AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 bitmemiş romandan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: bitmemiş romandan   Salı Nis. 27, 2010 4:53 pm

[center][flash]http://s5.directupload.net/images/100427/gnjsft2m.swf[/flash][/center]





[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman][size=24] I bölümden iki sahne girizgahı

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Liberte pour toutjour.. [/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]........................................[/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]aşk çığlığın hayatını kuşattıkça, bu yaşamdan nefret edeceksin.. [/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Hastanenin acil kapısına ambulans sirenlerinin arasında getirilen hasta ,bağırtı ve şamatası ile koridorları inletiyor ve çığlıkları koridorlarda yankılanıyordu.Denizin dalgalanması gibi bu gencin kendinde olmama durumu, orada bulunan hasta yakınlarından bir kısmının kendi hastalarının acılarını unutup yeni gelen gence acımasına sebep olurken; bir kısım hasta yakınını da geçici şuur kaybı semptomları gösteren bu delikanlıya, hastalarını ve kendilerini rahatsız ettiği gerekçesinden dolayı kızgınlıklarını burunlarından solumaları gösterirken, sertleşebileceklerini ise yüz hatları anlatmaya fazlasıyla yetiyordu…… [/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Acildeki kısa süreli kargaşalığın ardından, hekimin tedavide aciliyetine binaen muayenede öne alıp tetkiki neticesinde verdiği karar sonucunda hemşirenin vurduğu bin mm-miligramlık diyazem hastayla- uykunun özlemle sarılan sevgililer gibi sarmaş dolaş olup hasret gidermesine yeterken; hasta kabulde ise yeni gelen hastanın kayıt işlemlerini başlatan annesi sıraya girmişti bile…[/font][/color]


[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Bir gün sonra hastanenin nöroloji bölümüne yatırılmış olarak uyanan tuna Burak adındaki delikanlı da ilk ismini aldığı nehir nasıl taştığında delice coşup diğer zamanlarda güzel ve nazlı bir gelin edasıyla ahenkle su yatağında ilerliyorsa tuna da geceden kalma diyazemin yanında derinliklerinde olan olgun şahsiyetinin de etkisiyle yıkıcı asabiyeti yerini vücudu dinlenmeye kulakları dinlemeye geçmişti.[/font][/color]


[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Sen dedi: aşkın çekim alanına girmişsin lakin bu yolda yelkenin olmadığı için batmana yakıtın olmadığı için yolda kalmana kanadın olmadığı için toprak zemine çakılman gerekirken kurtulmuşsun. Bilemiyorum ne engel oldu. anladığım sadece şu: üzerinde bir koruyucun olduğu muhakkak ki varlığının kurtulması ancak ve ancak erenlerin yardımıyla olabilirdi .senin durumunda bu halde aşkın metafizik dedikleri mana iklimi ile alakalı konu diye tamamladı cümlesini sofi baba [/font][/color]


[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Sevmişti yeni tanıştığı ve gözüne ilk çarpan hasta olan ,sofi babayı. çok merak ediyordu. nereliydi ? neciydi ? ne iş yapardı ? ailesi varmıydı ?neye inanır ?neye inanmaz?serviste yatan hastaların ona karşı ilgilerini anladığını sansa da hemşire ve servise gelen intör doktorların alaka ve ilgileri ne oluyordu. Özelliklede servisin uzman hekimi olan doktor celalettinin aşırı ilgisi ve saygı üstü olan hürmeti neden ve niçindi ?? Nasıl bir hasta oluyor ki; hemşireler ve özellikle dr. celalettin ve asistanı durumundaki , dr.ubeydullah’ın hürmet ve iltifatları yanında ilgi ve aşırı alaka sebepleri nelerdi ? hasta değil ise burada bulunması neden ve niçin ??sofi baba denilen bu adam ne arıyordu burada ?? diye kendi benine sorular sorup kendince cevaplar bulma uğraşındaydı. beyninin lobları kendi başına gelenleri düşüneceğine halen daha neden –niçin- sorularıyla meşgul oluyordu ki yılların tecrübesi hemşire dilşad ın vurduğu bin mm-miligramlık diyazem ile beraber sofi babanın Allah rahatlık versin sözü uzandığı yatağında yine derin bir uykuya geçmesine yetmişti. [/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Hastaneye yatışının üçüncü gününde ; gökyüzünde ayın on dördü gibi parlayan hilalin haleleri batıp güneş ışınları, servisin penceresinden içeriye sızmadan evvel,gece karanlığında ,yan tarafındaki ranzasında yatan sofi babanın belli hareketler yaptığını görür gibi olsa da gözkapaklarına hükmedemediğini anladığında bedeni çoktan uykuya geçmişti.. Mana dünyasının nasıl olduğunu ise ruh topografyasının röntgeni diyebileceğimiz rüyaları anlatıyordu. kendini bir anda gökyüzünde özgürce uçan bir serçe olup uçarken görüyordu tuna Burak.Çıkan ters bir rüzgarın kanadının birini kırdığından dolayı aşağıya doğru hızla pike vaziyette süzülürken toprak zemine çakılıp öleceği hissine kapılmıştı.gökyüzünden aşağıya doğru hızla yere düşerken,hangi yönden geldiğini bile fark edemeden yanı başında gördüğü ak bir şahinin nefesini ensesinde hissetmesi ölümün yere çakılmadan önce havada gelip yakalayabileceği kanaati içinde ürkütücü ve korkutucu anaforlar oluşturdu.. Ak tüylü şahin ani bir manevrayla serçeyi gagasından tutup güvercin gerdanından yakaladığında kendiside yattığı ranzada sırılsıklam ter içinde uyumaya devam ediyordu .düşünde ak tüylü şahinin kendisini bir su kenarında yeşil tüylü bir tilkinin önüne bırakırken ak tüylü şahinin ise gökyüzünden beri kendilerini takip eden, leş yiyen akbaba sürüsüne dalıp onları dağıttığını, bir kısmını ise telef ettiğini, bunu gören diğer akbabalarında kaçtığını görüyordu ..tuna Burak uyandığında başında sofi babayı ranzasının kenarında gözleri kapalı bir vaziyette gördüğünde korkuları geçmiş içinde oluşan korku üstü neşeli haliyle sofi babaya, ne yapıyorsun ??ne yapıyorsun ? ne oldu bana ?? ve benzeri soruları rüyasının etkisiyle kekeme ve derinden gelen sesiyle müşkülperest şekilde sorabilse de nezaketini kaybetmemişti. sofi babayı gözünü açar açmaz başında bulması ayrı bir konu gözlerini yummuş şekilde başında bulmasına da bir mana veremiyordu. [/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Sofi babanın rabbe şükür diyen cevabından sonra gördüğü rüyayı anlatıp gördüğünün manalandırmasını bekleyen tavrına karşılık sofi babanın dinlen güneşin doğmasından sonra hastabakıcıların kahvaltıları dağıtmasından sonra muhabbet ederiz diyen sabrı ve anlattığı karşısındaki ruh dinginliğine bir yandan hayran olurken diğer açıdan ise muhatap alınmadığı hissine kapılıyordu ki buda mümkün değil diye geçirdi içinden. öz kardeşi dahi yanında refakatçi olarak kalmazken gözünü her açışında yanında bulduğu sofi babanın bu tavrı , Burakın muhatap alındığına göstermeye yetiyordu .. sabah kahvaltısından sonra sofi babanın merhaba diyen sesiyle akşamdan gördüğü rüyayı düşünmekten kendini alıkoymaya yetmişti..sofi babanın merhaba diyen sözüne merhaba ile karşılık verdi tuna Burak ve karşısındakinin seninle şöyle inceden bir arkadaşlık yapacağız eğer incitici ve kırıcı olmazsan bu tanışmamız önce arkadaşlığa sonra dostluğa en sonunda olması gereken yerenliğe gider yok değişik hal-tavır ve eda içinde olursan başlattığım gibi bitirmesini de bilirim derken. pazarlığımızı baştan yapalım değil mi ? diyerek karşısındakine bir soru sorarak tamamladı cümlesini sofi baba.[/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Söz sırasının kendinde olduğunu anlayan tuna Burak söze nasıl başlayacağını bilmese de kendi iç dünyasından gelen samimiyetine ve kalbi hislerine güvenerek sadece şunu diyebildi :bizde kimseye yanlış olmaz diye başlayıp cümlesine bir müddet daha devam etti konuşmasına aynı üslupta.[/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]bayağı ve adi sokak konuşması argo ağızla konuşması dahi onun kalbinden çıkan samimiyeti saklamaya ve gönül güzelliğini perdelemeye engel olamıyordu. aslında iç dünyası dışarıya yansıttığının tam zıttı istikametinde olan bir ruh haleti belirttiğini uzaklara giden arkadaşı , sevdiceği olan manuş yarim dediği ile kendini dünyaya getiren annesi daha iyi biliyordular.[/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Teorik olarak İnsanın anatomik yapısından az çok nasıl bir yapıda insanla konuştuğunu anlayacak kadar bilgi donanımına sahip olan sofi aynı zamanda yürüyen leşlere uzak , kalbi diri olanlara yakın olduğuna istinaden gönül tellerinden gelen tınıya güvenerek Burak için verdiği hüküm ile eksiği veya fazlası doğrusu ve yanlışı ile kendince verdiği karar kesinleşmişti .[/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Kumaşı has olan Burak ile beraber bir kalp yolculuğu için yola çıkarak beraberce sır idraki içinde sevr mağarası sırrına yolculuk yapılabilir.gönül tellerinin tınısından gelen bu kararı akıl terazisinden tartıp en son çok güvendiği ve kendince asıl karar verme mekanizması olan kalp süzgecinden geçirerek aldığı bu kararı ve içine yerleşen bu düşünceleri şimdilik söylemek istemediği gibi beklide hiç söyleyemeyecekti.[/font][/color]


[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Sofi baba kelimeleri seçerek ve itina ile cümle kurmaya dikkat ederek O zaman seninle merdivenin birinci basamağı olan tanışma faslından sonra merdivenin ikinci adımında olan arkadaşlık basamağına çıkabiliriz diyerek bir saate yakın süren sohbete; kuşluk vaktinde yapması gereken işleri olduğunu söyleyip müsaade istedikten sonra koridorda oturdukları banktan kalkıp önce lavaboya sonrada tuna Burak ve kendisine ait iki kişilik odalarına doğru ağır adımlarla yürümesi ile beraber tuna Burak bankta tek başına kalmıştı..[/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Oturduğu bankta iki diz kapağının arasına başını alırken gözleri çoktan derinlere dalmıştı bile.[/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Kendinden yaşça büyük olan sofi babanın merhaba arkadaşım diyen sesi ikinci defa tekrarlandığında ancak kendine gelebilmişti Burak.sofi baba Aşıkmısın ? sevdalımı ? hayaller demisin ? bu hal ne?neyin nesi ? kendini biliyor musun ? kendinde misin ? der demez avcıya yakalanmış bir ceylanın ürpertisi ve heyecanlanması nasıl olursa Burak da ilk sırrının anlaşıldığını sanarak yüzünün kızarması ile sofi babayı yüz hatlarına yansıyan haliyle şaşırtırken neşelenmesine de vesile olmuştu aslında... [/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Aşk ne demek ki sofi baba ??[/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Soruya soruyla cevap veren Burak beklide yaşadığı durumun izahını ararken kurtuluşunun reçetesinin ilk sorusunu sorduğunu ve cevaplarında Eline tutuşturulacağının farkında değildi şimdilik. [/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]bana aşkı anlatsana diye tekrarlarken cümlesini sofi babanın ise renkten renge girdiğini fark edebiliyordu sadece…..[/font][/color]





[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]sofi baba şaka yapayım latife olsun diye sorduğu aşıkmısın ?sevdalımı yoksa hayallerdemisin ?? sorularının karşısındaki muhatabı tarafından ciddiye alınıp bumerang gibi kendine yöneleceğini ve sorusunun yönlendirileceğini elbette nereden bilebilirdi.ki.. [/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]Aşk dedi ve durdu sofi baba.[/font][/color]



[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]gözlerini kapayarak üç dakikaya yakın durduktan sonra ağzından tane - tane çıkan kelimeleri inci misali dökülmeye başlarken Burak da içinde oluşan fırtınalara inat sabırla dinlemeye koyulmuştu .[/font][/color]

[color:d8c5=red][font:d8c5=Times New Roman]aşk Allah ile kullarla arasında vasıta olan kuran lisanında üç noktalı ŞIN harfidir.aşk……………….[/font][/color][/size][/font][/color]

[font:d8c5=Times New Roman][color:d8c5=#ff0000][size=24][font:d8c5=Times New Roman][color:d8c5=#ff0000]Burhan hait KOŞAN[/color][/font]


[font:d8c5=Times New Roman][color:d8c5=#ff0000]not= kendimize ait roman denemesinin grigahından belirli bir iki pasajı beğenize sunarak eleştirilerinizi almak istedim.[/color][/font]
[font:d8c5=Times New Roman][color:d8c5=#ff0000]cahil cesareti olsa da gönüldaşlarımızın eleştirilerini alarak hatalarımızı düzeltelim..[/color][/font][/size][/color][/font]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: bitmemiş romandan   Salı Nis. 27, 2010 6:05 pm

1. Olay kurgusu zayıf.
Mesela, Tuna, o doktorları nerden isimleriyle tanıyıveriyor?

2. Madem tasavvuf ve aşk giibi bir konuya el atılıyor.
Konunu hakkı verilebilecek mi? Yoksa, sahibi olunamayan mananın maliki görünmek gibi bir yeltenişe mi teşebbüs edilmiş?

3. K'nın bizden istediği, her şeyden önce kendimiz olmamız. Kendimizde ne varsa onu ortaya koymamız. Kısacası samimiyet. Bu hedeflendirme çerçevesinde, böyle, içi dolduruamayacak mevzulara el atmaktansa, kaabiliyetlerimiz kendimizde ne varsa onu aksettirmeye teksif etmek.
Mesela, sofi aşkı anlatacak. Ama hangi aşkı? yazarın yaşadığı, hissettiğini mi yoksa kitaplardan öğrendiklerini mi? Yazarın yaşadığı hal ise mesele yok. Kitaplardan öğrendikleri ise, böyle bir "muhallebiyi babam tatmış" zaviyesinden yazılacak olanlar, okuyucuyu da, yazanı da yanlış çok tehlikeli bir ruh haletine sokabilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: Geri: bitmemiş romandan   Salı Nis. 27, 2010 6:31 pm

hatalarımı düzeltmeme eksiklerimi göstermeme sebep olduğun için teşekkür ederim azya gönüldaş..

belirttiğin noktaları düzelterek yeniden ele alırım..
eleştirilerin için teşekkür ederim..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
bitmemiş romandan
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Edebiyat-
Buraya geçin: