AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: ABD'den Ordu'ya, 'Balyoz' Saldırısı...   Ptsi Şub. 22, 2010 9:45 pm

[color:2f8e=orange][size=18]ABD,den Orduya, 'Balyoz' baskını ...[/size]
[/color]



[color:2f8e=red]

[size=24]
Paşalara 'Balyoz' baskını [/size]


[/color]

İSTANBUL - 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, 27 subay ve 1 astsubay'ın da araların da bulunduğu 49 asker gözaltına alındı. Gözaltıların, MGK toplantısı ve Başbuğ'un ses kaydının yayınlanmasının ardından gelmesi dikkat çekti. Başbuğ, operasyondan dolayı Mısır ziyaretini erteledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı, 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'da yapılan operasyonlarda önce CD daha sonra bavul içinde Ergenekon savcılarına teslim edilen Balyoz Eylem Planı ile ilgili belgelerde adı geçen askerlerden 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, 27 subay ve 1 astsubay'ın da araların da bulunduğu 49 asker gözaltına alındı.

İstanbul merkezli operasyonda eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, eski 1.Ordu Komutanı Çetin Doğan, eski 1.Ordu Komutanı Orgeneral Ergin Saygun, emekli Orgeneral Engin Alan, emekli Orgeneral Ayhan Taş, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Emekli Oramiral Feyyaz Öğütçü, Koramiral Lütfi Sancar, emekli Korgeneral Ayhan Poyraz, emekli Korgeneral Mustafa Çalış, emekli Korgeneral Yavuz Yalçın, emekli Tümamiral Özer Karabulut, emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, emekli Deniz Kurmay Albay Ümit Özcan, emekli Albay Emin Küçükkılıç, emekli Albay Kubilay Aktaş ve emekli Albay Ahmet Metin Dikici'nin de aralarında bulunduğu en az 49 asker evlerinde yapılan aramaların ardından gözaltına alındı.

[color:2f8e=red]
SORGULAR İSTANBUL’DA YAPILIYOR[/color]


Ankara'da 20 ayrı noktada polis arama yaptı ve operasyona İstanbul Terörle Mücadele ekipleri de katıldı. Ankara'dan gözaltına alınan İbrahim Fırtına'nın da aralarında bulunduğu 7 kişi ile İzmir'den alınan emekli Albay Ümit Özcan ile adı açıklanmaya emekli bir tuğgeneral de sorgulanmak üzere İstanbul'a götürüldü. İzmir'de gözaltına alınan eski Güney Saha Komutanı Koramiral Lütfü Sancar ile Bursa'daki evlerinden alınan Albay Ahmet Metin Dikici ile Engin Alan ise İstanbul'a götürülmedi. Sorguları İzmir ve Bursa'da devam etti.

[color:2f8e=red]
ÇETİN DOĞAN DA ALINDI
[/color]

Balyoz Eylem Planı'nda imzası olduğu belirtilen emekli Orgeneral Çetin Doğan ve eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi(SAREM) Başkanı emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli'nin İstabul'daki evleri de arandı. Çetin Doğan, evindeki arama haberi ajanslardan flaş haber olarak geçtiğinde bir tv'de canlı yayına katılarak ''Evimizde arama yok. İddialar hayal mahsulü" demişti. Ancak 1-2 saat içinde Doğan'ın evinde de arama başladı. Aramanın ardından Doğan'ın da gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü bildirildi. Ancak, Doğan'ın avukatı, sadece arama kararı olduğunu ve gözaltı kararı olmadığını seyleyerek, Doğan'ın gözaltına alınmadığını söyledi. Fakat daha sonra yeni bir gözaltı kararı alındı. Doğan'ın gözaltına alınacağı duyuruldu. Doğan'ın Bodrum'da bulunan villasında da arama yapıldı.
[color:2f8e=red]

MEHMETÇİK VAKFI DA ARANDI
[/color]

Ayrıca Tanyeli'nin İstanbul Temsilciliği'ni yaptığı Mehmetçik Vakfı'nın Kadıköy'deki binası da arandı. 8 kişilik ekip tarafında 6 saat yapılan aramada medyanın çekim yapması engellendi. Buradan alınan belgeler incelenmek üzere götürüldü.

[color:2f8e=red]
HARP AKADEMİLERİNDE HAREKETLİLİK[/color]


Harp Akademileri 2. Nizameyesi'nde de olağanüstü bir hareketlilik yaşandı. Saat 11.00 sıralarında içinde sivil giyimli polislerin bulunduğu 1 cip, 1 otomobil ve 1 panelvan araç nizamiye kapısına geldi. Araçlar bir süre içeri alınmadı. Ardından araçlardan inen sivil giyimli polislerin askerlerle konuştukları görüldü. Asker ve polisler arasındaki görüşme yaklaşık 10 dakika sürdü. Ardından araçtan inen sivil giyimle polisler yürüyerek nizamiyeyi geçti ve içeri girdi. Polislerin indiği araçlar manevra yaparak geriye döndü. Bu arada bir askeri yetkili, hareketliği görüntüleyen gazetecilerden görüntü kaydetmemesini istedi, içerdeki hareketlilikle ilgili bilgisi olmadığını söyledi.

[color:2f8e=red]
BAŞBUĞ MISIR ZİYARETİNİ ERTELEDİ
[/color]

Yürütülen operasyon nedeniyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ bugün çıkacağı Mısır ziyaretini iptal etti.

[color:2f8e=red]
ERDOĞAN NOTLA ÖĞRENDİ[/color]


Gözaltıların yaşandığı saatlerde Başbakan Recep T. Erdoğan İspanya'nın başkenti Madrid'deydi. Erdoğan, 'Yeni Ekonomi Forumu' tarafından düzenlenen kahvaltıda konuşurken kendisine bir not uzatıldı. Notu uzun uzun inceleyen Erdoğan, konuşmasına kaldığı yerden devam etti. Erdoğan gazetecilerin sorusu üzerine gözaltılarla ilgili olarak, "Güvenlik teşkilatlarımızın gerçekleştirdiği bir operasyondur ve 40'ı aşkın kişi gözaltına alınmıştır. Olay yargı ile ilgilidir ve yorum yapmam doğru değildir" dedi. Gözaltıların sonucunda ne olacağını bilmediğini belirten Erdoğan, "Yargı olayları değerlendirecek. Biz de sonucu öyle göreceğiz" yorumunu yaptı.

[color:2f8e=red]
ATALAY 'TAKİP EDİYORUM' DEDİ

[/color]
Erdoğan ile birlikte Madrid'de bulunan İçişleri Bakanı Beşir Atalay da gazetecilerin konuya ilişkin ısrarlı soruları üzerine, "Takip ediyorum, bilgi veriyorlar" dedi.
[color:2f8e=red]

ARINÇ CANLI YAYINDA KONUŞTU

[/color]
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CNN Türk'teki ''Tecrübe Konuşuyor'' programına katılarak Cengiz Çandar ve Hasan Cemal'in sorularını yanıtladı. Arınç, ''Ben bugün yapılan bu gözaltıları ve arkasından gelecek olan hukuk sürecini Türkiye'nin iyi takip etmesi gerektiğini düşünüyorum'' dedi.

[color:2f8e=red]
GÜL 'KUVVETLER AYRILIĞI' DEDİ[/color]


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise konuya ilişkin soruları Sinop Valiliği ziyareti sırasında yanıtladı. Gül, "Bu konuda bir şey söylemem. Kimse de bir şey söylememeli. Yargı, yürütme, yasama kuvvetler ayrılığı prensibini hepimizin hatırlaması gerekir" ifadelerini kullandı.

[color:2f8e=red]
BALYOZ EYLEM PLANI[/color]


Balyoz Eylem Planı, Taraf gazetesi üzerinden deşifre edilmişti. Planın altında emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın imzası vardı. Darbe planının altında "Çarşaf", "Sakal", "Oraj" ve "Suga" adı verilen planlar olduğu, bu planlara göre Beyazıt ve Fatih camilerinde bombalı saldırılar düzenleneceği, Ege'de Türk jeti düşürüleceği ve AKP'nin aciz gösterilmeye çalışılacağı öne sürülmüştü. Genelkurmay Başkanlığı ise, iddialara karşı sert çıkmış, "1'inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen Plan Seminerine ilişkin çeşitli iddialar ve değerlendirmeler medyada yer almaktadır. Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programında bulunmaktadır" açıklamasını yapmıştı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da, iddialarla ilgili olarak, "Türk ordusunun da bir sabrı var" açıklamasında bulunmuştu.

[color:2f8e=red]
DARBE YARGILAMASINDA CİDDİ EŞİK[/color]


Ergenekon davası kapsamında gözaltına alınan emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ile emekli Oramiral Özden Örnek 5 Aralık 2009'’da Ergenekon savcılarına ifade vermiş ve serbest bırakılmıştı. Gözaltına alınan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun 5 Kasım 2007’'deki Başbakan Erdoğan-ABD Başkanı Bush görüşmesinde Başbakan'a eşlik etmişti. Emekli Orgeneral Çetin Doğan'’ın 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı sırasında Balyoz Darbe Planı'’nı hazırladığı ortaya çıkmış, Doğan bunu yalanlamıştı. İşte gözaltına alınan komutanların özgeçmişleri:
[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORGENERAL ERGİN SAYGUN:[/color] 1946 yılında İstanbul’da doğdu. 1966 yılında Kara Harp Okulu’'ndan, 1967 yılında Topçu ve Füze Okulu’'ndan mezun oldu. 1978 yılında Kara Harp Akademisi’'ni de bitiren Saygun, kurmay subay olarak Genelkurmay Strateji ve Plan Dairesi'nde Proje Subaylığı görevi yürütürken, İngiltere Kraliyet Kara Kurmay Koleji'ni de bitirdi. Kara Harp Akademisi öğretim üyeliği, Brüksel’'de Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı’nda Kara Plan Subaylığı, Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü, 6'’ncı Piyade Tümeni’'nde Piyade Tabur Komutanlığı, 3. Kolordu Harekat ve Eğitim Şubesi ve 1’'inci Ordu Plan Harekat Şubesi Müdürlüğü, Kara Kuvvetleri Genel Sekreterliği ve Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanlığı görevlerini yürüten Saygun, 1993 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek bu rütbede Belçika’da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı’'nda Lojistik ve İntikaller Daire Başkanlığı ile 14'’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı görevlerinde bulundu, 1997 yılında tümgeneralliğe terfi etti. Genelkurmay Strateji Daire Başkanlığı, 4'’üncü Kolordu Komutan Yardımcılığı ve 1’'inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı görevlerini yürüten Saygun, 2001 yılında korgeneralliğe terfi etti. Saygun, 3'’üncü Kolordu Komutanlığı ile Belçika'’da Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı görevlerinde bulundu, 2005 yılında orgeneralliğe terfi etti. Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı ve Genelkurmay 2'’nci Başkanlığı görevlerinin ardından 2008 yılı atamalarında 1’'inci Ordu Komutanlığı’'na atandı. Orgeneral Saygun, 30 Ağustos 2009’'da emekliye ayrıldı. Saygun, 5 Kasım 2007’'de ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesinde Başbakan Recep T. Erdoğan'’a eşlik etmişti. Saygun, 5 Kasım 2007’den sonra ABD’li generaller ile PKK’ye karşı yapılacak faaliyetlerin eşgüdümünü sağlamıştı.

[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORGENERAL İBRAHİM FIRTINA:[/color] Halil İbrahim Fırtına, 1941 yılında Ordu’'da doğdu. 1962'’de Hava Harp Okulu'’ndan, 1964’te Uçuş Okulu’'ndan mezun olan Fırtına, Hava Kuvvetleri’'ne bağlı çeşitli birliklerde 1970 yılına kadar filo kol uçuculuğu yaptı. 1972’'de Hava Harp Akademisi’'ni bitiren Fırtına, kurmay subay olarak 9. Ana Jet Üs Komutanlığı 192. Filo Kol Uçuculuğu ve Eğitim Subaylığı, Hava Harp Akademisi öğretim üyeliği, 8. Ana Jet Üs Komutanlığı 184. Filo Komutan Vekilliği, Bonn Hava Ataşeliği, Hava Kuvvetleri Personel Eğitim Dairesi Meslek Geliştirme Kurslar Şube Müdürlüğü, 4. Ana Jet Üs Harekat Komutanlığı görevlerini yürüttü. 1989 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek, 4. Ana Jet Üs Komutanlığı ve Washington Silahlı Kuvvetler Ataşeliği görevlerinde bulunan Fırtına, 1993'’te tümgeneralliğe terfi etti. Tümgeneral rütbesiyle Hava Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı ve 1. Taktik Hava Kuvveti Komutan Yardımcılığı görevlerini yürüttü, 1997 yılında korgeneralliğe yükseldi. Korgeneral rütbesiyle Harp Akademileri Komutan Yardımcılığı ve Hava Harp Akademisi Komutanlığı, 1. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı ve 6. Birleşik Hava Harekat Merkezi (CAOC) Komutanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 30 Ağustos 2001 tarihinde orgeneralliğe yükseldi ve Harp Akademileri Komutanlığı'’na getirildi. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’'na 30 Ağustos 2003’'te atanan Orgeneral Fırtına, 30 Ağustos 2005 tarihinde emekliye ayrıldı. 5 Aralık 2009’'da Ergenekon savcılarına “şüpheli” sıfatıyla ifade veren Fırtına, “"Bir darbe suçlaması kapsamı içerisinde bana soru yöneltilmesini üzüntü ile karşılıyorum ve reddediyorum. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven isimli planlama faaliyetlerini ise emekli olduktan sonra basından öğrenmiş bulunmaktayım. Görev yaptığım dönem içerisinde böyle bir çalışma grubundan ve planlama faaliyetlerinden bilgim yoktur”" demişti. Darbe günlükleri ve belgelerinde Fırtına'nın darbe arayışları detaylarıyla anlatılmıştı.


[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORAMİRAL ÖZDEN ÖRNEK:[/color] 1943 yılında İzmit'te doğan Özden Örnek, 1964 yılında Deniz Harp Okulu’n'dan mezun olarak donanmaya katıldı. 1967-1969 yılları arasında ABD'’de Iisansüstü öğrenimini yapan Örnek, 1975 yılında Deniz Harp Akademisi’'nden, 1982 yılında da ABD Deniz Komuta Koleji’'nden mezun oldu. 1982-1984 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı'nda Harekat Şube Müdürlüğü, 1984-1986 yılları arasında da Washington Deniz Ataşeliği görevlerinde bulunan Örnek, 30 Ağustos 1988’'de tuğamiralliğe yükseldi. 1988-1989 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Teşkilat Daire Başkanlığı ve 1989-1990 yıllarında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini yürüten Örnek, 1990-1992 yılları arasında da NAVSOUTH/Napoli’'de görev yaptı. 1992 yılında Tümamiralliğe terfi eden Örnek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı görevlerinde bulunmuş. 1994-1995 yıllarında Hücumbot Filosu Komutanlığı, 1995-1996 yılları arasında da Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunan Örnek, 30 Ağustos 1996’'da koramiralliğe terfi etti. Örnek, 1996-1997 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı, 1997 -1999 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini yürüttü, 1999-2001 arası Kuzey Deniz Saha Komutanlığı görevini yaptı. Örnek, 30 Ağustos 2001’'de Oramiralliğe terfi ederek Donanma Komutanlığı’'na atandı, 30 Ağustos 2003 ile 20 Ağustos 2005 tarihleri arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevini yaptı. 2007 yılında Nokta dergisinin açıkladığı ‘darbe günlükleri’yle gündeme gelen emekli Oramiral Özden Örnek, günlüklerin kendisine ait olmadığını iddia etti. Örnek, Ergenekon savcılarına 5 Aralık 2009’'da emekli Orgeneral Aytaç Yalman ve emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ile birlikte “şüpheli” sıfatıyla ifade vermiş ve serbest bırakılmıştı.
[color:2f8e=red]
EMEKLİ ORGENERAL ÇETİN DOĞAN:[/color] Çetin Doğan, 1940 yılında Trabzon’'un Maçka ilçesinde doğdu. 1960 yılında Kara Harp Okulunu tamamlayan Çetin Doğan, 1961’'de Topçu Okulu'nu bitirdi. Doğan 1987 yılında tuğgeneral rütbesine yükseldi. Genelkurmay Komuta Kontrol Daire Başkanlığı, 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı, Genelkurmay Plan Harekat Daire Başkanlığı, 4. Kolordu Komutan Yardımcılığı, 1. Mekanize Tümen Komutanlığı, Genelkurmay Harekat Başkanlığı ve Jandarma Asayiş Komutanlığı görevlerini yürüten Doğan, 1999’'da orgeneralliğe terfi ederek Ege Ordu Komutanı oldu. 2004 yılında 1. Ordu Komutanı iken emekli oldu. Emekli Orgeneral Doğan'’ın 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı sırasında Balyoz Darbe Planı’'nı hazırladığı ortaya çıkmıştı. Doğan ise bunun sadece jenerik senaryo çalışması olduğunu savunmuştu.

[color:2f8e=red]
2002-2004 KOMUTA KADEMESİ [/color]


"Balyoz Darbe Planı" ile ilgili başlatılan soruşturma kapsamında başlayan operasyonla birlikte 2002-2004 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı komuta kademesinde yer alan üst düzey yetkililerinin tamamı yargı karşısına çıkmış olacak.

Ergenekon operasyonu ve "Balyoz Darbe Planı" ile ilgili başlayan operasyonla birlikte Genelkurmay Başkanlığı'nın 2002-2004 yılları arasında görev yapmış olan kuvvet komutanları yargı karşısına çıkmış oldu. Ergenekon operasyonun başlamasının ardından 'Ayışığı' ve 'Sarıkız' Darbe Planları ile ilgili olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Ergenekon Savcılarına ifade vermişti. Özkök, 2009 Nisan ayında darbe planları ile ilgili olarak İzmir Adliyesi'nde Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar Zekeriya Öz ve Fikret Seçen'e 8 saat boyunca ifade verdi.

[color:2f8e=red]
ERUYGUR VE TOLAN ERGENEKON’DA
[/color]

Ergenekon operasyonun başlamasının ardından dönemin kuvvet komutanlarından Şener Eruygur gözaltına alınarak tutuklandı. Emekli Jandarma Genel Komutanı Eruygur, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığı yaptığı dönemde gözaltına alındı. Eruygur, 5 Temmuz 2008'de tutuklandı. Hafızasını ve okuma yazma yetisini kaybettiği ileri sürülen Eruygur, 22 Ağustos'ta sağlık gerekçesi ile tahliye edildi. Ergenekon operasyonu kapsamında dönemin orgenerallerinden 1. Ordu komutanlığı da yapan Hurişt Tolon da 5 Temmuz 2008'de tutuklandı.

[color:2f8e=red]
'DARBE GÜNLÜKLERİ İÇİN İFADE
[/color]

Darbe hazırlığı yapıldığı iddia edilen 2003-2004 döneminde görevde olan eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ve "Darbe Günlükleri"ni yazdığı öne sürülen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara 6 Aralık 2009'da ifade verdi. Üç komutan saatler süren ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Örnek ve Fırtına Balyoz Darbe Planı ile ilgili başlatılan soruşturmada bugün tekrar gözaltına alındı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
INSAN

avatar

Mesaj Sayısı : 892
Reputation : 33
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Salı Şub. 23, 2010 5:06 pm

[color:e75e=orange]
[size=24]
TRT'den 'arama yapılmadan haberini geçti' açıklaması [/size]

[/color]

'Balyoz Harekat Planı' soruşturması kapsamında emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın evine arama yapılacağı haberini henüz arama başlamadan önce duyuran TRT, tepkiler üzerine açıklama yaptı.


TRT, dün sabah Emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın evinde arama yapıldığını haberini verdi. TRT'nin haberinin ardından Çetin Doğan Hürriyet'ten Saygı Öztürk'ü arayarak evinde bir arama yapılmadığını söyledi. Ardından da bazı televizyon kanallarına telefonla bağlanarak evinde bir aramanın olmadığını belirtti. Ancak, daha sonra emniyet güçleri Doğan'ın evine gelerek, gözaltına aldılar.

TRT'nin evde arama yapılmadan haberi geçmesi tepkilere neden oldu. Bu bilgiyi nasıl aldığı ve daha arama yapılmadan bunu duyurmasına gelen tepkiler üzerine, TRT Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “TRT'nin bu tutuklama haberlerini herkesten önce vermesini garipseyenler, artniyetli olarak yorumlar yapmış ve kamuoyunu yanıltmıştır” denildi.

TRT’nin habercilik başarısını kıskanıp komplo yorumları yapanların, her şeyden önce emniyet, valilik, adliye muhabirlerinin olup olamadığını düşünmeleri gerektiği ifade edilen açıklamada, “Yaptığımız haberin doğruluğuna, tarafsızlığına yorum yapmayanların, ‘[color:e75e=red]TRT bu haberleri niçin önceden biliyor’[/color] suçlamalarını kınıyor, TRT’nin habercilik başarısını karalayanlarını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” denildi.

TRT'nin açıklamasında da bir kelime kafaları bulandırdı. Açıklamada "Gözaltı" yerine "tutuklama" yazılması, "acaba Çetin Doğan'ın tutuklanacağını da mı önceden haber aldı" yorumlarına yol açtı.

[color:e75e=red]
TRT, KANADOĞLU VE MANİSALI'YI DA ÖNCEDEN HABER VERMİŞTİ
[/color]

TRT'nin haberi gözaltı olmadan bildirmesi akıllara Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu vakasını getirdi. TRT o zaman da Başsavcının evinin basıldığını ve arandığını ortaya atmıştı. Bu haber ancak 3 saat sonra gerçekleşmişti.

TRT; Profesör Erol Manisalı'nın gözaltı haberini de polisler daha eve gitmeden önce vermişti.TRT’nin tutuklama haberlerini herkesten önce vermesini garipseyenlerin, art niyetli olarak yorumlar yaptığı belirtilen açıklamada, “Uzman muhabir anlayışıyla çalışan ve Türkiye’nin haber olması muhtemel tüm noktalarına ulaşan TRT Haber Dairesi Başkanlığı, Balyoz Planı haberlerini rakiplerinden iki saat önce duyurarak, habercilik başarısına imza atmıştır” denildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
kaparhuseyin



Mesaj Sayısı : 1
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Şub. 24, 2010 9:20 am

ezik denyolarda ! abd ,akp, hocfendi demokrasi getiriyo diye ayılıp bayılıyolar :)))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Şub. 24, 2010 2:03 pm

[img]http://www.hurriyet.com.tr/_np/8543/9968543.jpg[/img]


[color:e8ce=red][size=24]
ABD elçisi Jeffrey'nin 'Balyoz' yorumu
[/size]
[/color]

ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Türkiye'deki son siyasi gelişmelerin Türkiye'nin iç politikası olduğunu belirterek, "[color:e8ce=yellow]Yorum yapmam" dedi.
[/color]

Jeffrey, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici'yi ziyaretinde gazetecilerin sorularını Türkçe konuşarak yanıtladı.

Gazetecilerin, 1915 olaylarıyla ilgili tasarının ABD temsilciler meclisinden geçeceğine ilişkin açıklamaları olduğunu sormaları üzerine Jeffrey, böyle bir açıklama yapmadığını belirtti.

ABD Başkanı Barack Obama'nın söylediği gibi Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin iyileştirilmesi gerektiğini düşündüklerini kaydeden Jeffrey, “Bizim siyasetimiz bu” dedi.

Türkiye'deki son siyasi gelişmeleri nasıl değerlendirdiği yönündeki soruları ise Jeffrey, “Türkiye'nin iç politikasıdır, yorum yapmam” diye yanıtladı.

Kayseri'nin Türkiye-ABD ilişkilerinde kilit rol oynadığını ifade eden konuk Büyükelçi, Kayseri'nin ticaret, sanayi, kültür ve eğitim konularında gelecek vadeden bir il olduğunu söyledi.

İstanbul'da turizm ağırlıklı bir toplantı düzenleyeceklerini, turizmde Anadolu'ya ağırlık vereceklerini belirten Jeffrey, bu çalışmalar kapsamında Kayseri ile ilişkiler için bir diplomat görevlendirdiğini, Konya ve İzmir'de de benzer çalışma yapacaklarını bildirdi.

Vali Bilici de, Büyükeyçi Jeffrey'nin Kayseri'ye ikinci gelişi olduğunu hatırlatarak, kendisinin Kayseri'de bazı temaslarda bulunacağını belirtti.


[color:e8ce=yellow]
JEFFREY HACIBEKTAŞ'I DA ZİYARET ETTİ
[/color]

ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey ve beraberindeki heyet, Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesine gelerek de Hacıbektaş Müzesi'ni ziyaret etti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Şub. 24, 2010 2:46 pm

[color:9146=red]
[size=24]
ABD: TÜRKİYE'DE OLANLARIN FARKINDAYIZ[/size]

[/color]

Operasyon konusunda diğer önemli açıklama ise ABD'den geldi. Bakanlık Sözcüsü Crowley, “Türkiye'de olanların tabii ki farkındayız ve bunun şeffaf bir süreçle ve Türk yasalarına uygun olarak yürütüldüğünü görmek istiyoruz” dedi.

Crowley, ABD Dışişleri Bakanlığında düzenlediği günlük basın toplantısında, bir gazetecinin, “Türk ordu komutanlarının hükümeti devirmek için gizli darbe planları yaptığına dair haberler konusunda bilginiz var mı?” şeklindeki sorusunu, “Tabii ki Türkiye'de olanların farkındayız ve bunun şeffaf bir süreçle ve Türk yasalarına uygun şekilde yürütüldüğünü görmek istiyoruz” diye yanıtladı.

“Türk hükümetinin geleceğinden endişeli olup olmadığının” sorulması üzerine de Crowley, şunları söyledi:

“Bir endişemiz olduğuna dair bilgim yok. Türkiye ile ilişkilerimize, Türk hükümeti ile aramızdaki etkileşime değer veriyoruz. Dün de söylediğim gibi, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton geçen hafta Doha'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile başarılı bir ikili görüşme yaptı. Geniş çapta bir dizi konuda Türkiye ile temas halinde olmayı sürdüreceğiz.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Perş. Şub. 25, 2010 2:16 am

[color:ae6f=red][size=24]
Köşk’te üçlü ‘Balyoz’ zirvesi [/size]


[/color]

[img]http://www.hurriyet.com.tr/_np/5049/9975049.jpg[/img]

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bugün Başbakan Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile ayrı ayrı yapacağı haftalık olağan görüşmelerini, Balyoz operasyonu sonrasında doğan gerginlik üzerine “Üçlü zirve”ye dönüştürdü. Çankaya Köşkü’nde saat 11.00’de gerçekleştirilecek üçlü zirve talebi Gül’den geldi. Gül’ün üçlü görüşmeyi, Balyoz Darbe Planı kapsamında komutanların gözaltına alınmasıyla başlayan gerginlik ve siyasi tansiyonun artması üzerine istediği belirtildi. Üçlü zirvenin ana gündem maddesini Balyoz Darbe Planı soruşturması oluşturacak. Ancak zirvede, hükümet ile yargı arasındaki gerginlik, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’na yaptığı ziyarette gündeme gelen Başbakan Erdoğan’ın aleyhinde ifadeleri içeren “İşaret ve parola” konusunun da ele alınması bekleniyor. Köşk’te yapılacak üçlü zirve, bugüne kadar Gül, Erdoğan ve Başbuğ arasında yapılan ilk haftalık olağan görüşme olma özelliğini de taşıyor. Uygulamanın, bu haftaya özgü olduğunu belirten Başbakanlık kaynakları, bundan sonra görüşmelerin yine ayrı yapılacağını söylediler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
INSAN

avatar

Mesaj Sayısı : 892
Reputation : 33
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Şub. 28, 2010 9:36 pm

[img]http://www.yenisafak.com.tr/resim/site/fuller79392588791ac70dby.jpg[/img]

[color:3b6d=orange][size=24]

Fuller: Türk politikasını izlemek heyecan verici[/size]

[/color]

VOA
Amerika, Türkiye'de Balyoz operasyonu çerçevesindeki gelişmelere karşı temkinli yaklaşımını sürdürürken bazı Türk ve yabancı uzmanlar Washington'da bir araya geldi ve son gelişmeleri değerlendirdi.


Merkezi Texas eyaletinin Houston kentinde bulunan Turquoise Center adlı kuruluş tarafından Washington'daki Kongre binasına ait Cannon çalışma binasında düzenlenen toplantıda uzmanlar Türkiye'nin iç ve dış meselelerini tartıştı. Tartışmaya darbe planladıkları iddiasıyla bazı komutanların gözaltına alınması ya da tutuklanması haberleri ağırlığını koydu. Bu soruna dışarıdan nasıl bakılıyor ve Avrupa Birliği'yle Amerika konuya farklı mı yaklaşıyor? Uzmanların da bu soruya verdikleri yanıt farklı oldu.


Merkezi İstihbarat Dairesi CIA'nin eski uzmanlarından Graham Fuller Türk politikasındaki olayları izlemenin, kendisine heyecan verdiğini söyledi. Fuller altı ay ya da yılda bir kriz yaşayan Türkiye'nin bunların hepsinden biraz daha olgunlaşarak çıkmayı başardığını söyledi.


Hukuk devleti ilkesinin giderek güçlendiğini savunan uzman, Türkiye'nin çok önemli krizleri masaya yatırılabilecek bir aşamaya ulaştığını kaydetti. Graham Fuller, "Askerlerden, yalnızca Kürtlere karşı değil, siyasete karışma gibi hukuk üstü müdahalelerinden dolayı hesap vermesinin istenmesi de, çok büyük bir krize yol açtı," diye konuştu. Fuller ayrıca "Türkiye'de derin devlet vardı, ama kimse bunun ne kadar derin olduğunu bilmiyordu, şimdi bu da masaya yatırıldı," dedi.


Avrupa Parlamentosu eski üyelerinden Joost Lagendjik de Türkiye'nin geleceğinden iyimser olduğunu söyledi. Lagendijk, Türkiye'nin Avrupa yolunda ilerlemesini ve tam bir demokrasi olmasını önleyecek kurumsal engelleri kaldırma çabalarına sempati duyduğunu söyledi. Ancak Lagendijk, AK Parti hükümetinin, bu yolda yeni engeller getirmesinden kaygılı olduğunu belirtti.


Avrupa Birliği'nin ve Amerika'nın son gelişmelere karşı tepkisini değerlendiren Joost Lagendijk iki taraf arasında net farklar olduğunun altını çizdi. "Ordunun rolü ve siyasete müdahalesi, Avrupa'daki genel anlayışa karşı bir davranış. Eğer bu tutumu aday bir ülke sergiliyorsa, bu duruma Avrupa Birliği daha eleştirel yaklaşacaktır," diye konuşan Lagendijk, "Sonuçta dokunulmaz olan orduya dokunuluyor," şeklinde devam etti.


Amerika'nın son gelişmelere yönelik göreceli sessizliğini iki ülke arasındaki stratejik ilişkilere bağlayan Lagendijk, stratejik ilişkilerin de ağırlıklı olarak askeri temelde olduğunu vurguladı. "Hatırlarsınız 2007 yılında Türkiye'de e-muhtıra verildiğinde Avrupa sert çıktı ama Amerika ses çıkarmadı," diyen Lagendijk, Washington'un Türk Silahlı Kuvvetleri'ni rencide etmek istemediğini savundu. Hollandalı eski politikacı, perde arkasından artık Amerika'nın da Silahlı Kuvvetler'e, "Türkiye'nin sınırlarını ve güvenliğini koruma konusunda önemli rolün var, ama lütfen siyasetten çekil," mesajı verdiğine inandığını sözlerine ekledi.


Brookings Enstitüsü uzmanı Ömer Taşpınar da, [color:3b6d=yellow]Amerikalı politikacıların "ılımlı İslam'a destek veriyormuş[/color]" şeklindeki komplo teorilerini beslememek için temkinli davrandığını belirtti. Ömer Taşpınar ayrıca, AK Parti'nin de Amerika'ya çok yakın durmak istemediğini, [color:3b6d=yellow]'Amerika'nın koruması altındaymış' ya da 'Türk siyasetindeki varlığını Amerika'ya borçluymuş' izlenimi uyandırmamaya çalıştığını[/color] savundu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Salı Mart 02, 2010 12:27 pm

[img]http://www.hurriyet.com.tr/_np/4791/10024791.gif[/img]

[color:9f99=yellow][size=24]
Türkiye felaketin eşiğinde [/size]


[/color]

İngiltere’nin etkili gazetelerinden The Times, dün ‘High Noon in Ankara’ başlıklı başyazısında, Ankara’da ‘Balyoz Darbe Planı’ soruşturmasıyla ilgili olarak yaşanan gerilimi ele aldı.

Yazının başlığında, Türkiye’de [color:9f99=orange]‘Kahraman Şerif’[/color] adıyla gösterilen 1952 tarihli ‘High Noon’ filmine atıfta bulunulması dikkat çekti. (Filmde Gary Cooper’ın oynadığı Şerif Will Kane, evlenip emekli olacağı gün düşmanlarının kasabaya intikam için geri geleceğini öğrenir. Kasabayı terk etmeyi gururuna yediremeyen Şerif Kane, sindirilmiş kasaba ahalisinden beklediği desteği bulamayarak düşmanlarıyla tek başına mücadele etmek zorunda kalır.) Ak Parti hükümetiyle ordu arasındaki gerilimin bir felaketle sonuçlanabileceğinin savunulduğu yazıdan satırlar şöyle:

[color:9f99=yellow]
Mevcut gerilim bir darbeyi tetikler mi[/color]

“NATO’nun payandası, potansiyel Avrupa Birliği üyesi ve Batı’nın Orta Doğu’daki stratejik ortağı Türkiye, bugün bir felaketin eşiğinde. Recep Tayyip Erdoğan’ın ılımlı İslamcı hükümeti ile ordu arasındaki mevcut gerilim bir darbeyi tetikler, ya da siyasi ve dini şiddeti teşvik ederse, Batı’nın, bölgesel istikrarın ve bölgenin bu yükselmekte olan ekonomik gücünün kaybı hesaplanamaz boyutlarda olur. Tehlikede olan, sadece Türkiye için değil, Müslüman dünyasındaki bütün ülkeler için önemli olan bir sorunun yanıtıdır: Siyasi İslam, ılımlı bir biçimde de olsa, demokrasi, devlet otoritesi ve seküler kurumlar ile uyumlu olabilir mi?

Ülkedeki gerilim, 3 üst düzey komutanın bırakılmasıyla azaldı. Ancak korku ve söylentiler hâlâ hüküm sürüyor. Ak Parti, Erdoğan’ın kurnaz politikalarıyla ordu için beklenenden daha çetin bir meydan okuma oluşturdu. Askerler, yargı ve birçok Türk aydınının, Ak Parti konusunda ciddi kuşkuları var. Ak Parti de de ordunun hala kendisini devirmeye yönelik komploları kurmayı sürdüğüne inanıyor. Ordu yeniden bir darbe girişiminde bulunursa kendisini yurt dışında izole bulabilir.

Erdoğan sabırlı ve kararlı olmalı

Erdoğan ordu ile mücadeleden zaferle çıkmalıdır. Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülkede, ordunun sivil mahkemeler karşısında dokunulmaz olması, siyaset üzerinde veto yetkisine sahip olması, Kıbrıs’ta çözüme engel olması, hatta hükümeti tehdit etmesi kabul edilemez. Ne var ki Erdoğan’ın biraz nabza göre şerbet vermesi, sabırlı, ancak kararlı olması gerekiyor. Öfkeli ordunun, Türkiye’yi kargaşaya sürüklemesini engellemek için.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Salı Mart 02, 2010 12:31 pm

[img]http://www.hurriyet.com.tr/_np/6442/10026442.jpg[/img]
[color:9603=orange]
[size=24]
Türkiye'de ordu kan kaybediyor, dengeler değişiyor [/size]

[/color]



Türkiye'de sonucu belli olmayan tarihi bir değişim yaşanıyor. Ordunun siyasetteki etkisinin azalması 'demokratikleşme' adına atılan önemli bir adım olarak görülüyor ancak bu sürecin sonrasında neler yaşanacağının belirsiz olması toplumda tedirginlik yaratıyor.


New York Times muhabiri Sabrina Tavernise, bugün gazete için kaleme aldığı haber analizde, Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin güç dengelerindeki önemli bir değişikliğe işaret ettiğini belirtti.



Geçtiğimiz hafta Türkiye’de üst düzey subayların tutuklanmasının tarihe geçecek bir olay olduğunu ifade eden Tavernise, Türk ordusunun uzun bir süre boyunca dokunulmaz bir konumda olduğunu ancak şoke edici bir kesinlikle siyasi konumunu kaybettiğini savundu.



Analist, yaşananların Türkiye’nin var oluşuyla ilgili bir soruya yol açtığını belirtti: "Türkiye nasıl bir ülke olacak?"



Analize göre, bu sorunun temelleri Türkiye’de çok derin. Ordu, Türkiye’de toplumun her alanına yayılan laikliğin koruyucusu olarak görülüyor. Ancak bu son yaşananlar ordunun sadece siyasi gücünü kırmakla kalmadı aynı zamanda mücadele etmeye yeterli ya da gönüllü olmadığını da göstermiş oldu. Geçen hafta onlarca subay gözaltına alındı hatta bazıları tutuklandı. Ancak genelkurmayın toplantısından bırakın darbeyi küçük bir açıklama bile zor çıktı.



Tavernise, Türkiye’de görüştüğü Baskın Oran ve Soli Özel gibi uzmanların da ciddi bir değişiklik yaşandığına işaret ettiklerini belirtti ve ekledi: “Ancak bu değişikliğin sonucunda ne olacağı ülkeyi tedirgin ediyor.”
[color:9603=orange]


LAİKLER TEDİRGİN
[/color]

Türkiye bilinmeyen bir yere gidiyor. Bu da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın haklarını kısıtlayacağından korkan milyonlarca laikte bir tedirginlik yaratıyor. Bu korku Pazartesi günü yaşanan tutuklamalarla daha da derinleşti.



“Ülkenin bu kimlik krizini nasıl çözdüğü sınırlarının dışında da yankılanacak” diyen Tavernise, Türkiye’nin stratejik ve ekonomik öneminin altını çizdi. Emekli General Haldun Solmaztürk’ün geçtiğimiz hafta yaşanan tutuklamaların ardından, “Artık ordu tamamen pasifleşti, Türkiye’nin siyasi sahnesindeki bir güç olarak yerini kaybetti. Artık ordu dokunulmazlığını kaybetti” ifadelerine yer verdi.



Bu Türkiye için tarihi bir olay. Çünkü ordu, hukuk mekanizması ve devlet bürokrasisi, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana ellerindeki çok büyük gücü, ülkedeki demokrasiyi, Halil Berktay’ın tabiriyle “hiç büyümeyen bir çocukmuş gibi” korumak için kullanmıştı. Ancak bu rol İstanbul’un sözünü sakınmayan belediye başkanı Erdoğan’ın yükselişiyle değişmeye başladı.



Güçlenmekte oluşan dindar ezilmişlerin temsilcisi olan Erdoğan, siyasi İslam geçmişini, Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) üye yapma hedefiyle birleştirerek kafaları karıştırdı. Tavernise, Erdoğan’ın destekçilerinin büyük bir çoğunluğunun AB ülkeleriyle iş ilişkileri içinde olduğunu hatırlattı.


[color:9603=orange]
ORDUNUN KURMAYLARI DARBELERİ ENGELLEDİ
[/color]

Laik elitler Erdoğan’dan nefret etse de, Ak Parti 2007’de seçimleri büyük bir farkla kazandı. Yazar, bu seçimlerin ordunun Türkiye’de zaten değişmekte olan rolünü önemli oranda azalttığını belirtti. Savcıların gündeme getirdiği darbe iddialarının hiçbiri gerçekleşmedi çünkü ordunun en üst kademeleri bu çabaları engellemeyi başardı.



Ordunun, sayısı 2007’de bu yana 200’e ulaşan tutuklamalara cevap vermemesi de müdahaleye karşı bir liderlik anlayışının yerleşmekte olduğuna işaret ediyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ordunun siyasete müdahalesinin geçmişte kaldığını ısrarla yineledi.



Ancak Erdoğan’ı eleştirenler için tutuklamalar, muhalefeti susturmak için atılan adımlar olarak görülüyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı, hükümet bürokrasisi ve Parlamento üzerindeki kontrolü sağlamış olmasıyla tamamıyla kontrolsüz kaldığı ifade ediliyor.



Tavernise, Fethullah Gülen cemaatinin polisin ve hukuk sisteminin büyük bir kısmını ele geçirdiği yönünde Türkiye’de yaygın bir kanı olduğunu da belirtti. Cemaatle ilgili bir kitap yazan gazeteci Nedim Şener bu durumun “açık sır” olduğunu söyledi. Kamuoyunun bir kısmı Erdoğan’a muhalefet edebilecek tek kurum olan yargının da yakında İslamcıların eline düşeceğinden endişe ediyor.

[color:9603=orange]

ERDOĞAN'I DESTEKLEYENLER DE ELEŞTİRİYOR
[/color]

Erdoğan’ın güçlenmesinden memnun olanlar bile kendisinin otokratik eğilimleri ve noksanları olan bir lider olduğunu söyledi. “Erdoğan’ı en sert biçimde eleştiren isimlerden Aydın Doğan geçtiğimiz yıl dev bir vergi cezasıyla karşı karşıya kalmış, Doğan’ın gazeteleri için çalışan gazeteciler cesaretli eleştirinin artık öldüğünü söylemişlerdi” diyen Tavernise, Özel’in Erdoğan’ı “demokratik olmayan ancak demokratikleştiren bir güç” olarak tanımladığını belirtti.



Özel, Erdoğan gibi eski İslamcıların yeni bir Türkiye oluşturma projesine sahip tek isimler olduklarını çünkü laik Cumhuriyet Halk Partisi’nin sürece katılma konusunda “beceriksiz ya da gönülsüz” olduklarını söyledi.



Ancak Şener, yeni Türkiye’nin kendisi gibileri dışlayacağı görüşünde. Oran ise bu korkuların yersiz olduğuna inanıyor. Marksizm’den hareketle konuşan Oran, “Bu insanlar burjuva sınıfının bir parçası haline geldi. Her zaman Müslüman olacaklar ama hiçbir zaman İslamcı olmayacaklar” dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Tem. 11, 2010 11:22 am

Askeri Savcılık: "BALYOZ gerçek dışı"
++++++++++++++++++++++++++++++

Genelkurmay Askeri savcılığının "Balyoz Planını Değerlendirme Raporu", mahkemeye sunulan iddianamede yer aldı.

Raporda Balyoz Planı için:
“Plan seminerlerinden yararlanılarak kötü amaçlarla ilaveler yapılarak düzenlenmiş bir belge”
denildi.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianameye konulan rapor, bir tümgeneral, iki kurmay albay ve iki kurmay binbaşı tarafından hazırlanmış.

Raporda şu ifadeler kullanılıyor:

“Plan seminerlerinden yararlanılarak kötü amaçlarla ilaveler yapılarak düzenlenmiş bir belge olduğu değerlendirilmektedir.
Milli Mutabakat Çağrısı başlığı ile ilgili düzenlenmiş bölümün yüzde 90’lık kısmının Haydar Baş’ın yaptığı değerlendirmelerden alındığı görülmektedir.
Plan seminerinin tarihi ise 2003’tür. Bu bölümün de sonradan eklendiği kanaatine varılmıştır”
MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü ise savcılara gönderdikleri yazılarda, "Darbe planlanması konusunda kendilerinde bilgi olmadığı" yönünde cevap verdiler.

Bu arada Balyoz soruşturmasının tek tutuklusu Albay Cengiz Köylü de dün tahliye edildi.

Böylece Balyoz tertibi kapsamında tutuklu kalmadı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
turbix



Mesaj Sayısı : 161
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 15/04/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Tem. 14, 2010 8:11 pm

[b][size=18][b]İSTANBUL (A.A)
[/b]'Kafes Eylem Planı' ve 'Amirallere Suikast' davalarının birleştirildiği Poyrazköy'de yapılan kazılarda ele geçirilen mühimmata ilişkin davanın tutuksuz sanıklarından Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen, '31 Ocak 1996'da sabaha karşı Kardak Kayalıkları'nda Yunan bayrağını Türk bayrağı ile değiştiren 2 kişi burada yargılanıyor. Birisi Ercan Kireçtepe, diğeri ben. Biz buraya nasıl geldik, bilemiyorum' dedi.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasını yapan tutuksuz sanık Deniz Yarbay Mustafa Turhan Ecevit, tutuklu sanıklardan emekli binbaşı Levent Yıldırım'ı 1985'ten beri tanıdığını, sınıf arkadaşı olduğunu ve Deniz Kuvvetleri hentbol takımında da beraber oynadıklarını anlattı.
Bektaş ile yaptıkları ve iddianamenin ek klasörlerinde yer alan 9,5 dakikalık telefon görüşmesi hakkında açıklama yapan Ecevit, 'Görüşme, uzun zamandır görüşemediğimiz için sitemle başlamaktadır. Özel hayatımızla ilgili konuşmalarımız var. Hasta olan kayınpederinin durumunu soruyorum' dedi.
Ecevit, ihbar maillerinin iftiralardan oluştuğunu ifade ederek, 'Bu vicdansızlığı kim yaptı bilmiyorum. Ancak şüphelendiğim kişiler var. İddia edildiği gibi bir örgüt olsaydık, bu hesaplaşma çoktan yapılırdı. Yalan makinesine girerek ya da hipnozla da ifade verebilirim. Bu vatana ve millete Allah'ın emriyle bir can borcum var. Biraz güçlü olduğunu hisseden zalimlikten kendini alamıyor. Güçlü olmak, zalim olmayı gerektirmiyor. Bugün şehit olan her askerin kanında, çıkarları doğrultusunda karar veren herkesin eli vardır. Bu olaylar başıma geldi diye hayat duruşumdan vazgeçecek değilim. Üzerime atılı bütün suçlardan beraatımı talep ediyorum' diye konuştu.
Mahkeme Heyeti Başkanı Oktay Kuban'ın, 'ihbar tutanaklarına ve bu kazılarda ele geçirilen mühimmatla ilgili ne diyorsunuz?' sorusuna Ecevit, mühimmatlarla ve ihbar mektuplarıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını söyledi.
Kuban'ın, 'Kafes Eylem Planı' ile ilgili sorusuna da Ecevit, planda kendi isminin bulunmadığını ve iddiaları kabul etmediğini dile getirdi.
Ecevit, Kuban'ın, 'Poyrazköy Keçilik Mevkisi'nde 3 bin 17 adet mühimmat elde edildi. Her biri değişik çapta mermi. O bölgede en son ne zaman görev yaptınız?' sorusuna, 'SAT Grup Komutanlığının geçici konuşlanma yeri o bölgelerdir. O bölgeyi yakın eğitimlerde kullanırız. 18 Nisana kadar o bölgeyi kullandım' yanıtını verdi.
Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç'ın,'Levent Bektaş ile yaptığınız bir telefon görüşmesinde Oğuz'un yaşadığı bir sorundan bahsediyorsunuz. Burada, 'sizden, bizden' diye bir tabir var. Anlatır mısınız?' sorusuna Ecevit, 'Bizden mi demesi, bizim sınıftan mı manasında. Kemal albayların sınıfından, bizden değil diyorum. Yapabileceğimiz bir durum yok diyorum' dedi.
Saraç'ın, 'Kendi döneminizden olanlarla dayanışma, diğer dönemlerle aranızda çatışma mı var?' sorusunu da Ecevit, 'Çatışma değil. Kendi sınıfımızdan olan insanları her zaman kollarız. Hukuk ve kanun içerisinde koruyup, kollarız' şeklinde yanıtladı.
Üye hakim Mehmet Karababa'nın, 'Bir SAT her türlü silahı kullanabilir mi?' sorusuna Ecevit, eğitimini aldıkları her türlü malzemeyi ve silahı kullanabileceklerini ifade etti.
Ecevit'in savunma ve çapraz sorgusunu bitiren Kuban, daha sonra savunmasını yapması için Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen'i çağırdı.
[b]'VATAN, MİLLET UĞRUNA BURALARA GELDİK'[/b]
Savunmasına başlayan Türkşen, 1992'de Karadeniz'de Levent Bektaş ve Ercan Kireçtepe ile beraber çektirdikleri fotoğrafı göstererek, 'Vatan, millet uğruna buralara geldik. İnşallah daha iyi yerlere geleceğiz' dedi.
Hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini ve beraat edeceğine emin olduğunu ifade eden Türkşen, 'Bugüne kadar bağlı olduğum tek örgüt Türk Silahlı Kuvvetleridir. Bu salonda savunma yaparken ağlatanı da gördük, güldüreni de. Ben terörist değilim diyen pırıl pırıl teğmenleri de gördük, emekli ve görevdeki koramiralleri de gördük. Gerçekleri üzerine basa basa anlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu davanın içinde TSK'nın ve Emniyetin içinden hainlerin olduğu söylemlerine kadar geldik. Bunun yargıya ne kadar işlediğini ise yapılacak yargılamanın sonunda göreceğiz der hale geldik. Hayatta yıldırım çeken gibi durunca, bazı şeyler de sizi buluyor. Kendimi biliyorum. Bu işlerin hepsi ortaya çıkacak' diye konuştu.
1990-1997 yılları arasında SAT Grup Komutanı olarak görev yaptığını ve iki önemli görevde bulunduğunu söyleyen Türkşen, 'Bu görevlerde yer almakla iyi mi yaptım, kötü mü yaptım bilmiyorum. Ancak bugün buraya getirdiler. Hayatta bazı şeyleri eksik yapsaydık, bugün burada olmazdık. Burada olmaktan hiç üzülmüyorum. İnanıyorum ki bu davanın sonunda beraat edeceğiz. Sadece ailelerimiz yıprandı. Yer aldığım ilk görev 1993 yılında 14,5 ton uyuşturucu yüklü gemi Lucky-S'e el konulmasıdır. İkinci olarak ise Kardak krizinde adaya çıkan timin komutanıydım. Her iki olayda da tek bir mermi kullanılmadı' dedi.
1996 yılında Kardak kayalıkları olayını anlatan Türkşen, şunları kaydetti:
'Özden Örnek komutanımızın 2005 yılındaki emriyle yazdığım, Kardak Kayalıkları hatıratımı okuyunca bizden neden terörist çıkmayacağını anlayacaksınız. 30 Ocak 1996'da saat 21.33'te biz cebimizden verdik o botun benzin parasını. Şu an burada bulunan Ercan Kireçtepe'nin kredi kartıyla o gece benzin aldık. Kredi kartının slipi de burada. Herkes cebindeki parayı çıkardı, bakkaldan ekmek arası peynir aldık. O gece 01.40'da da adaya çıktık. Biz şimdi burada yargılanıyoruz. Güven Erkaya o gece aradı ve 'Evladım, daha hazır değil misiniz?' diye sordu. Tabii Tansu Çiller de onu sıkıştırıyor. Biz Ercan Kireçtepe'nin kredi kartıyla benzin aldık ve öyle gittik. Tabii herkes bizim yerimizde olmak için nelerini vermezdi?'
Türkşen, mahkeme heyetine Kireçtepe'nin kullandığı kredi kartının 1996 yılına ait 16 milyon 730 bin liralık fişini göstererek, savunmasına şöyle devam etti:
'Sonra bir şey oldu. Aradan 13 yıl geçti. Herhalde bizim Deniz Kuvvetlerinin şebeke suyuna bir şey kattılar. Hepimiz burada terörist olduk. Bu mahkemede sanıklar savunma yaparken çok ağır laflar edildi. Eren Günay, 'Vatan anamız, devlet babamız. Bizi vatana ihanetle yargılamayın' dedi. Ancak Levent Bektaş öyle bir laf söyledi ki bana göre o laftan sonra Hükümet, üniversite hocaları, Cumhurbaşkanı, Başbakan, herkes işini bırakıp bu sözü tartışmalıydı. Bektaş 'Benim askerlikle sorunum yok. Ben dünyaya yeniden gelsem, yine asker olurdum, yine SAT olurdum. Ama bu ülkenin ordusunda değil' demişti. Bektaş'a bu sözü ettirenleri asla affetmeyeceğim. Bunu yapanlar hesabını verecek. 31 Ocak 1996'da sabaha karşı Kardak Kayalıkları'nda Yunan bayrağını Türk bayrağı ile değiştiren 2 kişi burada yargılanıyor. Birisi Ercan Kireçtepe, diğeri ben. Biz buraya nasıl geldik, bilemiyorum.'
Türkşen'in savunması sırasında tutuklu sanıklar ile aralarında Feyyaz Öğütçü'nün de bulunduğu bazı tutuksuz sanıkların ve izleyicilerin ağladığı görüldü.
Daha sonra, Mahkeme Heyeti Başkanı Oktay Kuban, duruşmaya 1 saat öğle arası verdi.
[b]YAYIN TARİHİ: 14.07.2010[/b][/size][/b]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
INSAN

avatar

Mesaj Sayısı : 892
Reputation : 33
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Perş. Tem. 22, 2010 10:25 pm


[size=24]
[color:99ca=brown]
"Heronları düşürün" tezgahı
[/color]
[/size]
++++++++++++++++++++++

[size=18]

MİT bir telefon konuşması tesbit ediyor.
Konuşma 12 Ekim 2007 günü saat 14:10 da cereyan ediyor.
Ankara - Etlik'deki bir ankesörlü telefondan, Kavaklıdere'den sinyal veren bir cep telefonu aranmış.
Konuşmada "Heronları düşürün" denmiş.

Konuşmanın bir yerinde "Fırat" benzeri bir isim geçtiği için TSK içindeki tüm Fırat isimli subayların ses kayıtları ile bu telefon konuşmasındaki sesler karşılaştırılmış.
Bu konuşmanın Üsteğmen Fırat Ç. ile Yarbay Selçuk Ç. arasında geçtiği kanaati uyanmış.

Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok, konuşmanın geçtiği saatte suçlanan bu iki subayın nerede olduklarını araştırmış.
Konuşmanın cereyan ettiği 12 Ekim 2007 günü saat 14:10 da
Üsteğmen Fırat Ç. Eskişehir'de F-4 uçağının içinde
Yarbay Selçuk Ç. ise Napoli'de kurmay subay akademisinde
görevde imişler.

Bu durumu ortaya çıkaran Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un Ergenekon üyeliğinden tutuklandığını söylemeye gerek yok herhalde.

Amerikancı - Fethullahçı yandaş basın, son günlerde "Heronları düşürün" iddiasını işleyip duruyor.
Suçsuzluğu belli olan bu iki subayı habire hedef gösteriyor.

Biri Eskişehir'de, diğeri Napoli'de olan iki subay, aynı anda nasıl Ankara'da birbirlerine telefon edebilirler?

Ama tertipçiler bu gibi ayrıntılarla uğraşmıyorlar.
Örneğin, Doğu Perinçek'in falan gün İstanbul'da PKK avukatı ile görüştüğünü Ergenekon iddianamesine yazmışlardı.
Fakat o gün Perinçek, Haymana Cezaevi'nde yatmakta idi.

Tertipçilerin amacı bu gibi yalan iddialarla istedikleri kişi hakkında dava açtırmak.
Dava nasılsa yıllarca sürer.
Kişiler asker ise, bu sürede terfi edemezler, böylece Amerika ve Fethullah, istemedikleri subayların terfisini önler.
Plan bu.

(Bence Heron konuşmasını yapan iki kişi MİT ajanı. Konuşma da, subayları suçlamak için bir senaryo.
Ama "Kusursuz cinayet olmaz" kuralı gereği yine hata yaptılar.)
[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Ağus. 04, 2010 2:01 pm




[img]http://www.buyukasya.net/images/yakalama_karari_02.jpg[/img]

[size=24]
[color:79be=red]
"YAKALAMA" KARARINI ESAS KİM VERDİ?[/color]
[/size]

[size=18]

Geçtiğimiz hafta sonu, şahsi menfaatlerinin peşine düşmüş basiretsiz politikacılar yüzünden, vatanımızın güneydoğusunda yıllardır sürüp giden peşmerge ayaklanmasını bastırmakla görevli komutanlarda dahil, Türk Ordusunun tam 102 mensubu hakkında çıkarılan "tutuklama" kararının arkasında bulunan asıl sorumluları açıklayacağımızı zannediyorsunuz değil mi?

Belki de bu satırları okur okumaz, aranızda;

-Bunu bilemeyecek ne var ki?... Herhalde savcılar o kararı geceleyin rüyalarında görüp almadılar. Herkes yazıp çiziyor; kararın arkasında ordu içindeki vatansever subayları Yüksek Askeri Şura toplantısında tasfiye ettirmek isteyen güçler var. Onların da arkasında AB-D bulunuyor.[/size]


..............
..................


[url=http://www.buyukasya.net/Haberler.aspx?haberID=317&B=yakalama-kararini-esas-kim-verdi][color:79be=yellow][size=18]YAZININ DEVAMI ve TAMAMI ICIN TIKLAYINIZ.........[/size][/color][/url]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Ağus. 08, 2010 9:57 pm

kaç defa sormak veya bu konuyla alakalı yazmak istesem de bilmediğim bir sebep olabilir diye sustum..

rica etsem tsk neden ölümüne savunuluyor ??
savunulmasının bir sebebi varmı ??
savunulma nedeni olan ne ise özelde K-dana tüzelde Büyük Doğu-İBDA fikriyatına bir faydası varm9 ??
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Salı Ağus. 10, 2010 7:16 pm

TSK ne ölümüne saldırmak mı gerek?

Saldırmanın, saldıranların sebebi ne?

Saldırmanın faydası var mı, neye göre?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Ağus. 11, 2010 10:47 pm

[quote:473b="vertes"]kaç defa sormak veya bu konuyla alakalı yazmak istesem de bilmediğim bir sebep olabilir diye sustum..

rica etsem tsk neden ölümüne savunuluyor ??
savunulmasının bir sebebi varmı ??
savunulma nedeni olan ne ise özelde K-dana tüzelde Büyük Doğu-İBDA fikriyatına bir faydası varm9 ??[/quote]


TSK ölümüne savunulmuyor.
Azya nin Forum sayfalarinda isaretledigi Saddam misalinde oldugu gibi,bir anlayis la hareket edilmesi noktasinda yorumlarda bulunuluyor.

TSK nin karsisinda yer alan,ölümüne saldiran,tasfiyeye girisen kimler? TSK nin tamamen NATO ya bagli olmasini ve bu cercevede Islam ülkelerinde Isgalci asker niteliginde bulunmasini isteyen, bu kararlara imza atanlar kimler?

Anlayis ve hareketimize uygun bir cevrcevede zaten konu izah ediliyor.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Perş. Ağus. 12, 2010 10:50 pm

[size=24][color:7cdc=brown]
"DEVLET SIRRI.."

..........
..............[/color].[/size]


[url=http://www.buyukasya.net/images/devlet_sirri_02.jpg][size=24][color:7cdc=yellow]YAZININ TAMAMI ve DEVAMI ICIN TIKLAYINIZ...[/color].[/size][/url]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Ağus. 18, 2010 6:21 pm

tsk adlı kurumun deniz kuvvetleri çıkardığı dergisinde nazım hikmet ran için övgülerle dolu sayısı yayınlandı ki okumuşsunuz veya görmüşsünüzdür.
pusula 66 edu .tr adlı askeri uzantılı adresinde de nazım hayranlığını epey anlatmışlar.

beni ilgilendiren yönü necip fazıl kısakürek için gelecek sayısında bakalım bahsetmeyi düşüneceklermi ??

tsk hırsızlıktan atılan nazım için övgüler yalakalıklar yaparken üstadı anlatırmı ?
deniz kuvvetlerinin kendi dergisinde üstadı anlatacağını zannetmesem de bahriye mektebinden istifa ettiğini yazmayacaklarına inansam da gelecek ay çıkacak deniz kuvvetleri dergisini bekleyip görelim ..

yazmayacaklarına inansam da durumu görelim ona göre kesin kararla yazarız..

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Perş. Ağus. 19, 2010 8:32 am

DKK'nın nazım'ı övmesi ve Necip Fazıl'ı görmezden gelmesi, onların ayıplarıdır ve ihtilal hareketi için şuur seviyelerini gösterir. Ama, Necip Fazıl'ı daha müslümanım, Büyük Doğu'cuyum diyenlerin anlayamadığı bir vasatta, bunu DKK'dan beklemek de insafsızlık olur.
Mesele; onların yaptığı, onlrın meseleye yanaşmadiak şuur seviyesini ele vermesi bakımından, aksiyonumuza zemin hazırlayıcı bir tesbit olarak ele alınabilir. İtham etmek için değil. Zira dava, iyi, doğru ve güzeli sevdirmek, nefret ettirmek değil.
Burdan yine esas hasım tesbiti üzerinden başka bir usul-metodla ilgili meseleye kapı açılır. Savaş-kavga da diğer sosyal ilişki meetodlarından biri olarak ele alındığında, anlaşılır ki, şartların objektif tahliline fikrin tatbiki olan mücadelede, savaştıklarınla, yani menfi politika güttüklerinle, gün gelir başka türlü sosyal münasebetler de geliştirebilir, müsbet politikalar güdebilirsin. Yukarıda da mezkur olduğu üzere, mesele, esas hasım tebitine göre şekillenmesi gereken strateji ve buna bağlı olarak geliştirilecek taktiklerde.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Perş. Ağus. 19, 2010 8:39 am

Ve son bir not daha, mücadelede stratejik çizgi üzerinde müsbet ve menfi politikaya hedef olacaklar, esas hasım tesbitine nazaran ya, menfi politikanın hedefindekilerde asıl olan kötülükleri, iyi yaptıkları arazken, müsbet politikaya hedef olacaklarda asıl olan iyilikleri, kötülükleri arazdır. Bu, politikanın usulüne dair bir matematik formül denilebilr. Politika yapmaya kalkanlar, kendilerini psikolojik şartlanmışlıktan kurtarıp, yapılması gerekeni bu çerçevede yapmakla, yapabilmekle başarıya ulaşır. Böylesi bir durum, gerekli olanın Mutlak Fikir olmasına nazaran ele alındığında, Makyavelist olmaktan kurtarır adamı. Zira aslolan imandır. Sisteme bağlı politika. Kuru kuru tekrarlamak değil, eşya ve hadisenin her an yeniliği içinde yeni durumlara uygun stratejik ve taktik kıvrılışları ortaya koyabilmede.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   C.tesi Ağus. 21, 2010 9:19 am

Turbix, gönderdiği özel mesajda şöyle demiş.

[quote]sa.nasılsın azya kardeş.
şu balyoz tezgahı çöktü başlığı için yaptığın son yorum şu:
Ve son bir not daha, mücadelede stratejik çizgi üzerinde müsbet ve menfi politikaya hedef olacaklar, esas hasım tesbitine nazaran ya, menfi politikanın hedefindekilerde asıl olan kötülükleri, iyi yaptıkları arazken, müsbet politikaya hedef olacaklarda asıl olan iyilikleri, kötülükleri arazdır. Bu, politikanın usulüne dair bir matematik formül denilebilr. Politika yapmaya kalkanlar, kendilerini psikolojik şartlanmışlıktan kurtarıp, yapılması gerekeni bu çerçevede yapmakla, yapabilmekle başarıya ulaşır. Böylesi bir durum, gerekli olanın Mutlak Fikir olmasına nazaran ele alındığında, Makyavelist olmaktan kurtarır adamı. Zira aslolan imandır. Sisteme bağlı politika. Kuru kuru tekrarlamak değil, eşya ve hadisenin her an yeniliği içinde yeni durumlara uygun stratejik ve taktik kıvrılışları ortaya koyabilmede.

bu yorumundaki bir cümleyi biraz açmanı istiyorum.şu:"menfi politikanın hedefindekilerde asıl olan kötülükleri, iyi yaptıkları arazken, müsbet politikaya hedef olacaklarda asıl olan iyilikleri, kötülükleri arazdır."[/quote]

Meselenin özel kalmasını gerektiren bir yönü olmadığından, cevabı da burada verelim.

Adamla dövüşeceksin ya da konuşacaksın.
Her ikisi de siyasi bir gayeye istinaden...
Konuşup ikna etmek maksadı güttüğün bir adama, beraber iş yapmayı planladığın birine, geçmişteki hatalarını yüzüne vurup, küfredip, saldırmazsın. Ortak hedef doğrultusunda, adamın o ortak hedefe doğru attığı doğru adımları öne çıkarır ve münasip bir dille daha iyi nasıl olması gerektiğini izaha çalışırsın. Ki, adamın o ortak hedefe doğru attığı adımlar, son tahlilde, bize doğru atılmış adımlar demektir. Bize doğru bir adım atmış, kötüden iyiye doğru gelmeye çalışan adama ne yapmak gerekir? Adam yerine zümre koyarsak, içlerindeki çürükler elenir, kalan kalır.
Bir de, esas hasım tesbiti stratejik belirlemesi çerçevesinde, döğüşmek zaruretinde olduğun adam vardır. Döğüşmek durumunda olduğun adama da ona göre. O adam, zümre, iyiden kötüye giden karakteriyle, imha hedefidir ki, işte bunun kötülükleri asıl, iyilikleeri arazdır. Bunun da kötülüklerini ön plana çıkarırsın. Doğrularının tesadüfi olduğunu ve bunun doğrularına kapılmanın, kişyi hedeften saptıracağını bilirsin. İsterse bunun doğruları çok diğeerininki az görünsün. Belirleyici olan temal saik, istikamettir. Tabi, birinci durumdakinden apaçık, dosdoğru istikamet beklemek, ayrı bir salaklık olur. "madem adam doğruya gidiyor, o halde niye ibda demiyor, hâlâ şöyle-böyle konuşmaya devam ediyor!" gibisinden peşin şart koşmalarla ilişki zaten kurulamaz. Kaldı ki bu, imanın Allah'ın takdirinde olduğu itikadına da ters. İstikametten bahsedince, bundan itikadi olanı anlamamak da lazım. Politik hedeflerden bahsediyoruz.
İşin bir de kolpacılık tarafı var ki o da şu...
Kendisi bir şey değilken, dışarıdan gelen düşman evini içinde istediğini döverken, sıranın kendisine geleceğini ve asıl hedefin kendisi olduğunu akletmeden, geçmişte yaşanan ihtilaflara bakarak, dayak yiyene oh olsun demek ve bundan da kendine pay çıkarmak.
Oysa, mahalle kavgası kadar basit bir davadır ki, bir mahallede, bir evde, dışarıdan gelen düşmana karşı, mahalle halkı ya da ev ahalisi işbirliği yapar. O düşmanın dövmek istediği ne kadar şerli ve mahalleliye ya da ev halkına zararı dokunmuş olursa olsun, o kişi korunur. Ceza verilecekse de o cezayı verme hakkı mahalleli ya da ev halkına aittir, dışarıdan gelen düşmana değil. BU his, iktidar etmekel alakalıdır, evine sahip çıkmakla, namusuna sahi çıkmakla alakalıdır. Evin içinde yaşananalar, ev ahalisinin kendi arasındaki mevzulardır. En azından bizim için öyle olmalıdır. Başkasının yanlışı, bize mazeret teşkil etmez, sui misal emsal olmaz. Yoksa halimiz, Saddam'a kzıdığından Irak'ın kapılarını içeriden Amerika'ya açan işbirlikçi köpeklerin haline benzer.
Aslolan kurtuluş iradesi ve ortak düşmana karşı verilecek mücadelede kurulacak ittifakalrdır ki, bu ittifaklar, uzaydan adam gelmeyeceğine göre, doğru ve yanlışlarıyla beraber, bu toprakların insanlarıyla olacaktır. Aslolan Kurtuluş İradesi deyince de, saflar kendiliğinden teşekkül eder. İBDA'nın temsil ettiği tam bağımsızlıkçı çizgiye yakın olanlar ve buna karşı düşmanla işbirliği yaparak, sahte manalndırmalarla, isim benzerlikleriyle, bizden görünme kurnazlıklarıyla, yolumuzu kesenler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Çarş. Ağus. 25, 2010 6:00 pm

Balyoz zaman makinası
++++++++++++++++++++

Ali Serdar Bolat 8 Ağustos 2010

Başlamadan önce, kaç zamandır aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle paylaşmak isterim.
"Balyoz darbe planı" denen düzmece paçavrayı "Taraf" gaz tenekesine veren "meçhul" subay" eğer meçhul bir kişi ise, yani kimliği bilinmiyorsa, "subay" olduğu nereden biliniyor?

Geleceğe yolculuk
++++++++++++++++

"Balyoz" planı hazırladığı iddia edilen komutanlar falcı mıydılar, yoksa zaman makinası ile geleceğe yolculuk mu yapmışlardı.
Planın yazıldığı zaman bilinmeyen veya olmayan olayları önceden nasıl görüp plana yazmışlar??
Amerikan Savcıları ve hakimleri bu sorunun cevabını vermek zorundadırlar.

"Balyoz Güvenlik Harekat Planı" adlı düzmece belge 2 Aralık 2002 tarihini taşıyor.
Plan semineri ise 5 - 7 Mart 2003 tarihleri arasında yapılmış.

Düzmece "Balyoz" planında "Büyük Ortadoğu Projesi" (BOP) adı geçiyor.
Fakat BOP, seminerin yapıldığı o tarihte bilinmiyordu.
BOP ilk defa, Amerikan Savunma Bakanı Kondi Rays (Rice) tarafından 7 Ağustos 2003 de yazılan bir makalede açıklandı.
Komutanlar, bu makaleden 9 ay önce hazırladıkları planda BOP'u nasıl yazmış olabilirler?
Bu husus, 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın hazırladığı Bilirkişi Raporu'nda belirtiliyor.

Bilirkişi Raporu'nda belirtilen diğer bir "falcılık" veya "zaman makinesi yolculuğu" ise Haydar Baş'ın konuşması.
BTP lideri Haydar Baş'ın 27 Kasım 2005'deki konuşmasından paragraflar 2003'de yazıldığı iddia edilen planda nasıl yer alabilir?

19 Mayıs 2006'da kurulan Türkiye Gençlik Birliği (TGB) darbe planında "dost kuvvetler" listesinde yer alıyor.
TGB kurulmadan 3,5 sene önce yapıldığı iddia edilen Balyoz planında TGB ismi nasıl yer alabilir?

"Anayasa değişikliği" ve medyanın kontrol altına alınması olayları 2007-2008 tarihleri arasındaki tartışmalardır.
Bu tartışmalar 2002 yıluında yazıldığı söylenen bu planda nasıl yer alabilir?

Serdar Akinan gibi 2002'de magazin yazan yazarlar "faydalanılacak yazarlar" listesine dahil edilmiş.
Herhalde bu yazarların birkaç sene sonra politize olacaklarını komutanlar fal açarak öngörmüş olacaklar.

Geçmişe yolculuk
+++++++++++++++

Komutanların geleceğe yolculuk yapmaları gibi, tertipçiler de geçmişe yolculuk yapmışlar.
"Meçhul subay" dandik Balyoz planını Taraf gaz tenekesine 20 Ocak 2010 tarihinde teslim etmiş.
Ama Savcılar, Balyoz planı ellerine ulaşmadan 2 sene önce, 2008'de bu plan ile ilgili incelemeye başlamışlar.
Nasıl mı?
İncelemeye 2008'de başladıklarına dair delil, soruşturma evrakında soruşturulan komutanların 2010 daki görev yerlerinin değil, 2008'deki görev yerlerinin yazılmış olması.

Birkaç örnek:

Ergun Saygun:
Genelkurmay 2. Başkanı olarak gözüküyor.
Halbuki Ağustos 2008'de 1. Ordu Komutanlığı'na atandı, Ağustos 2009'da emekli oldu.
Soruşturma 2010'da başlamış olsaydı, Ergun Saygun'dan "emekli" olarak bahsedilmesi gerekirdi.
"Genelkurmay 2. Başkanı" olarak yazıldığına göre, demek ki, bu tertip Ağustos 2008'den önce yapılmaya başlanmış, ama uygun zaman için beklemişler.
Uygun zaman gelince de, komutanların konumlarını güncellemeyi unutmuşlar.

Korkut Özaslan:
Adresi Ankara olarak gözüküyor.
2008'de Ankara'da idi, evet, ama şimdi 8. Kolordu Komutanı ve adresi Elazığ

Ahmet Yavuz
Adresi 55. Mknz Tuyg. K. Kırklareli olarak yazılmış, oysa yeni adresi İstanbul

Yurdaer Olcan
Adresi 3. P. Tüm. K. Hakakri olarak gözüküyor. Bu adreste 2006-2008 arasında bulundu.
Demek tertip bu dönemde yapılmaya başlanmış.
Ağustos 2008'de Jandarma Adsayiş K. lığına, Ağustos 2009'da da Harp Akademileri K. lığına atandı.
Soruşturma 2010'da yapılmaya başlanmış olsaydı, adresi Harp Akademileri K. olması gerekirdi.

Hayali darbeciler
++++++++++++++

Balyoz planını tartışıldığı 5-7 Mart tarihli plan seminerine katıldığı iddia edilen 4 komutan, o tarihlerde İstanbul'da bile değiller, başka yerlerde görev başındalar.

Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu:
O tarihlerde Tümamiral rütbesi ile Çanakkale Boğaz Komutanı olarak görev yerinde bulunuyordu.

Tümgeneral Halil Helvacıoğlu:
O tarihlerde Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı olarak görevinin başında idi, seminere katılmadı.

Tuğgeneral Ali Aydın:
Balıkesir İl Jandarma Komutanı olarak görev mahallinde idi.

Mustafa Karasabun
O tarihlerde Gölcük'te denizaltı komodorluğu görevinin başında idi.

Hava Kurmay Albay Cengiz Köylü
++++++++++++++++++++++++++++

Bilgisayarında Oraj Hareket Planı'nı 24 Ocak 2003 saat 10:05'te hazırladığı iddia edilen Cengiz Köylü, o tarihte KOMKARSU eğitim planı dahilinde 27 askeri personelle birlikte şehir dışında olduğunu belirtti ve mahkemeye o gün tarihli gezi görüntülerini sundu.
Dolayısıyla, iddia edilen tarihte Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki bilgisayarında bu planı hazırlamış olamazdı.
Böylece, sahte belgelerin, bilgisayarın tarih ve saat sistemleri ile oynakak suretiyle başkaları tarafından üretildiği kanıtlanmış oldu.
Tertipçiler, tertip düzenledikleri kişilerin o saattae nerede olduklarını araştırma zahmetine bir katlanmadıkları anlaşılmaktadır.

Amerikan Savcıları, Amerikan Hakimleri
+++++++++++++++++++++++++++++++++

Bu hususları araştırıp soruşturmadan Taraf gaz tenekesinin getirdiği sahte belgeleri doğru kabul ederek iddianame hazırlayan, bu belgeleri Taraf gaz tenekesinin suratına fırlatmayan, Taraf hakkında soruşturma başlatmayan Savcıları Türk Savcısı değil, Türk ordusuna operasyon yapmakla görevli Amerikan Savcıları oldukları,

Bu iddianameyi Savcıların suratlarına fırlatmayan, aksine kabul edip davanın açılmasını sağlayan Hakimlerin Türk Hakimi değil, Türk ordusuna operasyon yapmakla görevli Amerikan Hakimleri oldukları,

hiçbir şüpheye yer olmayacak kadar kesinlikle anlaşılmış bulunmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Paz Eyl. 12, 2010 11:32 am

DOĞAN'IN KIZINDAN YENİ İDDİA

12 Eylül 2010, Pazar 13:24:43

Adı 2008’de değişen bir hastane (SÖZDE) Balyoz’a nasıl girdi?




Emekli Org. Çetin Doğan’ın kızı Pınar Rodrik Doğan, (SÖZDE) Balyoz Harekat Planı’ndaki çelişkilere bir yenisini ekledi.

Doğan, 2003’te hazırlandığı iddia edilen planda yer alan “İstanbul İlinde Bulunan Özel Hastaneler” listesinde, 2 hastanenin 2004 yılı ve sonrasındaki isimlerinin kullanıldığını öne sürdü.

Emekli 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın kızı Pınar Rodrik Doğan, altında babasının imzası olduğu ve 5-7 Mart 2003 tarihinde hazırlandığı iddia edilen Balyoz Harekat Planı’nın, 28 Haziran 2008’den sonra yazıldığını öne sürdü. Soruşturmanın başından beri dosyadaki birçok belgenin izini süren Doğan, bu iddiasına kanıt olarak ise Balyoz iddianamesinin eklerinde yer alan 11 nolu CD’deki “İstanbul İlinde Bulunan Özel Hastaneler” ekindeki 2 hastanenin ismini gösterdi.

BU PLAN DÜZMECE

Doğan’a göre listede bu iki hastanenin 2004 yılından sonra değiştirilen isimleri geçiyor. İşte Pınar Doğan’ın iddiaları: “Plandaki listede yer alan Avrupa Şafak Hastanesi’ne bu isim 15 Aralık 2004 tarihinde verildi. Nasıl oluyor da 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen bir planda hastaneden 2004’te verilen bir isimle bahsediliyor. Listede yer alan bir diğer hastane de Medical Park Sultangazi Hastanesi. Hastanenin daha önceki ismi Sultan Hastanesi. Kurum, 28 Haziran 2008 tarihinde Medical Park grubuna geçince adı değişiyor. Bu kanıt ve belgelerden de anlaşıldığı gibi ‘Balyoz Harekat Planı’ gerçek değildir ve 2008 Haziran ayından sonra kurgulanmış ve piyasaya sürülmüştür.”

ASKERHABER / HABER MERKEZİ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Salı Eyl. 21, 2010 9:35 pm

YARGILANACAKLAR MI


20.09.2010 16:51


Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın avukatları Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz, Balyoz Davası’na ilişkin ayrıntılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada Balyoz Davası’na konu olan belgelerin bir bavul değil, yalnızca 3 CD’den oluştuğunu anlatan avukatlar bugüne kadar basına konu olan çelişkileri de anlattı.

Belgelerin yazıldığı iddia edilen tarihte belgelerde adı geçen derneklerin, hastanelerin, sivil toplum kuruluşlarının önemli kısmının henüz kurulmadığı, adı geçen emniyetçilerin henüz tayin edilmediğinin anlatıldığı açıklamada, bu üç CD’nin sahte çıkması durumunda Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un komplonun suç ortağı durumuna düşebileceği anlatıldı. Açıklamada şu sözlere yer verildi:

“Balyoz ile ilgili tüm suç unsurlarının barındığı CD’nin sahte olduğunun açıkça ortaya konduğu bu durumda, sahte CD üreterek ikiyüze yakın kişinin ağır suçlamalar altında kalmasına sebebiyet veren kişilerin de bir an önce bulunması ve adalet önünde çıkarılarak hesap vermesi gerekmektedir.
Bu noktada, Taraf Gazetesi yazarları Yasemin Çongar, Mehmet Baransu ve Yıldıray Oğur’un bu belgeleri kendilerine ulaştıran kişiyi “haber kaynağı” olarak göstermesi ya da yorumlaması olanağı bulunmamaktadır. Çünkü bu kişi bir haber kaynağı değil “suçlunun kendisi ya da suç ortağıdır.” Taraf Gazetesi yazarları da bu “suç ortaklığı”ndan kurtulmak istiyorlarsa bu kişinin kimliğini Cumhuriyet Savcılarına bildirmelidir.”

Odatv.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   Salı Eyl. 21, 2010 9:41 pm

Balyoz Operasyonu'nu Taraf denen gazete, "Cami Bombalayacaklardı" manşetiyle duyurunca, "hangi dağda kurt öldü de bu cinsi sapıklar camilerin derdine düştü, bu başlık, olsa olsa Irak'ta camiler kenti Felluce'nin, İmam Azam türbesinin Amerikan bombaları altında yerle bir edilmesi saldırılarının üzerine bir perde daha örtmek içindir!" diyerek, "hoop" demiştik.
Plan gerçek olsa bile, niyet sapıkçaydı.
Bu sapıklar, nasıl olsa hesap verecekler, vermesi gereken diğer hepsiyle beraber. Onları ne Amerika kurtarabilir, ne de yalanları.
Doğru olsalar ne yazar, onların doğruları bile yalan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
BALYOZ TEZGAHI ÇÖKTÜ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Siyaset :: Ve Diğer (Siyaset)-
Buraya geçin: