AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Paylaş | 
 

 İRAN-ABD-AKP

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 2611
Reputation: 38
Kayıt tarihi: 28/03/10

MesajKonu: İRAN-ABD-AKP   Paz Ekim 10, 2010 11:48 pm

WINEP Telkini:ABD’nin Dümen Suyuna Girin
Ali Rıza Üçer, Haberler
10 Ekim 2010
WINEP (Washington Yakındoğu Araştırmaları Enstitüsü) Türkiye Araştırma Programı Direktörü Soner Çağaptay, Cumhuriyet gazetesi aracılığıyla kamuoyuna ve ilgililere seslenmeyi sürdürüyor. Çağaptay’ın ilk yazısı “Yeni Kemalizm..”, ikinci yazısı da “Referandum Sonrası Türkiye: Çıkış Avrupa’da” başlıklarıyla yayımlanmıştı.

http://www.ilk-kursun.com/2010/09/yeni-kuresel-kiskac-yeni-kemalizm/

http://www.ilk-kursun.com/2010/09/cikis-avrupada-mi-dediniz/

Önceki yazılarımda da vurguladığım gibi İsrail ve ABD’nin Ortadoğu girişimlerine siyasal ve düşünsel taban oluşturmak üzere kurulan WINEP yetkilisi Çağaptay’ın Cumhuriyet gazetesinin Olaylar ve Görüşler köşesine 5 Eylül’den bu yana üçüncü kez konuk edilmesi oldukça dikkat çekici. Çağaptay’ın 10 Ekim 2010 tarihli “AKP’nin İran Politikası Türkiye’nın Yararına mı?” başlıklı son yazısında ” Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 2002 yılında iktidara geldiğinden beri, Türkiye, Ortadoğu politikasında Tahran gibi rejimlere sıcak bakıyor. Parti, Ortadoğu’da kilit ülke olmanın hayalini kurduğunu söylüyor. AKP, öte yandan da Batı’nın, İran’ın nükleer programına karşı yaptırımlarını desteklemeyi reddediyor ve bu yaptırımları eleştiriyor. Peki Ankara’nın İran politikası, Türkiye’nin ve de AKP’nin Türkiye’yi bölgesel güç yapma politikasının yararına mı?” sorusuna Atlantik ötesinden yanıt veriliyor.

Yazının ana fikri: ABD ile hassas bir dengede sürdürülen dış politikanın başarılı olabilmesi için İran’a nükleer güç olmasını engelleyecek biçimde tavır alınmalı ve Batının nükleer program nedeniyle uyguladığı yaptırımlar desteklenmelidir.Türkiye bölgesel bir güç olmak istiyorsa İran’a karşı cephede ve ABD’nin dümen suyunda olmalıdır.

Çağaptay, AKP, 1639’da Osmanlılar ve Safeviler arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana İran’la Türkiye’nin savaşmadığını öne sürerek, İran’ın nükleer politikasına karşı çıkmayı reddediyor. Oysa ki 371 yıldan beri süregelen bu barış, güç dengesine oturmuş, satranç terimiyle bir pat halidir. İki devlet 1473 Otlukbeli Savaşından itibaren 166 yıl aralıksız savaşmıştır. Bu nedenle Türkiye ile İran’ın dost olması olanaksızdır ve İran nükleer güç olduğu takdirde Türkiye’nin bölgesel güç olma hayali de suya düşecektir, zira o zaman bölgesel güç İran olacaktır. diyor.

Atlantik ötesinin telkinlerinin Irak’ın parçalanma sürecinde Türkiye’ye ne kadar ağır bedellere mal olduğunu yaşayarak görüyoruz. Irak’ın parçalanması domino etkisi yaratıyor. Şimdi sıra İran, Suriye ve Türkiye’ye geliyor. WINEP’in de hararetle desteklediği Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçek amacı ABD’nin güvenlikten sorumlu danışmanı ve önceki Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın 7 Ağustos 2003 tarihli Washington Post gazetesinde yayınlanan yazısında göz önüne serilmişti. Rice, “Transforming The Middle East – Ortadoğu’yu Dönüştürmek.” başlıklı yazısında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Ortadoğu’daki 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini ifşa etmişti.
http://www.iraqwatch.org/government/US/WH/us-wh-rice-wp_oped-080703.htm

Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkesi Mustafa Kemal Atatürk’ün dile getirdiği “yurtta barış, dünyada barış” sözüne dayalıdır. Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 8 Temmuz 1937’de imzalanan Dörtlü Sadabat Paktı şöyledir: Pakta üye devletler bir diğer üye devletin içişlerine karışmayacaktır, sınırların dokunulmazlığı ve güvenliğine sadık kalınacaktır; Ortak çıkarları ilgilendiren uluslararası konularda fikir alışverişinde bulunulacaklardır, taraflar birbirlerine karşı saldırı hareketinde bulunmayacaklar; saldırı hedefini güden bir kombinezona girmeyeceklerdir. Hal böyleyken Türkiye’yi komşusu İran ile boğaz boğaza getirecek Atlantik ötesi telkinlerin Cumhuriyet gazetesinde böylesine hararetle destek bulması düşündürücüdür. Türkiye için yegâne çözüm Türkiye’nin Türkiye’den yönetileceği ulusal bir rotadır. Başkalarının aklıyla bölgesel güç olma sevdasına kapılanlar Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olacaklardır..

Ali Rıza Üçer
İLK KURŞUN

**

Cumhuriyet 10.10.2010

AKP’nin İran Politikası Türkiye’nin Yararına mı?

Soner ÇAĞAPTAY

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 2002 yılında iktidara geldiğinden beri, Türkiye, Ortadoğu politikasında Tahran gibi rejimlere sıcak bakıyor. Parti, Ortadoğu’da kilit ülke olmanın hayalini kurduğunu söylüyor. AKP, öte yandan da Batı’nın, İran’ın nükleer programına karşı yaptırımlarını desteklemeyi reddediyor ve bu yaptırımları eleştiriyor. Peki Ankara’nın İran politikası, Türkiye’nin ve de AKP’nin Türkiye’yi bölgesel güç yapma politikasının yararına mı?

İlk bakışta, AKP’nin Türkiye’yi bölgesel bir güç yapma iddiasında olan dış politika stratejisi Türkiye için olumlu bir gelişme olarak görünüyor. Fakat Türkiye İran’ın nükleer silahlanmasına katkıda bulunursa bölgesel bir güç olamaz. Tam tersine, İran nükleer silahlanmaya devam ederse, Türkiye’nin bölgesel güç olma hayalleri suya düşer ve İran bölgeye egemen olur. Bir başka deyişle, AKP’nin İran politikasıyla dış politika retoriği arasında çok ciddi bir çelişki var.

O zaman AKP’nin dış politikası için iki varsayımda bulunabiliriz. Birincisi, AKP, Türkiye’nin İran ve Batı arasında arabuluculuğa soyunarak bölgesel bir güç olacağını düşünecek kadar naif. Fakat 2002 yılından beri iktidarda olan, 4 seçim kazanmış ve Irak savaşından bu yana ABD ile hassas bir dengeyi sürdürmek gibi birçok zor dış politika konusunda başarılı olmuş olan AKP’yi saf olarak nitelendirmek doğru olmaz. İkinci varsayımsa dile getirilen İran politikasının, gerçekte takip edilen İran politikasından farklı olması. Belki de Ankara, İran’ın nükleer bir güç olmasını gerçekte önemsemiyor.

Ankara’nın İran politikasının görünür açıklaması, Türkiye ve İran arasında yüzyıllardır süren eşit güç dengesini sürdürebilmek. AKP, 1639’da Osmanlılar ve Safeviler arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana İran’la Türkiye’nin savaşmadığını öne sürerek, İran’ın nükleer politikasına karşı çıkmayı reddediyor.

Bu yaklaşım ilk başta mantıklı. Türkiye ve İran arasındaki güç dengesi bölge için istikrar sağlayıcı olabilir. Fakat aynı mantığı takip edersek, Osmanlılar ve Safeviler 1473 Otlukbeli Savaşı’ndan itibaren 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’na kadar 166 yıl aralıksız savaştılar.

İki yüzyıllık savaştan sonra, ekonomik ve askeri açıdan tükenmiş halde daha fazla savaşmanın karşılıklı olarak yok edici olacağını düşünerek savaşa son verdiler. Yani, Türk-İran barışı, bir satranç terimi kullanacak olurasak, siyasi “pat” üzerine inşa edilmiş durumda. AKP, İran politikasıyla işte bu “pat” dengesini korumaya çalıştığını söylüyor. Fakat parti, aslında İran’ın nükleer projesine gizli destek vererek bu tarihi denkliği de sonlandırma riskini öne çıkartıyor. Eğer İran nükleer silahlanmaya giderse bölgeye hâkim olur ve 1639’dan bu yana hiç sahip olamadığı Türkiye’ye kafa tutma gücüne sahip olur. Türkiye-İran “pat”ı sona erer. Her ne kadar AKP, tarihi güç dengesini korumaya çalıştığını söylese de partinin politikaları aslında iki ülke arasındaki 371 yıllık güç dengesini İran’ın lehine bozacak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE



Mesaj Sayısı: 1231
Reputation: 36
Kayıt tarihi: 16/05/09

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Ptsi Ekim 11, 2010 1:45 am

[size=18]Iran AKP-ABD iliskilerinde dikkati ceken en buyuk hususlardan birisi,takiyye uzerine kurulmus bir politikanin yürütülmesi.

ABD AKP ile takiyye icinde politik iliskiler yürütürken,IRAN da ayni sekilde ABD-AKP icin ayni ikiyüzlü politikayi gelistirmekte ve kullanmakta.


IRAN in Lübnan uzerinden dengeledigi Israil karsitligi politikasinda,ABD nin Lübnan da neden bu derece güclü SII yapilanmasina engel olamadigi herzaman sorulmayan sorulardan olmustur.

Iran Lübnan icinde SII gruplari en ust seviyede her alanda desteklerken,ABD nin Lübnan icindeki etkinligi,az olmadigi halde,bu ulkede özellikle Israil sinirinda Sii gruplarin desteklenmesinde, etkisini ortaya koyamamasi, soru isaretlerini barindiran yonlerdir.



[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 2611
Reputation: 38
Kayıt tarihi: 28/03/10

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Ptsi Ekim 11, 2010 3:03 am

Çok çetrefilli bir durum.

İran'ın nükleer güç olmasının Türkiye'nin işine gelmeyeceği doğru.

Bununla birlikte, buna mani olmak için Türkiye'nin emperyalizme destek olması gerektiği tartışılır. Dünya görüşüyle alakalı bir dava. AKP, Türkiye'de emperyalizm için hala dikensiz bir gül bahçesi tesis edebilmiş değil. AKP'ye oy verenlere de anlatamaz İran konusunu. Nihayetinde AKP içerideki bu oy işini de hesaba katmak zorunda. Süreçle birlikte AB-D'nin baskısı daha da artacaktır. AKP'nin mazeretleri de tükeniyor. AB-D'de tükeniyor ki, her geçen dakika aleyhlerine. Bunun yanında İran nükleer faaliyetlerinin AB-D için tehdit oluşturmadığına dair aralarda kendine yer bulabilen haberler.

İran meselesinin, ABD'nin Çin politikasıyla yakın ilişkisi olması. Enerji alanındaki rekabetin gittikçe hemen her sahaya sirayeti ve şiddetlenmesi.

Bütün bunlar, AKP'nin tampon olduğu ve işi bitince de atılacağı yönündeki tebitlerimizi doğrulamaya devam ediyor.

"Tampon"un, "hayız bezi" mânâsına anzaran, AB-D, elinde salladığı bu kanlı bezi, müslümanlara, "kendilerine almaları gereken örnek" olarak gösterirken, İslamcı (!) kanallarda da orkid-molped reklamları vs. aldı başını gidiyor. Bu hayazsızlığın çok canlara malolacağı, çok kanlar akacağı, mahallenin, artık bardağı taşıran son damla olan bu hayasaızlık sebebiyle birbirine gireceği kesin.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
INSAN



Mesaj Sayısı: 892
Reputation: 33
Kayıt tarihi: 17/05/09

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Salı Ekim 12, 2010 1:23 am

[size=18]ABD nin Pakistan daki müdahalesi ve operasyonlarinda temel unsur,Nükleer gucun kontrol altina alinmasi.Bunun icin her yol mesrudur zihniyeti icinde katliamlar suruyor.
Mevcut iktidarin Nukleer gucu kontrol edemeyisi ve Pakistan askeri gucunun elindeki Nukleer guc,ABD acisindan tehdit olarak görülüyor.Tüm Pakistan dengeleri altust edilirken,Hedeflerin arasinda Iran in Pakistan daki nukleer gucle dengelenmek istenmesi.Kontrol saglanirsa, bu tehdit olusacak ve olusturulmus olacak.
IRAN kendi yuzunu Ortadoguya cevirmisken ABD arka bahcede dengelerin dagitilmasi ve kendi kontrolune girmesine calisiyor.

IRAN, bu hamleleri gördugu kesin.Ancak bu hamlelerin icinde, IRAN surekli guclendirilmis hale getiriliyor.Ortadaki insanlar SII siyasetinin icinde,Sunni iktidarlarin olusmasina engel hale getirilerek,Ehli-Sunnete bagli hicbir hareketin ivme almasina imkan tanimamak uzere hamleler yapiliyor.

Islam Dunyasinda,Sii iktidarlarin olusmasi ve guclenmesi,ABD nin isine geldigi kesin.Bu iktidarlarin ,olusturdugu yapilarda,En buyuk seytan diye nitelendirilen ABD ye karsi durusta,Islam dunyasinda Sunni yapida olusan hicbir harekete destek yoktur.Yanibasinda Afganistan in ABD isgalinde olmasi gibi.Irak ta hakeza ayni Tavir.Sunni katliamlarinda ABD ile isbirligi icinde hareket.

Filistin davasinda hakeza ayni.
AKP nin IRAN dan farkli ne siyaseti var diye insan sormadan edemiyor.Kendini hala biryerlere sunarak begendirme ve kabul ettirme derdinde.Memleketi,sundugu yerin adresi,Emperyalizmin kucagi.

AKP tüccar zihniyeti icinde gelistirmek istedigi siyasetin,en AHLAKSIZ yönü.ANADOLU yu pazarlamak istemesidir.Bunuda piskin tavirlarla,Yaman hirsiz ev sahibini bastirir zihniyetiyle yapmak tadir.......[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 2611
Reputation: 38
Kayıt tarihi: 28/03/10

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Salı Ekim 12, 2010 5:22 am

Nükleer Bombanın Kuluçka MakinesiBülent ESİNOĞLUAmerika K.Kore'yi 1950 yılından beri tehdit eder. K.Kore'nin kuruluşunun altmışıncı yılı dolayısı ile mi, yoksaAmerika'nın işine öyle geldiği için mi bilinmez, 1953 yılına aitbirçok " çok gizli doküman" deşifre edilmiş. New York öyle diyor. Bu dokümanlar, altmış yıl önce Amerikalı generallerin K.Kore ve Çin'eatam bombası atma niyetleri ve savaş sırasında yaptıkları tehditlerile ilgiliymiş. Nükleer bomba yüklü Amerikan uçağı defalarca K.Korehava sahasının üzerinde, önemli şehirlerin üzerinde uçmuş durmuş.Geçtiğimiz Nisan ayında, Amerikan Savunma Bakanı K.Kore'ye karşı,nükleer bomba da dâhil tüm seçenekler masada diye açıklamada bulundu. 1950'den beri yükselerek artan Amerika nükleer tehdidi, K.Kore'yekendi nükleer silahını yaptırttı.Gerçeğin bu olduğunu, K.Kore dışişleri bakanı Birleşmiş Milletlertoplantısında söyledi. Bu olgunun doğruluğu açıklanan gizli raporlardan da anlaşılıyormuş. Tao zaman generaller nükleer tehdidin yanlış olduğunu, tehdidin ileride,tehdide maruz kalan devlet tarafından nükleer bomba yapmayazorlayacağını söylemişler. Yani aynı gerçek, hem K.Kore, hem de Amerika tarafından kabulediliyor. Amerika diyor ki, nükleer bomba atma ile tehdit ettik. K.Kore de diyor ki, evet tehdit edildiğimiz için nükleer bomba yapmakzorunda kaldık.Gene 1976 yılında, Amerika'nın Nükleer Tehdit Araştırma Kurumu,Amerika'nın ülkeleri nükleer tehdit altında tutması o ülkeleri nükleerbomba yapımına teşvik eder. Demiş. Bu uyarılara rağmen, yarım asırdır, Amerikan nükleer tehdidi K.Koreüzerinde eksik olmamış. Buna G.Kore'nin tehditleri de ekleninceK.Kore'ye tek tutunacak dal kalmış.Açılan üst düzey çok gizli CIA dokümanlarından şu bilgi de ortayaçıkmış.Eğer 27.7.1953 Çin ile Amerika arasında imzalanan ateş keş antlaşması,yapılmasaymış, Amerika Çin ve Kore'ye de Atom bombası atacakmış. İran /Irak Sekiz Yıl Savaşını da hesaba katarsak, İran yaklaşık 30yıldır, Amerikan tehdidi altındadır. İran'ı savunmaya zorlayanAmerikan tehdididir. Amerikan nükleer tehdidi, nükleer bomba yapımının kuluçka makinesigibi bir işlev görüyor. Çin/Türkiye Hava tatbikatında, F-16'ların kullanılmasına Amerikamüsaade etmemiştir. Daha alt düzey uçaklar ile hava tatbikatıyapılmıştır. Yani Amerika diyor ki, "satın aldığın uçakları sadece benim istediğimyerde kullanabilirsin." Bu cümle, Amerika'dan başka yerden silahalınmaz kafada olan generallerimizin kulağına küpe olsun. Gerçi Kıbrıs Çıkarmasında da buna benzer ambargolar vardı. Ama neçare, biz adam olmadık. Amerika'nın açık kapalı tehditleri somutlaştıkça, siyasi iktidarınekseni kaymasa bile Türkiye'nin ekseni kayacaktır. Bu eksen kayması, iktidardaki güç odaklarına ve AKP'ye rağmenolacaktır. Türkiye de, istese de istemese de, nükleer silah yapmak zorundadır. İnşallah geç kalmamışızdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 2611
Reputation: 38
Kayıt tarihi: 28/03/10

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Salı Ekim 12, 2010 5:25 am

Kısaca söylenecek şu ki, ABD ola ki İran'a müdahale ederse, tarafımız İran.

Bakalım AKP bu kadar net tavır alabilecek mi?

Kaldı ki İran'a benzin satışımız da durdu, bu yönde bir BM kararı olmadığı halde, sırf ABD istiyor diye.

Daha perde gerisinde neler var kim bilir bilinmedik!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 2611
Reputation: 38
Kayıt tarihi: 28/03/10

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Salı Ekim 12, 2010 7:36 am

İRAN’LA ASKERİ İŞBİRLİĞİ Mİ?
| 11 Ekim 2010 Pazartesi 19:49 | Güncelleme: 11 Ekim 2010 Pazartesi 19:49

Türkiye iç siyasetinin yoğunluğu bazı çok önemli haberlerin gündeme girmesini engelliyor. Günlük siyasetin karmaşasında yeterince dikkat çekmeyen önemli bir haber Hürriyet’ten Metehan Demir’ ait.

Metehan Demir’in haberine göre; 20 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Konya’da gerçekleşen Türkiye-Çin ortak askeri tatbikatının yakıtı İran tarafında sağlandı.

Rotası Türkiye olan Çin Hava Kuvvetleri’na ait uçaklar Çin’deki üslerinden kalktıktan sonra Türkiye’ye gelene kadar hem Pakistan’da hem de İran’da yakıt ikmali yaptıar.


ABD ise bu tatbikattan huzursuz olduğunu açıkça dile getirdi. ABD, Türkiye’den bu tatbikata F-16 uçaklarıyla katılmaması özellikle istedi. Türkiye ABD’nin F-16 uçaklarına ait bilgilerin Çin’in eline geçmemesi isteği nedeniyle tatbikata, F-16’lar yerine eski teknoloji F-4 savaş uçaklarıyla katıldı.


Metehan Demir’in ‘bazı kaynaklar henüz doğrulamadı’ notunu düşerek verdiği bilgiye göre; Türkiye önümüzdeki dönemde, ‘terörle mücadele merkezli olmak kaydıyla İran’la bir askeri işbirliği’ gerçekleştirebilir.

Haberin detayları için:
www.hurriyet.com.tr/gundem/16009322.asp
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE



Mesaj Sayısı: 1231
Reputation: 36
Kayıt tarihi: 16/05/09

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Salı Ekim 12, 2010 11:23 pm

[size=18]Ikinci Dunya Savasinda ABD nin kullandigi iki adet Nukleer Bombanin,etkisini ve sonuclarini ABD hala yasiyor.Ortaya cikan Japonya bundan 20 yil oncesinde ekonomide AB-D nin onunde engel olmaya baslamisti.

Uzakdogunun Ekonomik gelismesine,su an icin engel olamasada,ozellikle Cin in ABD yi Borclanmada finanse etmesi,karsilikli dengeler acisindan onemlidir.

IRAN uzakdoguda ortaya cikan diger guc dengeleri uzerine,CIN,Hindistan,gibi,alternatif ulkeler uzerinde destek arayisinda olmustur.Ekonomik anbargoda surekli olarak ABD karsitlari ile Ticari iliskilerini gelistirmis,bazi noktalarda vazgecilmez olmasini saglamistir.AB nin anbargo meselesindeki tavri,surekli menfaatlerine uyan yonuyle gerektiginde,mesru olculerde delinmesini, kendi elleriyle saglamasidir.

IRAN,Sii iktidarini surekli olarak,ayakta tutabilmenin yolunu,düsmanlarini onune koymasiyla basarili olmustur.Ülke ici dengelerin guclenememesi,ic kontrol ve denetimlerin cok fazla olmasindan kaynaklanmaktadir.

ABD nin,AKP iliskilerinde en önemli araci veya kontrolör,Fetullah G. olmustur.Feto nun AKP,ABD iliskilerinde yer almasi,AKP nin Islamci kesime de hitab etmesinden kaynaklanmaktadir.Siyasi uygulama ve anlayista,liberal tavirlariyla,ÖZAL zihniyetinin kaba taklitcisi gibi davranmaktadir.ÖZAL,ABD nin dogrudan destegi ile,Askeri Darbe sonrasi,Önemli dönüsümü,ABD eksenine dönük olarak gerceklestirmesi,RTE nin en özendigi, davranislardandir.

RTE Islamcilara karsi Samimi degildir.Özal, Islamci kesimi dogrudan hedef alan Operasyonlara emir verecek kadar,hem ABD baglisi,hem de verilen vazifeyi yerine getiren bir kukla eridir.
RTE nin konusma ve davranislarinda ikilemde kalmasi,yol ayriminin artik gelmis olmasindandir...[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 2611
Reputation: 38
Kayıt tarihi: 28/03/10

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Çarş. Ekim 13, 2010 2:40 pm

Mühim nokta, RTE, "Ben Özal'ın devamıyım1" diyor.

Özal malum, 1. PPaniik Operasyonu yaptıran işbirlikçi köpek.

Şidi de RTE aynı yolda, Telegram'ı devam ettirmekte.

Biz de şahidiz ki işkenceci köpekler birbirinin devamıdır.

Nitekim, 1. Paniik Operasyonu'nda zamanın İç İşleri Bakanı olan A. Aksu, bu gün de RTE hükümeti içinde özel görevlerle taltif edildi. Hani, "bu iş beni aşıyor" diyen ve K'nn da cevaben, "Aşmanın cima manasına gelmesine nazaran, O'na hak veriyorum!" diyerek, aşılmışlığını tastikleidği adam. Şimdi de Telegram işi AKP'yi, RTE'yi, ve hatta Cumhurbaşkanını aşmaya devam etmekte.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 2611
Reputation: 38
Kayıt tarihi: 28/03/10

MesajKonu: Geri: İRAN-ABD-AKP   Perş. Ekim 14, 2010 3:57 pm

Komşularla sıfır sorun politikasına ne oldu?
14.10.2010 - 08:32 Yazdır Arkadaşına gönder İran ve Rusya başta olmak üzere bütün komşu ülkelerle sıfır sorun politikası uygulandığı söyleniyor ancak yapılan füze savunma sistemi pazarlıkları ABD'nin Türkiye'yi de savaşa hazırlandığının açık kanıtı.

Dün, ABD Savunma Bakanlığı’nın Avrupa ve NATO politikasından sorumlu üst düzey yetkilisi Jim Townsend'in açıklamaları gazetelerde yer aldı. Açıklamada ABD'li yetkili "balistik füze tehditlerinin nereden gelebileceğine baktığımızda, bize göre Türkiye çok fazla ön cephelerde yer alıyor. Dolayısıyla coğrafi açıdan, Türkiye, füze savunma sisteminin bazı bölümlerine ev sahipliği yapmada iyi bir yer olabilir" ifadelerine yer verdi.

Açıklamada ayrıca Türkiye ile görüşmelerin oldukça olumlu geçtiği belirtilerek "Şimdi Ankara bir karar verecek, hem Türkiye’nin rolü konusunda, hem de özellikle, İttifak içinde, füze savunma sistemini bir NATO kapasitesi olarak üstlenmeye dair siyasi kararla ilgili oylama olduğunda Türkiye’nin nerede duracağı noktasında" denildi.

Obama yönetimi planı genişletmişti
ABD'nin bir önceki başkanı George Bush döneminde başlatılan füze savunma sistemi projesinde Çek Cumhuriyeti ve Polonya üs olarak seçilmiş ve projenin İran'dan gelebilecek balistik füzelere karşı olduğu açıklanmıştı. Ancak İran'ın o menzilde bir füzesinin olduğu yönünde hiç bir bilginin olmaması nedeniyle bir çok kişi iki ülkeye yerleştirilecek füze savunma bataryalarının Rusya'ya karşı olduğunu söylemişti.

Ancak 17 Eylül 2009'da Obama, planı değiştirdiklerini ve NATO ile ittifak içinde daha geniş bir bölgeye füze savunma sistemi yerleştirme kararı aldıklarını açıklamıştı.

Türkiye de plan kapsamında
Türkiye'ye de füze kalkanı yerleştirileceği uzun bir süredir konuşuluyor. Bulgaristan ile birlikte Türkiye'ye ABD'nin füze savunma sistemi planı kapsamında X-band radar sisteminin kurulacağı basına yansımıştı.

Radar sistemi dışında Akdeniz ve Karadeniz'de sürekli bulunacak şekilde füze bataryası taşıyan Aegis isimli gemilerin yerleştirilmesi de gündemde.

Planın hedefinde kimler var?
ABD'den yapılan açıklamalar füze savunma sisteminin İran ve Kuzey Kore'den gelebilecek balistik füzelere karşı olduğu yönünde. Ancak Rusya ve Çin'in çevrelenmesi ve baskı altına alınmasının amaçlandığı hemen herkes tarafından kabul ediliyor.

NATO'nun Kasım ayında Lizbon'da düzenleyeceği toplantıda karara bağlanması beklenen proeye göre 28 NATO ülkesine füze kalkanı yerleştirilmesi hedefleniyor.

Japonya, Güney Kore ve Avusturalya'nın da füze kalkanı projesinde isimlerinin geçmesi, bunun dışında ABD'nin Tayvan'a 6.4 milyar $ değerinde füze kalkanı, helikopter ve savaş gemisi satma kararı hedefteki ülkelerin Çin ve Rusya olduğunu gösteriyor.

İsrail'in korunması öncelikli hedeflerden
ABD'nin füze savunma sistemi planında İsrail'in korunması da öncelikli hedef olarak öne çıkıyor. Türkiye ve bazı Arap ülkelerine yerleştirilmesi düşünülen füze kalkanları ile asıl olarak İran'a karşı İsrail'in korumasının hedeflendiği belirtiliyor.

ABD'nin radara yakalanmayan F-35 tipi savaş uçaklarının İsrail'e satışına izin vermesi de ABD'nin olası İran savaşına karşı İsrail'i hazırladığı yönündeki görüşü güçlendiriyor.

Komşularla sıfır sorun politikasına ne oldu?
AKP hükümetinin her defasında İran ve Rusya ile çok iyi ilişkiler kurulduğunu ve hatta Rusya ile ilişkilerin 'stratejik ortaklık' düzeyinde olacağını
açıklaması ile ABD'nin füze savunma sistemi planı içerisinde yer alması açık bir çelişki oluşturuyor.

Rusya'nın bu plana net olarak karşı olması ve füze kalkanı yerleştirilecek ülkelere karşı çok sert yaptırımda bulunacağını açıklaması Türkiye'nin 'sıfır sorun' politikasının uzun sürmeyebileceğini gösteriyor.

Türkiye'nin diğer NATO ülkelerinin ikna edilmesinde önemli rol aldığı yönündeki ABD'den gelen resmi açıklama da Rusya ile ilişkileri bozabilecek nitelikte.

Ortadoğu'nun hamisi olma ve İsrail'e kafa tutma görüntüsünün de ABD'nin ve NATO'nun bu stratejisine olumlu yanıt verilmesi durumunda ortadan kalkması kesin gibi.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Türkiye'ye gelen NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ile bu konunun da görüşülmüş olması muhtemel ve PKK'ye karşı yapılan pazarlıklarda Kasım'daki NATO toplantısının da kullanılmış olma ihtimali bulunuyor.

AKP'nin bu tablo içinde Kasım'daki NATO toplantısında nasıl tavır alacağı ve ne yönde oy kullanacağı merakla bekleniyor.

(soL - Haber Merkezi)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

İRAN-ABD-AKP

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR ::  :: -