AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

  Amerikan Adalet Sistemi Iskenceyi Mesru Olarak Kullanir...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
GÖLGE



Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Amerikan Adalet Sistemi Iskenceyi Mesru Olarak Kullanir...    Cuma Ağus. 06, 2010 5:57 pm



[img]http://www.timeturk.com/images/news/060820101541264847045.jpg[/img]
[size=18]

[color:1211=yellow]
Müslümanların buraya girişi yasak!
[/color]

İsmi Raymond Earl Knaeable olan, 29 yaşında bir Amerikan vatandaşı. Knaeble 2006 yılından beri Kuveyt’e ITT Sistem için çalışıyordu. 2008 yılında Müslüman oldu ve İslam dini hakkında yanlış anlaşılmaları düzeltmek için bir web sitesi kurdu… Bir sınava girmek niyetiyle ABD’ye uçtu. Ve o dakikada havaalanına girişten men edildi. İlginçler zinciriyle dolu bu hikâye, aslında Arap ve İslam dünyasıyla yakın bağları olan eski masal ülkesi bütün Amerikan vatandaşları nasıl bir risk altında olduğunu göstermesi bakımında da çok önemli bir örnek.
[/size]
[size=24][color:1211=orange]

Amerikan Adalet Sisteminin Kaderi

[/color]
[/size]

Lavrence Davidson*[size=18]

28 Haziran 2010 tarihinde CNN.com’da önemli ve trajik bir hikâye yazılıydı. Bu hikâyenin başlığı şöyleydi: “Amerikan ordusu emektarları Kolombiya’da, ‘kötü tuzaklardan uzakta oldukları’ hissi içindeler.”

İsmi Raymond Earl Knaeable olan, 29 yaşında bir Amerikan vatandaşının hikâyesi bu. Knaeble 2006 yılından beri Kuveyt’de, ITT Sistem için çalışıyordu. 2008 yılında Müslüman oldu ve İngilizce konuşanlar arasında din hakkında yanlış anlaşılmaları düzeltmek için bir web sitesi kurdu. İslam’ın barışçıl bir din olduğunu ortaya çıkarmak için çalışıyordu. Son zamanlarda Kuveyt’den Bogot’a, Kolombiya’ya, kendi nişanına katılmak için gitti. Daha sonra, Katar’da bir ITT işine başlamak için, fiziksel bir sınava girmek niyetiyle ABD’ye uçtu. Ve o dakikada havaalanına girişten men edildi. İlginçler zinciri işte tam burada başladı. Knaeble’ye teklif edilen iş geri çekildi ve sonunda kuruşsuz ve köşeye sıkışmış bir durumda Kolombiya’da kalakaldı. Yetkililere neden bu muameleye maruz kaldığını sorduğunda kimse ona bir cevap vermedi. Ama açıktı ki; FBI onun ismini uçağa binmekten men edilenler listesine eklemişti. Bu şekilde o, Kafka’nın ‘Mahkame’sinde ki Josef K.’nın durumuna düşmüştü.

Bu trajedi, Amerikan Adalet sistemi hakkında birçok soru işaretine yol açıyor. Bizim bürokrasimizin uygun adım marş emirleri, özelliklede FBI ve 2010 yılında bir Amerikan vatandaşı olmanın değerinin ne olduğu noktasında. 11 Eylül saldırılarından beri bizim adalet standartlarımızda bir erozyon oluyor. Aslında hakikaten milli hükümetin kendi anayasal kurallarını ihlal ettiği konusunda çok şüphe var. Nitekim hükümetin savı şu; Amerikan vatandaşlarını ve sakinlerini, bir sebep göstermeksizin ‘yasal’ bir mahkeme kararıyla tutuklu tutulabilir. Bu keyfi kararlar avukat-müvekkil ilişkilerindeki hakların sonu olma durumunda. Bu adam kaçırma ve işkence etme hadisesi ABD’yi, dünya çapında terörist operasyonlar yürüten süper güç konumuna düşürüyor. İddiaya göre, bu son pratik askıya alınmış durumda.

Diğerleriyle birlikte böyle politikaların uygulanması, kongrenin ‘uygun adım’ emriyle birlikte, yürürlükte olan hükümetin “hukuki yaptırımlarını” ve “ istihbarat” servislerini dönüştürdü. Bu gizli hukuksuzlukları onaylamak, bu tip bürokrasilerin doğasında var.
Bu biraz kafa karıştırıcı olabilir. Ama gerçek şu ki; böyle gizli servislerin iki değişik kural listesi vardır ve bunlar tam olarak birbirine uyumlu değildir. Bunlardan birisi bürokratlar ve acenteler tarafından uygulanan ve desteklenen kurallardır. Bu kurallar acentelerin (gizli servisler) ve sıradan insanların hareketleriyle alakalıdır. İkincisi ise bürokrasinin kendi kültürünü oluşturan gelenekler bütünüdür.

Bunlar, yılların uygulamalarıyla şekillenmiştir ve beklide gizli servislerin görevlerini etkili bir şekilde yerine getirebilmeleri için yasal olmayan uygulamalara cevaz verebilir. Bu iki farklı kurallar bütünü arasında çekişme vardır ama normal şartlarda hukuk üstün gelmelidir. Üstün gelemediği zaman soruşturma başlatılır ve skandal olur. Bunun sonucu olarak insanlar genelde işlerini kaybederler. Ancak ‘11 Eylül’den sonra, CIA ve FBI gibi gizli servislerin gayrı hukuki faaliyetlerine karşı kasti bir göz yumma var gibi gözüküyor. Hükümet sessiz kalmayı seçmekte ve böylece görevin yerine getirilmesinin önüne hukukun engel olarak çıkmasını önlemektedir. Bush’un Adalet Bakanlığı bu kokuşmuş uygulamaya başladı ve Obama yönetimi de bu örneği devem ettiriyor.

Bunun sonucu olarak sorumuzu sarabiliriz: Mevcut durum altında bir Amerikan vatandaşı olmanın değeri nedir? Raymond Earl Knaeble için bunun cevabı, bunu çok az değeri olması ya da hiçbir değerinin olmamasıdır. Aslında başka herhangi bir ülkenin vatandaşı olması onun için çok daha iyi olacaktı. Ve o bu durumda olan tek kişi değil; Arap ve İslam dünyasıyla yakın bağları olan bütün Amerikan vatandaşları risk altında. Bu insanlar bizim toplumumuzun üyeleri ve mütemadiyen bağnaz kişiler tarafından rahatsız ediliyorlar. Ve görünen o ki; hukuksuzluk içinde olanlar arasında yerel Şerif ofislerinden Göçmen Bakanlığına, FBI’den Dışişleri Bakanlığına birçok kurum var. Durum öyle bir kötü hal aldı ki; Amerikan-İslami İlişkiler Konseyi bir uyarı yayınlayarak, ülke dışına seyahat edecek olan Müslüman ABD vatandaşlarının sürgün edilme riski olduğunu bildirdi. Ve bir uyarı daha; eğer bir Amerikan vatandaşı İsrail-Filistin’e seyahat eder ve işgal altındaki toprakları ziyareti esnasında İsrail askerleri tarafından rahatsız edilirse, kendi ülkelerinin yetkililerinden hiçbir yardım göremeyeceklerdir.

John Locke (1632-1704) tarafından yayınlanan hükümetin Sosyal Anlaşma teorisine göre, hükümet kendi vatandaşlarının haklarını garanti altına almıştır. Buna karşılık olarak da vatandaşlar, bu garanti devam ettiği müddetçe hükümetlerini desteklemek, vergilerini ödemek ve ülkeye sadık olmak gibi yükümlülüklerle mükelleflerdir. O günden sonra bu hakların garantisi hususu genişletilerek anayasal bir güvenceye kavuşturuldu. Bu haklar hala dünyanın dört bir tarafında takdir ediliyor. Son olarak John, eğer hükümet kendi kanunlarına uymazsa ne olacağı konusunda çok netti bir tablo ortaya koydu. Bana 11 Eylül’den beri Amerikan hükümetinin bir kısmı hukukun dışında hareket ediyormuş gibi görünüyor.

Şimdi yazıya ilk başladığımız örnek olan Knaeble ile bitirelim. O yanlışlıkla bu muameleye maruz kalan birisi değildi. “Vatansız bir adam” (A Man Without a Country) filmindeki karakter gibi ABD’ye lanet okuyan ve halkının kötülüğünü isteyen birisi değildi o. Kesinlikle değildi. O hukuksuz Amerikan gizli servislerinin kurbanıydı. “ABD’ye yönelebilecek muhtemel tehlikeleri defetme” görevini yerine getirmek için kurban edilen bir çoklarından birisiydi. Tek açıklaması bu. Bizlere bürokratlar bizim bilmediğimiz şeyi bildikşlerini söylediklerinde buna inanmamız isteniyor. Böylece hayatlarımızı hiç ceza almadan mahvedebilsinler. Açıkçası şu ki, birisi FIA’e, KGB gibi hareket edebileceğini söylemiş.

Bulunduğumuz nokta bu ve bu çok ciddi bir problem. Demokratik hükümetler, kendi hukuklarının düşmanı gibi çalıştırmamalılar. Ama çok korktukları zaman, imkansız olan bir mükemmel güvenlik için hukuğu kurban ediyorlar. Eski meclis üyeleri, yanlarında anayasa kitapçığı ile dolaşırlardı. Merak ediyorum bugün onların mirasçılarından kaç tanesi bu anayasayı okudu. Hadi ümit edelimde eskiler bu anayasayı kendileriyle birlikte mezara götürmüş olmasın.
[/size]
Lavrence Davidson: Pensilvanya’da West Chester Üniversitesin’de Ortadoğu tarihçisidir ve yayınlanmış bir çok kitap ve makalesi vardır.

Bu makale Turgut Alp Boyraz tarafından tercüme edilmiştir.


En son GÖLGE tarafından Salı Mayıs 10, 2011 10:44 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE



Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Amerikan Adalet Sistemi Iskenceyi Mesru Olarak Kullanir...    Paz Nis. 24, 2011 10:51 pm

[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/240420111302517802257.jpg[/img]



Dışişleri: Obama'nın ki Ermeni görüşleri


Dışişleri: Obama'nın açıklamaları Ermeni görüşlerini yansıtan bir yaklaşım.


Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Barack Obama'nın dün yayımladığı mesajla, "Türkler ile Ermeniler arasında ortak tarihlerinin acılı bölümüne ilişkin anlaşmazlıkta, Ermeni görüşlerini yansıtan bir yaklaşım ortaya koyduğunu" açıkladı.

Bakanlıktan bugün yapılan açıklamada, "Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamayı çok sorunlu buluyor ve esefle karşılıyoruz" denildi.

"İç siyaset kaygılarıyla yapılan bu tür açıklamalar, Türkler ve Ermenilerin adil hafızaya ulaşmalarını zorlaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır" denilen açıklamada, şöyle devam edildi: "Tartışmalı tarihi olayları seçici bir adalet duygusuyla yorumlayan tek yanlı açıklamalar gerçeğin anlaşılmasını engellemektedir."

Açıklamada, "ABD'den beklentimiz, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini ve tarihi boyuta ilişkin çalışmaları zorlaştırması değil, kolaylaştırmasıdır. Tarihi acılar arasında taraf tutan bu tür açıklamalar, barışa ve halkların ortak geleceğine hizmet etmemektedir" ifadelerine yer verildi.

Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, "Güncel siyasi çıkar hesaplarıyla tarihin yazımına yapılmaya çalışılan tüm müdahalelere rağmen, adil hafızaya ulaşma çabalarımızı ve Ermenistan ile ortak geleceğimizi bu zeminde inşa etme kararlılığımızı sürdüreceğiz" denildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE



Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Amerikan Adalet Sistemi Iskenceyi Mesru Olarak Kullanir...    Salı Mayıs 10, 2011 10:46 pm




[img]http://www.dw-world.de/image/0,,3778440_1,00.jpg[/img]
[size=24]
İşkenceci ajanlara Obama zırhı [/size]

ABD Başkanı, Bush döneminde kullanılan ve insan hakları örgütleri tarafından işkence olarak görülen soruşturma tekniklerini açıkladı. Ancak Obama, bu teknikleri uygulayan CIA çalışanlarının yargılanmayacağını söyledi.



“Şimdi yüzleşme (düşünme) zamanı, cezalandırma zamanı değil”



Bu sözler, Bush döneminde CIA tarafından uygulanan ve işkenceye varan soruşturma İnsan hakları savunucularının, waterboarding uygulamasını protesto ettikleri gösterinden görüntü.
tekniklerini kamuoyuna açıklayan ABD Başkanı Barack Obama’ya ait. İnsan hakları savunucularının, waterboarding uygulamasını protesto ettikleri gösterinden görüntü.



2001 yılından bu yana terör zanlılarına karşı uygulanan tartışmalı sorgu teknikleri, ABD Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan belgelere dayanıyordu. Bugüne kadar gizli tutulan ve ilk kez Obama’nın tarafından açıklanan belgelerde, CIA ajanlarına, hangi tekniklerin işkence oluşturmadığı anlatılıyordu.



Başkan Obama, 2002 ve 2005 tarihlerine ait bu belgeler üzerinde gizliliği kaldırırken, bu adımın 'tarihin karanlık ve acı dolu bir dönemiyle' yüzleşmeyi sağlayacağını söyledi.

CIA görevlilerini korudu


Amerikan Başkanı Obama, yaptığı açıklamada, terör zanlılarına işkence yapmakla itham edilen CIA görevlilerine ise sahip çıktı ve bu kişiler için soruşturma açılmayacağı güvencesi verdi. Obama yazılı açıklamasında, “Görevini adalet bakanlığının talimatlarına sadık kalarak yürüten hiç kimseyi cezai kovuşturma beklemiyor” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanı Eric Holder konuya ilişkin açıklamasında, Bush döneminde, waterboarding gibi işkence tekniklerinin sorgu yöntemi olarak kullanılması nedeniyle hiç bir dava açılmayacağını söyledi. Eski hükümetin kanunları yorumlama biçimi gerekçe gösterilerek CIA görevlilerini bugün mahkeme önüne çıkarmanın haksızlık olacağını dile getiren bakan, CIA çalışanlarına karşı ülke içinde ya da dışında bir yargı süreci başlatılması halinde, Amerikan yönetiminin görevlilerin arkasında olacağını kaydetti.

Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı’nın 2002 yılında yayımlanan yönergesinde, mağdurda boğulma hissi yaratan “waterboarding” yöntemini işkence olarak nitelendirilmiyor. CIA görevlileri, Bush’un başkanlık döneminde, terör zanlılarının sorgulanması sırasında bu tekniği kullanmakla suçlanıyor. Bu yöntem Cenevre Konvansiyonu'nda işkence olarak kabul ediliyor.

Obama’nın verdiği söz



ABD Başkanı Obama, seçim kampanyası sırasında, “Bence, ‘waterboarding’ bir işkence ve benim döneminde işkence yapılmayacak" sözü vermişti. Obama seçim kampanyası sırasında hukukun üstünlüğünü savunmuş ve geçmişte yaşanan insan hakları ihlallerinin incelemeye tabi tutulacağı mesajını vermişti:

“Sorgu, soruşturma ve tutuklama konularını nasıl ele almamız gerektiğini inceliyoruz. Tabii ki geçmişteki uygulamaları da değerlendiriyoruz. Benim için geçerli olan şudur: Hiç kimsenin konumu yasalardan daha üstün değildir"

Sivil toplumdan tepki

Barack Obama’nın, tartışmalı soruşturma yöntemlerini kullanan CIA görevlileri hakkında soruşturma açılmayacağı açıklaması, insan hakları savunucularının tepkisini çekti. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) Obama’nın tutumunu eleştirdi. Birlik, bir suç işlenmişse bunun sorumlularının yargı önüne çıkarılması gerektiğini savunarak, kanunların siyasi iradeye bağlı olarak uygulanamayacağını vurguladı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Amerikan Adalet Sistemi Iskenceyi Mesru Olarak Kullanir...    

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Amerikan Adalet Sistemi Iskenceyi Mesru Olarak Kullanir...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Türk Olarak Doğdum,Türk Olarak Ölürüm
» Ekin TÜRKMEN [ röportaj ]
» DoksanÜç Harbİve Genel Olarak Muhacirlarin Yasadiklari
» COCUGUN KULAGINA EZAN VE KAMET OKUMAK GEREKIRMI?
» Kış Masalı Dizisi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: DÜNYA :: EMPERYALİZM :: ABD-
Buraya geçin: