AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yemen de Birlesik Cephe...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Yemen de Birlesik Cephe...   C.tesi Mayıs 29, 2010 12:33 am

[img]http://www.pressmedya.com/resimler/haber/yemen%20maarib.jpg[/img]


[size=24][color:c6e4=yellow]
Yemenli Aşiret El-Kaideyle birlikte savaş kararı aldı[/color]

[/size][size=18]

Yemen son iki gündür büyük çatışmalara sahne oluyor. Ülkenin Mareb şehrinde ülkenin en büyük kabilelerinden biri olan Ubeydiye kabilesiyle Hükumet güçleri arasında süren çatışmalar ikinci gününe girdi. Pressmedya sizin için Yemen'deki olayın iç yüzünü araştırdı





[color:c6e4=yellow]
Yemen’de büyük komplo
[/color]
Ma’reb şehrinin vali yardımcısı aynı zamanda ülkenin en büyük aşiretlerinden biri olan Ubeydiye kabilesinin önemli bir lideri olan Jaber Ali al-Shabwani 25 mayıs Salı günü Hükümet tarafından el Kaide ile masaya oturmak için arabulucu olarak görevlendirildi.
El Kaide’ye yakın duran bir çok kabileden biri olan Ubeydiye kabilesi Hükümetle El Kaide arasında müzakerelere katılmak için Jaber Ali al-Shabwani’yi görevlendirdi.

Shabwani El Kaidenin Ma’rib bölge komutanı Ürdün asıllı Mohamed Said Bin Jardane ile görüşmek için El Kaide üssü olarak kullanılan bir üsse dört korumasıyla birlikte gitti.

Bu sırada bölgeye intikal eden uçaklar görüşme halindeki hükümet delegasyonunu ve El Kaide sorumlusunu bombaladı.

Olayda El Kaide lideri Mohamed Said Bin Jardane’nin yaralı olarak kurtulduğu ancak Vali yardımcısı ve kabile reisi olan.

Shabwani ve dört koruması hayatını kaybetti. Bunun üzerine öfkelenen [color:c6e4=green]ubeydiye kabilesi Yemen hükümetine savaş ilan etti.
[/color]
İki gündür süren çatışmalarda Ubeydiye kabilesine bağlı güçler bir çok hükümet binasını ateşe verdi.

Olaylar üzerine hükümet bölgede olağanüstü hal ilan etti.

Kabile liderliği bu gün yaptıkları açıklamada bunun bir ihanet olduğunu ve bu olayın sorumlularının cezalandırılacağını bildirirken Yemen hükümetine bu olayın sorumlularını kendilerine teslim etmesi için Cuma gününe kadar zaman verdi.

Bölge sakinleri olayın arkasında ABD’nin olduğunu, saldırının da insansız uçaklarla yapıldığını söylüyorlar.

Yemen’de geçtiğimiz yıllarda güçlenen El Kaide, Yemen güçlerine saldırmaktan bilinçli olarak uzak duruyor.

Sadece Suudi Arabistandan 3 bin kişinin son birkaç yılda Yemen El Kaidesine katıldığı söyleniyor.

Somali’de ülkenin yüzde 80’ini elinde tutan El Kaide yanlısı Şebab El Mücahidin grubuyla ortak çalışmalar yapan Yemen El Kaidesi daha önce defalarca asıl düşmanlarının ABD olduğunu Yemen askerleriyle savaşmak istemediklerini açıklamıştı.







[/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
INSAN

avatar

Mesaj Sayısı : 892
Reputation : 33
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: Yemen de Birlesik Cephe...   C.tesi Ekim 30, 2010 10:30 pm



[img]http://www.pressmedya.com/resimler/haber/al-qaida-member-in-yemen-001.jpg[/img]

[size=24][color:9908=brown]
El Kaide Yemen'de bir generali kaçırdı
[/color]
[/size]


Örgütün Yemen kolu, Sada Güvenlik Sorumlusu General Muhammad Salah Al-Hassam'ın kendileri tarafından esir alındığını duyurdu




Yemen El Kaide Örgütü bugün yaptığı bir açıklamada 20 yıldan bu yana ülkedeki islamcılar aleyhine istihbarat çalışmaları yürütüğünü iddia ettiği Yemen'in önemli şehirlerinden Sada’nın Güvenlik Şefi General Muhammad Salah Al-Hassam'ın rehin alındığını duyurdu.

Açıklamada generalin halkı terörize ettiği barışçıl insanların evlerine operasyonlar düzenlediği ve Darul Hadis gibi enstitülerde okuyan islamcı öğrencileri tutukladığı vurgulandı.

Açıklamada hükümetin kendi ytkilisinin canını önemsiyorsa 48 saatiçinde Hüseyin Al-Tayys ve Mashhoor Al-Ahdal’ı serbest bırakması gerektiği belirtildi.

Açıklamada rehin alınan generalin ifadelerine göre bu iki el kaide üyesinin Husiler tarafından Cuuf bölgesinde bir kontrol noktasında esir alınıp hükümete teslim edildiği ve Sada bölgesindeki bir hapishanede tutuldukları belirtildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Yemen de Birlesik Cephe...   Çarş. Kas. 03, 2010 1:01 am


[size=24][color:a0d9=brown]

Yeni Dünya Düzenini Meşrulaştırmak İçin Yeni Bir Girişim[/color]


[/size]

Enver Evlaki,




Müslümanları alimlerine saygı duymaları konusunda teşvik etmemiz çok önemlidir. Allah’ın dinini temsil konumundaki bir alimi aşağılamak ya da eleştirmenin kimseye bir faydası yoktur. Fakat bazı alimler-ne kadar alim olurlarsa olsunlar- doğru yoldan saparlarsa biz Müslümanlar onlara nasihatte bulunmak zorundayız. Allahın elçisi Hz Muhammed (s) den başka her insan eleştirilip düzeltilmeye muhtaçtır. Hz Ömer minberinde halka şöyle sormuştu. Eğer doğru yoldan saparsam ne yaparsınız?

Sahabe efendilerimiz cevap verdiler: Seni kılıçlarımızla düzeltiriz.



Yine yaşlı bir kadın tarafından düzeltildiği uyarıldığı bir olayda Hz. Ömer o kadın doğru söyledi Ömer ise yanlış yaptı demişti. İşte bu günümüzde de Müslümanların üzerinde taşıması gereken sağlıklı bir ruh halidir. Bizler alimlerimize saygı duyarız fakat bizim inancımız kişi merkezli değil ilke merkezli bir dindir.



2010 yılının Nisan Ayında Türkiye’nin Mardin şehrinde bir grup dinadamı bir araya geldi. Bu toplantıya Amerika’dan Hamza Yusuf, Moritanya’dan Abdullah bin Beyyah Riyad’dan Abdulvahab el Tariri ve Yemen’den Habib Ali el Cifiri de katıldı.



Toplantının amacı Şeyhulislam İbni Teymiyye’nin bir zamanlar İslam egemenliği altında olan fakat daha sonra gayri müslümler tarafından ele geçirilen Mardin halkının durumu halkında gönderilen bir soruya cevap niteliğinde olan meşhur Mardin fetvasını yeniden düzenlemekti.



Toplantıda İmam ibni Teymiyye’nin fetvası ele alındı ve yeni Mardin deklarasyonu olarak açıklanan kararda imamın fetvasının günümüzde geçerli olmadığı ve bazı radikaller(!) Tarafından şiddete delil olarak kullanılamayacağı açıklandı. Aşağıda bu toplantı kararlarından bir bölüm yer alıyor:



“İbni Teymiyye’nin mezkur fetvasını vermesine neden olan şartlar çok farklıdır. Değişen zamanlar değişik hükümleri doğurur. Günümüzde Müslümanlar tüm dünyada insanlığa barış ve güvenlik getiren çeşitli uluslar arası anlaşmalarla muhataptırlar. İşte bu anlaşmalar sayesinde Müslümanlar güvenlik ve huzur ortamından ve mal onur ve anavatanlarına yönelik saldırılardan muhafaza olmaktadırlar.”



Gerçekten de bütün dünya ve insanlık için bir barış ortamı var mı? Gerçekten de Müslümanlar güvenlik ve barış içinde mi yaşıyorlar? Yoksa batı toplumları bu barışı yaşasın da Müslümanların geri kalanın meseleler umurunda bile değil mi? Acaba bu alimler haberleri takip ediyorlar mı?



Eğer bu alim ve entellektüeller barış ve huzur ortamında yaşadıklarını düşünüyorlarsa ümmetin büyük bir çoğunluğu böyle düşünmüyor. Yukardaki satırları okudum ve bu beni oldukça rahatsız etti. Okudum ve tekrar okudum içindeki terimler beni hayretler içinde bıraktı. Bir grup batılı politikacıdan bu tür bir açıklama bir derecede beklenebilir ancak bir grup entelektüel ve alimden?



Alimlerimize karşı hissetmeye çalıştığım bütün saygıya rağmen şunu söylemek zorundayım: Yukarıdaki sözler eğer bir kişinin ağzından kazara çıkmış olsa bile büyük bir kepazelik olurdu, bırakın iyice düşünülmüş ve hazırlanmış bir metni. Bu İslam ümmetinin yaşadığı bunca acı ve katliamlara hiçbir saygı duymayan küstahça bir açıklamadır. Bu Filistinli yetimlerin ve Afganlı öksüzlerin yüzüne vurulmuş bir tokattır. Bu bütün dünyada milyonlarca müslümanın bu alimlerin güvenlik ve huzuru getirdiğini söyledikleri uluslar arası toplumun eliyle çektikleri acı ve işkencelere karşı bir duyarsızlık ve saygısızca bir tutumdur.



Bu tür bir açıklamayla onlar ne İslam ümmetini ne de ümmetin duygularını yansıtıp temsil etmiyorlar. Kendilerinden başkası adına konuşmuyorlar. İkinci olarak onlar Müslümanların uluslararası anlaşmalara bağlı olduklarını iddia ediyorlar. Müslümanlar bu anlaşmalara neden bağlı? Onları bu anlaşmalara kim bağlı kıldı? Adını verdikleri ve saygı duydukları uluslar arası toplum son İslam halifesinin cenazesi üzerine kurulmuştur. Batılı güçler ancak Osmanlı hilafetini dağıttıktan ve İslam toplumunu kendi aralarında çeşitli etki merkezlerine böldükten sonra güç kazanıp egemen oldu. Halifeliği yıktılar uluslarası toplumun egemenliğini kurdular ve daha sonra da bu anlaşmalara geldiler. Ama bizler masada değildik bizi savunan ya da temsil eden herhangi bir güç yoktu masada. Bizler Müslümanlar olarak bütün dünyada bu karar alma sürecinde ihmal edildik ve reddedildik. Bizler imza atma törenlerinde bile bulunmadık. Öyleyse bu anlaşmalara neden bağlı olalım ki? Hangi tür bir fıkıh ve mantık bizi bu tür anlaşmalara bağlı kılıyor? Bizler bu anlaşmalarda hiç yer almadık ve hiç söz hakkımız olmadı. Biz İslam ümmeti olarak sadece Birleşmiş Milletlerin kalabalık koridorlarında olduk ama asla Müslüman olmayan 50 ülkenin bulunduğu Güvenlik Konseyinde bulunmadık.



Belki de bu alimler şöyle bir sarsılmalı ve hafızalarını tazelemeliler. Böylece geçtiğimiz yüzyıllardaki ve hatta son yıllardaki savaşların büyük bir çoğunluğu işte bu demokratik dedikleri ve korumaya çalıştıkları ülkeler tarafından yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşını hatırlamaları gerekir. Dünya tarihinin en kanlı en devasa ve en fazla sivil ve askerin öldüğü savaş. Bu savaş aynı zamanda ölen sivillerin ölen askerlerden fazla olduğu modern tarihin ilk savaşı. Yaklaşık 30 milyon asker ve 50 milyon sivil bu vahşi savaşta hayatını kaybetti. Daha sonra Kore ve Vietnam geldi ve şimdi de Irak ve Afganistan. Son 50 yıldır Filistin dilemması insanlık kitabında utanç dolu bir bölüm olarak yerini aldı. Hem bizler Avrupa’nın, Avrupalı Müslüman katliamını sessizce izledikleri Bosna Savaşını ne çabuk unuttuk? Öyleyse bu alimler bütün insanlığın faydalandığı güvenlik ve barış’tan neyi kastediyorlar?



Aşağıdakiler de bu Alimlerin(!) çıkarımlarından bazıları:



İbni Teymiyyenin Mardin fetvası hiçbir şart ve durumda Müslümanların kafir olarak isimlendirilmesinde, yöneticilere karşı gelmede, onların mal ve canlarını helal görmede bu güvenlik ve huzur ortamından faydalananları Müslümanlarla iyi geçinen ya da Müslümanların kendileriyle iyi geçindikleri aralarında vatandaşlık ve barış bağı bulunan kimselere karşı terörist eylemleri meşru görmeye dayanak teşkil etmez. Tam tersine fetva bunların tümünü reddeder ve Müslüman bir devleti Müslüman olmayan bir devlete karşı destekler. İbni teymiyye bu konuda böyle düşünür ve bu konuda eski Müslüman alimlerinin görüşlerini takip eder. Müslümanları ya da gayri Müslimleri hedef alan ve bu fetvadan destek alan herkes bu fetvayı yanlış kullanmakta ve istismar etmektedir.



Her şey bir yana bu deklarasyonda kullanılan üslup İslami hukuk üslubu değil ,bir grup avukatın ve barış aktivistinin kullanacağı bir dildir. Kısa öz konuşma konusundaki arzuları ve her şeyi silip süpüren bu metin analizlerinin delilsizliği bir yana, bu çıkarımlarının altını İslami delillerle donatsalar yine de anlaşılır bir durum olurdu ama bu da yok.



Açıklamaya göre önceden Müslüman olan kimselere irtidat damgası vuramayız, yöneticilere karşı gelemeyiz ve huzur ve güven içinde yaşayanları korkutup onlara karşı terörist eylemlerde bulunamayız. Müslümanlara karşı kafir ithamında bulunamayız bu doğru. Fakat bir Müslüman küfür ameli işlerse açık küfür işlerse ona kafir denilir. Allah ve elçisinin tekfir ettikleri tekfir edilir.



Yöneticilere gelince: Eğer Müslüman ancak baskıcı iseler, ehli sünnetin bu konuda iki görüşü vardır. Birincisi müslümanlar bu zalim lidere karşı isyan edebilir ve bu ilk dönem İslam toplumunda yaşanmış bir durumdur. Hz Hüseyin’in Yezide karşı kıyamı, Abdullah bin Zübeyr’in Mervan’a, Abdurrahman bin Esat’ın Abdulmalik’e karşı direnişi Muhammed bin Nefs el Zekeriya ve Zeyd bin Ali’nin Abbasilere karşı kıyamları.



İkinci görüş: Bizler yöneticiye karşı baskıcı olsa bile karşı gelemeyiz ve bu da çoğunluğun görüşüdür. Alimlerimiz bu sonuca ilk dönemdeki olayları analiz ederek ulaşmışlardır. Onların görüşüne göre yöneticilere isyan etmek, etmemekten daha fazla fitneye yol açar. Bununla beraber, ki bu nokta olayın kriz noktasıdır: eğer bir yönetici küfür işlerse o durumda ona isyan etmek farzdır. Bu konuda ilk dönem ehli sünnet alimleri arasında bir ittifak vardır.



Açıklamada devamla deniliyor ki: “Barış ve güvenlikten faydalanan kimseleri terörize etme hakkına sahip değiliz.” İçinde yaşadığımız dünyadaki Müslümanların durumuna rağmen barış ve güvenlik içinde yaşayanları terörize etmek gibi içi boş ve saçma bir cümle kullanmak başlı başına bir pervasızlık. Bu alimlere göre bizler huzur ve güven içersinde yaşayan İsrailliler, Amerikalılar ve İngilizleri terörize edemeyiz onların yüzünden milyonlarca Müslüman cehennem hayatı yaşadığı ve ümmet onlar eliyle terörize edildiği halde.



Bize Filistinliler, Çeçenler ve Keşmirlilerin yaşadığı güvensizlikle hiç alakalı olmamamız gerektiği söyleniyor. Asla önemsemeyin. Bize kısaca terörize etme izni verilmiyor. Hayır. Biz bu görüşe katılmıyoruz. Bu görüşe katılmıyoruz çünkü Allah (cc) şöyle buyurmaktadır. Ve onlara karşı kendisiyle Allahın düşmanlarını ve sizin düşmanlarınızı korkutacağınız, (irhab=korkutma) terörize edeceğiniz güç ve atlı birlikler hazırlayın. (Enfal 60) (Arapçada terör kelimesinin karşılığı irhab’dır)



Biz de diyoruz ki, bizi kim korkutursa biz de onları korkuturuz ve biz onları tıpkı onların bize yaptığı gibi huzur ve güvenlik ortamından mahrum etmek için elimizden geleni yapacağız. Tıpkı onların İslam ümmetine yaptıkları gibi. Devam ediyorlar:



“Tasnif edilen fetva ictihada dayalı bir fetvadır ve o zaman İslam toplumunun içinde bulunduğu durumu ve uluslararası ilişkileri yansıtmaktaydı. Ancak günümüzde şartlar değişti. İşgale karşı savunmayı ve saldırıya karşılık verme dışındaki savaşları suç sayan ve kabul edilmiş uluslararası anlaşmaların bulunması, ayrıca tüm dini, etnik ve ulusal hak ve özgürlükleri savunan ve koruyan medeni devletlerin ortaya çıkması bütün dünyanın tolerans, barış, dinler, gruplar ve kitleler arasında beraber yaşama bilinci, insanlar arasında ortak menfaat ve adalete dayalı insanların mal varlıkları, alışkanlıkları ve ahlaki değerleriyle hep beraber yaşamalarını öngören ve destekleyen bu açıklamayı yapmayı gerekli kılmıştır. Bu Hz. Muhammed’in (s) Medine’ye hicret ettiği ve orada bütün inançlar, etnik gruplar ve kabileler, ile beraber ortak çıkarlar etrafında beraberce yaşamayı öngören ilk anlaşmayı imzalamasından bu yana şeriatın desteklediği ve kabul ettiği ve insanlığı davet ettiği husustur. Bazı devletler tarafından bu süreci baltalamak amacıyla yapılan ihlaller ve sürece zarar veren olaylar asla bu süreci baltalamamalı ve baltalayamaz ve bu olaylar İslam şeriatıyla bu fetva arasında bir çelişki oluşturmaz.”



İslami hukukta delillerin tasnifi aynen şöyledir. Birinci tasnif: Bu yeni bir hukuk oluşturmak ve dayanaksız bir hüküm ihdas etmek değildir. Bu sadece birçok metnin incelenip konu hakkında bir yargıya varılmasıdır. İbni Teymiyye işte bu kıyaslamasını yaptığı zaman, bu Müslümanlar açısından yeni bir durum olan Müslümanların gayri Müslimlerin egemenliğine girmesiyle alakalıydı. Bu yeni bir duruma ve zemine göre düzenlenmiş bir fetvaydı ancak temel İslami usulden ve öğretilerden farklı değildi ve İslami çizgiyle erişilmiş bir fetvaydı. Durum basitçe kıyasla alakalıydı. Ancak burada Mardin Üniversitesinde yapılan operasyonda karşı karşıya kaldığımız şey hem temel tasnif ve sabitelerin değiştirilmesi hem de İslami usulün ve çizginin yeni dünya düzenine uydurulmasıdır.



Kabul edilmiş uluslar arası anlaşma ve paktlar. Onlar bu anlaşmaları yürürlüğe koyanlar tarafından kabul edilmiştir. Bizler tarafından değil. Saldırganlığa karşılık vermeyi ve işgallere direnme dışındaki savaşları meşru olarak kabul etmeyen ifadeleri kabul edilebilir mi? Asla! Uluslararası toplum Amerika’nın Irak ve Afganistan savaşlarını asla bir suç olarak görmez. İsrail’in 1967 öncesindeki işgallerini suç olarak görmez. Rusya, Hindistan ve Çin’in Müslüman ülkelere yönelik yaptıkları “saygıdeğer işgalleri” suç saymaz. İspanya’yı Ceuta ve Melilla bölgelerini işgal ettiği için suçlu saymaz bırakalım İspanya’nın Müslümanlara ait bütün İber yarımadasını işgal etmesini suç saymasını.



Öyleyse bu alimler, bu uluslararası anlaşmalarla tam olarak neyi kastediyorlar? Bu deklarasyon kesinlikle saha koşullarına uygun sipariş edilmiş bir deklarasyondur.



Bütün dini, etnik ve ulusal hakları garanti altına alan medeni devletler dedikleri zaman buradaki medeni devletler başörtüsünü yasaklayan ve Hz Muhammed’in (s) karikatürlerini yayınlamayı şiddetle savunan devletlerdir. Bu devletler sadece çok sınırlı ve kişisel ibadetlere izin verirler ve İslam’ın pratik uygulamalarını da şiddetle reddederler. Bu medeni devletlerin kadın ve çocuk üzerindeki yetkisi kocanın ailesi üzerindeki yetkisinden fazladır. Allah’ın kanunları bu medeni devletler tarafından kabul edilmez ve Müslümanlar bu devletlerde Allah’ın kanunlarına açıkça muhalif olan mahkemelerin, yine bu kanunlara zıt kararlarına uymaya zorlanırlar. Öyleyse toplamda bu modern medeni devletler, İslami hakları garanti etmez ve temin etmez.



Aynı zamanda “bütün dünyanın tolerans, barışçıl bir yer ve bütün dinler arasında ortak yaşama bilincinin bulunduğu bir yer olması gerektiğini deklare etmeyi gerekli kılmalı” derken İslam asla bir ineğe ya da bir puta tapan kişilerle beraber yaşanabileceğini kabul etmez ve bunu garantilemez. İslam şirki tanımaz ve reddeder. Allah bizi hidayetiyle onurlandırmıştır. İşte bu onurla birlikte bütün dünyaya bu hidayeti açıklamak ve yaymak ve Allah’ın nuru ile insanlığı da aydınlatmak sorumluluğu da bize düşmektedir.



Ben bu alimlere meydan okuyorum. Bana Hz Muhammed’in (s) bir defa sadece bir defa kafirlerle uyum içinde bir arada yaşadığı bir örnek versinler. Hz Adem’den Hz Muhammed’e hiç biri, tek biri bile kafirlerle, onlara meydan okumayı bırakarak yaşamamıştır.



Hiç biri, onlara muhalefet etmeden, yanlışlıklarını açıklamadan ve onların batıl yoluna direnmeden yaşamamıştır.



Hiç bir peygamber kafir toplumlarla sonuçta, safların ayrılıp iki toplumun ortaya çıkması sürecine kadar savaşmadan ve mücadele etmeden yaşamamıştır. Bu çatışmalardan iki kamp ortaya çıkmıştır hep. Biri inanç kampı diğeri ise küfür kampı. Daha sonra o inkâr edenler ya toplu helaklarla ya da inananların elleriyle yok edilmiştir.



İşte bu Peygamberler hakkında Kur’an’ın bizlere açıkladığı gerçektir. Kurana yönelik herhangi bir araştırma bizim kafirlere karşı tutumumuzun ne olması gerektiği yönünde bu kafa karışıklığını çözecektir.

Abdullah Mansur tarafından PressMedya için çevrilen bu makale Inspire Dergisinde yayınlanmıştır. Makalenin "Tekfir ve Aşırılık" hakkındaki ikinci bölümünü kısa bir süre sonra yayınlayacağız.


iktibastir..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
INSAN

avatar

Mesaj Sayısı : 892
Reputation : 33
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: Yemen de Birlesik Cephe...   Çarş. Ara. 01, 2010 11:07 pm



[size=24]
Yemenli gençlerden aşiretlerine çağrı

[/size]

Yemenli genç Müslümanlar, kendi aşiretlerine bir çağrı yaparak ABD'nin başına ödül koyduğu Enver el Evlaki'yi teslim etmemelerini ve Hükümeti desteklememelerini istedileri




Yemen’de El Kaide’nin güçlü olduğu bölgelerde gençler, aşiret reislerine hükumetle işbirliği yapmamaları çağrısı yaptı.

Özellikle Yemenli Alim Enver El Evlaki’nin kabilesine bağlı gençler kabile reislerine örgüt üyelerini ve özellikle Enver el Evlakiyi amerikaya teslim etmemeleri yönünde uyardı.

Bazı aşiret reislerinin hükumetle toplantılar yaptıklarından haberdar olduklarını belirten gençler: "Aşiretler kendi evlatlarını kafirlere teslim etmemelidirler. Aksi halde bunun cezasını hem dünyada kendi elleriyle hem de ahirette görecekler" şeklinde konuştu ni belirttiler. Kendi babaları ve kardeşleri bile olsa işgalciler ve kafirlerle işbirliği yapanlarla lar. Tıpkı sahabenin yaptığı gibi savaşacaklarını belireten gençler bildirilerinde liderlere hitaben: "Ebu Talib bir müşrik olmasına rağmen Resulullahı korudu. Bunun için çeşitli zorluklara katlandı. Sizler bir müşrik kadar da mı kendi evlatlarınızı ve mücahidleri korumayacaksınız?

Yemen hükümetinin şeriatı ve Allahın emirlerini ihlal ettiğini ve mücahidlere karşı savaştığını belirten gençler aşiret reislerinin bozuk ve satılmış olduğunu ifade ettikleri hükümete destek olmaması gerektiğini açıkladılar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: Yemen de Birlesik Cephe...   Çarş. Ara. 01, 2010 11:12 pm

"Siz bombalayın, biz 'Bombalar bizim' deriz"
29.11.2010 - 20:04
Yazdır Arkadaşına gönder

Wikileaks belgeleri, ABD ve Yemen'in El Kaide karşısındaki kirli işbirliğine dair de önemli gerçekler sundu. Yemen Devlet Başkanı ABD'lilerin Amerikan bombardıman uçaklarının Yemen'de kullanılması önerisine atlıyor ve "Sorarlarsa 'Bombalar bizim' deriz" diyor.
WikiLeaks sitesinde yayınlanan gizli belgeye göre, 2 Ocak 2010’da, Yemen Devlet Başkanı Abdullah Ali Salih’in seçim başarısını tebrik etmek üzere bir ziyaret düzenleyen ABD Genelkurmay Başkanı David Petraeus, bir süre önce Yemen'de El Kaide'ye karşı düzenlenen operasyonlardan dolayı memnuniyetini dile getirdi. Petraeus, ABD’nin Yemen’e 2010 yılında 150 milyon dolarlık askeri yardımda bulunacağını söyledi.
"Bize helikopter verin, El Kaide'ye karşı kullanalım"
Yemen hükümetinden savunma bakanı ve savunma ve güvenlikten sorumlu başbakan yardımcısının da katıldığı 1,5 saatlik görüşmede, Salih, ABD’den 12 adet silahlı helikopter istiyor. Salih, ABD “bürokrasisinin” onaylama sürecini engellemesi durumunda, Washington’un Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) altı adet helikopteri Yemen adına isteyebileceğini dile getiriyor. Petraeus’un helikopter mevzuunu Suudi Arabistan’la görüşmekte olduğunu belirtmesi üzerine Salih, “Söz, helikopterleri sadece El Kaide’ye karşı kullanacağız” teminatını veriyor. Salih ayrıca, Petraeus’un ABD’den sağlanan fonlardan 45 milyon doları Yemen Özel Operasyon Kuvvetleri’nin hava ekipmanı için ayrılması ricasını kabul ediyor. Görüşmede, Petraeus’un Kaide’ye karşı operasyonlara istihbarat personelinin katılması talebini geri çeviren Salih, operasyonlarda ABD’nin kayıp vermesi durumunda gelecek operasyonların zora gireceğini dile getiriyor.
17 Aralık ve 24 Aralık 2009’da El Kaide'ye karşı düzenlenen operasyonlardan memnuniyetini dile getiren Salih, operasyon sonucu bazı teröristlerin bölgedeki yetkililere teslim olduğu bilgisini aktarıyor ve bu noktada Suudi Arabistan hükümetine işaret ediyor.
"Sorarlarsa bombalar bizim deriz"
Belgedeki en çarpıcı nokta ise, Salih'in, Petraeus’un cruise füzelerinin yerine ABD’nin sağladığı bombardıman uçaklarının kullanılması önerisini memnuniyetle kabul ederek, “Ama sorarlarsa bombaların bize ait olduğunu söyleriz" ifadesini kullanması. Belgeye göre bu ifadenin üzerine Başbakan Yardımcısı Raşit el Alimi, kısa süre önce parlamentoda Arhab, Abyan ve Şebva bölgelerinde kullanılan bombaların Amerikan üretimi olduğunu ancak Yemen ordusu tarafından atıldığını açıklayarak "yalan söylediğini” hatırlatıyor. 17 Aralık 2009’daki operasyonda Sana’a ve Abyan’daki El Kaide eğitim kamplarına havadan saldırı düzenlenmiş, operasyonda 60 sivil hayatını kaybetmişti. Yetkililer bombaların Yemen’e ait uçaklardan atıldığını açıklamıştı.
Salih görüşmede ayrıca Yemen açısından ABD, AB, Suudi Arabistan ve BAE arasında bir işbirliğinin faydalı olacağını dile getiriyor. Salih bu hususta, İran, Libya ve Eritre ile birlikte "Yemen karşıtı" ülkeler arasında saydığı Katar'ın bu işbirliğinin dışında bırakılmasını istiyor.
(soL - Dış Haberler)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: Yemen de Birlesik Cephe...   Ptsi Nis. 04, 2011 10:06 pm





[img]http://www.pressmedya.com/resimler/haber/yemen.jpg[/img]

[size=24]
Muhalifler Yemen'in bir bölgesini ele geçirdi
[/size]
Yemenin Ebin Bölgesinde El-Kaide Örgütüne bağlı bir grup, devlet dairelerinin tamamını ele geçirerek geçici yönetim illan etti. Örgüt yayınladığı bildiride Arap ülkelerindeki devrim dalgasından hoşnutluğunu da ortaya koydu.




Kendilerine ‘Arap yarımadasındaki El-Kaide Cihat Örgütü ismi veren bir grup, düzenledikleri saldırı sonucu Yemen’in Ebin bölgesinde başta cumhurbaşkanlığı sarayı olmak üzere önemli noktaları ele geçirdi.

Grup kontrolü ele aldıktan sonra bölgede İslam Emirliği kurduğunu açıkladı.

Öte yandan Enver Evlaki de İnspire Dergisi’nde yayınlanan makalesinde Arap ülkelerinde yaşanan devrimi bir ‘müjde’ olarak nitelendirdi. Arap yarımadasındaki El-Kaide Cihat Örgütü geçtiğimiz Salı günü Yemen’in güneyindeki Ebin bölgesinde İslam Emirliği’ni ilan etti.

Emirlik ilanı, El-Kaide’ye bağlı silahlı bir grubun bölgedeki başkanlık sarayını, yerel radyoyu ve mühimmat fabrikasını ele geçirmesinin ardından geldi.

El-Kaide, radyo aracılığıyla yayınladığı bildiride zorunlu ihtiyaçları olmadıkça kadınları sokağa çıkmamaya çağırdı. Bildiride şu ifadelere yer verildi: ‘Zorunlu ihtiyaçları için çarşıya çıkan kadınların yanlarında bir akrabaları bulunsun.

Yanlarında kimliklerini ortaya koyan belge taşımaları da zorunludur.’ Bölgenin El-Kaide güçleri tarafından ele geçirilmesinin ardından bölgedeki önemli şahsiyetler ve cami imamları cumhuriyet kasrının ve yerel radyonun kurulmuş olan halk komisyonlarına teslim edilmesi için arabuluculuk girişimlerinde bulunmaya başladı.

‘Değişimler Tsunamisi’

Öte yandan ‘Arap Yarımadasındaki El-Kaide Cihad Örgütü’, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da haftalardır görülen ayaklanmalar dalgasından hoşnutluğunu ortaya koydu.

Örgüt bu ayaklanmalara ‘Değişimler Tsunamisi’ ismini verdi. İngilizce konuşan Müslümanları El-Kaide’ye katılmaya teşvik eden Inspire Dergisi’nde çıkan son makalesinde Yemenli Amerikan Enver Evlaki de Mısır ve Tunus’ta gerçekleşen devrimleri, İslami hareketler için bir ‘müjde’ olarak değerlendirdi.

Evlaki, bu devrimlerin neticesinde kesin olarak doğru yönelimleri olan İslami bir hükümet kurulacağının garantisinin olmamasına karşın olumlu yanları olduğunu belirterek şöyle dedi: ‘Devrim, zalimlerin ortadan kaldırılamayacağını düşünen zihinlerden ve kalplerden korku engelini kaldırmaktadır.’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Yemen de Birlesik Cephe...   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yemen de Birlesik Cephe...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» rumeli

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: DÜNYA :: SAVAŞ :: Ortadoğu-
Buraya geçin: