AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı   Paz Nis. 25, 2010 9:11 pm

[b]El Masri ile El Bağdadi’nin öldürüldüğü doğrulandı [/b]

[color:e6f6=#2d648a][b]ANF[/b][/color]
10:55 / 25 Nisan 2010

[color:e6f6=#2d648a][b]KAHİRE[/b][/color] - El Kaide ile bağlantıları olan Irak İslam Devleti iki liderinin öldürüldüğünü doğruladı.

Irak İslam Devleti, örgüte ait bir internet sitesinde yayınladığı bildiriyle, örgüt liderleri Ebu Eyüp El Masri ile Ebu Ömer El Bağdadi’nin öldürüldüğünü doğruladı. El Masri ile El Bağdadi, 19 Nisan günü Irak’ın Tikrit kentinde ABD ve Irak askerlerinin düzenlediği ortak bir operasyonda öldürülmüştü.

Bildiride, El Masri ve Bağdadi’nin “işgalci Amerikan güçlerine karşı” verdikleri mücadele övülerek, ölümlerinin Irak’taki eylemlerini etkilemeyeceği belirtildi.

Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, el Masri ve El Bağdadi’nin öldürülmesini, Irak’ta El Kaide’ye vurulmuş büyük bir darbe olarak tanımlamıştı.

ANF NEWS AGENCY
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
keyfiyet

avatar

Mesaj Sayısı : 224
Reputation : 16
Kayıt tarihi : 18/05/09

MesajKonu: Geri: El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı   Ptsi Nis. 26, 2010 1:49 pm

Allah şefatlerine nail etsin bizleri...

Yolları yolumuzdur.

Ya muntakıym!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı   Ptsi Nis. 26, 2010 11:53 pm

[img]http://www.pressmedya.com/resimler/haber/infidelholdingisisaflag.jpg[/img]

[color:6cfe=green][size=24]
İşte Irak İslam Devleti örgütünün bilinmeyenleri[/size]

[/color]
[color:6cfe=yellow]
Irak'taki en etkili ve ismini en çok duyuran direniş örgütü Irak İslam Devleti'nin Savaş Bakanı olarak sunulan Ebu Hamza el-Muhacir örgüt hakkındaki iddiaları yanıtlıyor..
[/color]



Haber Merkezi,


IİDÖ, Irak İslam Devleti adıyla savaşan ve Irak El Kaide'si olarak da bilinen Irak'taki en büyük direniş örgütlerinden birisi... Ebu Musab ez-Zerkavi döneminde en şaşaalı dönemini yaşayan örgüt Amerika'nın ve geçici Irak hükümetinin yoğun çabalarıyla oldukça zayıflatılmış gözüküyor. Öyle ki Irak'ta yerli ve yabancı güçlerin hedefindeki en büyük örgüt konumundalar. Bu da yetmez gibi kendi hitap ettikleri Sünni kabilelerin çoğu da Amerika tarafından para, silah ve askeri eğitimle desteklenerek örgütün karşısına dikildi.

Hakkındaki iddiaların ise haddi hesabı yok. Irak İslam Devleti'nin Savaş Bakanı olarak sunulan ve Amerika'nın bu çatı örgütteki El Kaide unsurlarının lideri olduğunu öne sürdüğü Ebu Hamza el-Muhacir örgütün yayın organı konumundaki el-Furkan Medya'ya konuştu. Örgütün kuruluş amacı, ilkeleri, hedefleri ve hakkındaki iddiaları aydınlatmaya çalışan el-Muhacir daha önce hiç konuşulmamış önemli konulara dikkat çekti.


[color:6cfe=green]

Sayın Ebu Hamza, Irak İslam Devleti’ni ilan etmenize yol açan koşulları bizim için özetler misiniz?

[/color]

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd alemlerin Rabbi, tüm adaletsizliklerin gidericisi olan, her şeye gücü yeten, kendisine yönelenleri işiten, tüm belaları defeden yüce Allah’a olsun.



Öncelikle tekrar tekrar söylüyoruz ve herkes artık anlamalı ki biz sadece ve sadece Allah’ın kelimesi en yüksek olsun diye savaşanlarız ve bu ancak O, yönetici ve hükümran olunca gerçekleşmiş olacaktır. İşte Irak İslam Devleti de işgalcilere ve işbirlikçilerine karşı savaştığımız ilk günden itibaren bu amaç uğruna savaşmaktadır. Ve bu rüya bizim her daim hayallerimizi süsleyen ve hiçbir zaman bitmeyecek olan bir rüyadır. Biz bu yolda özenle ve sebat ederek ve de kanımız ve malımızla yatırım yapıyoruz.



Siyasi olarak açıklamak gerekirse: Kürtler kuzeyde bağımsızlıklarını kazandılar ve Bedir Tugayları da çok tanrılı Irak parlamentosunun görüşerek aldıkları bir kararla konfederasyon projesiyle merkez ve güney bölgelerde güçlendi. Yani siyasi arenada Kürtler kendi projelerine sahipler, Rafıziler (Şiiler) de kendi projelerine… İşte Irak İslam Devleti de Sünni halkın projesidir.



Askeri olarak açıklamak gerekirse: Biz faaliyetlerimizi Sünni bölgelerde yükselttik ve tüm askeri tedbirlerimizi bu hedefimiz için kullandık. Şehid Şeyh Ebu Musab (el-Zerkavi)’ın (rahimehullah) öldürülmesini müteakip Maliki’nin gururla direnişin %80 bitirildiğini ve artık onlara (işgalcilere) ihtiyaçlarının olmadığını açıklamasına rağmen daha sonra başlayan büyük direnişle işgalciler ve işbirlikçileri arasında güç dengesi bozuldu. Tüm bunlar kayıtlardadır ve bilinmektedir.



Öyle ki, Mücahidlerin Şura Konseyi çatısı altında başlayan büyük direnişle bu hainlerin koltukları sallanmaya başlamış ve birer birer dökülmeye başlamışlardı, kuyruklarının sıkıştığını gördüğümüz o anlarda biz onlarla memnuniyetle anlaşma imzalayabilirdik. Sonra onlar bizim kontrolümüzdeki bölgelerden bir bir çekilmeye başlamışlardı. Tam bu sırada Beyaz Saray da Irak’daki durumun kötüye gittiği duyurdu, düşmanın ordusu zayıflıyor ve siyasi şartlar her geçen gün daha da kötüye gidiyordu. Biz ise askeri ve ekonomik olarak en iyi günlerimizi yaşamaya başlamıştık. Bu noktadan sonra biz Irak’daki mücahidlerin oybirliği ile Irak İslam Devleti’ni ilan ettik ve Ebu Ömer el-Bağdadi’yi de Emir seçtik. Bu 21 Ramazan 1427’de (14 Ekim 2006) gerçekleşti.

[color:6cfe=green]

Birçok insan İslam Devleti’nin kurulması için işgalcilerin ülkeden kovulmasını beklemenin gerektiğini düşünüyor. Buna cevabınız nedir?
[/color]


Biz zaten bu noktaya nasıl geldiğimizi ve uzun süre bunu planladığımızı anlattık. Ne tuhaftır ki rüşvetçi yozlaşmış milliyetçilik taraftarları da aynı şekilde düşünüyorlar ve onlar –bizim kanımızla filizlenen ve bizlerin canıyla savunulan- cihadın meyvelerini çalmak istiyorlar.



“Şerefli” direnişten bir grupla birlikte Irak İslam Partisi tarafından hazırlanan gizli bir anlaşmanın bizlere ulaşmasıyla belgelediğimiz bir olaya göre bu işbirlikçiler, Sünni bölgede Şii devletin egemenliği altında Sünnilerin haklarını güvenliğe alacaklarını vaat ederek direnişi bitirmeye çalıştılar. Amerikalılar da bu gizli anlaşmadan memnun olmuş ve bu yönde açıklamalar yapmıştı. Buna benzer fakat daha az tehlikeli bir girişim daha önce başka bir parti tarafından da gündeme getirilmişti. Fakat onların daha net bir karara ihtiyaçları vardı.



Dahası işgalcilerin –Irak’tan- çekilme zamanı Afganistan’da –işgalciler için- durumun en kötü olduğu bir zamana denk getirilmek isteniyor ve biz bu süreci dikkatle takip ediyoruz. İşgalcilerin ayrılacağı gün için silahlandırılan ve eğitilen unsular var. Onlar bir roket atıyorlarsa, bir düzinesini stokluyorlar. Böylece işgalcilerin ayrılmasından sonra denklem şöyle olacak:



Bir tarafta işgale karşı gerçekte hiç savaşmamış olan ve silah, adam ve parayla donatılmış olan laiklerden, milliyetçilerden ve Basçılardan bir grup, diğer tarafta ise yaralanmış ve dağıtılmış ve de tüm para ve silahlarını zaten işgale karşı harcamış olan Allah yolunda savaşan mücahidler…



Bu denklemin sonucunda dini ve dindarları sürgün edecek olan seküler milliyetçi bir rejim kurulacak. Bu işgalden sonra cihadın meyvelerinin hainlerin ellerine geçtiği tüm modern çatışmaların sonucudur. (Cezayir, Mısır, Fas ve Pakistan örneğinde olduğu gibi…) Ancak inşallah (Irak) İslam Devleti projesi tüm bu planları engelleyecektir. Allah onların hain planlarını yerin dibine geçirsin ve entrikalarını gırtlaklarında bıraksın.

[color:6cfe=green]

Devlet ilanından önce diğer direniş gruplarıyla ilişkiye geçmeyi denediniz mi?
[/color]


Alla şahidimizdir ki biz bunun için çok çaba sarfettik. Siyasi mücadeleyle meşgul olan biri hariç tüm (direnişçi) gruplar bunu çok iyi bilirler. Onlardan bazılarıyla iki ay, bazılarıyla da dört ay önce görüştük. Buna rağmen Devleti ilan etmeden önce onların tamamıyla görüşmeye gücümüz yetmedi.



Onların bazıları ülkenin dışında olduğu için, diğer bir kısmı da diğer unsurlarla meşgul olduğu için özür diledikleri için memnun olup olmadıklarını anlayamadık. Çağrımız direk “Mutayyibin İttifakı”na idi. Biz böylesi bir ittifak tasarlayamıyorduk, ancak onların büyük bir çoğunluğu bunu kabul etti, sadece biraz uzak durmayı tercih ettiler. Hatta Devlet ilanından sonra biz onlarla sürekli ilişkiye geçtik ve davetimiz sürekli devam etti.



Bu büyük proje uğruna bu ittifaka katılan her birimiz gruplarının isimlerini terk ettiler. Ve onlara dedik ki: “Bizim kalplerimiz bu proje üzerinde her türlü eleştiriye ve düzeltmeye açıktır. Sadece bizim büyük bir fırsat, lütuf ve başarı olarak gördüğümüz iki prensip tartışılamaz: Devlet ve Emir."



Örneğin benim bizzat kendisini ve vekilini ziyaret ettiğim ve neredeyse 18 saat tartıştığım Mücahidler Ordusu Emiri bana şu cevabı verdi: “Şeyh, vallahi eğer biz tamamen bu projeyi kabul etmesek de ben senin askerinim.” Onun vekili de görüşmeden memnun olmuş gözüküyordu ve kendileriyle hediyeleştik. Fakat her ne olduysa bu buluşmadan üç ay sonra bu adam aniden bana karşı döndü ve bizim kardeşlerimizi öldürmek için emirler yağdırmaya başladı ve Uyanış hareketleriyle ittifak kurdu. Hatta o Uyanışçı Taci grubunun komutanı Şatar Abdusselam’ın evinde bir gece geçirdi. Tüm bunlara rağmen bizim ellerimiz ve kalplerimiz Mücahidler Ordusu’ndaki savaşçılara açık kaldı. Onların çoğunun komutanlarının faaliyetlerinden memnuniyetsizlik duyduğunu biliyorduk. Onlar gerçekten çok yetenekliydi, fakat resmen Uyanış hareketiyle ittifak içindeydiler ve maalesef onlar mürtedlere eşitti.



1920 Devrim Tugayları’na gelince… Biz onları bur projeden haberdar etmiştik ve onları reddetmemiştik. Onlar Uyanış hareketiyle omuz omuza bulunmalarına rağmen devletin ilanından sonra da biz onların komutanları ve savaşçılarıyla savaşmadık. Biz şunu kabul etmiştik, onların liderleri bunu (uyanışçılarla birlikte olmayı) direk onlara emretmemişti.


[color:6cfe=green]
İlan edilmesinden sonra hiçbir cihadi hareket Devlet’e katıldı mı?
[/color]


Eğer düşmanlarımızın dedikleri doğruysa, şuna dikkat etmemiz gerekiyor: Salih el-Mutlak televizyon kanallarından birinde, tehlike çanlarının çaldığını, Amerikalıların ve mürtedlerin dikkatli olması gerektiğini söylüyor ve şöyle diyordu: “Direniş grupları arasında El Kaide’nin ünü artıyor.” Bu Allah’ın bir lütfuydu. Devlet kurulduktan sonra ilk haftalarda belki de haftada en az 1,000 savaşçı Devletin ordusuna katılıyordu. Bu da istisnasız tüm grupların %80’ine tekamül ediyordu.


[color:6cfe=green]
Hiçbir kabile Şeyh’i Devlet’e katıldı mı?
[/color]


Bizim kayıtlarımıza göre Sünni kabile liderlerinden %70’i İslam Devleti’ne ve “Mütayyibin İttfakı”ndan sonra bizim Emirimize biat etmişti. Biz bu biat edenlerin sayısının hiç de küçük olmadığını iddia ediyoruz, çünkü elimizde kayıtları var. Bir gün Şehid Şeyh Muharib el-Cuburi (rahimehullah) Anbar ve Bağdad’dan 40 ayrı kabile Şeyhi ile toplantı gerçekleştirmişti. Onlar ellerine güzel koku sürdükten sonra Emir el-Mü’minin Ebu Ömer el-Bağdadi’ye biat etmişlerdi. Kardeşim el-Ceburi’nin gözleri yaşarmıştı. Mücahidler Ordusu’ndan bir temsilci, “Vallahi, ben asla bizim dinimiz için bugünkü kadar önemli bir güne şahitlik edeceğimi düşünmemiştim” demişti. Maalesef bazı hainler bu sözün altını kazdı ve işgalcilerin dolarlarından başka hiçbir açıklama yapmadan Uyanışçıların safın katıldı. (Örneğin kutsal el-Karma operasyonunda ölen Şeyh el-Jamulat’a ilk biat edenlerden olan Şeyh Ebu Fahid gibi.)

[color:6cfe=green]

Siz bireyleri ve silahlı unsurları Irak İslam Devleti’ne katılmaya zorladınız mı?

[/color]

İslam devleti tasavvuru İslam milleti için yenidir ve onun kuralları hala İlim öğrencileri tarafından dahi tam olarak bilinmezken, sıradan insanlarca nasıl bilinsin? Biz asla insanları anlamadıkları bir şeyi yapmaya zorlamadık, asla onları bu projeye katılmaları için zorlamadık. Siz zorla bize gelen bir askere güvenebileceğimizi nasıl düşünebilirsiniz? Bu cevaplanmasına dahi lüzum olmayacak bir yalandır.



Bizim yaptığımız tek şey tüm bölgeleri Devlet’in askerlerinin kanıyla özgürleştirmek ve sonra da oradaki faaliyetlerimizi düzenleyecek bir sisteme davet etmek olmuştur. Biz bölgeleri özgürleştirdikten sonra birçokları oraya gitmek için birbirleriyle yarıştılar. Aniden bu bölgelerde birçok insanla karşılaştık. Onlardan bazıları silahla gözükmek ve fotoğraf çekilmek istiyordu, bazıları yerleşim bölgelerinden düşmana füzeler fırlatmak. Ve dahası bazıları da takas için kaçırdıkları insanları İslam Devleti tarafından korunan ve güvenliği sağlanan bu bölgelere getiriyorlardı. Biz bu tip takas için kaçırma yöntemlerinden bazılarının Şeriat’a aykırı olduğuna inanıyoruz. Bu sebepe bu bölgelerdeki faaliyetleri denetlemeye başladık. Bu ise –bizim düşmanı tasfiye ederek ele geçirdiğimiz- bu bölgelerde yapılanıp faaliyetler yürüten insanları rahatsız etti ve onlar bizim onları zorla İslam Devleti’ne biat ettirmeye çalıştığımızı iddia eder oldular, ki vallahi durum bu değildi.



Örneğin, bizim kontrolümüz altındaki bölgeye “mürted” olduğu düşünülen bir mahkum getirildi. Biz onun öyle olmadığını düşünmüyorduk, ve sonradan kanıtlandı ki o gerçekten bir mürted değilmiş. Biz düşmanın bu sebeple bölgedeki faaliyetlerini şiddetlendireceğini biliyorduk. Dahası bu grubun düşmanın müdahalesini karşılayacak ne gücü ne de nüfusu olduğunu da biliyorduk. Ancak bu tutsağın nerede saklandığını bilmemize rağmen, müdahale etmektense barışçıl yollarla onları vazgeçirmeyi denedik. Onlara tutsağı serbest bırakmaları karşılığında yardım şeklinde kendilerine para verebileceğimizi söyledik. “Bizi kendilerine biat etmeye zorluyorlar” dememeleri için bu yolu seçtik, fakat onlar reddettiler.



Böylece bu tutsak yüzünden bölgeye üst üste ağır saldırılar oldu. Bu saldırılar esnasında en iyi mücahidlerimizden 30’unu kaybederken, diğer birçok mücahid kardeşimiz de öldürüldü. Sonuçta tutsak takası gerçekleşti ama tutsak bölgeyi artık tanımıştı ve bunu düşmanla paylaştı. Böylece aynı gruba dahil olan birçok güzel insan da düşman tarafından tutuklandı. Bu olaydan sonra yerel kabileden dürüst olmayan insanlar onların en iyi adamlarının tutuklanmasını veya öldürülmesini sebep göstererek Uyanış hareketine katıldılar. Ey Allah’ın kulları, şimdi siz bu tutsağı onların elinden güçle kurtarsak ve serbest bıraksak bizi suçlayabilir miydiniz? Biz bunu yapabilirdik.



Çeşitli diğer iddialara gelince, bu bölgelerden bazıları hariç egemenlik ve güç tamamen İslam Devleti’nin elindeydi. Bir takım şeyler yapabilmek için azınlığın çoğunluğa tahakkümü sizce makul müdür? O halde şüphesiz ki İslam Devleti’nin egemenliği alındaki bölgelerde işleri organize etmek ve her türlü baskı ve atağa karşı cihadi faaliyetleri düzenlemek İslam Devleti’nin hakkı ve görevidir.

[color:6cfe=green]

Bazı insanlar İslam Devleti’nin kabine ilanını eleştiriyorlar ve tarım ve balıkçılık kaynakları bakanlığı gibi bir takım şeylerle alay ediyorlar.
[/color]


Allah’a hamd olsun ki, Allah’ın lütfuyla biz bu bakanlıkları ilan ettik ve hedeflerimizi gerçekleştirmekte ısrar ettik. Böylece bizler asla Allah’ın ve kullarının gözünde yalancılar olarak görülmeyeceğiz. Bu yüzden onlar (alay edenler) sınırlı sayıdadır. Örneğin, bazı insanların alaya aldıkları Tarım ve Balıkçılık Kaynakları Bakanlığı oldukça realist ve üretkendir. Allah meyve bahçelerinin serpildiği binlerce dönümlük 200’den fazla köyü İbn el-Alkami’nin torunlarından bize miras bırakmıştır. Biz Bağdat’ın güneyinde ve El-Medain’de, Diyala ve Selahaddin’de toplam 500 balık çiftliğini ele geçirdik. Bu muhakkak buralara bakacak kişilere büyük bir sorumluluk yüklemektedir. İşte bu gerçeklerle simgesel bir kontrat ile bu meyve bahçeleri ve çiftlikler Sünniler arasında dağıtıldı. Biz bu bölgelerden çıkarılan binlerce aileyi tekrar yerleştirdik ve korumaya aldık. Üstelik bu bakanlık –Allah’ın yardım ve rahmetiyle- buralarda sulama kanalları inşa etti. Ve eski ve –sözde- yeni rejimlerce asla sulanmayan Dalaviye’deki bahçelere su getirildi. Aynı şeyler güney Bağdad ve diğer bölgelerde de gerçekleştirildi. Aynıca yine aynı Bakanlık aynı şekilde sel felaketlerinin insanları zor durumda bıraktığını düşünerek yollara kaldırımlar döşedi. Tüm bunlar –Allah’ın lütfuyla- bizim insanlarımız tarafından yapıldı. Ey Allah’a ibadet edenler, biz milletimize hiç yalan söyledik mi?


[color:6cfe=green]
Sizin Sünni vatandaşları, kabile Şeyh’lerini, cami İmamlarını ve eski Irak Ordusu memurlarını hedef aldığınıza yönelik bazı iddialar var. Sizin cevabınız nedir?[/color]



İnsanlar korkunç ithamlarla bizi lekeledi, büyük suçlara bulaşmakla bizleri suçladı. Onlar bizi fanatik ve cahil olmakla itham ettiler, masumların kanlarının dökülmesine izin verdiğimizi iddia ettiler ve hatta bizi namazı ve temel dini görevlerimizi ihmal etmekle suçladılar. Hatta bazı insanlar bizim sünnet dahi olmadığımızı ileri sürdüler! Bu insanların tamamına veya çoğuna göre bizler Müslüman imanına sahip değilmişiz.



Bizim öncelikli kızgınlığımız ve acımız Allah’ın rüsvay ettiği kafir işgalcilere ve onların paragöz yardımcılarına değildir. Bizim öfkemiz ve kederimiz bizim destekçilerimiz olduklarına, yardımcılarımız olduklarına ve izzetimizin koruyucuları olduklarına inandığımız kişilere… Biz onlara kardeşlerimizi gönderdik fakat onların tamamı seyahatlerinden şehit olarak döndüler. La havle vela kuvvete illa billah… Bizim savaşımızın sebebini herkesten önce Allah biliyor. Ve Allah bizlerin koruyucusudur. (Allah iman edenlerle birliktedir.)



Sıradan Sünni sivilleri hedef aldığımız iddiasına gelince. Siz bizim ordumuzun nereden geldiğini sanıyorsunuz? Bizim cihadımızı kim besliyor? Dahası işgale ilk karşı çıkanlar kimlerdi? Sıradan Sünni vatandaşlar değil miydi? Bizim babalarımızı, amcalarımızı, kardeşlerimizi ve aşiretlerimizi hedef aldığımızı söylemek kadar aptalca bir şey olabilir mi? Bizler neden kendi insanları tarafından seçilen bölgemizdeki vefalı aşiret Şeyhlerini hedef alalım? Ve neden bizim insanlarımız tarafından seçilen cami imamlarını hedef alalım? Onlar insanları namaza çağırıyorlar, dini kuralları tavsiye ediyorlar ve dahası Allah’ın evine bakıyorlar. Bizler bizim için doğru yolu aydınlatan alimlerimizi hedef alan Budistler veya Şiilerden miyiz?



Ayrıca, neden bu kardeşlerimiz kendilerinin en iyi olduklarını düşünüyorlar da, bizim düşünmüyorlar? Bizim kardeşlerimizin bugüne kadar döktükleri kanlar bizim samimiyetimizi ve haktan yana olduğumuzu zaten göstermiyor mu? Fakat eğer siz veya diğerleriniz bizim Uyanış hareketinden bir şeyhi öldürmemizi soruyorsanız, biz onların başlarını yolmaktan şeref duyarız. Biz Allah resulünün (salat ve selam üzerine olsun) Ebu Cehil’in kafasını koparmaktan hoşnut olduğu gibi onların kafalarını koparmaktan hoşnut oluruz. Vallahi, hanginiz (Ebu Settar) Ebu Rişa’nın veya mürted el-Cubaili’nin öldürüldüğü haberinden memnun olmadınız?



Bizim eski Irak Ordusu memurlarını hedef aldığımız iddiasına gelince. Irak’daki herkes bu iddianın yalan olduğunu bilir. Onlardan birçoğu şu anda bizim en iyi savaşçılarımızdandır. Hatta öyle ki daha önce bu orduya hizmet edip daha sonra alim olan biri var. Ayrıca hatırlatmak isterim ki en başından beri eskiden bu orduda göre almış birçok acemi de bizim ordumuza katıldığı gibi içlerinde rütbeli olanlar da ordumuza katılmıştır.



Peki, Ebu’l Beşir el-Cuburi bu ordunun eski yetkililerinden biri değilse kimdir? O eski orduda yarbay değil miydi? Ve şimdi de o sonra kurulan İslam Devleti’nin Başkomutanı… Irak’daki cihadi faaliyetlerin gelişmesinden ve askeri alanlardaki tüm büyük ilerlemelerimizden o sorumlu değil mi?

Çeviri: Press Medya
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı   Salı Nis. 27, 2010 9:02 am

1. Bir çok konuda açıklayıcı olmu.

2 Görülüyor ki, sadece savaşmıyorlar, aynı zamanda bayındırlık ve imar faaliyetlerinde de bulunuyorlar.

3. Diğer yandan yine de bir sisteme ihityaçları var.

4. Savaşta komutanlığı, eski bir Baas komutanı almımş. Ne ala. Tıpkı daha önce Çeçenistan'da olduğu gibi. Halid Bin Velid'lerin mânâ soyu. Bunların meydana çıkabilmesi için de herşeyden önce bizim bir şey olmaız gerek. Savaşı başlatacak olan biziz. Biz başlatırsak, o işin adamları da bize güvenip gelirler. Bzi bir şey olmadan, başkasına "gel", "gelmeliydi", "niye gelmedi" demek saflık olur.

5. "Biz" deyince de genelde yanlış anlaşılan mevzu, İbda olarak biz değil, "cephe" olarak "biz"... Kimse, arabanın gölgesine bakıp, "amma da iriyim" zehabına kapılmasın. İBDA malum da, sen nesin? İBDA şu-bu, iyi de sahada muhatap olduğun adam sana bakacak. bu anlaşılmadığı zaman, sçz, hal ve makama uygun olmuyor, sırıtıyor. İş, babasının yediği muhallebiyle övünmeye dönüşüyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: Geri: El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı   Salı Nis. 27, 2010 5:21 pm

[quote

Biz zaten bu noktaya nasıl geldiğimizi ve uzun süre bunu planladığımızı anlattık. Ne tuhaftır ki rüşvetçi yozlaşmış milliyetçilik taraftarları da aynı şekilde düşünüyorlar ve onlar –bizim kanımızla filizlenen ve bizlerin canıyla savunulan- cihadın meyvelerini çalmak istiyorlar.

Çeviri: Press Medya[/quote]


ırakda ki milliyetçi geçinenlerin anadoluda ki izdüşümü olanlarında yarınını bu satırlarda görmek mümkün olduğu gibi kendi adıma türk milliyetçisi geçinen cenahında aynı yolda olduğuna inanıyorum

türk diye diye türkü katleden milliyetçi kesimin ankaraya biat eden anlayışı düzene perçinli imanından olsa gerek..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
El Masri ile El Bağdadi’nin Şehadeti Doğrulandı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: DÜNYA :: SAVAŞ :: Irak-
Buraya geçin: