sorumluluğunun Afgan makamlarına aşamalı olarak devrini öngören, ''İntikal-Geçiş'' süreci ve NATO ile Afganistan arasında uzun dönemli ortak konuların ele alınacağını da bildirdi.

Lizbon Zirvesi'nin bir diğer önemli gündem maddesinin de ittifakın genel anlamda bir füze savunma mimarisi oluşturmasına ilişkin ilke kararının alınması olduğunu vurgulayan Gül, söz konusu kararın temel amacının küresel balistik füze yayılmasının beraberinde getirdiği risk ve tehlikelerin bertaraf edilmesi ve har bir müttefikin güvenliğinin ve savunmasının sağlanması olduğunu söyledi.

Türkiye, olarak bu konuda alınacak kararda dikkate alınmasını istedikleri bazı hususların bulunduğunu anlatan Gül, ''İttifak bünyesinde geçerli olan 'güvenliğin bölünmezliği' ilkesi çerçevesinde geliştirilecek füze savunma mimarisinin tüm müttefik ülkelerin topraklarını kapsaması temel beklentimizdir'' dedi. Gül, alınacak kararlarda amacın, tek tek ülkelerden kaynaklanabilecek olası tehditten ziyade küresel düzeyde mevcut balistik füze yeteneklerinin göz önünde bulundurulması, bunlara karşı korunma kabiliyetinin geliştirilmesi ve belli bir ülkeyi hedef almaksızın çalışmanın genel anlamda balistik füze yayılması tehlikesini dikkate alarak ilerletilmesi olduğunu ifade etti

-NATO-AB İLİŞKİLERİ-

NATO-AB ilişkilerinin gerek stratejik konsept gerekse zirve bildirisi bağlamında gündeme geleceğini belirten Gül, bu konudaki örüşlerin pek çok kez ve etraflıca müttefiklerle paylaştıklarını, kendisinin 8 Kasım tarihinde müttefik ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla NATO Genel Sekreteri'ne yolladığı bir mektupta her iki meseleye ilişkin tutumu izah ettiğini söyledi.

Türkiye'nin iki örgüt arasındaki iş birliğinin 2002-2003 yıllarında mutabık kalınan çerçeve uyarınca geliştirilmesini güçlü şekilde desteklediğine dikkati çeken Gül, ''Ülkemizin, AB'nin ortak güvenlik ve savunma politikasına tam katılımı önündeki engellerin aşılması ve AB'nin diğer taahhütlerine bağlı kalması gerektiğini vurguluyoruz'' dedi.

İttifakın Rusya ile ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası teşkil edecek NATO-Rusya Konseyi Zirvesi'nde ise bu ülke ile ileriye yönelik iş birliğinin daha da güçlendirilmesi amacıyla bir dizi karar alınmasının beklendiğini ifade eden Gül, Zirve dolayısıyla Lizbon'da bulunacak bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla da ikili görüşmelerde bulunmayı öngördüğünü bildirdi.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini ''Tüm bu yoğun toplantı ve temas trafiği neticesinde ülkemizin önemli konularındaki görüşlerinin, başta tüm müttefiklerimiz olmak üzere tüm katılımcılar tarafından daha iyi anlaşılacağına inanıyorum'' diyerek tamamladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 12:28 am

[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/181120102143021332372.jpg[/img]

[size=24]
Gavurun kalkanından hayır gelmez'
[/size]

Milli Görüş Lideri Erbakan, SP Genel Merkezi'ndeki bayramlaşmada AK Parti'yi bir çok konuda eleştirdi.



Saadet Partisi Genel Başkanı Prof.Dr.Necmettin Erbakan, siyonizmin medyaya hakim olduğunu savunarak 'AKP aleyhine yazdırmıyorlar, yazanı barındırmıyorlar. 30 gazete, 30 televizyon, bunların hepsi AKP'ye oy versinler diye, büyük İsrail kurulsun diye çalışıyor' dedi.

Prof.Dr.Erbakan, parti genel merkezindeki bayramlaşmada, partililere hitap etti.

Konuşmasında dünyanın mutluluğu için adil düzenin şart olduğunu belirten Erbakan, bu düzenin siyonizm tarafından engellendiğini ileri sürdü. BM'de İsrail aleyhine bir çok karar çıkmasına rağmen bir şey yapılmadığını ancak konu İslam alemi olunca müdahalede bulunulduğunu belirten Erbakan, böyle bir düzenin olamayacağını söyledi.
'Devlet her şeyden vergi alıp bunun yarısını kapitalizme faiz olarak veriyor. Yeşil kağıt (Dolar) basmışlar, petrol şeyhine bunu verip petrolünü alıyorlar, sonra sarı kağıt basıp (tahvil) yeşili alıyor. Nerede para varsa Yahudi, havuzu ve pompayı koymuş insanlığı sömürüyor' diyen Erbakan, 'Adil düzeni biz kuracağız, Saadet Partisi kuracak' ifadesini kullandı.

Erbakan, siyonizmin insanları aldatmak için öncelikle medyaya hakim olduğunu iddia erek, 'Gazeteleri satın aldılar, AKP aleyhine yazdırmıyorlar, yazanı barındırmıyorlar. 30 gazete, 30 televizyon, bunların hepsi AKP'ye oy versinler diye, büyük İsrail kurulsun diye çalışıyor. Siyonizm 'Ben efendi olacağım, sen köle' diyor. AKP'deki bizim çocuklar ne yaptıklarının farkında değil' diye konuştu.

Bir aldatmaca yaşandığını ileri süren Erbakan, 'Avrupa Birliği'ne almıyorlar, Avrupa Konseyi'nin dönem başkanlığını veriyorlar, G-20'ye alıyorlar, okşayıp yutma taktiği güdüyorlar. Bu adam 'AB'ye gireceğim' diyor, İslam aleminden Hristiyan alemine girmek istiyor. Bizden alıp Siyonizme vermek istiyor, Türkiye İsrail'e vilayet yapılmak isteniyor. Cumhuriyet tarihi boyunca hükümetler 80 milyar dolar borç yaptı, AKP 8 yılda 580 milyar dolara getirdi. Saadet başka AKP başka, altın başka paslı teneke başka' dedi.

Necmettin Erbakan, Türkiye'ye kurulması düşünülen füze sistemi hakkında hükümetin kendilerinden korktuğu için bugün 'evet' demediğini ancak sonunda 'evet' diyeceğini savundu. Erbakan, 'Biz Müslüman ülkeler kendi (füze) kalkanımızı kurmalıyız. Gavurun kalkanından hayır gelmez' ifadesini kullandı.

Erbakan, bir soru üzerine şu ana kadar HAS Parti'den kendilerine bayram kutlaması yapılmadığını kaydetti.
aa
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 12:31 am




[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/banner28.jpg[/img]


[size=24]
Başbakanlıktan 'GAVUR' vurgusu

[/size]
Başbakanlıktan 'gavur' uyarısı. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı son dönemlerin popüler dizilerinde insan haklarına vurgu yapan mesajlar verilmesi konusunda harekete geçti.



Dizilerin yapımcılarını bizzat arayan kurum Başkanı Mehmet Yılmaz Küçük, senaryolarda gizli bir şekilde insan haklarına ilişkin mesajlar verilmesi konusunda ricada bulundu. Küçük son olarak "Öyle Bir Geçer Zaman ki" adlı diziye ilişkin değerlendirmelerini dizinin yapımcısı ile konuşarak "Gavur" ifadesinin ırk ayrımcılığı içerdiğine vurgu yaptı.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 12:32 am




[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/fft5_mf599655.JPG[/img]

[size=24]
NATO'nun, Türkiye konusunda hiçbir şüphesi yok
[/size]

NATO Sözcüsü James Appathrai, birkaç saat içinde başlayacak NATO zirvesinde en önemli gündem maddesi olan füze savunma sistemiyle ilgili karar alınacağından emin olduklarını söyledi.




Appathurai, düzenlediği basın toplantısında, NATO üyelerinin füze savunması ve AB-NATO ilişkileri dahil tartışmalı tüm konularda "uzlaşmaya çok yaklaştıklarını" belirtti.

Sözcü, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'in NATO-AB ilişkilerinin geliştirilmesinde "siyasi açıklamalara değil gerçeklere" odaklandığını aktardı.

NATO Sözcüsü Appathurai, zirvenin bir diğer tartışmalı konusu nükleer caydırıcılık politikasıyla ilgili, nükleer silahsız bir dünya taahhüdü ve nükleer silahlar var oldukça NATO'nun da nükleer caydırıcılığa sahip olması şeklindeki 2 prensip arasında bir denge kurulacağına olan inancını vurguladı. (aa)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 12:37 am


[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/getattachment1.jpg[/img]

[size=24]
Nato'nun Füzeleri Türkiye'ye Kurulacak!
[/size]

Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 28 NATO üyesi füze kalkanı konusunda anlaşmaya vardı.


SRATEJİK DERİNLİK ALAŞAĞI EDİLDİ!

Davutoğlu ile gündeme oturan 'Stratejik Derinlik' kavramı Füze Kalkanının onaylanması ile resmen sekteye uğradı.Türkiye'nin Stratejik Derinliğine adeta hançer saplayan Nato Füze Savunma Projesi ile Türkiye'nin İslam dünyasına uzanan kolları resmen budandı.Türkiye'nin stratejik üstünlüğü bir kez daha emperyalist terör ağı olarak nitelenen ve başta Afganistan olmak üzere dünyanın bir çok bölgesinde katliamlara imza atmış ABD'nin taşeron örgütü NATO'nun kullanımına açıldı.[img]http://img338.imageshack.us/img338/4240/uzlatilar.jpg[/img]


Nato'nun katliam füzeleri Türkiye'ye yerleştirilecek...
ABD'nin milli projesi olarak ortaya çıkan ve daha sonra müzakereleri Nato genel sekreteriinin yürüttüğü projenin hangi amaç ve maksata hizmet edeceği apaçık ortadadır.Kuruluşundan itibaren özellikle İslam Ülkelerinde yürütülen operasyonlarda milyonlarla ifade edilen Müslümanın katledilmesinden sorumlu bir NATO projesi içinde yer alan Türkiye İncirlik ve Çekiç güç üslerinden sonra bir kez daha topraklarını emperyalizme kullanıma sunmuştur.

"Halklarımızı ve topraklarımızı balistik füze saldırılarından koruma kapasitesi geliştirmek, kolektif savunmamızın temel unsurudur" denilen belgede, bunun, İttifak'ın güvenliğinin bölünmezliği ilkesine katkı yapacağı vurgulandı.

NATO'nun 5'inci maddesi olan kollektif savunmayı güçlendiren ifadelere yer verilen belgede, "NATO üyeleri saldırılara karşı daima birbirine yardım edecek" denilerek, bu taahhüdün "güçlü ve bağlayıcı" olduğu vurgulandı.

NATO'nun Avrupa'yı tehdit eden saldırılara karşı savunma gücünü arttıracak Füze Kalkanı denilen proje artık uygulama aşamasına getirilmiştir. Avrupa Birliği üyesi dahi yapılmayan bir Türkiye'nin ABD ve Avrupa ülkelerini kollayıcı ve özellikle Batı medeniyetinin kendi topraklarını İslam Dünyasına karşı koruma amaçlı projesinde yer almıştır.

[img]http://img684.imageshack.us/img684/4449/12060414.jpg[/img]

BAŞ AKTÖR GÜL !
Füze savunma sisteminde Almanya ve Fransa arasındaki anlaşmazlık da çözüme kavuştu.. ABD Başkanı Obama'nın özel ilgi gösterdiği Abdullah Gül, Portekiz basınına göre zirvenin baş aktörü oldu..

TÜRKİYE'NİN POLİTİKASININ ADI :ABD'Yİ ÖFKELENDİRMEMEK!

Publico gazetesi, 28 NATO üyesi ülke arasında, ABD Başkanı Barack Obama, NATO Genel Sekreteri Anders Fong Rasmussen, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İngiltere Başbakanı David Cameron ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ''başaktör'' olarak öne çıkardı. Yapılan yorumda, ''Abdullah Gül, NATO içinde çok özel olan bir ülkeyi temsil ediyor. Doğu ve Batı arasında bulunan ve AB-NATO ilişkilerini tehlikeye atmak istemeyen Türkiye, her geçen güç bölgesinde çok daha önemli bir rol üstleniyor ve böylece adaylığını daha ciddiye alması için AB'ye baskı yapıyor. Yürüttüğü dengeli, hassas politikanın tek bir limiti var: ABD'yi öfkelendirmemek'' denildi.

[img]http://img833.imageshack.us/img833/5638/12060415.jpg[/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 12:38 am

Deniz Ülke Arıboğan deniz.ulke@aksam.com.tr
Lizbon zirvesi ve Türkiye

Lizbon zirvesi NATO'nun geleceği açısından oldukça önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Bu zirvede örgütün 21. yüzyılın değerlerine uyumlu yeni paradigması inşa edilecek. Nitekim geçtiğimiz yıl Strasbourg zirvesinde NATO Genel Sekreteri Rasmussen'e örgüt için yeni bir stratejik konsept geliştirme görevi verilmişti. NATO'nun halen devam eden ve 1999'dan bu yana geçerliliğini koruyan stratejik konseptinin değişme vaktinin geldiği düşünülüyordu. Başkanlığını Madeleine Albreight, başkan yardımcılığını ise Royal Dutch Shell'in eski CEO'su Jeroen van der Veer'in yürüttüğü bir uzmanlar komitesi kuruldu ve metin son aşamaya geldi; şimdi üyelerin tartışma ve onaylarına sunulacak. Zirvenin gündemine dair bazı özet bilgiler verelim.

1-NATO'nun üyelerinin sayıca artmasına ve çok farklı türden üyelik dışı ilişkiler de kurulmasına rağmen hem örgütte hem de dünyadaki en önemli askeri güç ABD olmaya devam ediyor. Dünyadaki toplam askeri harcamaların %40'ı halen ABD tarafından yapılıyor. Bu rakam ondan sonra

2. sırada gelen Çin'in yaklaşık 7 katı büyüklüğünde. Lakin Çin'in askeri harcamalarına da ayrı bir dikkat sarf etmek gerekiyor. Zira bu 2.'lik son derece önemli ve Çin'i incik boncuk üreten bir devletten ibaret saymanın akılsızlığını da ortaya koyuyor. Askeri planları olmayan devletler, askeri harcamalar yapmazlar. NATO'nun örtülü gündemi Çin konusunun değerlendirilmesi olacaktır. (Rusya'nın zirveye katılmasının da mantığı budur.)

2-NATO'nun bir düşman krizi yaşadığı söylenebilir. Dünyanın en büyük savunma sisteminin kime karşı kurulduğunu tanımlamak hala en sorunlu alan gibi duruyor. Rasmussen'in füze savunma sistemi kurulması konusundaki en önemli argümanı NATO üyesi ülke topraklarını vurma kabiliyetine sahip 30 ayrı devletten gelebilecek olası füze saldırılarının bertaraf edilebilmesi. Genel sekreter, bu potansiyel saldırgan devletlerin arasından İran ve Kuzey Kore'yi ismen de telaffuz ediyor. Füze sistemine Rusya'da dahil olmak istediğine göre, bu savunmanın iki devlete karşı kurgulandığı gibi bir durum ortaya çıkıyor.

3-Zirvede konuşulacak konulardan birisi de örgütün Afganistan stratejisi. ABD Irak'takinden farklı olarak Afganistan'dan 'çıkış stratejisi' yerine bir 'geçiş planı' hazırlamak niyetinde. Askeri çözümlerin yerini yavaş yavaş siyasi iletişim ve ilişkilere bırakması Karzai'nin de tercih ettiği bir durum. Eğer Afganistan konusu masada olacak ise Pakistan'ın da gündeme gelmemesi imkansız. Zira NATO'nun esas perspektifi trilyonlarca dolarlık maden ve hammaddenin İpek Yolu üzerinden Batı'ya doğru güvenli şekilde aktarılması. Pakistan'daki durum ise kötüye gidiyor. Kısaca bu mesele artık daha geniş çaplı ve Hindistan, İran gibi ülkeler de içerisine alınarak değerlendirilmek durumunda.

4-Rusya Devlet Başkanı Medvedev'in de toplantıya katılacak olması bu zirvenin NATO Rusya arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinde önemli bir rol oynayacağını gösteriyor. Örgüt 1949 yılında kuruluşundan bu yana önemli dönüşümler geçirdi, keza Rusya da öyle. Şimdilerde Avrupa topraklarının saldırgan devlet ya da devlet olmayan merkezlerden gelebilecek füze saldırılarına karşı korunması ön planda ve Rusya da masada olup, bu konudaki fikirlerini söyleyecek. Bir zamanlar hayal gibi görünen şeyler artık gerçeğe dönüştüler. Nitekim Rasmussen hem füze kalkanı, hem de Afganistan'daki terörizm potansiyeli konusunda birlikte çalışma önerisi yaptığı Rusya'dan çok ümitli görünüyor.

5-Lizbon zirvesinin yıldızı olma potansiyeli en yüksek ülke Türkiye. Bu zirve eksen kayması tartışmalarını yeniden alevlendirebilir ya da zayıflatabilir. Füze sisteminin içerisinde yer alacağımız ama bazı çekinceler ortaya koyacağımız biliniyor. Özgüvenimizi şımarıklığa dönüştürmeden satranç oynamalıyız. Zira en büyük hatalar, insanın kendisini en güçlü hissettiği zamanlarda yapılır. Güçlüyken temkinli olmanın faydaları ise saymakla bitmez.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 12:48 am

Davutoğlu'nun durumu, el şeyiyle gerdeğe girmekten farksızdı, şimdi gerçek iktidar kendini gösterme zamanı geldiğini ortaya koyuyor.

AKP bir hiç.

Onu mühim kılan, dünyaya, İslâm birliği idealini göstermiş olmaktan ibaret, vehmettirdiği. Türkiye, ağabey değil, baba rolünde. Arada dağlar kadar fark var. Nitelemeler, manalandırmalar çok mühim. Kelimeler, ufkumuzu belirler. Planlamalarımızı, sınırlarımızı. O vehim üzerine plan yapılabilir ki onun vehim olmaktan öte bir mana olabileceği gözüktü. Bu çerçevede AKP rolünü oynamış ve sahneyi gerçeek temsilcilerine bırakma zamanı gelmiştir.

Süreç sertleşecek, saflar netleşecek. Ne yer, ne gök ehli buna rıza göstermeyeceği gibi, toprak altındakiler kadar toprak üstündekiler de muzdarip olacak, oluyor.

Kavgayı tırmandırmak için, ne gerekiyorsa o yapılacak.

"ne gerekiyorsa" ifadesi hasrında, güzel dişleri görmek cümlesi çok mühim...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 1:15 am

Füze kalkanı konusunda uzlaşma
Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 28 NATO üyesi ülke füze kalkanı projesinde uzlaşmaya vardı. Zirvede onaylanan "stratejik konsept" metninin Dışişleri Bakanlığı'nda memnuniyet yarattığı bildirildi.

Cumhuriyet Haber Portalı / AA

İstanbul / Lizbon- NATO’nun hem siyasal hem de stratejik açıdan gelecek 15 yılını şekillendirecek olan devlet ve hükümet başkanları zirvesi bugün Lizbon’da başladı. Zirvede Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığındaki heyet temsil ediyor. Gül’e, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül eşlik ediyor.

Zirvenin açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter Rasmussen, NATO'nun tarihinin en önemli zirvelerinden birini gerçekleştirdiğini belirterek, toplantıda ''modern tehditlere karşı modern kapasiteler geliştirilmesi'', dünyadaki ortaklara daha iyi ulaşılması, ve NATO'da ''yağlardan kurtulma ve kaslara yatırım yoluyla reform'' kararları almayı umduklarını söyledi.



Füze kalkanı projesinde uzlaşma

NATO devlet ve hükümet başkanları, İttifak'ın gelecek 10-15 yılını şekillendirecek yeni stratejik konsepti onayladı.

Zirvede, Türkiye'yi de yakından ilgilendiren "Füze Kalkanı" konusunda, Türkiye'ninde aralarında bulunduğu 28 NATO üyesi uzlaşmaya vardı.

"Halklarımızı ve topraklarımızı balistik füze saldırılarından koruma kapasitesi geliştirmek, kolektif savunmamızın temel unsurudur" denilen belgede, bunun, İttifak'ın güvenliğinin bölünmezliği ilkesine katkı yapacağı vurgulandı.

Belgede, Rusya, füze savunma sisteminde NATO'yla iş birliğine davet edildi.



"AB, stratejik ortaklık için Türkiye'ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmeli"

Onaylanan belgede NATO-AB işbirliğinin ilerletilmesi ve ''stratejik ortaklık'' için AB'nin Türkiye'ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmesi istendi.

Belgede, AB üyesi olmayan Avrupalı NATO müttefiklerinin (Türkiye, Norveç ve İzlanda) AB misyonlarına önemli katkı yaptığı vurgulanarak, ''NATO ve AB arasında stratejik ortaklık için AB üyesi olmayan Avrupalı NATO müttefiklerinin bu çabalara bütünüyle katılımı elzemdir'' denildi.

Diplomatik kaynaklar, Türkiye'nin ısrarlı talebiyle metne giren bu ifadenin, Türkiye'nin Avrupa Savunma Ajansı'na ortak üyeliği, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'na dahil olması ve operasyonlarda karar mekanizmasına katılım beklentilerini yansıttığını kaydetti.

Belgede, ''NATO'nun AB ile stratejik ortaklığı, karşılıklı tam açıklık, şeffaflık, tamamlayıcılık, her iki kurumun yetki ve kurumsal bütünlüğüne saygı ruhu içinde bütünüyle güçlendirmek istediği'' ifade edildi.

NATO'nun 5'inci maddesi olan kollektif savunmayı güçlendiren ifadelere yer verilen belgede, ''NATO üyeleri saldırılara karşı daima birbirine yardım edecek'' denilerek, bu taahhüdün ''güçlü ve bağlayıcı'' olduğu vurgulandı.


Nükleer caydırıcılık politikası sürüyor

''Nükleer ve konvansiyonel kapasitelerin uygun karışımına dayalı vazgeçiricilik, genel stratejimizin temel unsurudur'' ve ''nükleer silahlar var oldukça, NATO nükleer ittifak olarak kalmayı sürdürecektir'' ifadelerinin de yer aldığı NATO belgesinde, nükleer caydrıcılık politikasının sürdürüleceğine işaret edildi.

NATO'nun herhangi bir ülkeyi tehdit olarak göstermemesi gerektiğini vurgulayan Türkiye, bu görüşünün belgeye yansımasını sağladı. Yeni stratejik konseptte, ''İttifak, hiçbir ülkeyi düşman olarak değerlendirmez. Fakat kimse, herhangi bir üyesinin güvenliği tehdit edildiğinde, NATO'nun kararlılığından şüphe duymamlıdır'' denildi.

Onaylanan yeni stratejik konseptle birlikte NATO, balistik füzeler ve siber saldırı gibi 21'inci yüzyılın tehditlerine göre yeni yeteneklerin geliştirilme iradesini gösterdi.

Belgede siber saldırıların daha sık ve daha organize yaşanmaya başlandığı ve hükümetlere, iş dünyasına, ve kritik altyapılara daha ağır maliyet verdiği tespiti yapılarak, bunların bellli bir aşamadan sonra NATO üyelerinin refah, güvenlik ve istikrarının tehdit edebileceği uyarısında bulunuldu.



Dışişleri Bakanlığı memnun

Zirvede, "stratejik konsept"in onaylanması, Dışişleri Bakanlığı'nda memnuniyetle karşılandı.

NATO'nun onayladığı "stratejik konsept" metinini değerlendiren diplomatik kaynaklar, "İstediğimiz unsurların tamamı içeride var" açıklamasında bulundu.

Alınan bilgilerde, NATO'nun Avrupa'da füze savunma sistemi kurmasıyla ilgili "hiçbir ülkenin hedef gösterilmemesi", "tüm müttefikleri kapsaması", "mali denge getirilmesi" ve "güvenliğin bölünmezliği", önemli başlıklar olarak gösterildi.



Anlaşmazlık aşıldı

Diplomatik kaynaklardan basına sızan bilgilere göre, NATO'nun Avrupa'da kurmak istediği füze savuma sistemi konusunda Almanya ve Fransa arasındaki anlaşmazlık da aşıldı.



Obama ve Gül bir süre sohbet etti

Öğleden sonra yapılan, NATO üyesi 28 ülkenin devlet ve hükümet başkanları ile AB Başkanı Herman Van Rompuy ve AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'un da katıldığı Kuzey Atlantik Konseyi toplantısından sonra aile fotoğrafı çekildi. Aile fotoğrafının hemen ardından ABD Başkanı Barack Obama'nın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün koluna giderek bir kenarda 3-4 dakika süren bir görüşme yapması dikkat çekti.



Portekiz gazetesinden Türkiye yorumu

Publico gazetesinde yapılan yorumda, ''Abdullah Gül, NATO içinde çok özel olan bir ülkeyi temsil ediyor. Doğu ve Batı arasında bulunan ve AB-NATO ilişkilerini tehlikeye atmak istemeyen Türkiye, her geçen güç bölgesinde çok daha önemli bir rol üstleniyor ve böylece adaylığını daha ciddiye alması için AB'ye baskı yapıyor. Yürüttüğü dengeli, hassas politikanın tek bir limiti var: ABD'yi öfkelendirmemek'' denildi.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Gül, zirvede aile fotoğrafı çekiminin ardından, Avustralya Başbakanı Gillard'ı kabul ederek, bir süre görüştü.



Liderlere akşam yemeği

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında heyet başkanları onuruna çalışma yemeği verdi.

Rasmussen'in verdiği yemeğe, Cumhurbaşkanı Gül ile zirve kapsamında Lizbon'da bulunan heyet başkanları katıldı.

19 Kasım 2010
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 1:12 pm

“Füze Kalkanı”nda Da AB-D’nin Dediği Oldu


AKP Yine Boyun Eğdi: “Füze Kalkanı”nda Da AB-D’nin Dediği Oldu

Ertuğrul Horasanlı
20.11.2010


Aslında Yukarıdaki fotoğraf her şeyi anlatmıyor mu?

Obama isimli “kan içici demokrat” ile “eli kanlı demokrat avanesi”nin ağızları kulaklarında...

Onlara bu mutluluk tablosunu yaşatan Abdullah Gül ise...

Verilen ödevi başarıyla yapan bir öğrencinin öğretmeninden takdir uman...

Abisinin kendisinden istediği zor bir işi bitiren küçük kardeşin aferin bekleyen...

(....................)

Bakışlarıyla “kan içici demokrat” Obama’ya bakıyor...

Obama ise ağzı kulaklarında, kanlı eli Abdullah Gül’ün omuzunda...

Amerikan filmlerinin o laubali ve bayat repliğini söylüyor gibi:

- Aferin sana adamım; iyi iş çıkardın!..

Bu nedir?

Bunun ne olduğunu en iyi “Stratejik Derinlik” kitabının yazarı Ahmet Davutoğlu biliyor...

Bu onun Dışişleri Bakanı olmasından itibaren uygulamaya çalıştığı “komşularla sıfır sorun” ve “bölgesel güç olma” politikalarının iflâs ettiğinin de fotoğrafıdır çünkü...

Bu fotoğrafta kimin eli kimin omuzundaysa patron da odur...

Ve o, bu laubali tavrıyla ne derse o olacağını, kendinden habersiz işler çevirmeye kalkan müstahdemine -bütün kabalığıyla- hatırlatatan bir patron gibi görünmüyor mu:

- Gördün mü adamım Patron kimmiş? Bu küre de kimin borusu öter, kimin dediği olurmuş?

Haberlere göre Abdullah Gül’ün imzaladığı belge “NATO'nun 21'inci yüzyıldaki rolünü tarif eden/tanımlayan” stratejik bir belgeymiş...

Böyle bir belgenin kavgasız gürültüsüz ve çok kısa bir sürede imzalanıvermesi de gösteriyor ki; mutabakatlar çok önceden yapılmış, kararlar çok önceden -Patron tarafından dikte edildiği şekilde- alınmıştır...

Gerisi Kimin Patron kimin çalışan/müstahdem olduğunu gösteren fotoğrafların çekilmesi gibi teferruatlardan ibarettir...

O fotoğraflara iyi bakın...

Fotoğraf makinelerinin odaklandığı orta noktada kim duruyorsa haçlı ordusu NATO’nun gerçek patronu odur..

Yani...

Lizbon’a gitmeden önce AB-D/AKP medyasının “Türkiye o şartı öne sürecek, bu şartı öne sürecek, NATO’da bunu kuzu kuzu kabul edecek” gibi haberler külliyen yalan imiş...

Sahi neydi o şartlar?

Tayyip Erdoğan füze savunma sistemi projesiyle ilgili, "Türkiye, topraklarının genelinde böyle bir şey düşünülüyorsa komutasının Türkiye'ye verilmesi gerektiği"ni söylemişti...

Sistem bir çok parçadan oluşuyor ve Türkiye’ye sadece bu sistemin radarları yerleştirilecek...

Bu radarlar aldıkları sinyalleri Pentagon ve İsrail’e aktaracaklar...

Sen bunun neyini nasıl kontrol edecen?

Bunları ülkene kurdurduğun andan itibaren sinyalleri hangi merkezlere gidecekse kontrol de onların olacak...

Yok sistemin bütününün kontrolünü istiyorsan alacağın cevap en kibar ifadeyle “Yok artık! Daha neler?” olacaktır...

[BBC: Füze kalkanı projesi hayata geçtiğinde komuta Türkiye'de olmalı görüşü ne kadar gerçekçi?

Ümit Pamir: Kontrolün tek ülkede olması diye birşey sözkonusu değil, çünkü kontrol NATO komutanındadır. Yani bir füze krizi yaşandığında o füzeyi etkisiz hale getirme yetkisi (..) Komutandadır.] (1)

Ümit Pamir böyle diyor...

“Yetki komutanındır” peki bu sisteme komuta etme yetkisini ABD bir başkasına verir mi?

Bunu yapacak kadar keriz midir Küresel eşkiya?

Ha Ümit Pamir de kim oluyormuş derseniz...

NATO’nun bu, bizi ketenpereye getiren belgesini hazırlayan heyette TC adına yer alan emekli büyükelçi...

İşi de işleyişi de bilen biri yani...

Başka?

Türkiye sistemin, 'özellikle İran'ı hedef almaması'nı isteyecekti...

Ama bu sistemin İran, Suriye, Pakistan ve Kuzey Kore’yi hedef aldığı Bush zamanından beri herkes tarafından biliniyordu.

Bu bilgiyi Başbakan’dan acaba kim gizledi?

Geçtiğimiz günlerde Abdullah Gül'e 'Yılın devlet adamı' ödülünü veren düşünce kuruluşu Chatham House'un Türkiye Uzmanı Fadi Hakura bu konuda çok açık konuşuyor:

- Bu füze sistemi gerçekten İran'ın nükleer kabiliyetini, bir ölçüde de Suriye'yi hedef alıyor. Ama başta İran tabi. Amerikan yönetimi bunu pek çok kez açıkça söyledi. Nato belgesinde İran'ın adının geçip geçmemesi teorik anlamda önemli. Ama pratikte bu füze savunma sistemi İran'ı hedef alıyor. (2)

Başka?

“Türkiye'nin bütününü kapsamalıdır...”

Bu anlaşmaya göre bu sistem Türkiye’nin bütünü kapsayacak mı?

Kapsayacak..

Da...

Bu bir şey ifade eder mi?

Onu da Bülent Yıldırım’ın şu değerlendirmesinden görelim:

''Hükümete sesleniyorum; baskılara boyun eğmeyin, halk olarak yanınızdayız. NATO patentli bu teklifle Türkiye'nin önüne getirilmek istenen gerçek anlamıyla koruculuktur. İncirlik üssünden kalkan uçaklar Müslümanları vurdu. Şimdi de 'Füze Kalkanı Projesi' ile yine Müslümanlar vurulacak. Bu proje bir NATO müttefikini korumak yerine, İsrail'i koruma amacı taşıyor. Hani NATO, kendi üyelerine karşı yapılan bir saldırıya müdahale ederdi. Türkiye'de bir NATO üyesiydi. İsrail'in Mavi Marmara gemisinde Türkiye vatandaşlarına yaptığı bu saldırıya neden bir tepki vermedi? Neden bu saldırıyı bertaraf edecek hiçbir girişimde bulunmadı? Polonya ve Çek Cumhuriyeti bu projeye karşı çıktı. Biz de karşı çıkmalıyız. Türkiye uzunca bir süredir ithal tehdit algısıyla şekillenmiş olan NATO'nun füze kalkanı projesini onaylaması yönünde baskı altında tutulmaktadır. Bu durumda ya komşularla sıfır sorun politikasını sürdürecek ya da bütün İslam dünyasını karşısına alacak, NATO'nun bir piyonu olacaktır. Biz Türkiye'nin komşularını tercih etmesini temenni ediyoruz.'' (3)

Evet...

Burnumuzun dibinde...

İçinde vatandaşlarımızın ve insanî yardım malzemelerinin bulunduğu gemilerimiz...

Akdenizin uluslarası sularında İsrail’in korsanlığına maruz kalırken...

9 vatandaşımız vahşice katledilir onlarca vatandaşımız yaralanır ve sağ kalanların tamamı esir alınarak İsrail zindanlarına götürülürken...

NATO neredeydi?

Ne yaptı da...

İsrail bize füze sallarsa ne yapabilecek?

Bülent Yıldırım şöyle devam ediyor:

''Filistin'de bayram boyunca süren ABD destekli İsrail saldırılarında 3 kişi hayatını kaybetti. ABD işgalinde olan Irak'ta, 50 bini aşkın Müslüman zindanda bayram yaptı. Keşmir'de, ABD'nin destek verdiği Hindistan işgalcileri bayram boyunca onlarca Müslümanı gözaltına aldı. Şimdi bu kadar Müslümanı öldüren bir ülkeyle siz masaya oturup ortak savunma anlaşması yapacaksınız ve Amerika gelip sizin ülkenizde sırf İsrail'i koruma adına İran'a karşı, Suriye, Ürdün ve Filistin'e karşı 'Füze Savunma Sistemi' kuracak. Yani Müslümanlar Türkiye'nin eliyle vurulacak. Buna Türkiye olarak 'hayır' dememiz lazım. Türkiye, ABD ve İsrail çıkarları için İslam dünyası ile karşı karşıya gelmemelidir.'' (4)


Yalan mı?

Değil...

Ama siz bugün AB-D/AKP medyasından Abdullah Gül’ün Lizbon’da AB-D’yi nasıl dize getirip her istediğini kabul ettirdiğine dair hikâyeler dinleyeceksiniz...

Ne hikâyeler...

İçi kahramanlıklarla dolu ve sonu “İyi uykular çocuklar” diye biten...

AKP’nin Lizbon zaferi hepimize kutlu olsun!

İyi uykular Türkiyem...

Dipnotlar:
1-) Aylin Bozyap, ‘Komuta NATO'nundur', 19 KASIM 2010, BBC Türkçe.
2-) 'Türkiye ABD'ye hayır diyemez', 19 KASIM 2010, BBC Türkçe.
3-) Bülent Yıldırım, ''Füze Kalkanı Projesi'' ile kendi suçlarına Türkiye'yi de ortak edecekler, 19 Kasm 2010 Bkz:http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopic.php?p=4732&mforum=entellektuel#4732
4- Agh.

MİLLİ BİRLİK RUHU

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 1:15 pm

FÜZE KALKANI HAKKINDA BELGELER NE SÖYLÜYOR?


DAVUTOĞLU NE DİYOR, BELGELER NE SÖYLÜYOR?
19.11.2010

21. yüzyılın NATO’sunu şekillendirecek Lizbon Zirvesi bugün başlıyor. Zirvede alınacak kararlar en çok Türkiye’yi etkileyecek. Çünkü füze kalkanının Türkiye’ye konuşlandırılması hemen hemen kesinleşti gibi. Bunun İran ve Suriye’ye karşı kullanılacağı da apaçık belli.

AKP iktidarına göre, NATO’nun yeni stratejik konseptinde hedef ülke ismi belirtilmemesi şartımız kabul görmüş. Genel Sekreter Rasmussen başta olmak üzere NATO ve ABD yetkilileri de söz konusu belgede İran’ın adının yer almayabileceğini, ancak “sözlü” mutabakata varılabileceğini söylüyor.

Geçenlerde bir televizyon programına katılan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye’nin yeni bir cephe ülkesi görünümüne girmesini istemediklerini belirterek, NATO’nun karar alma sürecine dahil olduğumuzu hatırlattı. Türkiye’nin herhangi bir komşu ülkeyi “tehdit tanımlaması ya da hedef tanımlaması” içinde görmek istemeyeceğini de vurgulayan Davutoğlu, “Herhangi bir üye ülke şunu derse, ‘biz x ülkesinden tehdit algılıyoruz’. Bu tehdide karşı tavır almak bütün üyelerin sorumluluğundadır, ancak bugün böyle bir tehdit söz konusu değil” dedi. Davutoğlu, NATO’nun yeni stratejik konseptinin hazırlanışı konusunda da şu açıklamayı yaptı:

“NATO yeni stratejik konsepte neden ihtiyaç hissetti? Çünkü bütün bu tartışmaları içine alacak şekilde yeni bir değerlendirme yapma ihtiyacı vardı. Bu stratejik konsepti yazanlar arasında bizim emekli Büyükelçimiz Ümit Pamir de var. Dolayısıyla bizim aktif katkımızın olduğu bir süreç.”

İşte burada durup, şu gerçeğin altını çizmemiz gerekiyor; Dışişleri Bakanı Davutoğlu, yeni stratejik konsepte sahip çıktığına göre, orada yazılanları da sahipleniyor demektir. Davutoğlu’nun, “Bu stratejik konsepti yazanlar arasında bizim emekli Büyükelçimiz Ümit Pamir’in de olduğu” tespiti doğru. Şöyle ki; NATO’nun bir Uzmanlar Grubu var. Başkanlığını ABD eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın yaptığı 10 kişilik grupta, İtalya, Kanada, İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa, Letonya, Yunanistan’dan eski büyükelçiler, Türkiye’den de emekli Büyükelçi Ümit Pamir bulunuyor.

NATO’nun yeni stratejik konseptini, söz konusu heyet yazdı. Davutoğlu’nun ifadesiyle, Türkiye bu sürece “aktif katkı” verdi. Öyleyse 17 Mayıs 2010 tarihli stratejik konseptin, “Füze Savunma” sistemine ilişkin bölümünün daha ilk cümlesinde ne yazıldığına bakalım. Orijinal haliyle şöyle:

“Defending against the threat of a possible ballistic missile attack from Iran has given birth to what has become, for NATO, an essential military mission…”

Görüldüğü gibi, “yazılmasına aktif katkı verdiği”miz, Davutoğlu’nun da açıkça sahiplendiği NATO’nun yeni stratejik konseptinde, İran ismi açıkça zikredilmiş. Hal böyleyken, şimdilerde tanık olduğumuz “ülke ismi zikredilmesin… Türkiye herhangi bir komşu ülkeyi tehdit tanımlaması ya da hedef tanımlaması içinde görmek istemiyor” şeklindeki tartışma, açıklama ve restleşmelerin sebebi nedir? Cambaza bak cambaza mı?

kaynak: Odatv.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 1:18 pm

Ne demişti Edelman, "AKP'yi şımartmayalım!"

Eh, ipini biraz gevşek bırakınca kendisini istediğini yapar zanneden ve buna bakıp da inanan safoşlara günaydın. Nihayetinde ipi çektiler ve hatırlanması gerekeni hatırlattılar.

İşte, Edelman'ın AKP'nin terbiye edilmesi lazım yollu sözleri:

Edelman: AKP’yi şımartmayın
ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Edelman, iktidar partisinin otoriter eğilimler gösterdiğini söyledi.
Türkiye’de yargı, medya ve ordunun saldırı altında olduğunu söyleyen Edelman, AKP’ye yönelik sert eleştirilerde bulundu. Ergenekon, Balyoz gibi davaların hükümet karşıtlarını mahkemeye göndermek için kullanıldığını, Gülen cemaatinin polis ve istihbarata sızdığını, on binlerce insanın dinlendiğini belirten Edelman, ülkede bir “korku iklimi” oluştuğunu vurguladı.

ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Eric Edelman, Washington’ın AKP hükümetini şımartmaktan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. ABD’deki muhafazakâr düşünce kuruluşu Dış Politika Girişimi’nin yıllık konferansında Ortadoğu’ya yönelik bir panelde konuşan Edelman, AKP’nin giderek otoriter eğilimler gösterdiğini ve Türkiye’de yargı, medya ve ordunun saldırı altında olduğunu ifade etti.

Edelman, “AKP hükümetini şımartmaya son vermemiz gerektiğini düşünüyorum. AKP’nin, ABD için, ABD’nin AKP’ye olduğundan daha fazla önem taşıdığına inanmalarına izin vererek kendimiz için büyük siyasi ve ahlaki bir tehlike yarattık. Bu saçmalık çünkü bir dizi konuda Türkiye kesinlikle ABD’nin desteğine ihtiyaç duyuyor” diye konuştu.

ABD’nin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile dostluk kurmaya çalışması gerektiğini söyleyen Edelman, Kılıçdaroğlu’nun parti içinde bazı değişikliklerin ardından gerçek bir muhalefet lideri olabileceğini de belirtti. Türkiye’nin bugün temel kimliği ile ilgili büyük ve çekişmeli bir tartışma içinde olduğunu ifade eden Edelman, bunun ülkenin uluslararası sahnede kendini nasıl gördüğü konusunda önemli bir faktör olacağını vurguladı. Edelman, Başbakan Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “temel ideolojik eğilimlerinin Türkiye’yi mevcut yola soktuğunu ve bunun devam edeceğini” söyledi. Türkiye’nin 1950’lerden bu yana “kusurlu bir demokrasi” olmayı sürdürdüğünü ifade eden Edelman, Ergenekon, Balyoz gibi davaların hükümet karşıtlarını mahkemeye göndermek için kullanıldığını, Fethullah Gülen cemaatinin polis ve istihbarata sızdığını, on binlerce insanın dinlendiğini ve ülkede bir “korku iklimi” oluştuğunu vurguladı. Politikadan sorumlu eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı, “Bu davalarda olabilecek zerre kadar doğruluk payı da kanıtların imal edilmesi yüzünden geride kaldı” dedi.

12 Eylül’deki referandumda kaybedenlere karşı hükümetin “yüce gönüllü” olma niyeti göstermediğini ifade eden Edelman, reform paketiyle ilgili “Bu yargıyı özgürleştirmek ya da onarmak için değil açıkça yargıya yandaşlarını doldurma çabası” diye konuştu. Edelman gerçek bir alternatifin olmaması nedeniyle iktidarın hesap vermesini gerektiren mekanizmanın da gerektiği gibi çalışmadığını ve bu nedenle Türk siyasetinin giderek daha otoriter bir yöne saptığını kaydetti.

Bu süreçte Edelman, ABD’nin Türkiye’de insan hakları, basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğüne destek vermesi gerektiğini ve ABD Başkanı Barack Obama’nın Erdoğan’ı her gördüğünde bunları gündeme getirmesinin önemine değindi.

‘Davutoğlu’nun kuruntusu’

AKP’nin dış politikasını da eleştiren Edelman, hükümetin Türkiye’yi AB’ye üyelik hedefinden uzaklaştırdığını belirtti. Davutoğlu’nun Türkiye’nin Ortadoğu’da bir süper güç olması gerektiğini düşündüğünü söyleyen Edelman, “Türkiye’nin Ortadoğu’da bir süper güç olma görüşü açıkça yeterlilik kuruntusuna sahip birine ait olabilir” diye konuştu. Edelman Türkiye’nin komşularıyla sıfır politikasının da başarıya ulaşmasının zor olduğunu kaydetti.

‘Iraklı Atatürk’

Edelman, Irak savaşı sırasında Türkiye’de görevliyken eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve başkalarının Iraklı bir Atatürk’e ihtiyaç duydukları şeklinde yorum yaptıklarını da söyledi. Edelman, “Eğer Iraklı bir Atatürk olsaydı büyük olasılıkla onu insan hakları ve dini özgürlükler raporlarında eleştirirdik” dedi. Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken ordunun rolü, devletin ekonomideki rolü, dinin toplumdaki rolü ve etnik kökenin rolü gibi soruların açık kaldığını savunan Edelman, ABD’nin Türkiye’ye yönelik dış politikasının ülkenin ulusal kimliğine yönelik bu yanıtlanmamış soruları çözmeye yardım etmek olduğunu kaydetti. 

ELÇİN POYRAZLAR/CUMHURİYET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 1:55 pm

"GÂVURUN KALKANINDAN HAYIR GELMEZ"

20.11.2010
--------------------------------------------------------------------------------


Erbakan, SP Genel Merkezi'ndeki bayramlaşmada AK Parti'ye sert eleştiriler getirdi
Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, siyonizmin medyaya hakim olduğunu savunarak ''AKP aleyhine yazdırmıyorlar, yazanı barındırmıyorlar. 30 gazete, 30 televizyon, bunların hepsi AKP'ye oy versinler diye, büyük İsrail kurulsun diye çalışıyor'' dedi.

Erbakan, parti genel merkezindeki bayramlaşmada, partililere hitap etti.

Konuşmasında dünyanın mutluluğu için adil düzenin şart olduğunu belirten Erbakan, bu düzenin siyonizm tarafından engellendiğini ileri sürdü. BM'de İsrail aleyhine bir çok karar çıkmasına rağmen bir şey yapılmadığını ancak konu İslam alemi olunca müdahalede bulunulduğunu belirten Erbakan, böyle bir düzenin olamayacağını söyledi.

''Devlet her şeyden vergi alıp bunun yarısını kapitalizme faiz olarak veriyor. Yeşil kağıt (Dolar) basmışlar, petrol şeyhine bunu verip petrolünü alıyorlar, sonra sarı kağıt basıp (tahvil) yeşili alıyor. Nerede para varsa Yahudi, havuzu ve pompayı koymuş insanlığı sömürüyor'' diyen Erbakan, ''Adil düzeni biz kuracağız, Saadet Partisi kuracak'' ifadesini kullandı.

Erbakan, siyonizmin insanları aldatmak için öncelikle medyaya hakim olduğunu iddia erek, ''Gazeteleri satın aldılar, AKP aleyhine yazdırmıyorlar, yazanı barındırmıyorlar. 30 gazete, 30 televizyon, bunların hepsi AKP'ye oy versinler diye, büyük İsrail kurulsun diye çalışıyor. Siyonizm 'Ben efendi olacağım, sen köle' diyor. AKP'deki bizim çocuklar ne yaptıklarının farkında değil'' diye konuştu.

Bir aldatmaca yaşandığını ileri süren Erbakan, ''Avrupa Birliği'ne almıyorlar, Avrupa Konseyi'nin dönem başkanlığını veriyorlar, G-20'ye alıyorlar, okşayıp yutma taktiği güdüyorlar. Bu adam 'AB'ye gireceğim' diyor, İslam aleminden Hristiyan alemine girmek istiyor. Bizden alıp Siyonizme vermek istiyor, Türkiye İsrail'e vilayet yapılmak isteniyor. Cumhuriyet tarihi boyunca hükümetler 80 milyar dolar borç yaptı, AKP 8 yılda 580 milyar dolara getirdi. Saadet başka AKP başka, altın başka paslı teneke başka'' dedi.

Necmettin Erbakan, Türkiye'ye kurulması düşünülen füze sistemi hakkında hükümetin kendilerinden korktuğu için bugün 'evet' demediğini ancak sonunda 'evet' diyeceğini savundu. Erbakan, ''Biz Müslüman ülkeler kendi (füze) kalkanımızı kurmalıyız. Gavurun kalkanından hayır gelmez'' ifadesini kullandı.

Erbakan, bir soru üzerine şu ana kadar HAS Parti'den kendilerine bayram kutlaması yapılmadığını kaydetti.


İnternetAjans



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 1:59 pm

SON CEBBAR?!

20.11.2010
--------------------------------------------------------------------------------

<![endif]-->
Kulağı tersten göstermeye gerek yok! İsrail & ABD & NATO’nun; AKP’den cevabını net olarak istedikleri soru ortada:
"İran, İsrail’i vurmaya kalkar ve/veya ‘ulusal güvenlik’ gerekçesi ile İsrail & ABD, İran’ı vurmaya kalkışacak olur ise AKP hangi safta yer alır?!”

Elcevap: ?!

*****

İran en büyük tatbikata hazırlanıyor!

http://www.askerhaber.com/haber/2203/iran-en-buyuk-tatbikata-hazirlaniyor.html

(…)

Kurtlar Vadisi Filistin, İsrail / AKP ilişkilerini daha da gerer!

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/16311922.asp?gid=200

(…)

AKP, füze kalkanında “buton” bizde olacak diyor.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/16311910.asp?gid=200

(…)

Edelman: AKP’yi şımartmayın!

http://www.turktime.com/haber/Edelman-AKP-yi-Simartmayin/113499

(...)

Aydın Doğan, İran safında!

http://www.turktime.com/haber/Onkibar-dan-Derin-Kulis-/113447

(…)

Dinç Bilgin İran safında!

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16312132.asp?yazarid=260&gid=61

(…)

Düğmeye NATO basar!

http://www.askerhaber.com/haber/2207/dugmeye--nato-basar.html

(…)

*****

Sözün özü:

AKP ile AKP’yi iktidara getiren güç merkezleri “yol ayrımı”nda!

AKP cenahında “İran tercihi” ağırlık kazanmakta!

Ezcümle, AKP artık başka rüyalar peşinde!

Vs vs vs…

*****

AKP & Gülen iktidarında…

(…)

SAHTE ATATÜRKÇÜLER:

Aydın Doğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Ümit Zileli, Hıncal Uluç, Uğur Dündar, Fatih Çekirge, Emin Çölaşan, Fatih Altaylı vs…

(…)

SAHTE İSLAMCILAR:

Fetullah Gülen, RTE, Abdullah Gül, Fehmi Koru, Ahmet Hakan, Ekrem Dumanlı, Ali Bulaç, Ahmet Kekeç, Ahmet Taşgetiren, Ahmet Çalık vs…

(…)

SAHTE TÜRK MİLLİYETÇİLERİ:

Devlet Bahçeli, Ramiz Ongun, Yalçın Topçu, Melih Gökçek, Yiğit Bulut vs…

(…)

SAHTE DEMOKRATLAR:

Murat Karayılan, Dinç Bilgin, Aysel Tuğluk, Umur Talu, Taha Akyol, Hasan Cemal, Mehmet Barlas, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Engin Ardıç, Hadi Uluengin, Can Dündar, Nazlı Ilıcak, Etyen Mahçupyan, Mehmet Ali Birand, Ali Kırca vs…

(…)

*****

Kitabın adı: Tevhidin Yurdu, Kur’an-ı Kerim Atlası

Yazar: Prof. Dr. Ahmet Bedir

Kaynak Yayınları…

Dağıtım: Hürriyet, promosyon…

Şimdi de bu kitaptan, yukarıdaki satırların altını dolduracak birkaç proteinli satır…

(…)

Sayfa 105:

BE’LAM B. BAURA:

Bilerek Allah’ı İnkar eden Örneği!

Kur’an bu şahsı, Allah’ın kendisine ayetleri hakkında ilim nasip ettiği bir kimse olarak tanıtır. Daha sonra da, bu adam, kendine verilen ilme rağmen, ayetlerin çerçevesinden sıyrılıp çıkar. Şeytanın peşine takılır ve azgınlardan biri olur.

Bel’am, rayından çıkılmışlığın, haktan yüz çevirmişliğin bir prototipidir. Kendine bahşedilen büyük ihnsanları, yanlış yerde kullanmak suretiyle, rahmetten uzaklaştırılır.

(…)

Sayfa 165:

FİRAVUN:

Al-i Firavun, Kavm-i Firavun:

Firavun ve firavunluk, büyüklük taslayan, böbürlenen ilahlık eden, onu bulmak için kuleler yaptırıp göklerde tanrı arayan, halkını ezerek ve küçümseyerek, kendine itaat ettiren, gerçeklere sırt çeviren, kaba, hırçın ve saldırganların genel adı olarak tarihte var olmuştur ve kıyamete kadar da devam edecektir.

Lügatte, “güneş tanrısının oğlu” anlamına gelir.

(…)

Sayfa 169:

Habil, ilk öldürülen insan!

(…)

Sayfa 174:

Günlük yaşamda:

“FİRAVUN” en üst düzey siyasi iradeyi…

“KARUN” halkı sömüren zenginler grubunu…

“HAMAN” ise zalimce hareket eden bürokrasilerin en tepe noktasını ifade etmektedir.

(…)

Sayfa 198:

NEMRUD:

Hz İbrahim ile münakaşa eden ve onu ateşe atan bir zalim olduğunu, ilgili ayet münasebetiyle ifade edilir. Dünya üzerindeki ilk cebbar, zorba adam Nemrut idi! Allah ona bir sineği Musallat etti ve bunun yüzünden öldü.

(…)

Sözün özü:

İlk cebbar (esk, zorlayıcı, zorba) Nemrud!

http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=cebbar&ayn=tam

Son cebbar kim ya da kimler?!

a- Gül!

b- Gülen!

c- Erdoğan!

d- Hepsi

Hülasa; post modern zamanların “Nemrud” ya da “Firavun”, “Karun”, “Haman” veyahut “Bel’am”ları da o güruh…

Gizli ya da açık AKP & Gülen iktidarının peşine takılanlar…

O şer odağı ile gizli ve/veya açık ihanete ortak olanlar.

Nokta!

*****

Kıyılarda yaşayan bir kesimin morali çok bozuk!

“AKP çok güçlü, yıkılmaz” diyorlar.

“Gülen Cemaati devletin her yerinde örgütlendi, artık yenilmez” diye diretiyorlar.

“Öğretilmiş çaresizlik”in zihinsel sınırları içinde “Hiçbir şey yapmayalım, teslim olalım” deyip “Bunca mücadeleye değer mi?” diye soruyorlar!

Elcevap: Değer!

Bunca sıkıntıya, bunca mücadeleye değer!

Bu vatan bize Atalarımızdan yadigar!

Biz savaşmadık!

Atalarımız savaştı, bize “özgür”ce yaşayacağımız bu toprakları, rejimi hediye etti.

AKP & Gülenci “o kafa” yani Derviş Vahdeti’nin torunları ise bıkmak usanmak bilmeden o rejimi yıkmak için ellerinden geleni yaptı.

Çaldılar, hile yaptılar, her türlü yalana başvurdular, şantaj yaptılar, çaldıkları para ile adam satın aldılar, yetmedi şimdi de el aman diliyorlar.

Sözün özü:

AKP iktidar!

Gülen iktidar!

Eğer bu yapının güçlü olduğuna inanan var ise bu isimlerin peşinden gitmeye devam eder.

Yok eğer görünen gerçeklik başka, perde arkası güç dengesi bambaşka ise AKP & Gülen vezir görünümü verilmiş piyon ise “son tahlil”de, tüm şaşırmışların sonu Luti kavmi ve/veya Nuh Tufanı gibi olur.

Ayıkan ayıktı.

Ayıkmayanlar, zihni bulanıklar için söylüyorum:

Sizin yolunuz size, bizim yolumuz bize…

Nokta!

*****

Ve…

Son olarak…

Karadağlılar dizisinde 80 yaşında alemlerde dolaşan, hala yaşayan, canlı, diri bir “Hayrullah” karakteri var dedik.

“Fetullah” karakterinin uzantıları bozulmuş.

Demem şu deme:

Kaç yaşında olursa olsun, cepheden çekilmem!

Vuruşa vuruşa, göğüs göğüse çarpışa çarpışa terki diyar eylemektir niyetim.

Son nefese dek, atış serbest!

Sözün özü:

Gülen Cemaati, rakiplerinin özel hayatlarına çok meraklı!

Nuriye Akman gitse, hocası Gülen ile konuşsa, ona özel hayatı sorsa, şantajı sorsa, bu tarz kayıt yapanları öteki tarafta neler beklediği ile ilgili cevaplarını istese fena mı olur?!

Ya da Aydın Doğan’ın tüketim röportajcısı Ayşe Arman, Gülen ile kadınlar, seks, özel hayat üzerine konuşsa, neden hayatında kadın olmadığını sorgulasa, kadın demek sadece türban demek mi diye sorsa, Ertuğrul Özkök de açılış yazısı yazsa güzel olmaz mı?!

Hülasa, demir alma vaktiniz geldi ise bu zamandan…

Ezcümle, mef ü lü, me fa i lü, fa i la tün!

AskerHaber






Hayrullah MAHMUD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 2:13 pm

Edelman'ın açıklamalarına dair düşülmüş bir kaç not, internet gruplarında rastladım:


Sayın Şimşek,

Edelman “Ergenekon, Balyoz gibi davaların hükümet karşıtlarını mahkemeye göndermek için kullanıldığını, Gülen cemaatinin polis ve istihbarata sızdığını, on binlerce insanın dinlendiğini belirten Edelman, ülkede bir “korku iklimi” oluştuğunu vurguladı.”



Edelmann’ın, yukarıdaki açıklamalarıyla ilgili görüşlerimi aşağıda nazar-ı dikkatinize sunuyorum :



1. Eric Edelmann’ın annesi İstanbullu Yahudi bir hanımefendidir. Bu nedenle, kendisinin ana dili Türkçedir. Türkiye’de yakın dostları bulunmaktadır. Edelmann, Çetin Doğan Paşa’nın damadı ünlü ekonomist ve Harvard Üniversitesi Profesörü, Türkiyeli Yahudi Dani Rodrik’ in de yakın dostudur. Dolayısıyla, Türkiye de ki gelişmeleri yakinen takip etmektedir.



2. Edelmann, bu açıklamalarıyla arkadaşı Dani Rodrik’ e ve dolayısıyla bizlere ve Çetin Doğan Paşa’ya yardımcı olmaktadır. Hedef, gayet açık bir şekilde “düzmece, hukuk ve insanlık dışı Ergenekon sürecidir” ! Edelmann’ın eleştirileri doğrudur ve hedefi bellidir!



3. AKP, Çetin Doğan Paşayla dalaşmakla baltayı taşa vurduğunu çok geç anladı. Nereden bileceklerdi, Çetin Doğan Paşa’nın damadının, dünyanın en önemli 100 ekonomistinden birisi olan Harvard Üniversitesinin ünlü profesörü, bizim “dandik” liberallerin taptıkları, Merkez bankamızın danışmanlarından, İstanbul doğumlu, tanınmış “Scriss” kalemlerinin sahibi olan ailenin oğlu “Dani Rodrik” olduğunu. Şimdi, ayıkla pirincin taşını. Çetin Doğan Paşa, kızı ve damadı aslanlar gibi çalışıyorlar. Düzmece belgeleri, TÜBİTAK’ın düzmece raporlarını, hukuk ve insanlık dışı “Ergenekon” sürecini, hem de saygın ABD kurumlarından aldıkları belgelerle, deşifre ettiler. “Foreign Policy” de “Balyoz darbe plânı imal edildi” yazıdan sonra ünlü Wall Street Journal’de “Türk Demokrasisinin ölümü” isimli makaleyi yayımlayarak “Ergenekon” sürecini ABD kamuoyuna taşıdılar. ABD’ deki Yahudi lobisinde ve Yönetim kademelerinde etkin olan Dani Rodrik ve Sevgili eşi Pınar, Çetin Doğan Paşamızla birlikte 3 kişilik bir ordu gibi çalışıyorlar. Bu, hukuk ve insanlık dışı “Ergenekon rezaleti”, artık, ABD yönetim kademelerini bile rahatsız eder hale geldi. Edelmann’ da bu sürece katkıda bulunuyor. (Internet te biraz gezerek Dani ve Pınar Rodrik’in mücadelesinin boyutlarını öğrenebilirsiniz. Kendilerine bu hususta teşekkür borçluyuz ve sonuna kadar destekliyoruz).



Kanımca, Edelmann’ın açıklamalarına başka anlam yüklemeye gerek yok. Kimse farkında değil, ama , AKP iktidarını, “Ergenekon süreci” bitirecek gibi gözüküyor. ABD yönetim kademeleri, Türkiyeli Yahudilerin, iş adamlarının, sanatçıların ve demokratların yoğun çabalarıyla, yavaş-yavaş, ılımlı İslam dayatmasından çark ediyorlar..


Esenlikler dilerim..



A. Cüneyt Yüksel

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 5:24 pm

İttifakın kırmızı kitabında uzlaşma
NATO'nun Lizbon'daki tarihi zirvesinde ittifakın gelecek 10-15 yılını şekillendirecek yeni stratejik konsepti, 28 üye ülke tarafından kabul edildi. Strateji belgesinde füze kalkanı konusunda uzlaşma sağlanırken teknik ayrıntılar yer almadı.

Çimen Turunç Baturalp

Cumhuriyet- Son 10 yılın en önemli NATO zirvesinin ilk gününde örgütün gelecek 10-15 yılını şekillendirecek yeni strateji konsepti, 28 üye ülke tarafından kabul edildi. Füze kalkanında Türkiye’nin kaygılarının giderildiği, NATO-AB işbirliği sorunun ise halen ortada olduğu ancak tartışma konusu olmadığı belirtildi.

Rusya ile NATO’nun aynı masada buluşacağı, füze savunma sistemi ile ilgili kararların alınacağı, Avrupa Birliği- NATO ilişkilerinin görüşüleceği, stratejik konseptin yenileneceği son NATO zirvesinin ilk gününde 50 devlet ve hükümet başkanı Lizbon’da bir araya geldi. 28 NATO üyesi ülkenin yanı sıra, ittifaka üye olmayan 20 ülke de zirvede temsil ediliyor. Lizbon’a dün ilk giden liderlerden birisi ise Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai olurken BM, AB ve Dünya Bankası ve Japonya da, zirveye katıldı.

Örgütün Yeni Stratejik Konseptini açıklayan NATO, “nükleer silahlar var olduğu sürece nükleer bir birlik olmaya devam edecektir” dedi. NATO topraklarının artık konvansiyonel saldırıların tehditi olmaktan çıktığının belirtildiği yeni Stratejik Konsept’e göre yeni tehditler şunlar:

• Modern teknoloji sayesinde daha tehlikeli hale gelen terör,

• Stratejik önem taşıyan bölgelerde köktendincilğin yayılması,

• Silah, uyuşturucu ve inasan kaçakçılığı,

• Hükümetler için bile tehdit haline gelebilen Siber saldırılar,

• Enerji kaynaklarına yapılabilecek saldırılar,

• Çevresel koşulların kötüleşmesi.

Türkiye’nin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin NATO üyeliğini veto etmesi Avrupa’nın güvenliğini sağlamak amacıyla NATO ile istenilen düzeyde bir işbirliğine gitmesini engelliyor. NATO-AB ilişkilerinin yeni çerçevesinde, AB üyesi olmayan bir NATO ülkesi olarak Türkiye kilit rol oynamaya devam edecek .

Ortaya çıkan yeni stratejik konseptte, “AB ile ortak güvenlik sorunları ile mücadelede AB’nin kapasitesini artırma çabalarının olumlu karşılandığı” ifade ediliyor ve “AB üyesi olmayan ülkelerin” bu çabalara büyük katkı sağladığı belirtiliyor. NATO ile AB arasındaki stratejik ortaklık için bu üyelerin sürece tam olarak katılımının elzem olduğu belirtiliyor. AB ile NATO arasında geliştirlecek stratejik ortaklığın iki taraf için de şeffaf, tamamlayıcı, kurumsal bütünlüğe saygılı bir yaklaşım içinde güçlendirileceği belirtiliyor.

Güney Kıbrıs masada duruyor

NATO’nun bütün Avrupa demokrasilerine kapısının açık olduğunun belirtilmesi de NATO içindeki Güney Kıbrıs sorunun masada durmaya devam edeceğini işaret ediyor.

Edinilen bilgiye göre Türkiye, Yunanistan’ın muhalfetine rağmen bu çerçevede üzerinde durduğu bütün hususların belgeye yansıtılmasını sağladı. Stratejik Belgede İran’ın tehdit olarak gösterilmemesi, mali külfet ve risk dengesinin ve güvenliğin bölünmezliği prensibinin yer alması Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandı.

Rusya ile işbirliği

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Rusya ile ilişkileri yumuşatma arayışındaki NATO tarihi zirvenin ikinci gününde Rusya ile buluşacak. Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev NATO’nun davetine olumlu yanıt vererek ilk NATO-Rusya zirvesine katılıyor. 1949 yılında kurucu ülkeleri Rusya’ya karşı korumak için kurulan birlik Rusya’ya kapılarını açarken yeni “düşman ülkelerle” ilgili ipuçlarını da ABD Başkanı Barack Obama’nın ağzından açıkça ortaya koydu. ABD Başkanı Obama NATO’nun Rusya’yı “bir hasım değil bir ortak olarak görmek istediğini” vurgulamakla kalmayıp, NATO’nun Rusya ile nükleer silahların, şiddet içeren köktenciliğin, uyuşturucunun yayılmasına karşı işbirliği içinde olabileceğini vurguladı. Afganistan’da da işbirliğine gidilebileceğini söyledi. Obama Rusya’nın da balistik füze tehdidi altında olduğunu da hatırlattı.

Schengen iptal

AB ülkeleri içinde serbest dolaşım hakkının tanındığı Schengen Antlaşması’nı geçici olarak askıya alan Portekiz, son 3 günde sınırlarda yapılan kontrollerde 151 kişinin ülkeye girişinin engellendiğini ve 17 kişinin de gözaltına alındığını duyurdu. Portekiz polisi, Lizbon kentinde çok geniş güvenlik önlemleri alırken toplantıların yapıldığı fuar alanının çevresi tamamen araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Zirveyi izlemeye gelen gazetecilere tek bir noktadan giriş yaptırılırken iki kez yapılan güvenlik kontrollerinde uzun kuyruklar tepki çekti.

NATO karşıtı ilk gösteri önceki gece Lizbon sokaklarında yapıldı. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu NATO karşıtı örgüt üyeleri, kentin merkezinde ittifakı protesto eden eylemlerde bulundu.

20 Kasım 2010
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 6:34 pm

Hüsnü Mahalli hmahalli@superonline.com
Hukuk-guguk
Geçenlerde İsraillilerin İngiliz hükümetine baskı yaparak yasaları değiştirmesini istemesini anlatmıştım. Çünkü savaş suçlusu bir çok İsrailli yetkili tutuklanmak korkusu ile İngiltere'ye gidemiyor. İsrail daha önceleri de Belçika, İspanya ve başka AB ülkelerine baskı yaparak yasalarının değişmesini sağlamış ve başta namıdiğer Kasap Şaron tutuklanmaktan kurtulmuştu.
Aynı yolun yolcusu ABD bu kez İsveç hükümetine baskı yaparak o ülkenin savcılarını harekete geçirdi. Bunun sonucu olarak İsveçli bir savcı ABD'nin Irak ve Afganistan rezaletleri ile ilgili belgeleri kendi internet sitesinde yayınlayan Julian Assange hakkında tutuklama kararı verdi. Savcıya göre Assange, 'seks manyağı'ymış!
Tabii çok daha büyük rezilliğe alışmış ülkeler bu tür küçük rezillikleri umursamıyor bile. Çünkü onlara göre yalnızca kendileri zeki ve dolaysıyla haklı, geri kalan insanlar aptal ve onlara ne yapılırsa yapılsın sessiz kaldıkları için hep alay edilip aşağılanmalı. Yani hukukun üstünlüğü üstünlüğün hukuku olduğu sürece anlamlı olacak yoksa hukuk guguk olur.
İç ve dış politikada 'değişim' sloganıyla iktidara gelen Başkan Obama son ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu Cumhuriyetçilere kaptırınca Birinci Körfez Savaşı'nın mimarı Baba Bush'a ülkenin en önemli madalyası olan Özgürlük Madalyası vereceğini açıkladı. 'Avrupa ülkesi olsaydık Türkiye'nin AB üyeliğini desteklerdik' diyen Obama utanmadan Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan Merkel'e de aynı madalyadan verme kararı aldı. Aynı Obama geçen yıl 'Filistin sorununu en geç bir yıl içinde çözeriz' demesine rağmen şimdilerde 'Bu iş oldukça zor' demeye başladı. Göreceli baskı ve tehditlerle Netanyahu hükümetini etkileyemeyen Obama, ABD yandaşı Arap liderlerini de zor durumda bırakmamak amacıyla yeni yollara başvurmaya kalkışıyor. Obama işgal altındaki Filistin topraklarındaki Yahudi inşaatlarını durdurması karşılığında Netanyahu'ya şu tekliflerde bulunuyor.
1- ABD'den bolca ek maddi yardım alacak.
2- ABD dışında hiç kimsenin sahip olmadığı F-35 savaş uçaklarından 20 tane alacak.
3- Batı Şeria'da inşaatı durduracak olan İsrail, Kudüs'te inşaatları sürdürebilecek.
4- ABD; Mavi Marmara ve Gazze saldırılarıyla ilgili olarak İsrail aleyhinde alınabilecek bir karar tasarısını BM Güvenlik Konseyi'nde veto edecek.
5- ABD İsrail karşıtı tüm medya kampanyalarına kendi bildiği yöntemlerle karşı koyacak.
İşte gördüğünüz gibi barış, demokrasi, insan hakları ve Müslüman ülkelerle dostluk palavraları atan Obama; Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarını işgal eden ve buralarda sürekli Yahudi köyleri inşa ederek dünyanın dört bir yanından getirdiği Yahudileri yerleştiren İsrail hükümetine 'çekilin artık' demek yerine 'yalvarıcı' bir tavırla bildik Amerikan politikalarının dışına çıkamamıştır.
Ama yine de peşinen Nobel Barış ödülüne layık görülmüştü. Dedim ya bizi hep aptal yerine koyuyorlar. Belki de haklılar. 60 yıldır iç ve dış politikada Türkiye'nin başına onlarca çorap ören ABD önderliğindeki NATO, İran'ı hedef alacak ve İsrail'i koruyacak füze kalkanı projesini Ankara'ya zorla kabul ettirmeye kalkışır mıydı?
Hatta 20 Mart 2003'te 'Sezer Suriye'ye gitmemeli' diyerek sömürge valisi edasıyla konuşan ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman durduk yerde ve NATO zirvesinden iki gün önce AK Parti'yi 'devirelim' mealinde konuşur muydu? Amerikalı ve genel olarak Batılıların bize karşı tavrının 'genetik' olduğuna hala inanmayan varsa çeyrek zenci Obama'ya sorabilir.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 7:10 pm

Gül: NATO'nun prestijini biz kurtardık
Paylaş
Haberi Paylaş

Benim Sayfam
Xing


Facebook
Google


MySpace
Twitter


E-posta
Friend Feed








Özgür ALTUNCU - DHA - LİZBON 20 Kasım 2010



Portekiz'in başkenti Lizbon'daki NATO zirvesini değerlendiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “İlkeli pozisyonumuz NATO'nun prestijini korudu” dedi.


Cumhurbaşkanı Gül, zirvenin yapıldığı salondan ayrılırken gazetecilerin sorusu üzerine, “Türkiye'nin temel ilkelerini savunan, prensipli bir tavır takındık. Kim ilkeli prensiplerle hareket ederse sonunda destek bulur. İlkeli pozisyonumuz NATO'nun prestijini korudu, NATO'nun yıpranmasını korudu, herkes bunu gördü. Yani Türkiye aslında NATO'ya savunma örgütü olduğunu hatırlattı ve bir yanlış algılamayı önlemiş oldu. Bütün bunlar sadece Türkiye'nin değil, Türkiye ve ABD arasındaki yakın çalışmaların neticesidir. Bunu da burada söylemek isterim” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, zirvenin son gününde Afganistan ve Rusya ile ilgili yapılan toplantıların “güzel” geçtiğini belirterek, “Zirve sonucunda çıkan bildirilerin yayınlanmasında bizim de katkımız oldu. Ve neticede güzel sonuçlar ortaya çıktı. Tabii burada sadece NATO üyesi ülkelerin toplantısı olmadı. NATO'nun operasyonlarına katılan NATO ile işbirliği içinde olan ülkelerin de devlet başkanları buradaydı. Toplantılar, faydalı ve verimli oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Gül, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı ikili görüşmede “terörü, zirvedeki konuları ve NATO-AB ilişkilerini” konuştuklarını söyledi.

Gül,Azerbaycanlı bir gazetecinin “Türkiye'nin NATO üyesi olarak Azerbaycan'a verebileceği katkılarla ilgili” sorusuna, “Biz her konuda kardeş Azerbaycan'a yardımcı oluruz, bunları konuşarak işbirliği içinde yaparız” yanıtını verdi.

Bu arada Cumhurbaşkanı Gül'ün Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Meedvedev ile yapması öngörülen görüşme, iki liderin program yoğunluğundan kaynaklanan nedenlerle gerçekleştirilemedi.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 7:36 pm

Cüneyt Şaşmaz <cesuryo...@gmail.com>
Tarih: 19 Kasım 2010 19:09
Konu: Füze Savunma Kalkanı Kimi, Neden Savunacaktır?
Kime:


Devlet Başkanı olduğu dönemde konuya ilişkin olarak *Putin* şöyle
konuşmuştu:
*''Eğer tehdidin kaynağı İran ise bu kalkan projesini Polonya ve Çek
Cumhuriyeti'ne yerleştirmenizin bir mantığı yoktur. *
*Zira buraya yerleştirilen bir sistem doğrudan Moskova'yı hedef alır. *
*Eğer siz gerçekten de İran'a karşı bir sistem kurmak istiyorsanız gidin
müttefikiniz olan Türkiye'ye kurun. *
*Çünkü Türkiye hem sizin müttefikiniz ve hem de İran'ın yanıbaşındadır.'' *


Putin'in bu ifadesi ve arkasından Kremlin'in kararlı tutumu ile değişen
bölgesel şartlar Füze Kalkanı Projesi'nin Türkiye'ye doğru yönelmesine sebep
olmuştur.
Bugün bu proje Türkiye'ye, hem de ABD'ye göre reddetmesi çok daha güç olacak
NATO şemsiyesi altında kurulmak istenmektedir.


İran'ın elinde nükleer başlık da taşıyabilecek füzelerin menzillerine
bakıldığında ABD'ye yönelik bir tehdidin olmadığı, AB'nin de ancak bir
kısmını hedeflediği gözlenmektedir.
İran'ın en büyük ticaret ortağının AB olduğu da dikkate alınırsa, İran'dan
AB'ye yönelik fiili bir tehdit sözkonusu değildir.
Öyleyse NATO'nun ve ABD'nin büyük bir acelecilik ve baskı ile Türkiye'ye bu
sistemi kurmasındaki hedef nedir?


Kanaatimce İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik olası bir saldırı hazırlığı
mevcuttur.
Böyle bir durumda İran'ın füze atacağı hedefler ise İsrail ve ABD'nin
bölgedeki askeri üs ve noktalarıdır.
Dolayısıyla da fiilen NATO üyesi olmayan İsrail ve ABD'nin bölgedeki askeri
varlığı Türkiye'yi büyük bir riske sokarak koruması altına verilmektedir.


Türkiye şimdi bir taraftan İsrail'i koruyacak radar sistemi ve füze
rampalarına ev sahipliği yaparak bu ülke ile ilişkilerinin düzeltilmesi ve
diğer taraftan da İran ile son dönemlerde gelişen ilişkilerinin bozulması
hedeflenmektedir.
ABD ve NATO ise ''bir taşla iki kuş vurmaya'' hazırlanmaktadır.


Bu proje ile Türkiye her halükarda kaybeden, ABD ve İsrail ise kazanan taraf
olacaktır.
Çünkü Türkiye'nin bu projeye ''evet'' demesi durumunda da kayıplarımız
olacaktır, ''hayır'' demesi durumunda da kayıplar yaşanacaktır.


Türkiye beklenildiği üzere bu projeye evet derse;
- ABD ile ilişkiler düzelecek, ama İran ve Ortadoğu ile ilişkilerde
sıkıntılar ortaya çıkacaktır.


- AKP'nin komşularla sıfır sorun ve Ortadoğu ülkeleri ile yakınlaşan
ilişkileri çelişkiler yaşayacaktır.
Çünkü burada bir samimiyet sorgulaması ortaya çıkacaktır.
Bir yandan İran ve Suriye'nin tehdit olmadığı vurgusu yapılırken, diğer
yandan da bu ülkelere karşı Füze Kalkanı Projesi'ni topraklarına yerleştiren
Türkiye'nin bölgesindeki politikalarında inanılırlık sorunu ortaya
çıkacaktır.


- İsrail ile kamuoyu önünde iç politika yatırımı ile yapılan bütün gerginlik
süreci de havada kalacaktır.
Çünkü bu projenin aslında İsrail'i korumayı amaçladığı açıktır.


Türkiye'nin projeye ''hayır'' demesi durumunda;
- Batı algısında AKP'nin Türkiye'nin eksenini Ortadoğu'ya kaydırıyor
görüntüsü pekişecek ve Batı'da Türkiye'ye ve hükümete yönelik baskılar
artacaktır.


- Türkiye'nin NATO savunma sistemi dışına itilmesi ve Batı'dan kopma süreci
başlayabilecektir.


- Türkiye'nin terörle mücadelede ABD ile sürdürdüğü süreç zafiyet
yaşayabilecektir.


Görüldüğü gibi projeye evet demenin de hayır demenin de Türkiye'ye olumsuz
sonuçları mevcuttur.
Bu projenin bir tek olumlu yanı belki ifade edilebilir.
Bu da Türkiye'nin kendi ihtiyacı olan *Ulusal Füze Savunma Sistemi*'nin
kurulmasında maliyetler aşağı çekilebilir.
Bu da elbette ki, pazarlıkların nasıl yapılacağına bağlıdır.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 7:50 pm

[quote]Bu projenin bir tek olumlu yanı belki[/quote]

her alınan kararın, o karar çok kötü olsa bile, nihayetinde illa ki içinde bir fayda bulunabilir. Her karar kendi marjinal faydasını beraberinde getirir. Mücerrede bağlantısı, hakikate mutlak aykırı bir şey söylemenin imkansız olduğudur.

İşbirlikçilik ve teslimiyet ruhunu inkar asıldır, işbirlikçilik ve teslimiyet de fayda doğurur demek ise en hafifinden ahmaklık.

İnsan kendi aksiyonuyla mükellef. Doğruyu yapmakla. Sen yaparsın da olmaz, Allah başka taraftan verir, o başka. Doğru karar almak, doğru tavır koymak, doğruyu ifade etmek. İşbirlikçiliği ve teslimiyeti reddetmek. İşbirlikçilik ve teslimiyet yolundan gelebilecek faydayı reddetmek.

Bu vechile, bir şeye karşı olduğuu söylemek, karşı olmak demek değil. Satır aralarında, kelimelarin edasında... Tecavüzcü sapığa saldırmanın dili bellidir. Bu dil yerine, rica etsem tecavüzü bırakın, tecavüz fıkhen yanlış, bak Allah hesap sorar, bedelini ödersin vs cinsinden, bu noktaya çıkacak ifadeler karşı olmak değil, tasdik manasını haizdir. Füze kalkanı, bir proje değil, vatana tecavüzdür, tecavüzcünün ve işbirlikçisinin hükmü de bellidir.

Siyaset, hissetme işidir. Hissetmediğini dile getiremezsin, dilin tutuk kalır. Anti-emperyalizm, emperyalizmi bütün unsurlarıyla bilmek, küfrün kaynağını bilmeyen gerçek imanda olamaz ölçüsüyle baaş başa... Bütün unsurları ve tezahürleriyle bilip, tavır alabilmek. Bilmek ve yapma kaabiliyeti bir arada. Düşmanın ne yaptığını bilirsin de buna akrşılık ne yapacağını bilemezsin. ne yapacağını bilirsin de, yapamazsın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 7:58 pm

ABD, Bayramda bile Müslümanları katletti

Füze Kalkanı, Müslümanları vuracak20 KASIM 2010
CMT 02:00
[-] Normal [+] Haber Tavsiye Et Yazdır Yorum Yaz İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Irak'ta, Afganistan, Pakistan ve Filistin'de milyonlarca Müslümanı katleden Amerika'nın şimdi de Füze Kalkanı Projesiyle kendi suçuna Türkiye'yi ortak etmek istediğini söyledi. Yıldırım, Amerika'nın İslam dünyasının dini bayramı Kurbanda bile saldırılarını durdurmadığını, onlarca Müslümanın katledildiğini belirtti.

İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Portekiz'in başkenti Lizbon'da başlayan NATO liderleri zirvesiyle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. Yıldırım, Irak'ta, Afganistan, Pakistan ve Filistin'de milyonlarca Müslümanı katleden Amerika'nın şimdi de Füze Kalkanı Projesiyle kendi suçuna Türkiye'yi ortak etmek istediğini söyledi. Yıldırım, Amerika'nın İslam dünyasının dini bayramı Kurbanda bile saldırılarını durdurmadığını, onlarca Müslümanın katledildiğini belirtti.

Öldürülen Müslümanların rakamlarını verdi

Yıldırım, "Afganistan'da bayram boyunca süren ABD liderliğindeki NATO saldırılarında 50 insan öldürüldü. Filistin'de bayram boyunca süren ABD destekli İsrail saldırılarında 3 kişi hayatını kaybetti. ABD işgalindeki Irak'ta 50 bini aşkın Müslüman zindanda bayram yaptı. Keşmir'de ABD'nin destek verdiği Hindistan işgalcileri bayram boyunca onlarca Müslümanı gözaltına aldı. Şimdi bu kadar Müslümanı öldüren bir ülkeyle siz masaya oturup ortak savunma anlaşması yapacaksınız. Ve Amerika gelip sizin ülkenizde sırf İsrail'i koruma adına İran'a karşı, Suriye, Ürdün ve Filistin'e karşı Füze Savunma Sistemi kuracak. Yani Müslümanlar Türkiye'nin eliyle vurulacak. Buna Türkiye olarak 'hayır' dememiz lazım. Türkiye, ABD ve İsrail çıkarları için İslam dünyası ile karşı karşıya gelmemelidir" dedi.

"Nasıl ki İncirlik üssünden kalkan uçaklar, Müslümanları vurduysa şimdi Füze Kalkanı projesiyle yine Müslümanlar vurulacak" diyen Yıldırım, şöyle devam etti: "Bu proje bir NATO müttefikini korumak yerine, İsrail'i koruma amacı taşıyor. Hani NATO, kendi üyelerine karşı yapılan bir saldırıya müdahale ederdi. Türkiye'de bir NATO üyesiydi. İsrail'in MAVİ MARMARA gemisinde Türkiye vatandaşlarına yaptığı bu saldırıya neden bir tepki vermedi? Neden bu saldırıyı bertaraf edecek hiçbir girişimde bulunmadı? Polonya ve Çek Cumhuriyeti bu projeye karşı çıktı. Biz de karşı çıkmalıyız. Hükümete sesleniyorum, size yapılan baskının farkındayız. Baskılara boyun eğmeyin, halk olarak yanınızdayız" dedi. Yıldırım, Lizbon'daki toplantının tüm İslam dünyası için kötü bir başlangıç olabileceğine dikkat çekti. Ve şöyle devam etti: "NATO patentli bu teklifle Türkiye'nin önüne getirilmek istenen gerçek anlamıyla koruculuktur. Türkiye uzunca bir süredir ithal tehdit algısıyla şekillenmiş olan NATO'nun füze kalkanı projesini onaylaması yönünde baskı altında tutulmaktadır. Bu durumda ya komşularla sıfır sorun politikasını sürdürecek, ya da bütün İslam dünyasını karşısına alacak, NATO'nun bir piyonu olacaktır. Biz Türkiye'nin komşularını terci etmesini temenni ediyoruz."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 7:58 pm

Ahmedinejad NATO birçok şeyi idrak edemiyor. Hiç kimse İran'a zarar veremez

Ahmedinejad NATO'ya seslendi19 KASIM 2010
CUM 15:39
[-] Normal [+] Dünya Tavsiye Et Yazdır Yorum Yaz "Hazar Denizi'ne Kıyı Ülkeler Zirvesi"ne katılmak üzere Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de bulunan Ahmedinejad, düzenlediği basın toplantısında, NATO'nun füze kalkanı projesine ilişkin bir soruya, "Son yıllardaki tecrübeler NATO'nun kararının yanlış olduğunu gösteriyor" cevabını verdi.

Askeri güç ve ilişkilerin bölgesel ve küresel dengeleri belirlediği dönemlerin geride kaldığını belirten Ahmedinejad, "Şimdiki şartlarda füze savunma sistemleri, atom bombaları işlevselliklerini yitirmiş durumda" dedi.

"Anlaşıldığı kadarıyla NATO'nun sorunu, insani ve kültürel değişimi tam olarak idrak edememesidir" diyen Ahmedinejad, "Onlar bilmeli ki artık halklar uyanmış ve füze kalkanlarıyla düşüncenin önü alınamaz" diye konuştu.

"İran, NATO'yu tehlike olarak görmüyor" diyen Ahmedinejad, "hiç kimsenin İran halkına zarar veremeyeceğini" kaydederek, "NATO'nun hareketlerinin İran için değeri ve önemi yok. İran halkı, bu tür kararları ve girişimleri siyasi gericilik olarak telakki ediyor" dedi.

Ahmedinejad, iki konu hakkında görüşlerini bildirmek istediğini belirterek, birinci konunun dünyaya hakim olan sistemin adaletsizliği olduğunu, Avrupa ve ABD'de yaşayan insanlar arasında dahi ekonomik uçurumların bulunduğunu belirtti.

İkinci konunun Azerbaycan ile İran ilişkileri hakkında olduğunu belirten Ahmedinejad, İran ile Azerbaycan arasındaki ilişkinin, iki dost ve kardeş ülkenin ilişkisinden daha yüksek seviyede olduğunu söyledi.

Dost ülkeler arasında dahi sorunlar yaşanabileceğinin altını çizen Ahmedinejad, iki kardeş ülkenin arasında hiçbir zaman sorun yaşanmayacağına işaret etti. İran Cumhurbaşkanı, Azerbaycan-İran ilişkilerinin sağlam temeller üzerine oturduğunu, iki ülkenin uluslararası kurumlarda da birbirinin menfaatlerini savunduğunu kaydetti.

Ahmedinejad, ABD'de 11 Eylül saldırısıyla ilgili bir soruyu yanıtlarken, bu olaydan sonra bölgenin işgal edildiğini ve bir milyon insanın öldüğünü söyledi. İran Cumhurbaşkanı, "ABD'nin kendisini 11 Eylül saldırısından sonra hem mahkeme, hem sanık, hem de hakim yerine koyduğunu" savundu.

İran'da idam kararlarıyla ilgili bir soru üzerine Ahmedinejad, "ABD'de de idamlar olduğunu, ancak Batının bu ülkedeki idamları görmediğini" kaydetti. Avrupa halkının İran doğalgazını istememesi durumunda tavırlarının ne olacağına ilişkin bir soru üzerine Ahmedinejad, Avrupa'ya doğalgaz satmak için ısrarcı olmadıklarını belirterek, "İran doğalgazının müşterisi çoktur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 8:14 pm

İslam topraklarında Müslümanlara karşı füzeye hayır20 KASIM 2010
CMT 02:50 ALİ HAYDAR HAKSAL MİLLİ GAZETE
[-] Normal [+] Gündem Tavsiye Et Yazdır Yorum Yaz Türkiye'nin başı belâya sokuluyor yeniden. Uzun yıllar Türkiye'nin başının belâsı olan "Çekiç Güç" yıllar yılı bizi uğraştırdı. Erbakan Hoca Başbakan olana kadar bu durum sürdü. Terör örgütünün güçlenmesi, silâhlarla beslenmesi o dönemde oldu. Mevcut iktidarların hiçbiri bu belâyı savmak için hiçbir girişimde bulunmadı, bulunamadı. İncirlik üssünden kalkan helikopterlere ve uçaklara Türk mürettebat zorunluluğu getirilince Çekiç olayı fiilen bitmiş oldu.

Nato üyesiymişiz... Nato, Müslümanlara karşı savaşan bir örgüt artık. Komünizm yok, Kuzey paktı yok. Dünyayı tehdit eden karşı güç yok. Şimdi İslâm, Batı için tehlike ve tehdit oluşturuyor havası var. Bu, 11 Eylül Abede'deki ikiz kulelerin bombalanması onlar için bir dönüm noktası oldu. Zaman zaman Avrupa başkentlerindeki terör olayları da buna eklenince İslâm ve Müslümanlara karşı Batı medyası bir kampanya başlattı.

İran ile İsrail arasında bir gerginlik var. Arap ülkeleri ise sinmiş bir hâlde kabuklarına çekilmiş bulunuyorlar. Bölge'de bir tek İran bu konuda duyarlı. Türkiye politikası hem nalına, hem mıhına vurur bir üslupta. Mevcut iktidar ve gelecekte iktidar olma düşüncesi Türkiye politikacılarını ikiyüzlü bir tutum sergilemeye itiyor. Geçmiş zamanda bu ikiyüzlü politikadan çok çektik. Bugünün iktidarı ise iki arada bir derede bir davranış içinde.

Türkiye seçmeni yüzyıllık bir zaman diliminde asıl dilini yakalamış, Batı politikalarına karşı bilinç kazanmış, artık bir direniş ruhu içine girmişti. Geçmiş zamandan beri gelen İttihatçı geleneğin politikaları artık tutmaz olmuştu. Milli Görüş düşüncesi Türkiye'nin olumlu anlamda evrilmesine neden oldu.

Bu evrilmenin hızını ve önünü kesmek için Milli Görüş geleneğinden gelenlerle yola çıkma süreci yaşatılmış bulunuyor. Bu süreç devam ediyor.

Şimdi, Türkiye Müslümanlara karşı kullanılıyor. Sayın Başbakan'ın Barack Obama ile yaptığı görüşmelerde bir anlaşma üzerinde anlaştıkları kesin. Yalnız bugüne kadar İslâm dünyasının önemli sembollerinden biri hâline gelmiş olması işini zorlaştırıyor. Bunu nasıl izah edeceğinin güçlüğünü yaşıyor.

Batı'nın öncelikli hedeflerinden biri İran. Türkiye ile İran olumlu ilişikleri en duyarlı nokta. İsrail ise sürekli olarak İran'ı hedef gösteriyor. İran'ın terör bağlantıların oluşturmaya çalışıyor.

Batı, Irak'ı istediği düzleme çekmiş, ekonomisine el koymuş durumda. Irak ipotek altında. Afganistan ile Pakistan konusu belli bir düzeye getirilmiş bulunuyor. Artık hedef İran. Etkisiz hâle getirmek için olan girişimler istenilen sonuçları sağlayamadı. İran'ın kendi koşulları ve imkânları, bir de yönetimin duyarlılığı buna fırsat vermedi.

İran'a müdahaleyi en çok Siyonist İsrail istiyor.

İran ise soğukkanlılığını ve kararlılığını sürdürüyor.

Türkiye ise zor durumda ve kararsız. Türkiye bu konuda yelkenleri indirirse Batı'nın, Abede'nin ve NATO'nun işini kolaylaştırır.

Önümüzde seçimler var. İktidar bunu kamuoyuna anlatmakta güçlük çeker. Şu ana kadar iyi bir desteği var. Kamuoyu ise iktidarın kimi olumsuzluklarına bugüne kadar göz yumdu, içine sindirdi. Fakat bu durum öncekilere benzemiyor.

Türkiye tek ses olmalı, kamuoyu sesini güçlendirmeli.

Tabiî Türkiye'nin başında bir Ergenekon söylence belâsı var. Abede ve Batı yanlısı politikalara ve kimi diğer konulara karşı bir muhalefet söz konusu olunca hemen "Ergenekoncu"lukla yaftalanabiliniyor. Bu de ne yazık ki karşılık buluyor. Dünün Ergenekoncuları Abede'nin taşeronluğunu yapıyordu. Bugün ise yeni Amerikancı muhafazakârlar bu işi yapıyor.

Her şey birbirine karışmış durumda. Eskilerin deyimiyle at izi ile it izinin karıştığı bir dönem.

NATO'nan yani Abede'nin Türkiye'ye füzelerinin yerleştirilmesi için yeni bir senaryo sahneye konulabilir.

İktidar ise yarının, yani önümüzdeki seçimlerin, yeni cumhurbaşkanlık seçiminin ve ikbalin hesapları ödün vermeyi kolaylaştırıyor. Bir de Türkiye'nin başında rijit ve jakoben bir Cehepe belâsı duruyorken, iktidarın işi oldukça kolaylaşıyor.


En son AZYA tarafından C.tesi Kas. 20, 2010 8:20 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ   C.tesi Kas. 20, 2010 8:16 pm

[quote]Zaman zaman Avrupa başkentlerindeki terör olayları da buna eklenince İslâm ve Müslümanlara karşı Batı medyası bir kampanya başlattı.[/quote]

Yazarın bu cümlesindeki "terör" ibaresi yerine oturmuyor, idrakleri iğdiş etme saldırısının tesiri gözlemleniyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
FÜZE KALKANI: NATO'DAN ÇIKMAK HAYAT MESELESİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 5 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
 Similar topics
-
» Hakan Şükürün Hayatı
» Rock ın babası Erkin Korayın Hayatı!
» GülÇiNİn HayATı
» Robert Thomas-Pattinson'un Hayatı
» Atatürk'ün Hayatında 19 Sayısının Önemi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Anti-Emperyalist Cephe-
Buraya geçin: