AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2
YazarMesaj
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: ABD'den Ordu'ya, 'Balyoz' Saldırısı...   Ptsi Şub. 22, 2010 9:45 pm

Konunun ilk mesajı :

[color:2f8e=orange][size=18]ABD,den Orduya, 'Balyoz' baskını ...[/size]
[/color]



[color:2f8e=red]

[size=24]
Paşalara 'Balyoz' baskını [/size]


[/color]

İSTANBUL - 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, 27 subay ve 1 astsubay'ın da araların da bulunduğu 49 asker gözaltına alındı. Gözaltıların, MGK toplantısı ve Başbuğ'un ses kaydının yayınlanmasının ardından gelmesi dikkat çekti. Başbuğ, operasyondan dolayı Mısır ziyaretini erteledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı, 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'da yapılan operasyonlarda önce CD daha sonra bavul içinde Ergenekon savcılarına teslim edilen Balyoz Eylem Planı ile ilgili belgelerde adı geçen askerlerden 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, 27 subay ve 1 astsubay'ın da araların da bulunduğu 49 asker gözaltına alındı.

İstanbul merkezli operasyonda eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, eski 1.Ordu Komutanı Çetin Doğan, eski 1.Ordu Komutanı Orgeneral Ergin Saygun, emekli Orgeneral Engin Alan, emekli Orgeneral Ayhan Taş, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Emekli Oramiral Feyyaz Öğütçü, Koramiral Lütfi Sancar, emekli Korgeneral Ayhan Poyraz, emekli Korgeneral Mustafa Çalış, emekli Korgeneral Yavuz Yalçın, emekli Tümamiral Özer Karabulut, emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, emekli Deniz Kurmay Albay Ümit Özcan, emekli Albay Emin Küçükkılıç, emekli Albay Kubilay Aktaş ve emekli Albay Ahmet Metin Dikici'nin de aralarında bulunduğu en az 49 asker evlerinde yapılan aramaların ardından gözaltına alındı.

[color:2f8e=red]
SORGULAR İSTANBUL’DA YAPILIYOR[/color]


Ankara'da 20 ayrı noktada polis arama yaptı ve operasyona İstanbul Terörle Mücadele ekipleri de katıldı. Ankara'dan gözaltına alınan İbrahim Fırtına'nın da aralarında bulunduğu 7 kişi ile İzmir'den alınan emekli Albay Ümit Özcan ile adı açıklanmaya emekli bir tuğgeneral de sorgulanmak üzere İstanbul'a götürüldü. İzmir'de gözaltına alınan eski Güney Saha Komutanı Koramiral Lütfü Sancar ile Bursa'daki evlerinden alınan Albay Ahmet Metin Dikici ile Engin Alan ise İstanbul'a götürülmedi. Sorguları İzmir ve Bursa'da devam etti.

[color:2f8e=red]
ÇETİN DOĞAN DA ALINDI
[/color]

Balyoz Eylem Planı'nda imzası olduğu belirtilen emekli Orgeneral Çetin Doğan ve eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi(SAREM) Başkanı emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli'nin İstabul'daki evleri de arandı. Çetin Doğan, evindeki arama haberi ajanslardan flaş haber olarak geçtiğinde bir tv'de canlı yayına katılarak ''Evimizde arama yok. İddialar hayal mahsulü" demişti. Ancak 1-2 saat içinde Doğan'ın evinde de arama başladı. Aramanın ardından Doğan'ın da gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü bildirildi. Ancak, Doğan'ın avukatı, sadece arama kararı olduğunu ve gözaltı kararı olmadığını seyleyerek, Doğan'ın gözaltına alınmadığını söyledi. Fakat daha sonra yeni bir gözaltı kararı alındı. Doğan'ın gözaltına alınacağı duyuruldu. Doğan'ın Bodrum'da bulunan villasında da arama yapıldı.
[color:2f8e=red]

MEHMETÇİK VAKFI DA ARANDI
[/color]

Ayrıca Tanyeli'nin İstanbul Temsilciliği'ni yaptığı Mehmetçik Vakfı'nın Kadıköy'deki binası da arandı. 8 kişilik ekip tarafında 6 saat yapılan aramada medyanın çekim yapması engellendi. Buradan alınan belgeler incelenmek üzere götürüldü.

[color:2f8e=red]
HARP AKADEMİLERİNDE HAREKETLİLİK[/color]


Harp Akademileri 2. Nizameyesi'nde de olağanüstü bir hareketlilik yaşandı. Saat 11.00 sıralarında içinde sivil giyimli polislerin bulunduğu 1 cip, 1 otomobil ve 1 panelvan araç nizamiye kapısına geldi. Araçlar bir süre içeri alınmadı. Ardından araçlardan inen sivil giyimli polislerin askerlerle konuştukları görüldü. Asker ve polisler arasındaki görüşme yaklaşık 10 dakika sürdü. Ardından araçtan inen sivil giyimle polisler yürüyerek nizamiyeyi geçti ve içeri girdi. Polislerin indiği araçlar manevra yaparak geriye döndü. Bu arada bir askeri yetkili, hareketliği görüntüleyen gazetecilerden görüntü kaydetmemesini istedi, içerdeki hareketlilikle ilgili bilgisi olmadığını söyledi.

[color:2f8e=red]
BAŞBUĞ MISIR ZİYARETİNİ ERTELEDİ
[/color]

Yürütülen operasyon nedeniyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ bugün çıkacağı Mısır ziyaretini iptal etti.

[color:2f8e=red]
ERDOĞAN NOTLA ÖĞRENDİ[/color]


Gözaltıların yaşandığı saatlerde Başbakan Recep T. Erdoğan İspanya'nın başkenti Madrid'deydi. Erdoğan, 'Yeni Ekonomi Forumu' tarafından düzenlenen kahvaltıda konuşurken kendisine bir not uzatıldı. Notu uzun uzun inceleyen Erdoğan, konuşmasına kaldığı yerden devam etti. Erdoğan gazetecilerin sorusu üzerine gözaltılarla ilgili olarak, "Güvenlik teşkilatlarımızın gerçekleştirdiği bir operasyondur ve 40'ı aşkın kişi gözaltına alınmıştır. Olay yargı ile ilgilidir ve yorum yapmam doğru değildir" dedi. Gözaltıların sonucunda ne olacağını bilmediğini belirten Erdoğan, "Yargı olayları değerlendirecek. Biz de sonucu öyle göreceğiz" yorumunu yaptı.

[color:2f8e=red]
ATALAY 'TAKİP EDİYORUM' DEDİ

[/color]
Erdoğan ile birlikte Madrid'de bulunan İçişleri Bakanı Beşir Atalay da gazetecilerin konuya ilişkin ısrarlı soruları üzerine, "Takip ediyorum, bilgi veriyorlar" dedi.
[color:2f8e=red]

ARINÇ CANLI YAYINDA KONUŞTU

[/color]
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CNN Türk'teki ''Tecrübe Konuşuyor'' programına katılarak Cengiz Çandar ve Hasan Cemal'in sorularını yanıtladı. Arınç, ''Ben bugün yapılan bu gözaltıları ve arkasından gelecek olan hukuk sürecini Türkiye'nin iyi takip etmesi gerektiğini düşünüyorum'' dedi.

[color:2f8e=red]
GÜL 'KUVVETLER AYRILIĞI' DEDİ[/color]


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise konuya ilişkin soruları Sinop Valiliği ziyareti sırasında yanıtladı. Gül, "Bu konuda bir şey söylemem. Kimse de bir şey söylememeli. Yargı, yürütme, yasama kuvvetler ayrılığı prensibini hepimizin hatırlaması gerekir" ifadelerini kullandı.

[color:2f8e=red]
BALYOZ EYLEM PLANI[/color]


Balyoz Eylem Planı, Taraf gazetesi üzerinden deşifre edilmişti. Planın altında emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın imzası vardı. Darbe planının altında "Çarşaf", "Sakal", "Oraj" ve "Suga" adı verilen planlar olduğu, bu planlara göre Beyazıt ve Fatih camilerinde bombalı saldırılar düzenleneceği, Ege'de Türk jeti düşürüleceği ve AKP'nin aciz gösterilmeye çalışılacağı öne sürülmüştü. Genelkurmay Başkanlığı ise, iddialara karşı sert çıkmış, "1'inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen Plan Seminerine ilişkin çeşitli iddialar ve değerlendirmeler medyada yer almaktadır. Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programında bulunmaktadır" açıklamasını yapmıştı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da, iddialarla ilgili olarak, "Türk ordusunun da bir sabrı var" açıklamasında bulunmuştu.

[color:2f8e=red]
DARBE YARGILAMASINDA CİDDİ EŞİK[/color]


Ergenekon davası kapsamında gözaltına alınan emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ile emekli Oramiral Özden Örnek 5 Aralık 2009'’da Ergenekon savcılarına ifade vermiş ve serbest bırakılmıştı. Gözaltına alınan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun 5 Kasım 2007’'deki Başbakan Erdoğan-ABD Başkanı Bush görüşmesinde Başbakan'a eşlik etmişti. Emekli Orgeneral Çetin Doğan'’ın 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı sırasında Balyoz Darbe Planı'’nı hazırladığı ortaya çıkmış, Doğan bunu yalanlamıştı. İşte gözaltına alınan komutanların özgeçmişleri:
[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORGENERAL ERGİN SAYGUN:[/color] 1946 yılında İstanbul’da doğdu. 1966 yılında Kara Harp Okulu’'ndan, 1967 yılında Topçu ve Füze Okulu’'ndan mezun oldu. 1978 yılında Kara Harp Akademisi’'ni de bitiren Saygun, kurmay subay olarak Genelkurmay Strateji ve Plan Dairesi'nde Proje Subaylığı görevi yürütürken, İngiltere Kraliyet Kara Kurmay Koleji'ni de bitirdi. Kara Harp Akademisi öğretim üyeliği, Brüksel’'de Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı’nda Kara Plan Subaylığı, Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü, 6'’ncı Piyade Tümeni’'nde Piyade Tabur Komutanlığı, 3. Kolordu Harekat ve Eğitim Şubesi ve 1’'inci Ordu Plan Harekat Şubesi Müdürlüğü, Kara Kuvvetleri Genel Sekreterliği ve Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanlığı görevlerini yürüten Saygun, 1993 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek bu rütbede Belçika’da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı’'nda Lojistik ve İntikaller Daire Başkanlığı ile 14'’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı görevlerinde bulundu, 1997 yılında tümgeneralliğe terfi etti. Genelkurmay Strateji Daire Başkanlığı, 4'’üncü Kolordu Komutan Yardımcılığı ve 1’'inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı görevlerini yürüten Saygun, 2001 yılında korgeneralliğe terfi etti. Saygun, 3'’üncü Kolordu Komutanlığı ile Belçika'’da Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı görevlerinde bulundu, 2005 yılında orgeneralliğe terfi etti. Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı ve Genelkurmay 2'’nci Başkanlığı görevlerinin ardından 2008 yılı atamalarında 1’'inci Ordu Komutanlığı’'na atandı. Orgeneral Saygun, 30 Ağustos 2009’'da emekliye ayrıldı. Saygun, 5 Kasım 2007’'de ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesinde Başbakan Recep T. Erdoğan'’a eşlik etmişti. Saygun, 5 Kasım 2007’den sonra ABD’li generaller ile PKK’ye karşı yapılacak faaliyetlerin eşgüdümünü sağlamıştı.

[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORGENERAL İBRAHİM FIRTINA:[/color] Halil İbrahim Fırtına, 1941 yılında Ordu’'da doğdu. 1962'’de Hava Harp Okulu'’ndan, 1964’te Uçuş Okulu’'ndan mezun olan Fırtına, Hava Kuvvetleri’'ne bağlı çeşitli birliklerde 1970 yılına kadar filo kol uçuculuğu yaptı. 1972’'de Hava Harp Akademisi’'ni bitiren Fırtına, kurmay subay olarak 9. Ana Jet Üs Komutanlığı 192. Filo Kol Uçuculuğu ve Eğitim Subaylığı, Hava Harp Akademisi öğretim üyeliği, 8. Ana Jet Üs Komutanlığı 184. Filo Komutan Vekilliği, Bonn Hava Ataşeliği, Hava Kuvvetleri Personel Eğitim Dairesi Meslek Geliştirme Kurslar Şube Müdürlüğü, 4. Ana Jet Üs Harekat Komutanlığı görevlerini yürüttü. 1989 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek, 4. Ana Jet Üs Komutanlığı ve Washington Silahlı Kuvvetler Ataşeliği görevlerinde bulunan Fırtına, 1993'’te tümgeneralliğe terfi etti. Tümgeneral rütbesiyle Hava Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı ve 1. Taktik Hava Kuvveti Komutan Yardımcılığı görevlerini yürüttü, 1997 yılında korgeneralliğe yükseldi. Korgeneral rütbesiyle Harp Akademileri Komutan Yardımcılığı ve Hava Harp Akademisi Komutanlığı, 1. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı ve 6. Birleşik Hava Harekat Merkezi (CAOC) Komutanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 30 Ağustos 2001 tarihinde orgeneralliğe yükseldi ve Harp Akademileri Komutanlığı'’na getirildi. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’'na 30 Ağustos 2003’'te atanan Orgeneral Fırtına, 30 Ağustos 2005 tarihinde emekliye ayrıldı. 5 Aralık 2009’'da Ergenekon savcılarına “şüpheli” sıfatıyla ifade veren Fırtına, “"Bir darbe suçlaması kapsamı içerisinde bana soru yöneltilmesini üzüntü ile karşılıyorum ve reddediyorum. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven isimli planlama faaliyetlerini ise emekli olduktan sonra basından öğrenmiş bulunmaktayım. Görev yaptığım dönem içerisinde böyle bir çalışma grubundan ve planlama faaliyetlerinden bilgim yoktur”" demişti. Darbe günlükleri ve belgelerinde Fırtına'nın darbe arayışları detaylarıyla anlatılmıştı.


[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORAMİRAL ÖZDEN ÖRNEK:[/color] 1943 yılında İzmit'te doğan Özden Örnek, 1964 yılında Deniz Harp Okulu’n'dan mezun olarak donanmaya katıldı. 1967-1969 yılları arasında ABD'’de Iisansüstü öğrenimini yapan Örnek, 1975 yılında Deniz Harp Akademisi’'nden, 1982 yılında da ABD Deniz Komuta Koleji’'nden mezun oldu. 1982-1984 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı'nda Harekat Şube Müdürlüğü, 1984-1986 yılları arasında da Washington Deniz Ataşeliği görevlerinde bulunan Örnek, 30 Ağustos 1988’'de tuğamiralliğe yükseldi. 1988-1989 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Teşkilat Daire Başkanlığı ve 1989-1990 yıllarında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini yürüten Örnek, 1990-1992 yılları arasında da NAVSOUTH/Napoli’'de görev yaptı. 1992 yılında Tümamiralliğe terfi eden Örnek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı görevlerinde bulunmuş. 1994-1995 yıllarında Hücumbot Filosu Komutanlığı, 1995-1996 yılları arasında da Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunan Örnek, 30 Ağustos 1996’'da koramiralliğe terfi etti. Örnek, 1996-1997 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı, 1997 -1999 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini yürüttü, 1999-2001 arası Kuzey Deniz Saha Komutanlığı görevini yaptı. Örnek, 30 Ağustos 2001’'de Oramiralliğe terfi ederek Donanma Komutanlığı’'na atandı, 30 Ağustos 2003 ile 20 Ağustos 2005 tarihleri arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevini yaptı. 2007 yılında Nokta dergisinin açıkladığı ‘darbe günlükleri’yle gündeme gelen emekli Oramiral Özden Örnek, günlüklerin kendisine ait olmadığını iddia etti. Örnek, Ergenekon savcılarına 5 Aralık 2009’'da emekli Orgeneral Aytaç Yalman ve emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ile birlikte “şüpheli” sıfatıyla ifade vermiş ve serbest bırakılmıştı.
[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORGENERAL ÇETİN DOĞAN:[/color] Çetin Doğan, 1940 yılında Trabzon’'un Maçka ilçesinde doğdu. 1960 yılında Kara Harp Okulunu tamamlayan Çetin Doğan, 1961’'de Topçu Okulu'nu bitirdi. Doğan 1987 yılında tuğgeneral rütbesine yükseldi. Genelkurmay Komuta Kontrol Daire Başkanlığı, 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı, Genelkurmay Plan Harekat Daire Başkanlığı, 4. Kolordu Komutan Yardımcılığı, 1. Mekanize Tümen Komutanlığı, Genelkurmay Harekat Başkanlığı ve Jandarma Asayiş Komutanlığı görevlerini yürüten Doğan, 1999’'da orgeneralliğe terfi ederek Ege Ordu Komutanı oldu. 2004 yılında 1. Ordu Komutanı iken emekli oldu. Emekli Orgeneral Doğan'’ın 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı sırasında Balyoz Darbe Planı’'nı hazırladığı ortaya çıkmıştı. Doğan ise bunun sadece jenerik senaryo çalışması olduğunu savunmuştu.

[color:2f8e=red]
2002-2004 KOMUTA KADEMESİ [/color]


"Balyoz Darbe Planı" ile ilgili başlatılan soruşturma kapsamında başlayan operasyonla birlikte 2002-2004 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı komuta kademesinde yer alan üst düzey yetkililerinin tamamı yargı karşısına çıkmış olacak.

Ergenekon operasyonu ve "Balyoz Darbe Planı" ile ilgili başlayan operasyonla birlikte Genelkurmay Başkanlığı'nın 2002-2004 yılları arasında görev yapmış olan kuvvet komutanları yargı karşısına çıkmış oldu. Ergenekon operasyonun başlamasının ardından 'Ayışığı' ve 'Sarıkız' Darbe Planları ile ilgili olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Ergenekon Savcılarına ifade vermişti. Özkök, 2009 Nisan ayında darbe planları ile ilgili olarak İzmir Adliyesi'nde Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar Zekeriya Öz ve Fikret Seçen'e 8 saat boyunca ifade verdi.

[color:2f8e=red]
ERUYGUR VE TOLAN ERGENEKON’DA
[/color]

Ergenekon operasyonun başlamasının ardından dönemin kuvvet komutanlarından Şener Eruygur gözaltına alınarak tutuklandı. Emekli Jandarma Genel Komutanı Eruygur, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığı yaptığı dönemde gözaltına alındı. Eruygur, 5 Temmuz 2008'de tutuklandı. Hafızasını ve okuma yazma yetisini kaybettiği ileri sürülen Eruygur, 22 Ağustos'ta sağlık gerekçesi ile tahliye edildi. Ergenekon operasyonu kapsamında dönemin orgenerallerinden 1. Ordu komutanlığı da yapan Hurişt Tolon da 5 Temmuz 2008'de tutuklandı.

[color:2f8e=red]
'DARBE GÜNLÜKLERİ İÇİN İFADE
[/color]

Darbe hazırlığı yapıldığı iddia edilen 2003-2004 döneminde görevde olan eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ve "Darbe Günlükleri"ni yazdığı öne sürülen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara 6 Aralık 2009'da ifade verdi. Üç komutan saatler süren ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Örnek ve Fırtına Balyoz Darbe Planı ile ilgili başlatılan soruşturmada bugün tekrar gözaltına alındı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Şub. 13, 2011 12:49 pm

Balyoz adı verilen ve Orduyu hedef alan son saldır ile yüzden fazla askrein esir edilmesinin ne manaya geldiğine dair:


Faşizm, Amerika’nın Rahat Döşeğidir



Bülent ESİNOĞLU



Yer altı ve yer üstü kaynaklarının, tekeller eliyle, yabancı güçlerin eline geçmesine emperyalizm denir.



Bu cümle deneylerle, gözlemlerle kanıtlanmış, bilimsel bir cümledir. Cümlenin orası burası değiştirilebilir gibi görünse de, esas itibari ile insanım diyen herkesin, kabul etmesi gereken bir ifadedir.



Emperyalizmin uzantısı görevli kişiler, ömürlerini bu cümlenin yanlışlığını, halklara anlatmakla geçirir.



Ama nedense, iki yüz yıldır anlatamadılar.



Uygulamaya dönersek.



Emperyalist tekellerin, ekonomik kurumları, üretim tesislerini ele geçirmesi, ulusal pazarı istediği gibi kullanması yeterli değildir.



Ulusal pazarın emperyal güçler tarafından kullanılmasının, sürdürülebilir olması, onlar için vazgeçilmez ilkedir.



Amerika ve Avrupa Türkiye’deki veya başka sömürgelerindeki bankalarını ve ortaklıklarını ayakta tutabilmelidirler ki, kendi ülkesindeki halklara senede 40 bin dolar gelir temin edebilsin. Kendi tekellerini ayakta tutabilsin.



Amerika ve Batı elde ettiği kazanımları sürdürülebilir kılması için kazanımlarını kurumsallaştırması gerekir.



Bu kurumsallaşmada, parçalı ve güçsüz yapılar onlar için elverişli yapılardır.



Parçalı yapı, büyük kurumsal yapıların küçültülmesini gerektirir. Bunun içinde yürürlükte olan rejim ve kurumların değiştirilmesini gerektirir.



Kazanımlarını bu noktaya getirmiş emperyal güç, dirençle karşılaşmaya başlar. Onun için tek yol faşizmdir.



Son tahlilde, emperyal güçler, sömürdükleri ülkelerde faşizme mecburdurlar.

Amerika’nın hep diktatörleri destekliyor olması bundandır.

Emperyalizm(Amerika’nın) Ordu Sorunu



Emperyalizm için milli ordu daima sorundur. Ticari ve ekonomik bir kuruluş olmadığından, çalışanlarının ömür boyu ülke savunması için eğitilmiş ve bu yönde belirlenmiş olması dolayısı ile dönüştürülmesi zordur.



Hatta milli ordu olmasa, emperyalizme bağımlı bir ordu bile olsa, ordu emperyalizm için sorundur. Kendisinin dışında, her an hükmetme gücü olan, her an halkı arkasına alarak emperyalizme başkaldırma tehlikesi olan silahlı bir kuruluş istemez.



Dönüştürülmesi ve tam olarak ele geçirilmesinin zor olduğu dönemlerde, başka güçler kullanılarak zayıflatılır. Edilgenleştirilir.



Ama emperyalizm için buda yetersizdir. Çünkü kendi dışında silahlı bir organ orada durmaktadır. Emperyalizmin zaafını kollamaktadır.



Böyle olmasa bile emperyal güçler böyle düşünürler.



Özetler ve tekrar pratiğe dönersek; edilginleşen ordunun üzerine emperyal güçler daha ağır saldırılar yapmaya devam edecektir.



Bu süreç, ordunun karşısına yeni bir emperyal ordu kurana dek devam eder.



Ne zaman ki, Mısır’daki gibi, Kurtuluş Savaşında olduğu gibi halk buna hayır derse, orada hesaplar değişmeye başlar.



Yaşadığımız faşizm, Amerika’nın ülkemizdeki işbirlikçilerini kullanarak uygulanan faşizmdir.



Emperyalizmin olduğu yerde faşizm kaçınılmazdır.



Faşizmler de, seçimlerle değil, halk devrimleri ile çözülen durumlardır.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Ptsi Şub. 14, 2011 6:15 pm

İşte Balyoz'un sapır sapır dökülen 'delilleri'
14.02.2011 - 07:30 Yazdır Arkadaşına gönder Balyoz davası kapsamında “kurgu” olduğu kanıtlanmış belgelerle, yanlışlığı gün yüzüne çıkmış iddialarla 163 kişi daha tutuklandı. Dava dosyasındaki çelişkiler her geçen gün artıyor.

Son olarak 163 kişinin tutuklanmasıyla gündeme ortan Balyoz Darbe Planı’na ait dava dosyası içindeki inanılmaz hatalarla göze çarpıyor. İlk günden bu yana davaya kanıt niteliği taşıyan belgelerdeki çelişkiler ana akım medya tarafından görmezden gelindi. Ancak buna rağmen son tutuklama dalgasının hemen öncesinde ortaya atılan iddialar, kamuoyunda iddianamenin güvenilirliğine ilişkin bir tartışma başlatmıştı.

Soruşturmanın gizliliği gerekçesiyle belgelerin iddianame kabul edilene kadar şüpheliler ile paylaşılmadığı, Emniyetin soruşturma aşamasında Balyoz belgeleri hakkında binlerce sayfa tespit raporu hazırlamasına rağmen, tutarsızlık ve çelişkilerden tek bir tanesini bile tespit etmediği biliniyor. Yalnızca üstveriler üzerinden yapılan bir analiz ile belgelerin ne zaman ve kimler tarafından hazırlandığı saptanamayacağı halde TÜBİTAK’ın belgelerin gerçekliğine dair rapor hazırladığı, belgelerin sahte olduğunu gösteren kanıtların adli emanate kaldırılıp erişimine engel olunduğu görülüyor.

Belgeler tutarsızlıklarla dolu
Balyoz davasının ana kanıtlarını dijital belgeler teşkil ediyor. Bu dijital belgelerdeki zaman çelişkileri şüpheye yer bırakmayacak şekilde belgelerin “kurgu” olduğunu ispatlıyor. Birkaç gün önce 163 kişinin tutuklanmasında kaynak gösterilen, Gölcük’te torbalardan çıkan dijital belgeler de içinde birçok çelişki barındırıyor.

1. Medyada yer alan Gölcük’ten 10 çuval, başka bir ifadeyle 43 klasör dolusu Balyoz belgesi çıktığına dair haberler de gerçeği yansıtmıyor. Belgelerle ilgili tutanakta Balyoz davasına kanıt oluşturacak nitelikte yalnızca 2 tane CD, 1 adet hard disk ve 12 Eylül 2002 tarihli, Bursa İli ve İlçelerinde Görevli Mülki Amir ve Bld. Başkanlarının durumu” başlıklı Yüksel Gürcan imzalı 3 sayfalık bir evrak çıktığı belirtiliyor.

2. Gölcük’ten çıkan ve Balyoz planına yeni kanıt olarak gösterilen “CANER BEN_1.doc” isimli Word belgesinin üstverisine göre belge, C.BENER kullanıcı adı ile ilk defa 14 Aralık 2002′de oluşturulmuş ve en son Cem Gürdeniz kullanıcı adı ile 20 Ocak 2003′de kaydedilmiş.

Öncelikle belgedeki harf hataları göze çarpıyor. “T.C. Roma Büyükelçiliği Silahlı Kuvvetler Ateşeliği” başlıklı belgede “ataşe” sözcüğündeki yazım yanlışı dikkat çekiyor.

Ayrıca bu belgede bir subay, henüz o tarihte var olmayan ve Temmuz 2004’de kurulan CC MAR NAPLES’da görevli olarak listeleniyor. Bu da belgenin iddia edildiği gibi 2002’de oluşturulmadığını kanıtlıyor.

3. Bu belge gibi daha pek çok belgeyi son kaydeden olarak görünen Cem Gürdeniz’in, o dönem 3. Muhrip Filotilla Komodoru ve belgelerin son kaydedildiği tarihte (15 Eylül 2002-11 Kasım 2002 tarihleri ve 27 Aralık 2002-5 Şubat 2003 tarihleri arasında) “Karadeniz Özel Görevi” ile denizde olması da dikkat çekiyor. O dönemde gemilerde internet/intranet bağlantısı olmadığı da bilindiğinden, Gürdeniz’in denizdeyken bu 46 tane Suga belgesini son olarak kaydetmiş olması mümkün değil.

4. İddialara göre Balyoz darbe planı kapsamında dönemin Donanma Komutanı Özden Örnek’in hazırladığı Suga planı ile ilgili toplantılara katılanlarla ilgili bir belgede adı bulunan Barbaros Büyüksağnak’ın iddia edilen toplantı tarihinde 1 seneliğine EUROMARFOR Karargahı’nda (Roma/İtalya) yurtdışı görevinde olduğu ve bu süre içinde Türkiye’ye hiç giriş-çıkış yapmadığı biliniyor. Toplantı tutanağını oluşturduğu iddia edilen Erhan Şensoy’un da belgenin hazırlandığı tarihte “Reliant Mermaid-V” arama ve kurtarma tatbikatı için denizde ve toplantının yapıldığı tarihte İsrail Hayfa Limanı’nda bulunduğu görülüyor.

5. 2003 tarihli bir belgede bir personel TCG Alanya gemisinde çalışıyor gibi listelenmiş. Oysa, 2003’de Türk Donanması’nda böyle bir gemi olmadığı biliniyor. TCG Alanya gemisi, Almanya’da inşası tamamlandıktan sonra Türkiye’ye 2005 yılında getiriliyor.

6. 2003 tarihli başka bir belgede 2003’de NATO’da var olmayan ve Temmuz 2004’de kurulan bir askeri birimin adı geçiyor.

7. Gölcük’ten çıkan 1 no.lu CD’de bulunan “BİRİNCİ SINIF KAMU GÖREVLİLERİ VE DESTEK DURUMLARI hazine.doc” belgesinde, Hazine Müsteşarlığı’nda çalışanlar Balyoz’a destek durumlarına göre listeleniyor. Belgenin üstverisine bakılırsa belge en son 15 Şubat 2003 tarihinde kaydedilmiş. Ancak belgede “Genel Müdür” olarak adı geçen M.C.C. adlı şahsın, CD’nin hazırlandığı tarih olarak gösterilen 15 Şubat 2003’te Daire Başkanı ve Genel Müdür Yardımcısı Vekili olarak görev yaptığı, genel müdürlüğe Ekim 2006′da atandığı; “Müsteşar Yardımcısı” olarak listelenen N.B. adlı şahsın bu makama Ekim 2004’te geldiği, “Daire Başkanı” olduğu belirtilen F.Ö.’nün o tarihte Şube Müdürü olup ilgili makama Nisan 2004’te yükseldiği biliniyor. Bu örnekler gibi daha birçok ismin Şubat 2003’te, birkaç yıl sonra geldikleri pozisyonlarla anılması büyük bir tutarsızlık olarak göze çarpıyor.

8. Aynı CD’deki “BİRİNCİ SINIF KAMU GÖREVLİLERİ VE DESTEK DURUMLARI.doc” belgesinin üstverisine bakılacak olursa, belge en son 4 Şubat 2003’de kaydedilmiş. Oysa belgenin 37nci sırasında yeralan kişi için düşülen notta “7 şubat 2003’de muhafaza genel müdürü oldu” yazması dikkat çekiyor.

9. Kimi subayların çok sonraki yıllarda alacakları rütbeleri ile listelenmiş olması da büyük bir tutarsızlığı gözler önüne seriyor. “Hrp.Ak.Plan Çalışma Grubu.doc” isimli belgeyi hazırladığı iddia edilen kişi Z. Erdim İnal’ın belgenin hazırlandığı iddia edilen tarihlerde henüz Yüzbaşı olmasına rağmen, adının önüne terfi edeceği Yarbay rütbesini yazması, “AKSAZ. doc” isimli belgeyi hazırladığı iddia edilen kişi F. Can Yıldırım’ın Yarbay olmasına rağmen kendisine Albay yazmayı tercih etmesi, “SKY Teşkilat.doc” isimli belgeyi görünürde hazırlayıp arz eden N. Selçuk Güneri’nin de Yarbay olmasına rağmen, belgenin altına adını yazarken kendisini iki rütbe tenzil ederek Yüzbaşı olarak belirtmesi de bir başka tutarsızlık.

10. “EK_tefrik.doc” belgesini hazırladığı iddia edilen Sonay Akpolat’ın belgenin imza hanesine adını doğru yazmış olmasına rağmen, belgenin üstverisinde belgeyi hazırlayan kullanıcı adı olarak adını yanlış hatırlayarak “Sonay Polat” olarak yazması gibi, “HasasKontrol.doc” isimli belgeyi hazırlayan Feyyaz ÖĞÜTCÜ’nün de soyadını her yere ÖĞÜTÇÜ olarak yazması da dikkat çekiyor.


11. Balyoz’cuların Bursa’da el koyduğu iddia edilen aracın, el konulduğu iddia edilen tarihten 3 yıl sonra Bursa’ya geldiği ve 16 BEB 33 plakasını aldığı biliniyor. Belgede belirtilen özellikleri taşıyan 1998 model, Rover Freelander marka bir araç o sıralar İzmir’de bulunuyor ve 35 AR 6132 plaka numarasıyla kayıtlı. Ancak bu araç Bursa’ya 13 Nisan 2006’da nakledilerek belgede geçen plaka numarası ile tescil ediliyor.

Balyoz dava dosyasındaki diğer çelişkiler için Balyoz'un çelişkileri kitap oldu başlıklı haberimizi okuyabilirsiniz.

(soL - Haber Merkezi)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Şub. 20, 2011 1:34 pm

İşçi Partisi Genel Sekreteri Hasan Basri Özbey:
Balyoz’da 163 subayı tutuklama kararı “Yukardan” geldi!


Tutuklama kararından dört gün önce Silivri L Tipi 4 ve 5 No.lu Cezaevlerinde 100 kişilik yer hazırlandı.
Yerleştirilenlerin sayısı şu anda 30 civarında.
ÖZETLER
• Tayyip Erdoğan, Ergenekon davalarının hem polisi, hem savcısı, hem yargıcı, hem infaz memuru, hem de “düğmesi”.
Kendi itiraflarıyla kanıtlıyoruz. Yedi İtiraf’ın belgelerini kamuoyuna sunuyoruz.
• Erdoğan’ın tarikatçı kurmayları, tutuklanacak subay sayısını “Bize TCK 163. maddeden yıllarca zulüm yaptılar, şimdi 163 nedir görsünler” diye belirledi.
• Fehmi Koru’nun yazdığı ve söylediği üzere, Operasyonun düğmesine 5 Kasım 2007 günü Oval Ofis’te ABD Başkanı Bush bastı.
Bu nedenle Tayyip Erdoğan, aynı zamanda, ABD Başkanı’nın parmağının altındaki “düğme” konumunda.
ABD’nin örgütlediği BOP Eşbaşkanlığı görevinin başka bir anlamı da bulunmuyor.



BİR HAFTA ÖNCE CEZAEVİNE TALİMAT YOLLADILAR
12 Şubat 2011 Cuma günü, Balyoz davası duruşması sonunda açıklanan tutuklama kararının da, “yukardan geldiği” yeni kanıtlarla saptanmaktadır.
Duruşmadan yaklaşık bir hafta kadar önce, Adalet Bakanlığı Cezaevleri Genel Müdürlüğü’nden Silivri L Tipi 4 ve 5 No.lu Cezaevlerine 100 kişilik yer hazırlanması için talimat gittiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
Daha duruşmadan dört gün önce, Silivri 4 ve 5 no.lu cezaevlerinde 100 yeni tutuklu için yer hazırlanmıştır. Bu yerlerden 30 kadarı Balyoz davası kararından sonra dolmuş bulunuyor. Bilindiği gibi tutukluların büyük kısmını oluşturan görevli subaylar, Hasdal Askeri Cezaevi’ne konmaktadır.
NİÇİN 163 TUTUKLU
Ergenekon, Islak İmza, Balyoz, Poyrazköy, Kafes soruşturmalarında önemli tutuklama kararları, yukarda, BOP Eşbaşkanlığı tarafından alınmaktadır.
Soruşturmalar, Abdullah Gül’ün 2 Nisan 2003 günü Ankara’da ABD Dışişleri Bakanı Powel ile yaptığı ve kendi ağzıyla itiraf ettiği “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma” ya göre yürütülmektedir (Vatan, 24 Mayıs 2003).
Son Balyoz tutuklamasında tutuklanacakların sayısı dahi Erdoğan’ın tarikatçı kurmay heyeti tarafından kararlaştırılmıştır.
Tutuklu sayısının 162 veya 164 değil de 163 olmasının nedeni, devleti ve toplumu din esasına göre düzenleme eylemlerini cezalandıran eski TCK 163. maddeye gönderme yapmak içindir (Bu hüküm, hatırlanacağı üzere 1991 yılında Turgut Özal tarafından kaldırıldı).
Balyoz’daki tutuklu subay sayısı, “Bize TCK 163. maddeden yıllarca zulüm yaptılar, şimdi 163 nedir görsünler” diye belirlenmiştir.
TAYYİP ERDOĞAN-ABDULLAH GÜL İKİLİSİ
ERGENEKON-BALYOZ DAVALARINDA
HEM POLİS,
HEM SAVCI,
HEM YARGIÇ,
HEM İNFAZ MEMURU,
HEM DE ABD BAŞKANININ PARMAĞININ ALTINDAKİ DÜĞME!
İŞTE İTİRAFLARI!

İTİRAF – 1 / “SAVCI BULUN, YAKALAYIN, YARGILAYIN”
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.”
(Abdullah Gül, Emniyet ve MİT yöneticileriyle birlikte yapılan brifing, 17 Mayıs 2006 tarihli Danıştay saldırısından hemen sonra)

Görüldüğü gibi, o zaman Tayyip Erdoğan iktidarının Başbakan Yardımcısı ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı olan Abdullah Gül, hem delil üretme, hem uygun savcıyı bulma, hem yakalama, hem de yargılama makamı olduğunu itiraf etmektedir.
Bu konuşmasını İsmet Berkan ve Murat Yetkin yazdılar ve yalanlanmadı (İsmet Berkan, Radikal, 9 Nisan 2008 ve 4 Temmuz 2008).

İTİRAF – 2 / “SİNKAF EDERİM YARGIÇINI DA SAVCISINI DA”
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Soruşturma Ergenekon olduktan sonra sinkaf ederim hâkimini de savcısını da.”
(Polis memurunun kamera kaydındaki sözleri, CD içinde sunuyoruz, 12 Haziran 2007)

Tayyip Erdoğanların yürüttüğü Ergenekon soruşturmasında, hâkim ve savcıların yetkileri ve rolleri, polisler tarafından böyle değerlendiriliyor.
Tutanağa göre gecekondu çatısında bulunmasından bir buçuk saat önce, daha arama yapılmadan, polislerin bombaları Ümraniye Karakolunda masaya dizerek çatıda bulunmuş gibi tutanak düzenlediklerini gösteren görüntü kayıtları dava dosyasındadır.

Polisler, bu uygulamayı kendi aralarında tartışarak ve hâkimlere, savcılara “sinkaflı”, Genelkurmay Başkanına “O. çocuğu” sövgüleriyle yürütüyorlar. Fethullahçı ekibe bağlı olan bu polisler, görevli polis ekibini devre dışı bırakarak tertibi yürütüyorlar.
Dahası, Zir Vadisi’nden çıkan bombaların Ümraniye’de bulunduğu ve imha edildiği iddia edilen bombalarla aynı olduğu da, Müstafi Yrb. Mustafa Dönmez tarafından mahkemede belirtildi ve dava dosyasına girdi.
İTİRAF – 3 / YARGIYI YÖNETİYORUZ
++++++++++++++++++++++++++++++
“Ergenekon operasyonunda yürütme (hükümet) ve yargı uyum içinde çalışıyor.” (Recep Tayyip Erdoğan, 17 Şubat 2008)
Görüldüğü gibi, BOP Eşbaşkanı yargıyı yönettiklerini daha Ergenekon operasyonunun en başlarında kamuoyu önünde açıklamıştır.
Hâkim ve savcıların durumu da böylece bizzat Tayyip Erdoğan tarafından tanımlanmıştır.
İTİRAF – 4 / “ERGENEKON’UN SAVCISIYIM”
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Bu davanın savcısıyım.” (Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz 2008).
Tayyip Erdoğan, Ergenekon iddianamesinin Mahkemeye verildiğinin ertesi günü yapıyor bu açıklamayı.
“Deniz Baykal’ın avukatım demesinden sonra söyledim” diyerek yine yalan beyanda bulundu. Önce Tayyip Erdoğan söyledi.
İTİRAF – 5 / “SİLİVRİ’DE ÖZEL YARGI KURDUK”
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Gerekli hallerde farklı mahallerde özel amaçlarla sorgulama ve yargılamalar yapılabilir.
Şu anda Ergenekon davasının Silivri’de görülmesi bunun en tipik örneklerindendir.”
(AKP’nin Recep Tayyip Erdoğan imzalı “Soruları ve Cevaplarıyla Demokratik Açılım Süreci” başlıklı kitapçığı, cevap 26, Ocak 2010)
İTİRAF – 6 / “BİZİM İÇERİ TIKTIKLARIMIZ”
+++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Aydınları içeri tıktığımızı söylüyorlar. Bizim içeri tıktıklarımız arasında bir tane aydın yok.”
(Recep Tayyip Erdoğan, Bitlis konuşması, CD içinde sunuyoruz, 19 Aralık 2010)
Tayyip Erdoğan, tutuklama makamının kendisi olduğunu öfkeye kapılıp Bitlis’te de açıkladı.
İTİRAF–7 / “ABD BAŞKANI’NIN PARMAĞININ ALTINDAKİ DÜĞMEYİZ”
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Operasyonun düğmesine 5 Kasım 2007 günü Oval Ofis’te ABD Başkanı Bush bastı”
(Fehmi Koru, Kanal 7, 28 Ocak 2008, Yeni Şafak, 1 Şubat 2008).

Bu itirafı yapan, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’ın kırk yıllık en yakın arkadaşları gazeteci Fehmi Koru’dur.
Hem televizyonda sözlü olarak, hem de köşesinde yazılı olarak yapılan bu itiraf, ABD yetkilileri ve Tayyip Erdoğan tarafından yalanlanmamıştır.
Tayyip Erdoğan, Ergenekon davalarında, ABD Başkanı’nın parmağının altındaki “düğme” konumundadır.
Zaten ABD’nin örgütlediği BOP Eşbaşkanlığı görevinin başka bir anlamı da bulunmuyor.
İTİRAF ETMEKTEDİRLER Kİ
++++++++++++++++++++++++

İşte size inkâr edemeyecekleri yedi itiraf ve belgeleri.
Bizzat Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan, itiraf etmektedirler ki,
- Delil üretilmesini emretmişlerdir.
- Özel “F savcıları” bulmuşlardır.
- Yakalayın emri vermişlerdir.
- Yargılanması talimatı vermişlerdir.
- Kendi F polislerini, hâkimleri “sinkaf” edecek kadar kanunsuz, ahlâksız ve pervasız yetkilerle donatmışlardır.
- Buldukları F savcıları ve yargıçlarla “uyum içinde” çalıştıklarını açıkça söylemişlerdir.
- Hızlarını alamamış “Ergenekon savcılığına” soyunduklarını ilan etmişlerdir.
- Silivri’de “özel amaçlarla sorgulama ve yargılama” yaptıklarını, “özel yargı” kurduklarını Parti kitapçığıyla milyonlara duyurmuşlardır.
- "Tutukluları biz içeri tıktık” diye açıkça övünmüşlerdir. Böylece tutuklama kararlarının mahkemelerce alınmadığını belirtmişlerdir.
- "Kendilerinin 1 Milyar dolar serveti olduğunu söyleyen gazetecilerin Ergenekon’dan içerde” olduklarını söyleyerek, tutuklama gerekçesini açıklamışlardır.
EKLER
1. Ümraniye bombalarının tutanak düzenlemesini gösteren Ümraniye Karakolunda kaydedilmiş görüntülerden “hâkim ve savcılara sinkaflı” ve Genelkurmaya “O. çocuğu” sövgülü bölümler.
2. AKP Kitapçığının kapağı ve cevap 26 başlıklı sayfanın örneği.
3. Tayyip Erdoğan’ın “Biz içeri tıktık” itirafını içeren 19 Aralık 2011 tarihli Bitlis konuşmasının ilgili bölümü.
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
İşçi Partisi Genel Sekreteri Hasan Basri Özbey'in, 20 Şubat 2011 Pazar günü, Ankara’da İşçi Partisi Genel Merkezinde yaptığı basın açıklamasıdır.
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=2991
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Salı Şub. 22, 2011 8:28 am

CD DOĞRUYSA YARGILAYIN
19 Şubat 2011, Cumartesi 05:31:00


(SÖZDE) Balyoz'da tutuklanan Tümgeneral Ahmet Yavuz, TSK hakkında bilindik söylemleri tekrarlayan Vatan Gazetesi yazarına bir mektup gönderdi.


İŞTE O MEKTUP

15 Şubat 2011 tarihli yazınızı okurken nasıl bir düşünce anaforuna kapıldığımı size tamamen anlatamam. Ancak “sivil” bir insan olarak “netice” alabilir miyim bilmiyorum. Ama denemeye karar verdim.

Şöyle yazmışsınız: “Yıllarca kendilerini bu ülkenin ilk ve tek sahibi görmüş, buradan hareketle her türlü hak arayışını en sert yöntemlerle bastırmış, defalarca Türkiye’yi bir ‘açık hava hapishanesi’ ve daha acısı ‘işkencehanesi’ne çevirmiş olanların da sıra bir şekilde kendilerine geldiğinde hak ve hukuklarını aramaları son derece doğal ve doğrudur.”

Kendisini bu ülkenin sahipleri arasında ve hizmetkarı olarak gören, her türlü hak arayışını saygıyla karşılayan ve hak arayanın yanında olan, hayatının hiçbir döneminde şiddete başvurmamış, Güneydoğu’daki 4 yıllık hizmetini bölge halkı ile kardeşçe kucak kucağa geçirmiş, kendi askerine kendi çocuğundan öte bir özen göstermiş bir insan olarak; hak aramanın benim içinde doğal olduğunu ifade etmiş olmanızı ve bu cümleyi bir ünlem ile bitirmenizi, doğrusu sizin hak anlayışınız konusunda beni şüpheye düşürdü. Oysa başta tv programınız olmak üzere sizi zevkle izlemiştim.

Bir dönemi zihinsel düzeyde sorgulamak, yermek ve hatta mahkum etmek başka bir şeydir. Bugün yaratılan hukuksuzluğu sergileme gayreti ile o dönem arasında bağ kurmak başka bir şeydir. Bu yapılan doğruları içerdiği gibi yanlışları da kapsayabilir.

Ben 35 nolu “Balyoz” sanığıyım. 11 Şubat günü, mahkemede, mealen şunu ifade ettim: “Sayın başkanım, ben delil yetersizliğinden beraat eden bir darbe sanığı olmak istemiyorum. Sizden dileğim, 11 nolu CD’yi itibar sahibi ve uluslararası üne sahip bir kurma emanet etmenizdir. Oradan çıkacak sonuçlara rıza gösterelim. Eğer bu CD’nin içinden çıkanlar delil mahiyetinde ise müdahillerin müdahil olma taleplerini ben kabul ediyorum ve darbeci olarak yargılanmak istiyorum.”

Karşılığında tutuklandık. Bu hukuk mudur?

Bugüne kadar bu CD’nin imajı bize verilmemiştir. Sanıklar lehine olan yüzlerce delil mahiyetindeki bilgi iddianameye dahil edilmeden adli emanete kaldırılmış ve ancak bir ay önce bize verilmiştir. Bu hukuksuzluk ile mücadele etmek yersiz, faydasız ve gereksiz midir?

Hukuksuzluğu hiçbir zaman savunmayız. Haksızlıkları da savunmamalıyız. Geçmişte yapılan haksız ve hukuksuz uygulamalardan gurur duyacak değiliz. Akıllı insanlar öğrenen, ders çıkaran insanlardır. Bizim de hayattan çıkardığımız bir sürü ders vardır. Olması gereken de budur. Ancak geçmişte sözünü ettiğiniz olumsuz gelişmelere vesile olanları kişisel olarak mahkum etmek yerine; bir dönemi karalayarak, bugün bir iftira (Balyoz Planı) olarak gündeme getirilen ve yargıya taşınan bu konunun mağdurlarının hak aramasını müstehzi bir tarzda yazı konusu etmenizi size yakıştıramadım.

Bir gün yüzyüze gelebilirsek, bu sahteciliği, bütün boyutları ile size anlatabilirim.

Yarın çok büyük mahcubiyet yaşamak istemiyorsanız, lütfen tamamen dijital montaj ürünü suni delillere dayalı olarak ortaya konulan dosyayı inceleyiniz, tutarsızlıkları rahatlıkla saptayabilirsiniz. Arzu ederseniz sizi daha fazla bilgilendirebilirim.

Selamlarımla,

Tümgeneral Ahmet Yavuz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Şub. 23, 2011 7:05 am

ASKER HABER İKİ YENİ VİDEO YAYINLADI


21.02.2011 20:38


ASKERHABER, polisin Gölbaşı'nda mühimmatı kendilerinin gömdüğünü anlattığı ve Zir Vadisi'nde bulunan aydınlatma mühimmatının nasıl bubi tuzaklı bomba gibi kaydettiğini gösteren iki videoyu yayınladı.



Çelik Çelikyaman'ın hazırladığı haberde ilk video Ankara Saklıbahçe'de yapılan kazıdan. Kazı sırasında polisler kendi aralarında konuşuyorlar.

10 Ocak 2009 tarihli videoda, bir polis, o tarihten birkaç günönce yapılan Gölbaşı kazılarının durumunu soruyor.

Turgut adlı polis ise, "Toplam şu kadardı.

Şu kadar malzeme gömün dedi. Şu kadar toprak var" diye cevap vererek mühimmatı nasıl gömdüklerini anlatıyor.











İşte o diyalog



- Öbür taraftan (Gölbaşı) bilgi var mı?



- Yok



- Bu kadar derinlikte çıktı



- Ha şu kadar işte



- Tabi tabi o kadar valla



- 15 - 20 santim



- He



- Toplam şu kadardı. Şu kadar malzeme gömün dedi. Şu kadar toprak var.



- Kazmanın ucu (kadar) birşey.







(İLGİLİ VİDEO) POLİS MÜHİMMATI BÖYLE GÖMMÜŞ

















İkinci video ise, Zir Vadisi ile ilgili. Yarbay Mustafa Dönmez'in tutuklu yargılandığı davanın dosyasına giren videoda ise yine Turgut adlı polis ve arkadaşları, şubeye getirdikleri mühimmatı listeliyor. Bu sırada Polis Turgut, eline aldığı aydınlatma mühimmatını inceliyor ve ardından, "Olsun sen yine de bubi tuzaklı bomba yaz" diyor.







İşte o diyaloglar



- Bubi tuzaklı bomba



- Bubi tuzaklı bomba. Öyle diyelim.



- Aydınatma mühimmatı bildiğim kadarıyla.



- Olsun sen yine de bubi tuzaklı bomba yaz.

(İLGİLİ VİDEO) AYDINLATMA MÜHİMMATI BOMBA OLDU







Odatv.com






22 Şubat 2011 08:48 tarihinde Kemal Simsek <kemalsimsek1963@gmail.com> yazdı:

İŞTE TRT JET
22 Şubat 2011, Salı 02:21:38





TRT’nin birçok kazı ve aramayı daha başlamadan duyurup bir de mühimmat listesini vermesinin sırrı bu videoda ortaya çıktı.


Çelik ÇELİKYAMAN'IN HABERİ

TRT’nin çok tartışılan, “Geleceği daha gelmeden yayınlama” başarısının sırrı gözler önüne serildi. Sabih Kanadoğlu ile Emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın henüz evleri bile aranmadan gözaltına alındıklarını duyuran TRT, son olarak Etimesgut'ta çevrilen TSK kamyonu haberiyle bir kez daha 'henüz gerçekleşmeyeni haber yapma' başarısını göstermişti.

(İLGİLİ VİDEO) İŞTE O KONUŞMA

POLİSTEN TRT’CİLERE SİTEM

Tarih 12 Ocak 2009. Yer Ankara Zir Vadisi. Yarbay Mustafa Dönmez tarafından gömüldüğü iddia edilen mühimmatın çıkarılması çalışması. Bir ara TRT ekibi seslerden anlaşıldığı kadarıyla kan ter içinde olay yerine geliyor. Bu sırada Bünyamin adlı polis memuru, TRT ekibine seslenerek, “Canlı verin" diyor. Bunun üzerine TRT görevlisinden, “Canlı verebilmemiz için telefonumu özel açabilmem gerekiyor. Siz açabiliyorsanız açın" cevabını alıyor. TRT ile polisin konuşması, sanki muhabir ile yönetmeni arasında geçiyormuş havası veriyor.




İŞTE O KONUŞMANIN DEVAMI:


Polis: "Turkcell'iniz yok mu?"
TRT: "İkisi de Turkcell ama çekmiyor"
Polis: (Yavaşça sinirlenerek) “Şu yukarıdan verseniz çeker. Sizi o yüzden çağırdık. Şu yukarıdan çekiyor. Sizin ayrıcalığınız olsun diye çağırdık. Sizi onun için çağırdık"
Kameraman, "Bilmiyorum ama…"
TRT’den Yaşar: "Telefonla bağlantı kuramadı da o yüzden arkadaşım... Biz o zaman şu canlı yayın aracının orasından alıyoruz.
Polis: Tamam oldu tamam.

Devamında ise TRT, kazı daha devam ederken, silahların adedini ve tipini açıkladı. Olay yerinden canlı olarak yapılan bu anonslar sırasında ise kazılar henüz devam ediyordu.




KUŞ UÇURMUYORUZ

Eleştirilerle ilgili daha önce AKŞAM Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan TRT Haber Dairesi Başkanı Ahmet Çavuşoğlu ise, “TRT'de son dönemde yapılan haberlerle 'TSK'nın yıprattığı' iddiasıyla ilgili, “TSK, gözbebeğimiz, yıpratmamız asla söz konusu olamaz” demişti. Çavuşoğlu şunları söylemişti: ”Her yerde muhabirlerimiz var. Kuş uçurtmuyoruz, birçok haberi ilk biz duyuruyoruz. Haber atladığımız zaman muhabirlerin canına okuyorum. Kamyonla ilgili bilgileri izleyicilerimize aktarırken de, 'iddia' olduğunun altını çizdik. İlerleyen saatlerde jandarmadan gelen açıklamayı da haber olarak hemen kullandık.TSK'yı yıpratmak gibi bir amacımız olabilir mi? TSK'yı neden yıpratalım. TSK bizim gözbebeğimizdir. TRT olarak sadece iyi habercilik yapmaya çalışıyoruz”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Şub. 23, 2011 7:18 am

Tutuklu Em. Albay'dan 51 No'lu DVD iddiası
İSTANBUL (DHA) / Hürriyet - 22 Şubat 2011


Emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un sanıkları arasında yer aldığı İkinci Ergenekon Davası'nın 105'inci duruşması görülmeye başlandı. Bugünkü duruşmada tutuklu sanık emekli Albay Mustafa Levent Göktaş savunmasına devam ediyor. Göktaş, ''51 No'lu DVD, delil koymaya en müsait odaya kondu'' iddiasında bulundu.


Aralarında gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın da bulunduğu 28'i tutuklu toplam 117 sanığın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasına tutuklu sanıklar İnönü Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, emekli Albay Hasan Atilla Uğur, İbrahim Özcan, Oğuz Bulut, Servet Kaynak ve Mehmet Koral katılmadı. Tutuksuz sanıklardan ise İlyas Çınar duruşmada hazır bulundu.



"51 NOLU DVD, DELİL KOYMAYA EN MÜSAİT ODAYA KONULDU"



Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, yarım kalan savunmasının alınması için tutuklu sanık emekli Albay avukat Mustafa Levent Göktaş'ı sanık kürsüsüne aldı. Göktaş, iddianamede, ''Bazı yargı mensuplarının kişisel yaşamlarıyla ilgili elde ettiği görüntü kayıtlarını ihtiyaç duyulduğu zamanda onlara karşı tehdit ve şantaj amaçlı kullanmak üzere kaydedip sakladığı'' suçlamasına dayanak gösterilen 51 No'lu DVD'nin bulunduğu Ankara’daki avukatlık bürosundaki aramayı, görüntüler eşliğinde detaylı olarak anlattı. 51 No'lu DVD'nin delil koymaya en müsait oda olan avukat Özge Evci'nin odasına konulduğunu savunan Göktaş, ''O oda büroya girdiğinizde hemen karşınıza çıkıyor. Ayaküstündeki bir oda. Benim odam ise daha içerde ve köşede. Odaya giren kırmızı kazaklı başkomiser dava dosyası içerisinden çok kısa sürede DVD'yi sanki orada olduğunu biliyormuş gibi çıkarıyor. Arama ve el koymayı yapan polis benim odam ve sekreterin odasını ise üstünkörü arıyor'' dedi.



"ÇAY GETİRMEYE GİTMİŞ, O ARADA DVD'Yİ KOYMUŞLAR"



Avukat Özge Evci çok iyi niyetli bir insan olduğunu ifade eden Göktaş, ''Abla bize çay getirirmisin' demişler. O da koşmuş çay getirmeye gitmiş, o arada 51 No'lu DVD'yi odaya koymuşlar'' diye konuştu.



"BENİM KORKACAĞIM BİRŞEY YOK"



51 No'lu DVD üzerinde yapılan incelemede DVD'nin kırık olduğunu ve üzerinde kendisinin de dahil olmak üzere hiçbir parmak izinin bulunmadığını belirten Göktaş, ''Benim korkacağım birşey yok. DVD adli emanette kırık çıktı. Benim gidip emanetteki DVD'yi kıracak halim yok. DVD üzerindeki parmak izleri ise tamamen silinmiş. Bu izleri DVD'yi odama koyan kişiler kasten silmiştir'' ifadesini kullandı. Bu DVD'ye 51 numarasının verilmesinin ise tesadüf olmadığını öne süren Göktaş, "Davanın sanıklarından emekli Albay İlyas Çınar da bulunduğu iddia edilen DVD'ye de 51 numarası verilmiştir. Bu tür deliller hep bu şekilde şifrelenmiş" dedi.



Duruşma tutuklu sanık Levent Göktaş'ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Şub. 23, 2011 7:39 am

Aramalarda Amerikalıların ne işi var?‏
22.02.2011


Yarbay MUSTAFA DÖNMEZ: "Tertipçi polisler dışarda biz içerdeyiz"



İkinci Ergenekon Davası tutuklusu Yarbay Mustafa Dönmez, tutuklanmasının üzerinden tam iki yıl geçtikten sonra 100. duruşmada savunmasına başladı.
Ergenekon davalarını polisin kurguladığı söyleyen Dönmez, aramaya katılan polislerin Amerikalılar tarafından eğitildiğini, arama görüntüleriyle belgeledi.
9 Ocak 2009 tarihli polis kamerası görüntülerinde, komiser olduğu anlaşılan kişi, aramadan iki gün önce Amerikalılardan eğitim aldıklarını söylüyordu.
(Bu video odatv'de yayımlanınca yöneticileri tutuklandı)

Görüntülerde, Komiser Serdar Yıldız Amerikalı bir kişiye abi diyor ve savcılara küfrediyor.

Ziir Vadisi, Gölbaşı ve Poyrazköy'de arama yapılan yerlerde Amerikalıların ne işi vardır?
Yabancılar neden aramalarda bulunmaktadır? Bu olay neden araştırılmamaktadır?

Buralar jandarma bölgesi olduğu halde aramayı polisler yapmakta ve jandarma işe karıştırılmamaktadır. Niçin?
Aramalar niçin gece yapılmaktadır?
başka bir videoda, olayı gözlemleyen Binbaşı ve Başçavuş aralarında konuşurken "Polislerin burada ne bulunacağını önceden bildiklerini, kar yağmış olmasına rağmen silahların kutularının bile ıslanmadığını, silahları örten gazetenin 2 gün öncesine ait olduğunu" söylüyorlar. Yani silahlar, Amerikalının verdiği dersten hemen sonra gömülmüş. Amerikalı, polislere onların bilmediği "dataşit" adlı bir silahı göstermiş, o silah 2 gün sonra aramada bulunuyor.

Dönmez, aynı seri ve kafile numarasını taşıyan yeşil renk ve 1987 üretim yılını taşıyan sis kutusu Gölbaşı'ndaki arama tutanağında gösterilmediğini belirtti ve şunları söyledi:

"Bu sis kutusu, benim talebimle değil, Emcet Olcaytu'nun talebiyle araştırıldı. Sizin bu olayla ilgili talimatınız daha ilgili yerlere ulaşmadan, polisler bu karardan haberdar oluyor ve bu olayın "sehven" meydana geldiğini belirten bir tutanak tutuyorlar. Ancak bu mühimmat Ankara polisinin elinde değil İstanbul'daydı. Gölbaşı, Ziir Vadisi ve Poyrazköy'de aynı sis kutusu bulunduysa bu, olayın arkasında polisin olduğunu göstermektedir. Bu olayı tertipleyen polisler dışarıda biz ise içerideyiz."

Bunun anlamı şu:
[color:cfbb=red]Aynı sis bombası İstanbul polisinin elinde iken Ziir Vadisi'nde bulunuyor.
Polisin elinde olan bir bombanın daha sonra aramada bulunması, bombayı polislerin gömdüğünü gösterir.
Tutuklu Emcet Olcaytu, mahkemeye dilekçe vererek bu olayın araştırılmasını istiyor.
Polisler bu dilekçeyi anında haber alıyorlar ve sis bombasının tutanağa "sehven" yazıldığını söyleyerek arama tutanağından çıkarıyorlar.
Al sana bir "sehven" daha... İstanbul polisinin elinde bulunan bomba "Ziir Vadisi'nde bulundu" diye tutanağa "sehven" nasıl yazılır?[/color]
Her şey çok açık... Tertip meydanda.

Yarbay Dönmez'in dikkat çektiği ikinci olay, 472 adet 7,65 tabanca mermisinin tutanağa yazılmasının unutulmasıydı.
Dönmez, bu mermilerin daha sonra "sehven" denilerek tutanağa eklendiğini kaydetti.

Askeri Mahkeme durumu
+++++++++++++++++++

Genelkurmay Askeri Mahkemesi, Ziir Vadisi'nde bulunan bu silahlar için Yarbay Dönmez'e 4 yıl hapis cezası vermişti.
Askeri Yargıtya kararı bozdu, Mahkeme kararda diretti, Yargıtay tekrar bozdu.
25 Şubat'ta dava tekrar görülecek. Bu defa, Yargıtay'ın üzerinde durduğu "usule ve esasa ilişkin eksikler" Mahkemece tamamlanmak zorunda.
Odatv tarafından yayımlanan görüntüler de mahkemede gündeme gelecek.

+++++++++++++++++++++++++++++++
Ulusal Kanal haberine yorum katılarak yazılmıştır.
A SERDAR BOLAT
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Mart 02, 2011 9:17 pm

Balyoz davasında flaş gelişme
Selahattin GÜNDAY/İSTANBUL, (DHA)
HÜRRİYET - 1 Mart 2011


İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin oy çokluğu ile "Balyoz"daki "tutukluluğa devam" diyen 2 üye hakimle, "hayır sanıklar tahliye edilmeli" diyen mahkemenin başkanı arasında çarpıcı görüş farlılıkları olduğunu ortaya koydu.

İşte sanıkların tahliyesi yolunda görüş açıklayan ancak azınlıkta kalan Mahkeme Başkanı Şeref Akçay ile "sanıkların tutukluğuna devam" diyen üye hakimler Mehmet Ekinci ve Birol Bilen’in eşine hukuk derslerinde raslanacak görüş - karşı görüşleri:

RET’Çİ HAKİMLER (R.H): Gölcük’te daha önceden elde edilen delillere ek olarak gizlenmiş halde çok sayıda yeni delil elde edildi.

KARŞI GÖRÜŞLÜ HAKİM(K.G.H): Gölcük’teki belgeler eskilerinin birer kopyası... Yeni delilmiş gibi kabul edilemez

R.H : Deliller tam olarak toplanmamış

K. G. H.: Toplanacak hangi delil vardır?

R.H : Haklarında tutuklama ve yakalama kararı çıkarılan sanıkların tümü hakkında kuvvetli suç şüphesi, delil karartma tehlikesi var.

K.G.H: Daha önce aynı sanıkların 102 tanesi hakkında -kaçma şüphesi var- diye yakalama kararı çıkartılması değişen herhangi bir şey olmadan bu kez tutuklama kararı verilmesi adil midir?

R.H.: Tutuklama ve yakalama kararı CMK’nın 100. maddesi gereğince ölçülü

K.G.H : İddianamede de cevabı olmayan şu soruya hukuken cevap verilmediği müddetçe bu dava sonuçlanamaz. Sanıklar 5-7 Mart 2003 tarihindeki toplantıdan sonra eylemlerini devam ettirecek herhangi bir icrai faaliyette bulunmuşlar mıdır?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Mart 02, 2011 9:19 pm

İşte Hasdal ziyaretinin perde arkası


02 Mart 2011 Çarşamba
Koşener: Biz sizin büyük bir komplo ile karşı karşıya olduğunuzu biliyoruz.
BALYOZ Davası kapsamında Hasdal Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunan 24’ü general 102 muvazzaf subayın, 17 Şubat Perşembe günü sürpriz ziyaretçileri olmuştu; Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Eşref Uğur Yiğit, Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Hasan Aksay ile Jandarma Genel Komutanı Org. Necdet Özel. Yaklaşık 3.5 saat süren görüşmede, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu’nun da bulunduğu öğrenilmişti.

5 TEMSİLCİYLE GÖRÜŞÜLDÜ

Tutuklu sanık Koramiral Kadir Sağdıç, Tümamiral Ali Semih Çetin ve Tuğamiral Mehmet Fatih Ilğar’ın avukatı Celal Ülgen’in verdiği bilgiye göre, görüşmede tutuklu bulunan 24’ü general 102 muvazzaf subayı “Kor” rütbesindeki 5 subay temsil etti. Görüşmede ayrıca tutuklu bulunan alt rütbede bir subay da yer aldı. Ülgen’in verdiği bilgiye göre, komutanlarla görüşen ‘Kor’ rütbesindeki subaylar Harp Akademileri Komutan Yardımcısı Korgeneral Yurdaer Olcan, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, MEBS Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç, Korgeneral Nejat Bek ve Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan. Ziyarette Org. Koşaner, 5 “Kor” general ve amiralin tutuklamalarla ilgili şikayetlerini dinledi. Ülgen’in verdiği bilgiye göre, Genelkurmay Başkanı’nın cevabı ise şöyle oldu: “Biz sizin büyük bir komplo ile karşı karşıya olduğunuzu biliyoruz. Sabırlı olun Türk yargısı bunu çözecektir. Genelkurmay olarak bizim yapacağımız başka bir şey yok. Sizin arkanızdayız ya da yanınızdayız diyemeyiz. Ama sizlerden biriyiz, sizlerin içindeyiz.” Avukat Ülgen, bu görüşmenin kendisine müvekkillerinin aktardığını söyledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Ptsi Mart 14, 2011 6:22 pm

Balyoz adı verilen saldırı ile tutuklanan TSK mensuplarının yayınladığı bildiri:

BALYOZ GERÇEĞİ

1. Darbe teşebbüsü suçlamasına esas teşkil eden sözde Balyoz planının tek dayanağı olan 11 numaralı CD sahtedir. Sahteliği bilirkişi raporlarında gösterilen yüzlerce örnekle ispatlanmıştır. CD nin gerçek olduğuna yönelik somut hiçbir kanıt da yoktur. Ancak savcılar ve mahkeme heyeti bu açık, yalın, kesin ve net gerçeği ısrarla görmek istememekte ve bu sahte delillerle herkesi peşinen suçlu kabul etmektedir.



2. 11 numaralı CD nin imajı, defalarca talep edilmesine rağmen CMK esasları ısrarla ihlal edilerek savunma avukatlarına verilmemektedir. Kanaatimiz odur ki istenen CD ler verildiği takdirde;

a. 11 numaralı CD nin sahteliği kısa sürede teyit edilerek hazırlanan komplo ortaya çıkarılacak ve dava çökecektir.

b. Sahte belge üreten şebeke, yeni deliller(!) üretebilmek için zaman bulamayacak, böylece dava süresini uzatmak isteyen komplocuların oyunu bozulacaktır.



3. İddia makamı çeşitli kurum ve kuruluşlardan gelen ve 11 numaralı CD nin sahteliğini gösteren ve sanıkların lehine olan belgeleri adli emanete(!) almak suretiyle savunmadan ve mahkemeden saklamakla kalmamış, aynı zamanda bu belgeleri çarpıtarak, bilerek ve yanlış yorumlayarak Mahkemeyi yanıltmıştır. İnternet sitelerinde ki öğrenci tezlerinden dahi alıntıların olduğu, soruşturma savcılarının sanıklar aleyhine tek taraflı olarak hazırladığı iddianame bir ucubedir. Bu garabet iddianamenin kabul edilmesi başlı başına bir skandaldır.



4. Sözde balyoz planı ve buna paralel ve sahte olarak düzenlenen diğer planlara dayanarak hazırlanan iddianamede gösterilen mağdurlar; ne cebren ıskat veya vazife görmekten men edileceği iddia edilen hükümet ne de sözde planlarda ismi geçen kişilerdir. Olayın gerçek mağdurları Türkiye Cumhuriyeti’ ne ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yıllarca canı pahasına hizmet vermiş olan emekli ve muvazzaf 194 askerdir.



5. Savunmaya verilmeyen 11 numaralı CD ve dosyaların varlığı; kutsal savunma hakkımızı özellikle kısıtlamakta, gerçeklerin ortaya çıkarılmasını engellemekte, yapılan tutuklamalar ile süreç, mesleki kariyerleri hukuken sonlandırılmak suretiyle tutuklu askerler aleyhine dolaylı cezaya dönüştürülmekte, bu şekilde bir tasfiye gerçekleştirilmekte ve hukuka saygı kavramının arkasına saklanarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırılar sürdürülmektedir.



6. 11 Şubat 2011 tarihinde evrensel hukuk normları yok sayılarak savunma hakkı verilmeden ve lehte deliller göz ardı edilerek 163 kişi için tutuklama kararı verilmiştir. Üst mahkemeye yapılan itiraz, Mahkeme Başkanının hukuk ve adalet adına büyük bir cesaretle kaleme aldığı ve iddianameyi tümüyle çürüten çok haklı gerekçeleri görmezden gelinerek oy çokluğu ile reddedilmiştir. Bu karar mahkeme öncesi yapılan hakim atamaları hakkında kamuoyunda oluşan şüpheleri haklı çıkarır mahiyettedir.



7. 196 sanık ile başlayan dava sürecinin ilk adımı olan Kimlik Tespiti esnasında iddianamenin gayrı ciddi hazırlanması sonucu yanlış kimlik tespiti nedeniyle sanık sayısı 194’e düşürülmüştür. Zaten temmuz 2010 da 102 sanık için verilen yakalama kararının yanlışlığı da üst mahkeme tarafından düzeltilmişti. İddianamenin okunmasından sonra Mahkeme Savcısı tarafından 181 sanığın tutuklanması talep edilmiş, iki üyesi değişmeyen Mahkeme Heyeti tarafından gerekçesi anlaşılmayan nedenlerle 163 sanığın tutuklanmasına karar verilmiştir. Daha önce soruşturma safhasında bir kez tutuklanan ve yakama kararı verilen 102 sanık içerisinde de yer alan bir sanık her nedense bu kez tutuklama kararı dışında bırakılmıştır. Bu uygulamalar, yakalama ve tutuklama kriterlerinin tutarsızlığını ve keyfiliğini göstermektedir.



8. Mahkeme heyeti tarafından tutuklama nedenlerinden birisi olarak da delillerin henüz toplanmamış olması gösterilmektedir. Sekiz yıl önce icra edilen bir seminere dayalı sözde delillerin hala toplanamamış olması hiçbir şekilde kabul edilemez. Deliller tamamlanmadan, tamamen sahte deliller ve kişisel kanaatlerle bu iddianame nasıl hazırlanmış ve nasıl kabul edilmiştir? Bu kabul hukuk kurallarına ve mevcut kanunlara göre mi yapılmıştır. Daha toplanacak delil mi vardır? Yoksa komplocuların yeni sahte delil üretip yine bir yerlere saklamaları mı beklenmektedir? Unutulmamalıdır ki Gölcükte çıkanlar yeni delil değil 11 numaralı sahte CD nin aynısıdır. Bu husus 11 nci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından açıkça ifade edilmiştir.



9. Her kışlasında cami veya mescidi bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını, kendi camilerini bombalayan ve kendi uçağını düşüren birer cani gibi gösteren iddianamenin tamamen gerçek dışı olduğunu Türk milletine doğrudan anlatabilmek için; daha önce 10 ncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilen ‘ duruşmaların bir televizyon kanalından canlı olarak yayınlanması’ talebimizi tekrarlıyoruz. Çünkü 2003 yılında icra edilen plan seminerinin tüm konuşmaları Ordu Komutanının emriyle kayda alınmış ve muhafaza edilmiştir. Bu seminerin üst komutanlıklar tarafından emredilen katılımcı ve gözlemci personelin iştirakiyle açıkça ve legal olarak yapıldığını Türk Milleti görmelidir. Müvekkillerimizin ‘Uğruna canlarını feda edeceklerine’ dair namus ve şerefleri üzerine ant içtikleri Yüce Milletimizden saklayacak hiçbir şeylerinin olmadığını ve tüm suçlamaların asılsız olduğunu tüm dünyaya haykırıyoruz.



10. Sonuç olarak ;

a. Mevcut durumu itibariyle bir garabet olan bu iddianame bir iftiranamedir. Ve iddianameye esas teşkil eden sözde Balyoz Planı 194 sanık için açık bir komplo ve bir dijital terördür.

b. İddianamedeki suçlamaları tümüyle reddediyoruz.

c. Mahkeme Heyetini ‘Balyoz Güvenlik Harekat Planı’ denen komployu kimlerin hazırladığını bulmaya davet ediyoruz.

d. Duruşmaların televizyonlardan canlı yayınlanmasını talep ediyoruz.

e. Mahkeme Heyetinden herhangi bir lütuf değil, Türk Milletinin kendilerine verdiği yargılama yetkisini, evrensel hukuk kuralları ve mevcut kanunlar çerçevesinde, vicdanlarının sesine kulak vererek kullanmalarını, hukukun gereklerine ve ettikleri yemine uygun kararlar vermelerini bekliyoruz.

f. e maddesine katilmiyoruz. Türk Milletinin kendilerine verdiği yargılama yetkisi yoktur.Diyoruz ki ;Ne savcinin bu kisiler icin sorusturma acma yetkisi vardir ne de mahkemenin bu davaya bakma yetkisi. Anayasamizin 145. ve 353 sayili Asker kisilerin yargilanmalari hakkindaki kanuna gore Erzincandaki 7. Kolordu komutanina ancak ve ancak Genelkurmay baskanligi sorusturma acabilir.Keza diger komutanlarimiz icin de aynidir.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Mart 20, 2011 11:10 pm

AVUKATTAN MÜTHİŞ SAVUNMA
19 Mart 2011, Cumartesi 15:32:21
(SÖZDE) 'Balyoz davasında mizansenli savunma, gerginliğe neden oldu.




8 1

Başkan Diken : Burada mahkeme başkanını hedef alıyorsunuz. Böyle savunma yapamazsınız. Bu hakarettir.

Avukat Celal Ülgen: Neyi savunmak durumunda kaldığımızı size anlatmak için mizansen yaratıyoruz. Nasıl bir komplonun içinde olduğumuzu şok edici bir şekilde anlatmaya çalışıyoruz

(SÖZDE) “Balyoz Planı İddiası" davasının 17. duruşmasında tutuklu sanık emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın savunmasını tamamlamasının ardından avukatı Celal Ülgen savunmasına başladı. Ülgen, mahkeme başkanına sanıklar hakkında suç unsuru olduğu iddia edilen 11 nolu CD'yi koruması yönünde uyarıda bulundu.

“11 NOLU CD’Yİ KIRACAKLAR"

"11 nolu CD'yi duruşma arasında koruyamazsanız, kıracaklar" diyen avukat Ülgen sözlerine şöyle devam etti:

“Çünkü bu CD'de üretenlerin parmak izi var. Bunu tespit ettik. Benim bilgisayarımda hazırladığım belgeler de tıpkı parmak izi gibi iz üretirler. Bundan korkuyorlar. Bunu üretenlerin kim olduğunu kanıtlamamız açısından bu 11 nolu CD önemlidir. Eğer siz mahkeme başkanı olarak bu CD'yi koruma altına almazsanız, CD'nin başına geleceklerden de siz sorumlusunuz"

“EMNİYET'LE TÜBİTAK FARKLI RAPORLAR VERİYOR" İDDİASI

Celal Ülgen’in ardından Doğan’ın diğer avukatı Hüseyin Ersöz söz alarak TÜBİTAK ve Emniyet'in verdiği raporlardaki farklılıklara dikkat çekti. Ersöz şunları söyledi: "Savcılık soruşturmanın başında dökümanların imajlarını almadan emniyete gönderdi. Bu CD'nin içinde özel fotoğraf olabilir, ticari sır olabilir, hatta bu olayda devlet sırrı niteliğinde bir olay var. Hiçbir kontrolden geçmeden kolluğa veriliyor. İmajlar emniyette alındı. İmaj alma sırasında ‘H değeri’ tespit edildi. Elde edilen bu ‘H değeri’ tutanakla savcılığa gönderildi. Aradan bir süre geçtikten sonra savcılık, kontrol etmesi için CD'yi TÜBİTAK'a gönderdi. TÜBİTAK'taki bilirkişi farklı bir ‘H değeri’ buldu. Yani aynı CD için hazırlanan raporda TÜBİTAK'la emniyetin ‘H değerleri’ birbirinden farklı.

"AVUKAT HÜSEYİN ERSÖZ’DEN MİZANSENLİ SAVUNMA

Avukat Hüseyin Ersöz savunmasında sahte belgelerin nasıl ortaya çıktığını bir mizansenle anlatacağını belirtti.

Ersöz, “Beşiktaş Adliyesi’nde bir savcı bana bir bilgi verdi. Sizin hakkınızda belgeler verdi, açkılamalar yaptı. Bunlar da CD’de yer alıyor. Sizin şu anda masanın üstünde duran beyaz dosyanın altında varsayalım" dedi.

Ardından mübaşire CD’yi almasını söyledi.

Mübaşir, heyetin oturduğu kürsüden beyaz bir dosyadan CD’yi çıkardı.

Mahkeme başkanı CD’yi almadı. Başkan Diken “Siz takın" dedi. Ersöz’ün bilgisayara taktığı CD’de “Sayın başkan" “Zamanın ötesinden gelenler", “Ömer", “Aliefendi" yazılı klasörler olduğunu ve hepsinin 5 Mart 2003 tarihinde oluşturulduğu gösterdi. Ersöz, “Sayın başkan" adlı belgede mahkemenin aldığı kararların hükümet tarafından ve bazı medya organları tarafından olumlu karşılandığı şeklinde bir sayfalık metin yer aldığını söyledi.

MAHKEME BAŞKANI : JANDARMA GÖREVLİLERİ KÜRSÜYÜ İYİ KORUSUN

Başkan Diken, tepki göstererek, “Burada mahkeme başkanını hedef alıyorsunuz. Böyle savunma yapamazsınız. Bu hakarettir" dedi.

Araya giren avukat Celal Ülgen “Neyi savunmak durumunda kaldığımızı size anlatmak için mizansen yaratıyoruz. Nasıl bir komplonun içinde olduğumuzu şok edici bir şekilde anlatmaya çalışıyoruz" dedi. Mahkeme Başkanı Diken bu sözler üzerine salonda bulunan jandarma görevlilerini uyararak, “Jandarma görevlileri kürsüyü iyi korusun" dedi. Ülgen ise “Kameralar zaten salonu gözetliyor. Sizin önünüzdeki notları bile kaydediyor. Bu sadece mizansen" dedi.

SAVCIDAN MİZANSENE SUÇ DUYURUSU

Bu olayla ilgili Savcı Savaş Kırbaş, Avukat Hüseyin Ersöz hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Bu talep üzerine izleyiciler bölümünde yuhalama sesi duyuldu. Başkan Diken ise “Duruşma bitmiş olmasaydı orta bölümde oturan herkesi dışarı çıkarırdım. O kişiyi kameralardan tespit edeceğiz" dedi. Mahkeme Başkanı Diken yaşananların ardından duruşmayı 21 Mart Pazartesi gününe erteledi.

ASKERHABER / HABER MERKEZİ



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Perş. Mart 31, 2011 8:32 pm

[b]Dilipak "Bazı dolaplar dönüyor" dedi, vazgeçti![/b]

30.03.2011 - 10:08



[img(220,143)]http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/images_69.jpg[/img]

[b]Balyoz Davasına mağdur sıfatıyla müdahil olan gazeteci Abdurrahman
Dilipak Balyoz iddianamesinin en önemli dayanağını oluşturan belgeleri içeren 11
nolu CD ile ilgili artık mahkemede soru sormayacaklarını çünkü bu CD'nin düzmece
olabileceğini söyledi.[/b]

İddiaya göre Balyoz planında ismi etkisizleştirilecek 19 kişi arasında geçen
gazeteci-yazar Abrurrrahman Dilipak’ın avukatı Salih Dövücü, diğer müdahiller
Özgür-Der ve Hukukçular Derneği ile beraber davanın ana delili 11 nolu CD
hakkında soru sormaktan vazgeçti. Bugüne kadar gerek Ergenekon, gerekse Balyoz
davalarını savunan bir söylem kullanan islamcı Dilipak tarafının bu kararı
herkesi şaşırttı. Dilipak’ın avukatı Salih Dövücü neden böyle bir şey
yaptıklarını açıklarken CD’nin Balyoz sanıklarından elde edilmiş olup
olmadığının kesinleşmediğini kaydederek, ‘onların kabul etmediği bir delili
doğru olarak kabul etmiyoruz’ dedi. Davanın mağduru ve müdahili Dilipak ise
“2003 yılına ait olduğu söylenen belgelerde 2008 yılına ait izler var. Teorik
olarak CD üzerinde oynama yapılmış olabilir” dedi.
[b]"Bazı dolaplar dönüyor"[/b]
Dilipak konu ile ilgili
açıklamalarında şu ifadeleri kullandı: “Bazı şeylere ulaşmak o kadar kolay
değil. Bizim bilmediğimiz bazı dolaplar dönüyor sanıyorum. Bu plan 2003’te
yapıldı, ardından bir daha üzerinde değişiklikler yapıldı. 2008’e kadar, hatta
belki son güne kadar da düzenlemeler yapıldı. Medical Park Hastanesi daha
açılmamış ama 2003 yılına ait belgelerde hastanenin ismi var.”
[b]"CD üzerinde oynanmış olabilir"[/b]
Dilipak CD üzerinde
oynamalar yapılmış olacağından kuşkulandığını belirterek: “Tek ihtimalli bir
kripto yok burada. Bu işi yapanlar sıradan insanlar değil. Teorik olarak CD
üzerinde oynama yapılmış olabilir. Hatta mutlaka bu işten haberi olmayan ama
planda ismi geçen kişiler var. Suçlu olmadığı halde, kurunun yanında yanan
yaşlar da vardır. Bu nedenle kuru ile yaşın ayrılması gerekiyor. Ben bu nedenle
kesinlikle o duruşma salonuna oturtulan herkesin aynı planın bir parçası
olduğunu düşünmüyorum. Olamaz böyle bir şey” dedi.
Dilipak CDler ile oynanmış ise bunun büyük bir skandal olduğunu söyledi: “Bir
gazeteci olarak da hâlâ Balyoz belgesinde isimleri geçen derneklere, hastanelere
ulaşmaya çalışıyorum. Mahkemeden talebim şuydu. Eğer birileri dışarıda oluşturup
bu CD’yi buraya koyduysa burada çok büyük bir skandal var. Bu durumda Balyoz
sanıkları suç duyurusunda bulunmalı.”
Balyoz harekeat planının iddianamesi büyük oranda 11 nolu CD’deki belgelere
dayanıyor. Bu belgeler Taraf gazetesi tarafından savcılığa gönderilmişti.
(soL -Haber Merkezi)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Perş. Mart 31, 2011 8:58 pm

Ne demiştik?

Ergenekon vs bir kadraj mühendisliğidir, bir takım şaibeli insanlar üzerinden topyekun Türk kimliğine, milli kimliğe saldırılmaktadır.

Muhalefet eden, etmesi muhtemel bütün unsurlar bu vesile ile tasfiye edilmek isteniyor ki asıl bu saldırıları Amerika ile beraber planlayanların hesap vermesi geerekir.

Amerikan elçisi merkeze, "500 özel adamı devreye sokmak için" izin istediğin söylüyor.

Büyükanıt'la ilgili dosyaları RTE'ye vermek için müsaade beklediğini söylüyor.

Daha neler, neler...

RTE sadık müttefik, TSK düşman diyor.

Daha ne desinler?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   C.tesi Nis. 02, 2011 3:01 pm

POLİS’TEN MÜTHİŞ YALAN RÜZGARI
31 Mart 2011, Perşembe 09:52:29


(SÖZDE) Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Albay Levent Göktaş’ın bürosunda bulunan 51 No’lu DVD’yi polisin hazırladığı ortaya çıktı.

Çelik ÇELİKYAMAN'IN HABERİ

Ümraniye davasında tutuklu yargılanan, emekli Albay Levent Göktaş’a kurulan polis tezgahı tüm belgeleriyle ortaya çıktı.

İşte madde madde ortaya çıkan tezgah:

* Polisler arama ve el koyma tutanağına sicil numaralarını yazmıyorlar.

* 51 No’lu DVD ve diğer dijital malzemenin imajını olay yerinde vermeyen polisler, Cumhuriyet savcılarının yazılarını bile dikkate almıyorlar.

*Mahkemenin talebi üzerine orijinal diye gönderilen DVD’nin Adli Emanet'te kırıldığı ortaya çıkıyor.

*Silivri Emniyeti, DVD üzerinde parmak izi araştırıyor fakat polislerin arama sırasında 7 kere ellediği DVD’de hiç parmak izi bulamıyorlar.

* Emniyet’in, “Kopya” diyerek mahkemeye gönderdiği DVD’nin ise orijinal DVD’nin bulunmasından bir hafta önce yazıldığı ortaya çıkıyor.

* İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü’nün söylediği, “Tek yazımlık DVD’lerin imajının alınamadığına” dair yalan iki üniversitenin raporu ile yalanlanıyor.

* Bu arada DVD’nin çözüm tutanağının ise incelemeden 14 gün önce hazırlandığı ortaya çıkıyor.

KİMLİK GİZLEME ÇABASI

Emekli Albay Levent Göktaş'ın bürosuna gelen polisler, arama ve el koyma tutanağına, yasalara göre sicil numaralarını yazmaları gerekirken, bunu yapmak yerine gelişigüzel imzalıyorlar. (Belgesi için tıklayın)

İMAJLARI VERMİYORLAR

Aramada bulunduğu iddia edilen 51 nolu DVD ve diğer dijital malzemenin imajının, kanun gereği, olay yerinde alınmasını isteyen Göktaş ve avukatına, imaj alma cihazların az sayıda olduğu ve bu işlem olay yerinde yapıldığında çok uzun sürdüğü gerekçesi ile imajlar verilmiyor. Bunun üzerine Göktaş ve avukatı tutanağı bu durumu belirterek şerh koyup imzalıyorlar. (Belgesi için tıklayın)

POLİS SAVCI'LARI BİLE TAKMIYOR

Daha sonra Göktaş'ın avukatları İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Müdürlüğü (TEM) ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak 51 nolu DVD'nin imajını istiyorlar. (Belgesi için tıklayın) Hatta Cumhuriyet Savcısı Ercan Şafak da TEM'e bir yazı yazarak imajları istiyor (Belgesi için tıklayın) Fakat TEM ısrarla imajları vermemekte direniyor. Bunun üzerine Göktaş ve avukatları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yine müracat ederek aleyhte tek delil olan 51 No'lu DVD'nin delillerin karartılmasını önlemek ve üzerindeki parmak izlerinin zarar görmemesi için derhal muhafaza altına alınmasını istiyor. (Belgesi için tıklayın) Ardından Cumhuriyet Savcısı Murat Yönder de talebi yerinde bularak TEM'e yazı yazıyor ve 51 No'lu DVD'yi istiyor. (Belgesi için tıklayın) TEM yine söz konusu DVD'yi bu kadar talimata rağmen, yine savcıyı dahi yok sayarak teslim etmiyor.

BİLİRKİŞİ RAPORU ALIYORLAR

Göktaş ve avukatları, Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nden DVD’nin, olay yerinde özüt ve imajının çıkartılmamış olması, imajının alınarak bir kopyasının şüpheliye verilmemesi nedeniyle, delilin orijinalliğini, bütünlüğünü ve değişmezliğini yitirdiğini, bu nedenle, şüpheye yer vermeyecek nitelikte delil toplanılması özelliklerini kaybettiği konusunda bilirkişi raporu alıyorlar.

MAHKEME İSTEYİNCE DVD ÇATLAK ÇIKIYOR

Son olarak 13. Ağır Ceza Mahkemesi devreye giriyor ve Emanet Memurluğu'na müzekkere yazarak orijinal 51 Numaralı DVD’yi tetkik ve inceleme yapmak üzere mahkemeye istiyor. Fakat Emniyet, bu sefer üzerinde Göktaş'ın adı veya herhangi bir işaret bulunmayan bir DVD gönderiyor. Mahkeme de Silivri Emniyet Müdürlüğü'nden bu Orijinal DVD üzerinde parmak izi incelemesi yapmak üzere olay yeri inceleme ekibi istiyor. Ekibin yaptığı inceleme sonucu, "Materyal üzerinde yapılan kontrolde materyalin gözle görülür biçimde tozlu olduğu, DVD üzerinde kısmi çatlağın bulunduğu ve bu halde fotoğrafının çekildiği, DVD dış kısmında tozlama yöntemi kullanılarak yapılan parmak izi araştırmasında herhangi bir bulgu elde edilemediğinde dair rapor veriyor. (Belgesi için tıklayın)

OYSA 7 KERE ELLEMİŞLER

Bu arada, arama sırasında Avukat Özge Evci'nin odasına giren polislerin 14 dakika boyunca DVD'ye tam 7 kere temas ettikleri ortaya çıkıyor. Buna rağmen Silivli Emniyeti'nin yaptığı araştırmada DVD üzerinde olması gereken polislerin parmak izi de çıkmıyor.

(İLGİLİ GALERİ) POLİSLER 51 NO'LU DVD'Yİ BÖYLE ELLEMİŞLER

(İLGİLİ VİDEO) POLİSLER 51 NO'LU DVD'Yİ BÖYLE ELLEMİŞLER

DVD'deki çatlağın ise merkezden kenara doğru, yani DVD'nin üretim seri numarası, yazılım kodları ve depolama merkezinin de içine alacak şekilde çatladığı dikkat çekiyor. Bu da DVD'nin hangi fabrikada ne zaman üretildiğini, hangi zaman diliminde ne kadar veri ve hangi IP numalaralı bilgisayarda oluşturulduğu bilgilerine ulaşılmayı imkansız hale getiriyor.

MAHKEMEDEN EMNİYET HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Bunun üzerine 13. Ağır ceza Mahkemesi, usulüne uygun olarak muhafaza edilmemesi sebebiyle kırık olduğu anlaşılan 51 Numaralı DVD’nin zarar görmesine neden olan görevliler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuyor. Yani mahkeme de, bir anlamda DVD'nin orijinal delil olma özelliğini kaybettiğini doğrulamış oluyor.

KOPYA ORİJİNALDEN ESKİ ÇIKIYOR

Bu arada orijinal DVD'nin kullanılamayacını fark eden Bunun üzerine 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul TEM'e 51 No'lu DVD'nin kopyasının olup olmadığını soruyor. Emniyet bunun üzerine DVD'nin kopyası diyerek bir DVD gönderiyor. (Belgesi için tıklayın) Mahkemenin atadığı bilirkişinin DVD'yi inceledikten sonra hazırladığı raporda şok bir gerçek daha ortaya çıkıyor. Kopya denilen DVD'nin 31 Aralık 2008 tarihinde, yani orijinal denilen DVD'nin bulunduğu tarih olan 7 Ocak 2009'tan tam bir hafta önce oluşturulduğu anlaşılıyor. Yani Emniyet zaten kopya DVD'yi hazırlamış durumda. Bu arada yine bilirkişi raporuna göre, DVD'yi kopyalayan kişi öyle usta ki, işleminde bilgisayarı tekil olarak tanımlayacak herhangi bir veriyi kopyalamıyor. Yani hangi bilgisayardan yazıldığını bulmak olanaksız hale geliyor.

POLİS YALAN SÖYLÜYOR

Bu arada İstanbul TEM, mahkemeye bir yazı yazarak (Belgesi için tıklayın) Ankara Emniyeti'nin aramada el koyduğu DVD'nin imajı alınmadan kendilerine gönderildiği itiraf ediyor. TEM aynı yazıda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü'ne bir yazı yazarak 51 No'lu DVD'nin incelemesini yapılmasını, imajının alınarak kendilerine gönderilmesini istediklerini de bildiriyor. Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü ise cevap yazısında DVD'nin DVD-R olduğu, yani sadece bir defa yazılabilen DVD olduğunu ve bu nedenle imajının alınamadığı bildiriyor (Belgesi için tıklayın) Ayrıca DVD'lerin 23 Ocak 2009'da, bir kopyası Göktaş ve avukatına verilmeden Adli Emanet'e aldırdığına dair bir yazı yazıyor.

ÜNİVERSİTE POLİSİ YALANLIYOR

Bunun üzerine emekli Albay Levent Göktaş'ın avukatlarının isteği üzerine, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ata Önal konuyla ilgili bir rapor hazırlıyor. (Belgesi için tıklayın) Raporda, "CD-DVD üzerinde RW özelliği yoksa yani DVD’de –R veya +R ibaresi varsa İstanbul Bilişim Suçları Şube Müdürlüğünün belirttiğinin aksine CD-DVD değişik oturumlarda yazılmak şartıyla bir sefere mahsus tam dolana kadar müteakip defalarda yazım işlemine tabi tutulabilir. Yani farklı sessionlarda (oturumlarda) ancak CD-DVD kapasitesi tam olarak dolana kadar veya CD-DVD’de Track Close işlemi yapılana kadar yazım yapmak mümkündür" deniliyor. Yani üniversite Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü'nü yalanlıyor. Yazıda ayrıca; Eğer CD-DVD-R’lerde CD Track Close işlemi yapılmamış ise, aynı klasörde ve aynı isimde olmak kaydıyla CD-DVD’nin farklı bir session olarak yazılması mümkün olup bu sayede yeni kaydedilen dosya aktif olarak görülecektir, deniliyor. Benzer yönde rapor veren, İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eşref Adalı da CD üzerine kayıt sonlandırma işlemi yapılmadı ise yeni kayıt eklenebilir. Tek yazmalık CD boş ise yeni kayıt eklenebilir" diyor.

BAŞKA SORUŞTURMADA İMAJ ALINMIŞ

Bu arada Ümraniye davasında tutuklu bulunan İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu'nun ev ve işyeri aramasında el konulan ve polis tarafından hazırlanan Medya İnceleme Raporuna göre 3, 4, 5, 8, 9 numara ile numaralandırılan DVD’lerin hepsinin tek yazımlık DVD-R olduğu ortaya çıkıyor.

ÇÖZÜM TARİHİ İNCELEMEDEN 14 GÜN ÖNCE

Savcılık sorgusunda esas alınan ve basına da servis edilen DVD çözüm tutanağında ise çözüm tarihi 8 Ocak 2009 olarak yer alıyor.
Yani Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü inceleme yapmadan tam 14 gün önce. Böylece inceleme yapılmadan çözüm tutanağı hazırlanmış oluyor. Bu da DVD'nin çözüm tutanağını zaten hazır olduğunu gösteriyor. Ya da Emniyet 51 Numaralı DVD’yi Göktaş ve avukatı da hazırda iken, delil torbasını saat 23:55’de açar açmaz 5 dakika içinde incelemiş ve çözüm tutanağını hazırlamış ya da delil torbası açılmadan önce zaten DVD çözüm tutanağı hazırmış.

http://www.askerhaber.com/haber/3196/polİs’ten-muthİŞ-yalan-ruzgari.html
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Eyl. 04, 2011 10:21 pm


BALYOZ'DA SAHTECİLİĞİN DANİSKASI

http://www.ordumillet.com/Content.aspx?haberID=1521&B=balyozda-sahteciligin-daniskasi

04.09.2011
Tertipçilerin "Balyoz Planı Eki" olarak düzenledikleri "Cami Bombalama Eylemi" palavrasının sahte olduğunu gösteren yeni bir kanıt bulundu.
Bu sahte belgede, bombalanacak camileri gösteren dijital krokilerde çevredeki cadde ve sokakların isimleri de var.
Avukatlar üşenmeyip Balyoz Planının yapıldığı iddia edilen 2003 yılındaki şehir planını buluyorlar.
Bir de ne görsünler, 2003 yılında bazı cadde ve sokakların isimleri plandaki gibi değilmiş.
Araştırıyorlar, cadde ve sokak isimlerinin 2007 yılında Belediye tarafından değiştirildiğini öğreniyorlar.
2003 yılında yapıldığı iddia edilen cami bombalama krokilerinde, cadde ve sokakların isimleri, 2007 yılındaki değiştirilmiş halleri ile gösterilmiş.
Eğer iddia edildiği gibi bu planları darbeci oldukları söylenen komutanlar yapmış olsaydı, planlar 2003 yılında yapıldığına göre, cadde ve sokak isimleri 2003 yılındaki isimler olmalıydı.
Nasıl oluyor da 2003 yılında yapılmış olan bir plan üzerinde 2007 yılında konulmuş olan yeni isimler bulunabiliyor?
Darbeci (!) komutanlar müneccimbaşı olmadıklarına göre...

Cevabı basit:
Bu planları suçlanan komutanlar 2003 yılında yapmadı.
Tertipçiler bu sahte planları 2007 yılından sonra komutanları tutuklamak amacı ile yaptılar.

Duruşmada bu konu uzun uzun anlatılıyor.
Hakimler kös dinler gibi dinliyorlar. Hiçbir tepki göstermiyorlar.
Daha önce buna benzer yüzden fazla zaman ve yer hatasını dinledikleri gibi. (Bir örnek: 2003'ten çok sonra atanacak olan Muammer Güler'in İstanbul Valisi olarak gösterilmesi)

***

Bütün bunlar,
--duruşmaların niçin şehirden çok uzak bir yerde yapıldığı,
--niçin duruşmaları kameraya ve teybe almanın yasak olduğu,
--başvurulara rağmen niçin duruşmaların radyo ve Tv kanallarından yayımlanmasına izin verilmediği
sorularına cevap vermektedir.

Çünkü, Balyoz, Ergenekon gibi davaların iki-üç duruşmasını izleyen her vatandaş, bu davaların sahte kanıtlara dayandığını anlayacaktır.
Tertiplerin ve sahtekarlıkların kamuoyu tarafından anlaşılmaması için, duruşmalar halkımızdan gizlenmektedir.

***

E. Org. Çetin Doğan, bu cadde-sokak isimleri rezaletini "sahteciliğin daniskası" olarak nitelediği 2 Eylül günlü Aydınlık köşe yazısında ayrıca şu konuları da vurguluyor:

"Yapılan duruşmalarda:
İddianamenin bir İftiraname olduğu,
İddianameyi hazırlayanların, Balyoz tertibini yapan ÇETE ile işbirliği içinde olduğuna ilişkin "kuvvetli suç şüphesi" bulunduğu
gösterilmiştir."

"Şimdiye kadar
tek bir suç delili gösterilmeden,
--yasal delil olma özelliği bulunmayan
--TSK'ya ait hiçbir karargahta ve sanıkların bilgisayarlarında izi bulunmayan
--üzerinde ıslak veya kuru imza bulunmayan
dijital verilerle TSK mensupları parmaklıklar ardına konulmaktadır."

"İşlenen hukuk cinayeti, sonuçları itibariyle, insan hakları ihlallerinin ötesinde, "vatana ihanet" suçunu da kapsamaktadır.
Ortalığa saçılan ulusal güvenliğimize ait gerçek belgelerle, TSK'nın kara, deniz, hava ve jandarma unsurları ağır darbe yemiştir."

"Hakimlerimizin
--davayı ucu açık bir dava haline getirmeleri,
--ortaya konulan gerçek delillere değil, sahteliği kanıtlanmış dijital verilere ısrarla inanmış görünmeleri
davayı yürütmelerinde suç işlediklerine ilişkin "kuvvetli bir şüphe" uyandırmış bulunmaktadır."

E. Org. Çetin Doğan her Cuma Aydınlık'taki köşesinde yazmaktadır.


Ali Serdar BOLAT
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Siyaset :: Ve Diğer (Siyaset)-
Buraya geçin: